Tabulaşmış Düşünceler
5 (1)

Ben Merkezci Hayat ve Saygı

Çağımızın en büyük sorunu saygı. İnsanlar birbirlerine saygı göstermeyi öyle unutmuş ki, her şey kaba kuvvetle çözülmeye başlandı. Kendisine saygısı olmayan birinin başka birine saygı göstermesini beklemek, trajikomik oluyor. İnsan evvela kendi iç muhasebesini yapabilmeyi öğrenmeli. Daha sonra çevresine eleştirebilecek yetiyi bulmalı kendinde. Hoyratça herkes birbirini linçleyip, dış görünüşü üzerinden çirkin ithamlarla konuşup bunun bir de savunuculuğunu yapıyor. İnsanları tek bir kalıba sokmaya çalışan bu zihniyet ne yazık ki bizim toplumumuzu esiri altına almış. Burnu güzel değil diye o kişiyle dalga geçebilmeyi kendisine hak görebilecek seviyeye gelmişiz. Ünlü diye fiziki görünüşü tabiri caizse 90-60-90 olmak zorunda gibi bir algı yaratıldı. Bunun en güzel örneğini bize İrem Derici gösterdi. Sırf 0 beden olabilmek için, insanların ahmakça yaptığı eleştirilerden kurtulmak için kendi canını tehlikeye attı. Bizlere dayatılan bu güzellik algısı toplumu tek tip bir insan şekline sokuyor. Halbuki her bireye ait, o insana özgü güzell

ikler var. Biz bunları yok edip güzellik tabusu üzerinden tek tip insan modeline dönüyoruz. Dışı güzel içi boş insanlar yetişiyor böylelikle. Özünü unutan insan şekilcilikten ibaret bir yaşam tarzına bürünür. Bu insanın kendisine saygısı olsaydı zaten hayatını bir başkalarının hayatlarına indeksleyerek yaşamazdı. Bu şekilcilik hayat tarzı ‘ben’ciliğe döndü. Ben en güzel, ben en iyisi, ben en zeki vs… Ben algı merkezli bir hayatı olan insanın, gözü kendisinden başka bir şey görmeyeceği için, topluma yararını beklemek akıntıya kürek çekmekten başka bir şey olmayacaktır. Benlik tabularını yıkmak için neyi bekliyoruz o zaman? Kişinin gelişimi için  bol bol kitap okuması gerekmektedir. Bir kitap bir dünya demektir bu yüzden ne kadar çok kitap okunursa, kişi kendini o kadar geliştirir. Kendisini geliştiren insan saygı çerçevesinde işlerini halledebilmeyi öğrenmiş olacaktır. Özsaygıyı kazanmış bir bireyde , şekilcilikten uzak sade bir hayat tarzını seçer. Yani insanlarda görmek istediğimiz değişimin kendisi olmalıyız. Damlaya damlaya göl olur hesabından değişime ilk başta kendimizden başlamalıyız. Önce birey sonra toplum, bu erdemli davranışı yakaladığı anda üstesinden gelinmeyecek bir sorun kalmaz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]