Yıldızlararası
2 (1)

Yıldızlararası filmi en çok izlenen filmler arasında yer almaktadır. Yıldızlararası filmi 2014 yapımlı bir bilim kurgu filmidir. Bu film toplam 2 saat 49 dakika sürmektedir. Yıldızlararası filmi birden fazla ödüle layık görülmüş bir filmdir. Film Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık ülkelerinde çekilmiştir.

Yıldızlararası (Insterstellar) Filminin Konusu Nedir?

Cooper ailesi NASA’da çalışan bir ailedir. Aile aynı zamanda bir tarla işletmekte ve bu tarladan mahsül elde ederek geçimini sağlamaktadır. Tarım ürünlerinin yok olmasına neden olan bir zararlı atık nedeni ile tarım dünyada iyice gerilemiştir. Cooper’ın kızı olan Murph’ın bir şizofren olduğunu düşünmektedir. Çünkü Murph odasında bir hayalet ile konuşmaktadır. Murph’in hayalet tarafından gönderlien bir istihbaratın olduğunu düşünürler. Bu konu NASA ve diğer uzay üslerinde tartışılır ve üzerinde yoğun istişareler yapılır.

NASA bunun için kara delik görevini başlatır. Uzaya fırlatılacak olan baba Cooper bu görevde başarılı olmak ister. Ancak bilinen bir gerçek vardır ki, o da uzayda ve Dünya’da ki zaman farkının çok farklı olduğudur. Bu görev için uzaya çıkan Cooper uzun yıllar bu görev için uzayda kalır. Başarılı olarak dünyaya döndükten sonra cooper zaman kavramından dolayı kızının kendisinden büyük olduğunu görecektir.

Yıldızlararası IMDb Puanı Kaçtır?

Yıldızlararası filminin IMDb puanı 8.6’dır.

Yıldızlararası Oyuncuları (Oyuncu Kadrosu) Kimler?

1) Matthew McConaughey: Cooper

2) Anne Hathaway: Amelia Brand

3) David Gyasi: Romily

4) Wes Bentley: Doyle

5) Bill Irwin: TARS

6) Josh Stewart: CASE

7) Jessice Chastain: Murphy

8) Mackenzie Foy: Genç Murphy

9) Ellen Burstyn: Yaşlı Murphy

10) Michael Caine: Profesör Brand

11) Casey Affeck: Tom

12) Timothee Chalaet: Genç Tom

13) John Lithgow: Donald

14) Topher Grace: Getty

15) David Oyelowo: Principal

16) Matt Damon: Dr. Mann

17) William Devane: NASA yetkilisi

Yıldızlararası Yönetmeni Kimdir?

Yıldızlararası filminin yönetmeni Christopher Nolan’dır.

Yıldızlararası Yapımcısı Kimdir?

Yıldızlararası filminin 3 tane yapımcısı bulunmaktadır. Bunlar;

– Emma Thomas

– Christopher Nolan ( Aynı zamanda filmin yönetmenidir. )

– Lynda Obst

Yıldızlararası Senaristi Kimdir?

Yıldızlararası filminin 2 tane senaristi vardır. Bunlar;

– Christopher Nolan

– Jonathan Nolan

Yıldızlararası Bütçe ve Hasılat Ne Kadar?

Yıldızlararası filminin toplam bütçesi 165 milyon dolardır. Filmden elde edilen hasılat ise 975 milyon dolardır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 2]
Bir İstanbul Masalı
0 (0)

İstanbul silüetini hayal ettiğimizde ilk başta ortaya Galata Kulesi siluetini koyarız. Çevresine diğer İstanbul yapıları dizilir. İstanbul gezisi denilince de ilk Galata için plan yaparız. Çünkü hem Galata Kulesi’ni hem çevre sokaklarını çok severiz. Galata Kulesi dünyanın en eski kulelerinden biri olarak kabul ediliyor. 528 yılından beri İstanbul’u süsleyen yapı, dünyanın en eski kulelerinden. Hâlâ dimdik ve güçlü olan kulenin önünde eğilesimiz geliyor. Galata Kulesi özellikleri bakımından da çok dikkat çekici. Yüksekliği yerden çatının en uç kısmına kadar 69.90 metre. Zeminde bulunan çukurlarda yapılan araştırmalarda kafa tasları ve insan kemikleri bulunmuş. Buradan, bir zamanlar kulenin zeminin altının zindan olarak kullanıldığı çıkarılıyor. Yapılan statik hesaplamalara göre 10.000 ton olan kule, sade tasarıma rağmen çok ihtişamlı.

