Dünyanın En Büyük 2. Kanyonu : Ihlara Vadisi
0 (0)

Ihlara Vadisi Nerede?

Ihlara vadisi, İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Aksaray İli  Güzelyurt ilçesi sınırları içerisindedir. Tarihi kaynaklardaki adı “Peristremma” olarak geçmektedir.

 

 

 

Ihlara Vadisi Nasıl Oluştu?

Ihlara vadisi Hasandağı Volkanik Dağı’nın patlamasıyla birlikte, çöküntüye uğrayan alan üzerinde ilerleyen Melendiz Çayı’nın binlerce yıl aşındırmasıyla meydana gelmiştir.

Ihlara vadisi dünya genelindeki kanyonlara baktığımızda büyüklük olarak 2.sırada yer almaktadır.18 km. uzunluğunda, derinlik 150. Metre olup, 200 metre genişliğindedir. Tarihine bakıldığında milattan önceki tarihlere dayanmaktadır ve onlarca imparatorluğa ev sahipliği etmiştir.

Ihlara vadisini diğer kanyonlardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi ortasından Melendiz Çayı’nın akmasıdır ve vadi içinde bulunan bir çok canlıya yaşam kaynağı olmaktadır .Melendiz Çayı Ihlara vadisi boyunca akmakta olup tuz gölüne kadar uzanan bir yol halindedir.

Ihlara vadisinin bir başka dikkat çeken özelliği ise muhteşem bir doğaya sahip olmasıdır.4 mevsim ziyaret edilen bu kanyon yoğun bir yeşilliği içinde barındırır. Vadinin tabanında, Ihlara vadisi İç Anadolu sınırları içerisinde olmasına rağmen Akdeniz iklimine yakın bir iklim görülebilmektedir. İç Anadolu’da yetiştirilemeyen başta Antep Fıstığı olmak üzere çok sayıda bitkinin bu vadide yetişmesi mümkündür.

Başta belirttiğim gibi asırlar boyu medeniyetlere ev sahipliği yapan bu vadide Hristiyanlık dinine mensup olanlara ait kiliseler bulunmaktadır. Eşine rastlanmayan bu kiliselerde bulunan oyma resimler günümüze kadar ulaşmış ve koruma altına alınmıştır.

Ihlara Vadisi 14 km uzunluğunda olup, trekking yapmak için oldukça uygun bir yerdir. Aynı zamanda sıcak hava balonlarına da binebilirsiniz. Bu sayede Ihlara vadisini havadan da gezip görme imkanına sahip olabilirsiniz. Ihlara vadisi, yıllık 400 Bin civarında yerli-yabancı turist çekmektedir ve bu sayının artacağı beyan edilmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kişisel Gelişimin Başlangıcı :Dil Öğrenmek
0 (0)

Dil öğrenmeye ne kadar meraklıyız? Hepimiz illa ki bir aralar dil öğrenmek için çaba vermiş ama olmayınca bırakmak zorunda kalmışızdır. Peki dil öğrenmek ne kadar önemlidir?

Yabancı Dil öğrenmek  Kişisel gelişimize direkt etki eden olayların başında gelir. Yeni bir lisan öğrenmek şüphesiz günümüz dünyasında ortak dil olan İngilizce öğrenme hevesi ile başlamaktadır.

Her ne kadar basit gibi görünse de dil öğrenmek hayatımızda verdiğimiz en önemli kararlardan birisidir. Çünkü Yabancı bir dil öğrenmek bizleri oldukça zorlayacak ve meşgul edecektir.

Başarıya giden yolda zamanın çok ta önemsenmemesi gerektiği düşüncesindeyim, çünkü sabır olmadan başarıya ulaşmak pek mümkün değildir. Yabancı dil öğrenmek hemen olacak bir süreç değildir ki en az 2 yılımızı bu konu hakkında emek vermemiz gerekebilir. Youtube’de ki bazı kanallarda “Şu kadar zamanda, şu dili öğrenme” gibi safsatalara inanmamak gerekmektedir

Yabancı dil öğrenmede ki altın kurallardan bir diğeri ise kararlı olmaktır. Yeni bir dili öğrenmeye ne kadar hevesli ve kararlı olursak bizi o kadar başarıya götürecektir.

