Gezmek İstiyorum
0 (0)

 

Bir gezginin en çok görmek istediği şey leylekmiş. İnanışa göre leylek gören sürekli gezer dururmuş. Leylek görmediğim için mi gezemiyorum yoksa pandemi yüzünden mi bilemiyorum.

Benim büyük hayallerimden birisiydi gezmek. Okuldayken sürekli geziyordum ve gezimin biri bitmeden diğeri için planlar yapıyordum. Güzel gezi turları için planlar yapmıştım yakın arkadaşımla ve yapmaya da devam ediyordum ki bütün dünyayı saran, bütün dünya da %80 gibi ciddi bir oranda yaşamı durduran Covid-19 salgını başlayana kadar.

Salgın başladı bütün planlarımız iptal oldu. Artık salgın yüzünden değil gezmeye gitmek evden bile çıkamıyoruz. Pandeminin etkileri sadece bununla da kalmadı. Ben İletişim Fakültesi öğrencisiyim. Ve gezmeyi çok seviyorum. İletişim Fakültesi bu konu için büyük bir avantaj. Bu Fakülteden mezun bazı isimler seyahat ederek gezi belgeselleri çekiyordu. Ben de hem bir meslektaş hem bir gezi tutkunu olarak bu bireyleri ve çekmiş oldukları belgeselleri takip etmeyi çok seviyordum. Bu beni hem gezme konusunda doyuruyordu hem de alanımda bana öncülük eden isimler oluşuyordu. Bu konu da benim en çok sevdiğim isimlerden bir tanesi Burak Akkul. Kendisi hem başarılı bir İletişim mezunu hem de kaliteli bir gezgin. Bütün dünyayı kaç kere gezdi sayamıyorum. Bu ismi takip etmenizi tavsiye ederim. Fakat bütün gezi planlarım gibi Burak abinin de gezileri, rehberliği pandemi yüzünden yarım kaldı.

Ben artık gezmek istiyorum. Gezmek gerçekten eğlenceli ve kültürel önem taşıyor.

İnşallah kısa süre de salgın son bulur Burak abi, ben ve siz de biran önce gezilerimize kaldığımız yerden devam ederiz…

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Pandemi Süreci
0 (0)

 

 

Ben üniversite öğrencisiyim.

Pandemi yüzünden bir yıla yakın zaman önce okulumuz tatil oldu. Bu yüzden yaklaşık bir yıldır evde karantinadayım. Bu bir yıl çok zorlu bir yıldı. İlk başlarda eve geldiğimde uzun zamandır evden uzakta olduğum için eve uyum sağlama, yeni düzen oluşturma derken zaman geçiyordu. Her şey çok normaldi. Ev özlemi gideriyor bir yandan da derslerimi Online takip ediyordum. Okulda sosyal çevremden daha yeni çıkmıştım. Enerjim yerindeydi.  Ama zaman geçtikçe her şey değişti. Pandemi yüzünden eve hapsolmak, sosyal çevreden uzun süre ayrı kalmak, şartlar yüzünden dersleri takip etmede yaşanan sorunlar…

İlk başlarda bu durumdan pek şikayetçi değildik, ama bu durum bir yıl kadar uzayınca can sıkıcı bir boyuta ulaştı. Bugün sosyal medyada okuduğum bir yazı da ABD’de yapılan bir araştırmada koronavirüs, salgını üniversite öğrencilerinin akıl sağlığını kötü yönde etkiledi yazıyordu. Yazının devamında Science dergisinde yayınlanan makaleye göre çalışmaya katılan öğrencilerin yaklaşık %85’inin yüksek ila orta düzeyde duygusal sıkıntı ve endişe yaşadığını tespit etti. Araştırma ekibinden Prof. Dr. Matthew Browning: “ Koronavirüs salgını sırasında çevrimiçi dersler vermenin en iyi yolunu düşünmeden önce gerekiyor.”  Açıklamaları yer alıyor.

Yazıyı sosyal medyada gördüğüm için doğruluğu yanlışlığı tartışılır mı size bırakıyorum ama yazının içeriği kesinlikle tartışma konusu.

Bu pandemi süreci özellikle biz üniversite öğrencileri olmak üzere bütün insanları başta ruhsal olmak üzere çok olumsuz etkiledi…

En kısa zamanda yeni normalden çıkıp eski normale dönmek dileğiyle…

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Farklı Kültürler
0 (0)

 

 

Neredeyse bütün yazılarım da hep bişeylerden hoşlandığımdan bahsediyorum. Ama gerçekten bu durum böyle. Gerçekten bir şeyleri seviyorum keyif alıyorum. Buna da kültür de dahil. İnsan kültür sever mi? Evet ben seviyorum. Her şeye ilgi duyan benim en keyif aldığım noktalardan bir tanesi televizyonda yayınlanan dünya belgesellerini izlemek. Bundan çok keyif alıyorum. Gezmeyi çok seviyorum bunu daha önce sayısız kez dile getirdim. Ama sadece gezmeyi değil kültürü de seviyorum. Dünya üzerinde çok sayıda milletler var. Ve her milletin kendine özgü kültürü yaşayış biçimi mevcut. Bir Türk vatandaşı olarak kendi yaşadığımız coğrafyaya ya da inanmış olduğumuz dine bağlı olarak kendi kültürümüzü hep çok sevmişimdir. Ama benim sevgim her zaman olduğu gibi kendi kültürümüzle sınırlı kalmıyor. Bütün dünya kültürlerine az çok merakım var. Televizyondan izlemiş olduğum dünya belgeselleri sayesinde bu merakımın bir kısmını gidermiş oluyorum. Ama bu bana eterli değil. Gezmeyi çok seven ve meraklı biri olarak bu kültürleri bizzat kendim gezerek görmek, onları yaşayarak hissetmeyi çok isterim. Temennilerim bu yönde inşallah bir gün gezerek farklı kültürleri yaşamak kısmet olur. İletişim mezunu olarak bunu size de yaşatmak isterim. Televizyondaki belgeseller gibi. Ve tavsiye ediyorum. Siz de vaktiniz oldukça hatta mümkünse bilerek vakit yaratın ve bol bol gezin. Farklı kültürleri görüp onları yaşayın. Hatta mümkünse farklı kültürlerden küçük ritüelleri kendi yaşantınıza ekleyin. Bu bir yemek yeme şekli bile olabilir.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kitapları Tanıyalım
0 (0)