Galata Kulesi Tarihine Bir Bakış

Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528 yılında fener kulesi olarak inşa ettirilmiş. Tarihi boyunca birçok savaş yaşayan İstanbul, 1204 yılındaki 4. Haçlı Seferi’nde bir hayli yara almış ve neredeyse tamamen yıkılmış. 1348 yılında Cenevizliler surlara ek olarak kuleyi de onarmış. Bu onarma çalışmasına, Galata Kulesi’ni yığma taşlardan yeniden oluşturmak da diyebiliriz. Kulenin adını da İsa Kulesi koymuşlar. Bu tarihte İstanbul’un en yüksek binası olan kule, 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiş. Kule, Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra da neredeyse her yüzyılda bir yenilenmiş.

Bir fener kulesi olan Galata, bu tarihten sonra birçok farklı şekilde kullanılmış. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hristiyan savaş esirlerinin barınağı, Sultan III. Murat döneminde rasathane, 1717’den itibaren de yangın kulesi olarak kullanılmış; ancak birçok badire atlatmaya da devam etmiş. Galata Kulesi aslında oldukça talihsiz. Şöyle ki III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü yanmış. Ardından onarılan kule, 1831 yılında başka bir yangında yine hasar görmüş ve yeniden onarılmış. O da ne? 1875 yılında koca kulenin bir fırtınada külahı devrilmiştir. Nihayet 1967’de tamamlanan son onarımla kule bugünkü görünümüne kavuşmuş. Onu bir daha yıpratmaya hiç niyetimiz yok.

 

 

Bir İstanbul Masalı: Aşık Galata Kulesi

Galata Kulesi’nin bir efsanesi var, üstelik o kadar romantik ki… Efsaneye göre Galata Kulesi ile Kız Kulesi birbirine aşıktır ama aralarında bulunan İstanbul Boğazı, sevgililerin kavuşmasını engellemektedir. Galata Kulesi aşkını mektuplara yazar yıllarca ve Kız Kulesi’ne olan hasretini kelimelere döker. Hezarfen Ahmet Çelebi de uçma hayalini gerçekleştirmek için buraya çıktığında, Galata Kulesi onun kulağına Kız Kulesi’ne olan aşkını fısıldar ve mektupları ona verir. İstanbul’un üflediği rüzgarı arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırır. Aşkının platonik olmadığını anlayan Kız Kulesi, sevinçten havaya uçar ve bu iki aşık, İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturur.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Zeugma Antik Kenti
0 (0)

Arkeolojik gezilere ilgi duyan, tarihin derinliklerinde kaybolarak keşfetmeyi sevenler için Zeugma Antik Kenti’ni sizlere anlatıyorum.

Zeugma Antik Kenti, tarihî ve arkeolojik gezi yapmak isteyenlere Güneydoğu’nun otantik doğasıyla ben buradayım diyor. Fırat Nehri’nin kıyısında bulunan kent, Antik Mısır kalıntılarına taş çıkaracak, milattan önce yaşayan bir kültürün mozaiklerle süslenmiş yaşamına sizlere görsel şölen sunuyor. Birçok ağıdın, destanın ve efsanenin konusu olan Fırat Nehri, bu antik kentle sizleri bambaşka diyarlara, zamanlara götürmekle kalmıyor; sanatın daha yüzyıllar önce bir kente nasıl aksettiğini gösteriyor.

Zeugma Ne Demek?
Büyük İskender’in generallerinden olan ve daha sonra Suriye kralı olan Selevkos Nikator’un kendi adıyla kurulan kent, Fırat Nehri’nin adıyla birleşerek Selevkos Euphrates (Fırat’ın Silifkesi) adıyla anılır. Daha sonra kent M.Ö. 1. yüzyılda kentin Roma hâkimiyetine girerek “Köprü, geçit” anlamına gelen Zeugma adıyla anılır. Antik bir terim olan Zeugma nehrin karşı kıyılarında kalan “ikiz tepeler” anlamına da geliyor.

 

Zeugma Nerede?

Gaziantep sınırları içinde bulunan Belkıs Köyü’nde, Fırat Nehri’nin kıyısında yer alır. Kent yaklaşık 20 bin dönümlük arazi üzerinde yer alıyor. Şehir o dönem 80 bin nüfusa ev sahipliği yaparak zamanının en büyük kentleri arasında gösteriliyor.