Başlangıç seviyesinde isek profesyonel bir eğitim almak ise son derece önemlidir ki temelimizin iyi olması bu yolda bize en yardımcı olacak etkendi, temelimiz ne kadar iyi olursa dil öğrenmedeki iştahımız da o kadar kabaracaktır.

Ülkemiz Açısından Dil Öğrenme:

Diğer ülkelere baktığımızda sıralama olarak halkımızın yabancı bir dil öğrenme isteği pek te görülmüyor gibi bu da insanımızı gelişmişlik konusunda geri bırakan etmenlerden birisidir fikrimce.

Bir Din adamımızın : ”Ne yapacağım İngilizceyi! Kabirde geçmez,mahşerde geçmez” sözleri aslında insanımızın yabancı dil öğrenme konusundaki hemfikri sayılacak nitelikte olduğunu düşünmekteyim. Umarım gençlerimiz bu görüşten uzak şekilde kişisel gelişimine önem verir..

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Güç: Motivasyon
0 (0)

Motive olmaya kimin  ihtiyacı yok ki? Ne iş yaparsak yapalım, o işe başlamadan önceki motive oluşumumuz, işi yaparken ki arzumuzu üst seviyeye taşıyacaktır.

Bir sınava hazırlanıyoruz diyelim; kazanacağımız bölümün, okulun, başarının hedefini belirlemezsek orada ki motivasyonumuz düşük olacaktır. Ama en iyisi olmak için her zaman moral motivasyonumuzu yüksek tutup hedeflerimizi de yüksek tutmak zorundayız.

Bizi ne motive eder? Bu soru bizim ne işle uğraşacağımıza bağlı olarak değişecektir. Örneğin vücut geliştirmek istiyoruz, burada dinlediğimiz müziğin önemi oldukça büyüktür. Diğer yandan zamanla gelişen vücudumuz motivasyon anlamında bizi daha ileriye taşıyacaktır. Bir sınavdan yüksek not mu almak istiyoruz? O zaman geçmişimizde yaptığımız hatalardan ders çıkarıp sıkıca ders çalışmamız gerekmekte. Bir iş yeri mi açmak istiyoruz? Burada ki motivasyon kaynağımız ise başarılı iş yeri sahiplerini örnek almaktır, o yaptıysa neden bizde yapamayalım ki?

Başarıya ulaşmak için gitmemiz gereken yolda bize sırt çevirenler olacaktır. Bizim başarılı olmamızı istemeyecek ‘dostlarımız’ olacaktır ki bu da bana göre bir motive kaynağıdır. Dostumuz dediğimiz insan eğer bizim başarılı olmamızı istemiyorsa demek ki doğru yoldayız demektir. Ama daha önce bizim denemekte olduğumuz yolu deneyip olup ta kötü sonuçlar alan dostlarımızı istisnai olarak sayıyorum.

Varmaya çalıştığım nokta şu ki;  Motive olmuş bir zihin bizi başarıya ulaştıracak en önemli etkendir. Motivasyon kaynağımız sadece kendimiz miyiz peki? Tabiki de hayır. Çevremizde ki dostlarımız bizi motivasyon anlamında iyi veya kötü etkileyebilir .Ancak ve ancak başarıya aç olan insanlar bizi kötü motive insanların dedikleriyle motive olabilirler bu da işin gerçeğidir.,

Bir işi hakkıyla, yapmak istiyorsak , o işten en iyi sonucu almak istiyorsak motive bu yolda bize eşlik etmek zorundadır..

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Dikkat! Nabız Hızınız Artabilir : Extreme Sporlar
0 (0)

Monoton bir hayatı yaşamaktan sıkıldıysanız tam da size göre bir aktivite bu. Extreme sporlar ile adrenalin patlaması yaşamaya ne dersin?

Extreme Spor Nedir?

Hızlı hayat yaşayanlar, adrenalin tutkunu bireyler, hayatına renk vermek isteyenler için vazgeçilmez olan bu spor çeşidi, diğer sporlara oranla biraz tehlike barındırır. Bunun sayesinde, önlemler alınarak yapılması gereken bu spor tehlikenin adrenaline dönüşmesini sağlar.