 

Kitaplar Benim Dünyam adlı blog yazıma Horoce’nin bir sözü ile başlamıştım. Ve yazımı bu sözün etrafında devam ettirmiştim. Bunda çok değer verdiğim bir yazar ve bu yazarın çok sevdiğim, okumaktan çok keyif aldığım hatta öyle ki ikince kez tekrar okumaya başladığım bir kitabı ile ilgili yazıyorum. Kimberley Freeman 22 Aralık 1970 Londra doğumlu. Asıl adı Kim Wilkins olan yazar eserlerinde Kimberley Fremen takma adını kullanıyor. Kendisi Queensland2de yaşayan yazar Avusturyalı bir popüler kurgu yazarıdır. Kimberley Freeman benim o çok beğendiğim yukarıda ki eserinde ikik kız kardeşlerin hikayesini, müzik dolu hayat hikayesini anlatmış.

Kitabın özeti;

Yeni doğan ikiz kız kardeşler birisi Alman ve diğeri İngiliz iki aileye veriliyor. İkiz kız kardeşler büyürken kendilerini müziğe adıyor. Müziği yaşamlarının bir parçası haline getiriyor. İngiliz aileye verilen kız aile konusunda pek şanslı sayılmaz bu yüzden reşit yaşa gelince evden kaçar ve böylece en büyük hayali olan müzik dünyasına girmiş olur. Alman aileye verilen kız kardeş diğerine oranla biraz daha şanslıdır. Çünkü kendisini önemseyen bir ailesi anne babası vardır ve bununla da kalmaz babası yaşadıkları kasaba da çok popüler bir müzik eğitmenidir. Kızında müziğe çok ilgisi vardır ve babası onu destekler. Fakat annesinin vefatıyla her şey değişir. İlerleyen zamanlarda işler kötüye gider. Ama kitabın sonlarına doğru Alman kız Opera sanatçısı olmayı başarır diğeri zaten pop dünyasına adım atmıştır. Olaylar böyle gelişirken ikiz kız kardeşlerin yolu Avusturalya’ya düşer. Aksiyon dolu bir hayatları vardır. Yaşadıkları aksiyonlar onları bir araya getirir, tanışıp birleşirler ve kitap böylece son bulur.

Bu kitap 800 gibi bir sayfa sayısına sahip. Bu kitabı okumak biraz zamanınızı alabilir ama gerçekten okuduğunuza değecek bir kitap. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Spora Bahane Yok
0 (0)

 

 

 

Bu blog yazımı spor ile ilgili yazmak istiyorum.

Her alana ilgi duyan biri olarak tabi ki spora da çok ilgi duyuyorum. Sporun insan üzerinde ne tür etkileri var bilemem ama ben spor yapmayı çok seviyorum. Spora ilgi duyuyorum.

Pandemi yüzünden okullar kapanmadan önce üniversitede iken diğer bölümlerden ders alabilme hakkı tanınmıştı. Ben de bu şansı iyi değerlendirip bir dönem spor bilimleri fakültesinden Trekking yani doğa yürüyüşü dersi almıştım. Gezmeyi çok seven biri olarak aldığım bu Trekking dersi sayesinde hem okumuş olduğum şehri fazlasıyla gezme fırsatı yakaladım hem de sportif faaliyete katılmış bulundum. Bazı insanlar yürüyüşü spor olarak görmeye bilir belki ama gerçekten spor alanın da yürüyüş çok önemli. Ben bu derste yürüyüşün önemini çok iyi kavradım. Ve aynı zaman da bu Trekking dersi kapsamın da çok eğlenceli vakitler geçirdim.

Benim spora olan tutkum Trekking dersi ile de kalmadı ikinci dönem Tenis dersi alma şansını yakaladım. Tenis oynamak benim en büyük hayalimden birisiydi. Fakat küçük bir şehirde yaşadığım için daha önce hiç fırsatım olmamıştı. Sonun da bu fırsatı yakaladım fakat bu çok sürmedi pandemi yüzünden okullar tatil oldu ve elime geçen tek tenis fırsatını da kaçırdım. Ama eve geldiğim zaman pandemi döneminin ilk başların da internetten videolar izleyerek egzersizler yapıyordum.

Başta Tenis olmak üzere ben sporu çok seviyorum. İnsana huzur veriyor rahatlama sağlıyor. Spor ruhen ve bedenen insan için gerçekten çok önemli.

O yüzden özellikle evlere kapanıp kaldığımız şu süreçte size kesinlikle tavsiye ediyorum. Spora bahane yok diyorum.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!