Zeugma’ya Nasıl Gidilir?

Gaziantep’e kara ve hava yoluyla ulaşıp buradan yaklaşık 45 dakikalık bir yolculukla antik kente ulaşabilirsiniz.

Zeugma Evleri

Avlulu kent villaları tarzında yapılan evler yaklaşık 800 metrekarelik alanı kaplıyor. Bu evleri en önemli kılan şey, M.Ö. 253 yılındaki Sasani yağmasında terk edilmesiyle birçok buluntunun olduğu gibi yerinde kalmasıdır. Geride kalan antik mozaik buluntu en dikkati çeken unsurlar arasında. Roma evlerinde bulunan mozaiklerde Greko-Roman mitolojileriyle Yunan mitolojileri ve Grekçe yazıların da bulunduğu efsane ve halk öyküleri mozaiklerle betimlenmiştir. Bu mozaikler büyük sanat eserleri olarak ilgi görmüş ve bundan ötürü Gaziantep şehir merkezine Zeugma Mozaik Müzesi yapılarak eserler bu müzeye taşınmıştır.

Zeugma Mozaik Müzesi

Tarihî İpekyolu üzerine yapılmış olan müze, dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi unvanını taşıyor. Yaklaşık 30 bin metrekarelik bir alanda, 2011 yılında açılan müze birçok yerli ve yabancı turistin ilgi odağı haline gelmiştir. Zeugma Antik Kenti’nden birçok mozaik eser bu müzede titizlikle sergileniyor. Zeugma Mozaik Müzesi koleksiyonunda Roma ve geç antik döneme ait 2.448 m2 mozaik, 4 Roma dönemi çeşmesi, 140 m2 duvar resmi, 4 kireç taşından yapılmış heykel, 20 sütun, tunç Mars Heykeli, lahitler, mezar stelleri ve mimari parçalar birçok restorasyon işleminden sonra sergilenebilir hâle getirilmiştir. Hem tarihî İpekyolu hem de bu antik kentin keşfi için buraya mutlaka uğramalısınız. Müzenin giriş ücreti ise 15 TL.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu
0 (0)

Dünya halterinin efsane ismi, olimpiyat şampiyonu eski milli halterci Naim Süleymanoğlu, kariyeri boyunca uluslararası arenada pek çok kez göğsümüzü kabartan ve TIME dergisine kapak olan bir isim. Efsane haltercinin, 1986 yılında Türkiye’ye iltica etmesi ve 1988 Seul Olimpiyatları’ndaki başarısı, halterin ülkedeki seyrini değiştirmişti. İşte, Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesi…

Türkiye’ye iltica ettikten sonra rekorları ve şampiyonluklarıyla dünyanın efsane sporcuları arasına adını yazdırmayı başaran “Cep Herkülü” unvanlı Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’ın Kırcaali kentinde, 23 Ocak 1967’de dünyaya geldi. Halterde 16 yaşında ilk dünya rekorunu kıran Süleymanoğlu, 1984, 1985 ve 1986 yıllarında dünyada yılın haltercisi seçilirken, 1992 yılında da Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından dünyanın en iyi sporcusu ilan edildi. Süleymanoğlu, halterdeki muhteşem performansıyla tüm dünyanın dikkatini çekti ve “Cep Herkülü” lakabını aldı.

 

 

TÜRKİYE’YE İLTİCA ETTİ

Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’daki baskılardan kurtulmak ve Türkiye adına müsabakalara katılmak için 1986 yılında Avustralya’da düzenlenen Halter Dünya Kupası sırasında Türk Büyükelçiliğine sığınarak, iltica etti. 1988 Seul Olimpiyatları’na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan’a 1 milyon dolar ödenerek, gerekli izin alındı. O tarihten itibaren Naim Süleymanoğlu, şampiyonalara milli mayoyla katıldı.

Naim Süleymanoğlu, 1986 yılında dönemin başbakanı Turgut Özal ve ilgili birimlerin başarılı operasyonuyla Türkiye’ye getirildi. Naim Süleymanoğlu, ilk önce İngiltere’nin başkenti Londra’ya, bir gece orada kaldıktan sonra da Türkiye’ye geldi. “Cep Herkülü”, uçaktan iner inmez toprağı öperek Türkiye’ye olan özlemini gösterdi.