En Çok Bilinen Extreme Sporlar;

1-Skydiving:

Ülkemizde ve Dünyada popülaritesi gittikçe artan bu spor, belli bir yükseklikten atlanarak yapılmaktadır. Hem profesyonel hem de amatör sporcular bu sporu  eğitmenler yardımı ile yapabilmektedir. Bu spor için evinden çok uzağa giden sporseverler var dersek yalan söylememiş olup, bu sporun ne kadar sevildiğini ve yapmak için can atanlarının olduğunu söylemek pek te zor olmaz

2-Bungee Jumping:

Bu spor esnek bir ip ve güçlü halatlar yardımıyla yüksek bir yerden atlamak olarak bilinir. Dalış yaparken ki yere çakılma hissiyatı, insanların oldukça adrenalin patlamasına yardımcı olmaktadır. Adrenalinin bu denli yüksek olduğu bu sporda yükseklik korkusu olmaması gerekmektedir.

3-Dağ Bisikleti:

Saydıklarımız arasında belki de  en güvenli sporun bu olduğu kanısına varabiliriz belki ama bu spor amatörce yapıldığında çok tehlikeli hale gelip ölüm tehlikesi oluşturabilir, şayet bu sporda, diğer sporlarda olduğu gibi eğitmenler yanımızda olmayacaktır. Dik yamaçlardan hızla aşağıya veya bir oraya bir buraya pedal çevirmek oldukça yürek istemektedir.

4- Kayak:

En keyifli, fazla adrenaline gerek duymayan insanların tercih ettiği bu spor, Kışın kar yağmasıyla birlikte oldukça rağbet görmektedir. Ülkemiz bu spor yapma açısından elverişli olup, Erciyes ve Uludağ kayak merkezleri dünyaca bilinen yerler olup her yıl kış mevsiminde binlerce turisti ağırlamaktadır.

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kara Yıl : 2020
0 (0)

Başımıza bu da mı gelecekti? Dediğimiz ne varsa bu yılda geldi; depremler, yangınlar,seller,salgınlar ve dahası…

Yeni bir yıla girerken hepimiz mutlu bir şekilde o yılı kutlarız öyle değil mi, bir önce ki yıldan dersler alıp yeni yılda hayatımızın daha iyi olacağına inanırız. Maalesef bu yıl beklentilerimiz gerçek olmadı, hani derler ya “umduğunu değil, bulduğunu “aynı bu şekilde 2020 den ne umduysak, bulduğumuzla yetindik. Peki 2020 de ne umduk ne bulduk?

Tam yeni yıla girdik diye sevinirken 3.dünya savaşımı çıkacak acaba dedik. Bu olay İran Devrim Muhafızının , Amerika’nın kurduğu planla öldürülmesiyle gerçekleşti. Nerdeyse iki ülke birbirine girecekti ki birbirlerini nükleer silah kullanmakla tehdit etmişlerdi. Bu olay gerçekleşse idi acaba  3 .Dünya savaşına mı şahit olacaktık?

Aradan çok kısa bir zaman geçtikten sonra herkesin dilinde olan o kelime ile tanıştık: “Pandemi” Diğer adı covid-19 olarak bilinen bu salgın hastalık ilk olarak Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı ve yavaş yavaş diğer ülkelere de sıçramasıyla hepimiz bu hastalığın ne olduğunu öğrendik. Ülkemize diğer ülkelere nazaran daha geç gelen bu salgın hastalık hepimizin canını çok sıktı. Yakınımızı kaybettik, hastalandık, eve hapsolduk. Umarız bu salgın hastalık çok geçmeden son bulur

Sadece bunlarla yetinsek iyi, dahası var…

14 Ocak’ta Avustralya’da büyük bir yangın yaşandı. Ülke tarihinin en büyük orman yangını olarak tarihe geçen bu olay ‘1.1’ milyardan fazla hayvan ve en az 33 insan yaşamını yitirdi.

24 Ocak’ta merkezi Elazığ olan deprem meydana geldi. Elazığ ve Malatya’da 41 vatandaşımız hayatını kaybetti.

4 Şubat’ta Van’ın Bahçesaray ilçesinde meydana gelen çığ olayında ise yedi kişi hayatını kaybetti. Bir gün sonra arama kurtarma ekiplerinin üzerine yeniden çığ düştü ve hayatını kaybeden vatandaşımızın sayısı 42 ye yükseldi.

Bunun gibi daha nice olaylar meydana geldi, bunlardan en büyüğü şüphesiz corona felaketiydi. Umarım 2021 tüm bu olayları bize unutturur…

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!