GÜREŞ DIŞINDA İLK ALTIN MADALYA

Naim Süleymanoğlu, Güney Kore’de düzenlenen 1988 Seul Olimpiyatları’nda erkekler 60 kiloda mücadele ederken, Türkiye adına bir ilke imza atmayı başardı. Silkmede kaldırdığı 190 kilo, kendi ağırlığının 3 katı artı 10 kilogram olan “Cep Herkülü”, bunu dünyada başaran tek sporcu olarak tarihe yazdırdı. Eski milli halterci, bu sonuçla Türkiye’ye olimpiyatlarda güreş branşı dışında altın madalya getiren ilk isim olmayı da başardı. Naim ayrıca, silkmenin yanı sıra koparmada da 152.5 kilo kaldırarak toplamda 342.5 kiloya ulaşarak, dünya ve olimpiyat rekorları kırmış oldu.

ÜST ÜSTE ÜÇ KEZ OLİMPİYAT ŞAMPİYONU

Milli halterci, 1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda üst üste 3 kez şampiyon olarak, tarihi bir başarıya imza attı. Başarılı sporcu ayrıca, 7 dünya şampiyonluğu elde ederken, Avrupa şampiyonalarında 7 altın madalya kazanıp, 46 dünya rekorunu da kariyerine eklemiş oldu. 1988 Seul Olimpiyatları’ndaki performansıyla dünya çapında bir üne kavuşan Süleymanoğlu, ünlü Time dergisine 3 Ocak 1988’de kapak oldu.

DÜNYA ŞAMPİYONLUKLARI

Naim Süleymanoğlu, 5’i Türkiye adına olmak üzere kariyerinde 7 kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Halterin efsane ismi ilk olarak, 1983 yılında Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda Bulgaristan adına mayo giydi ve koparmada 130 kilo kaldırarak henüz 16 yaşında ilk dünya rekoruna imza attı. Süleymanoğlu, bu şampiyonayı  gümüş madalya ile tamamladı.

Süleymanoğlu, ardından 1985’te İsveç’in Sodertalje kentinde, 1986’da ise Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenen Dünya Şampiyonalarında yine Bulgaristan adına mayo giydi ve tüm kategorilerde altın madalyanın sahibi olarak adını zirveye yazdırdı.

Türkiye için 1989 yılında Yunanistan’ın başkenti Atina’da yapılan Dünya Şampiyonası’ndan itibaren ter döken Naim Süleymanoğlu, 1991 Donaueschingen (Almanya), 1993 Melbourne (Avustralya), 1994 İstanbul ve 1995 Guangzhou’daki (Çin) Dünya Şampiyonalarında tüm kategorilerde altın madalya kazanıp, şampiyon olmayı başardı.

AVRUPA ŞAMPİYONLUKLARI

Naim Süleymanoğlu, Avrupa Şampiyonalarında ise 7 altın madalyayı boynuna taktı. Galler’in Cardiff şehrinde 1988 yılında düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil eden Süleymanoğlu, 3 altın madalyayla organizasyonu tamamladı.

Süleymanoğlu, 1994 senesinde Çekya’nın Sokolov kentinde düzenlenen şampiyonada, sadece üç kaldırış gerçekleştirdi ve burada 3 dünya rekoruyla 3 altın madalya daha aldı. Milli halterci, 1995 yılında Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda sakat olmasına rağmen 1 altın ve 2 gümüş madalya kazandı.

2017’DE HAYATA VEDA ETTİ

Uluslararası Halter Federasyonu (IWF) üyeliğine 2000 ve 2004 yıllarında seçilen “Cep Herkülü”, 18 Kasım 2017 tarihinde karaciğer yetmezliği nedeniyle vefat etti. Naim Süleymanoğlu, siyaset, iş ve spor camiasından kişilerin katıldığı törenle Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi. Cenazesine, aktif spor yaptığı dönemde en büyük rakibi Yunan Valerios Leonidis de katıldı. Leonidis, cenaze töreninde Süleymanoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutunu öperek son yolculuğuna uğurladı.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Arabeskin Babası: Müslüm Baba
5 (1)

Arabesk müziğinin en kaliteli sanatçılarından olan Müslüm Babayı tanıyalım.

Müslüm Gürses kimdir?

Müslüm Gürses (Müslüm Akbaş, 5 Temmuz 1953; Fıstıközü, Halfeti, Şanlıurfa – 3 Mart 2013, İstanbul), arabesk ve Türk halk müziği sanatçısı.

7 Mayıs 1953’de Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde kerpiç bir evde dünyaya geldi. Annesinin adı Emine’dir. Babası Mehmet Akbaş rençberlik yapar, türkü söylemeyi sever, bağlama çalardı.

Akbaş çiftinin Müslüm’den sonra Ahmet ve Zeyno adında bir erkek, bir de kız çocukları oldu. Müslüm Gürses’in çocukluğunun ilk yılları Şanlıurfa’da geçti. Müslüm Gürses üç yaşındayken ekonomik nedenlerden dolayı ailecek Adana’ya göç etmek zorunda kaldılar.

Müslüm Gürses, şarkıcılığa 1965 yılında, küçük yaşta Adana’da bir çay bahçesinde şarkılar söyleyerek başladı. Terzi çıraklığı ve kunduracılık işleri yaptı, o yıllarda bir gazinoda sahneye aldı. İlkokuldan mezun olduktan sonra 14 yaşındayken, 1967 yılında Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen yarışmaya katıldı ve birinci oldu.

Sesiyle küçük yaşlarda dikkat çeken Gürses kendisiyle yapılan bir röportajda o dönemle ilgili olarak şunları söylemiştir: “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu, ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum”. Soyadını da orada çalışırken “Gürses“ olarak değiştirirler.

1967 yılından itibaren TRT-Adana-Çukurova Radyosunda da her hafta Cumartesi günü canlı olarak türküler söyledi. 1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45’likleri çıkarmaya başladı. İlk plağı 1968 tarihli “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” plağıdır ve Ömür Plak , Adana basımıdır. Ömür Plak ile toplam 4 adet 45’lik yaptı.

İstanbul’a gelen Gürses, Selahattin Sarıkaya’nın sahibi olduğu Sarıkaya Plak ile 2 adet 45’lik plak doldurdu: “Giyin Kusan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ile “Gitme Gel Gel/Haram Aşk”.

Daha sonra 1969 yılında yine İstanbul’da Palandöken firması ile çıkış parçası olan “Sevda Yüklü Kervanlar”ı içeren “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’lik Plağı çıktı. Bu plak tam 300.000 adet satarak rekor kırmıştır.

Gürses, bu plaktan sonra askerliğini yaptı, tekrar İstanbul’a gelerek aynı firmada plaklarını çıkarmaya devam etti. Palandöken firması ile tam 13, sonra Bestefon firması ile tam 4, daha sonra Hülya Plak ile tam 15 ve nihayet Çın Çın Plak ile tam 2 adet 45’lik plak doldurdu.

Müslüm Gürses`in dinleyici kitlesi birçok araştırmaya konu olmuştur. Doktora tezleri dahi yazılmıştır (Mesela 2002/ Bağlam Yayıncılık : Caner Işık / Nuran Erol , “Arabeskin Anlam Dünyası ve Müslüm Gürses Örneği “).
1999 yılında Müslüm Gürses’in o dönemde 15 yıl boyunca albümlerini çıkardığı Elenor plak firmasıyla yolları ayrıldı.

Ölümü
Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012 Perşembe günü Memorial Hastanesi’nde geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Kendisine solunum cihazı bağlandı.

Gürses, 3 Mart 2013’te, yaklaşık dört aydır tedavi görmekte olduğu İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti. 4 Mart 2013 günü Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Diskografi
1975 Müslüm Gürses 1 Çınçın Plak
1976 Müslüm Gürses 2
1976 Öldürdüğün Yetmedi Mi Uzelli
1977 Müslüm Gürses 3 Çınçın Plak
1978 Müslüm Gürses 4
1979 Gazla Şoför
1979 Bağrıyanık Saner Plak
1980 Umutsuz Hayat Arma Müzik
1980 Esrarlı Gözler Emre Plak
1981 Mutlu Ol Yeter (1) Modern Plak
1982 Müzik Ziyafeti Akdeniz Plak
1982 Tanrı İstemezse Uzay Plak
1983 Anlatamadım Kale Plakçılık
1983 Dertliler Meyhanesi Dünya Müzik
1984 Yaranamadım Elenor Müzik
1985 Güldür Yüzümü
1987 Gitme
1986 Sevda Yolu
1986 Yıkıla Yıkıla

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!