Lavinia’nın hikâyesi
0 (0)

Her şiirin, her romanın bir yazılma hikâyesi var elbet. Böyle dillere pelesenk olan, çok sevilenlerin hikâyesiyse her zaman ilgimi çekmiştir. Bu konuda yalnız olmadığıma eminim. Sevdiğimiz dizelerin nasıl yazıldığını bilmek, bizi o şiire bir sarılma, şairinin hayatına bir dokunuş daha yaklaştırıyor çünkü, biliyorum.

Ne güzel diyor Asaf:

“Sana gitme demeyeceğim, ama

Gitme Lavinia…”

Nasıl da buram buram aşk kokuyor değil mi dizeleri?

Özdemir Asaf, o dönemlerde edebiyat matinelerinin yıldız isimlerinden biri. Çocukluğundan bu yana “r” harfini telaffuz edemiyordur; ama şiir okurken muhteşem bir diksiyonu var. Bu matinelerde sona bıraktığı en değerli şiiri ise, Lavinia. Çünkü değerlisi onun ve aslında hikâyesi de derin…

Lavinia, karşılıksız bir aşkın hikâyesi…

Ben aldım fona Feridun Düzağaç’ın sesinden Lavinia’yı. Siz de alın da başlayalım bu aşk hikâyesini okumaya…

KARŞILIKSIZ AŞKIN HİKÂYESİ

Özdemir Asaf, Lavinia’yı okul yıllarında aşık olduğu bir kız için yazar. Aşkı platoniktir. Lavinia, Asaf’ın karşılıksız aşkını anlatır. Asaf şiirini, daha sonra bir yarışmaya gönderir ve derece alır. Birinciliğe layık görülen Lavinia, nihayetinde yaşayan bir şiirdir…

Bundan sonrası için şöyle bir rivayet var: Sonuçlar açıklandığı sırada Asaf’tan, Lavinia’yı kürsüde okuması istenir. Bu teklifi geri çevirmeyen Asaf, kürsüde şiirini okurken Lavinia diye seslendiği platonik aşkı da salondaki misafirler arasındadır ve Lavinia, salonu terk eder. Kalbi bin parçaya dağılan Asaf, Lavinia’yı hapsettiği şiirinde bırakır ve ona asla duygularını açmaz…

Velhasıl, Özdemir Asaf ve Mevhibe Hanım hiçbir zaman bir araya gelmedi. Aşkın başlamadan güzel olduğu, platonik duyguların tadına varıldığı bir duyguydu zamanda asılı kalan. Nihayetinde Asaf’a da işte dillere dolanan bir şarkıya dönüşen şiiri, Lavinia’yı yazdırdı…

Bazen karşılıksız diye iç yakan duygularımız nasıl da nicesinden değerli değil mi? O zaman kapanışı da şiirin tamamı ile yapalım. Onu okumadan olmaz…

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
“Hocalı Katliamı”
0 (0)

Hocalı katliamında neler oldu? 26 yıl önce bugün “Hocalı Katliamı” yapıldı…  26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı katliamı yaşandı. Hocalı katliamı için zehirli top mermisi Ermeni güçleri, birçok kişiye ağır işkencelerde bulundu. Çocuk, kadın fark etmeden gerçekleştirilen katliamda, 613 Azerbaycan vatandaşı katledildi.

hocali-katliami-ic

İnsanlık dramı olarak görülen Hocalı katiamının gerçekleşmesinin üzerinden 26 yıl geçti. Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. Ermeni güçlerinin 1991’in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı, 936 kilometrekarelik alana sahipti. 2 bin 605 ailenin, 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir kasaba olan Hocalı’da Aralık 1991’de Karabağ’ın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden Ermeniler daha sonra Hocalı’yı hedef aldı.

 

Hocalı Katliamı'nın 28. yılı - Son Dakika Haberleri“Memorial” İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğunu açıklamıştır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı’nı Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiştir.

Hocalı Katliamı ne zaman oldu?  Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
The Gross Clinic
0 (0)

Amerikalı realist ressam Eakins, Amerikan resim tarihinin en önemli ressamlarından biridir. Eakins, Philadephia’da doğdu ve yaşadı. Babası yazar ve hat sanatı öğretmeniydi, bu Eakins’in güzel yazma ve çizme konusuna ilgi duymasını sağladı. Aynı zamanda sporla çok ilgili büyüdü, bedenini doğru kullanmayı öğrendi.

Pensilvanya’da güzel sanatlar eğitimi aldı. Tıp okulunda derslere katıldı, anatomiye o kadar ilgi duyuyordu ki, bu merakıyla doktor bile olabilirdi. Neyse ki doktor olmak yerine okul biter bitmez 4 yıl sürecek Avrupa serüveni başladı. Paris’te tekrar güzel sanatlar okudu. O dönem yükselmekte olan izlenimci akımla ilgilenmek yerine, insan bedenini en gerçekçi şekilde yansıtmakla ilgilendi.  Babasına yazdığı mektupta, Avrupa resimlerinde, saf güzelliğin sadece kadın bedeni ile anlatıldığından, erkek bedeninin hiç kullanılmadığından şikayet etti. (Hayır, eşcinsel değildi.) Atletik erkek bedenini, kendininki de dahil, çok güzel olduğuna inanıyordu. Erkek bedenine olan ilgisi ileride başına işler de açacaktı.

Pensilvanya’ya döndüğünde, okulda önce öğretmen, 2 yıl sonra profesör da oldu. Fotoğrafa da ilgi duymaya başlamıştı. Kendinin ve öğrencilerinin çıplak fotoğraflarını çekiyordu. Erkek bedeninin hareketlerini an ve an fotoğraflamak onun hobisiydi. Fotoğrafla keşfettiklerini, kas haraketlerini resimlerine aktardı. Kız öğrencilerin de bulunduğunu sınıfta, resmi yapılacak erkek modeli tamamen çıplak bırakması, akademi yöneticileri için bardağı taşıran son damlaydı. İstifaya zorlandı. O sanatı en gerçekçi şekilde icra etme peşindeyken, utanç içinde, itibari zedelenmiş buldu kendini.

Eakins, resim yapmayı o kadar çok seviyordu ve yeteneğini de o kadar farkındaydı ki, istediği resimleri yapamasa bile, sadece portrelerle de hayatını kazanabileceğini farkındaydı. 40 yaşındayken, 25 yaşındaki, ona bu zor zamanlarında destek olan, yetenekli öğrencisi ile evlendi. Birbirlerinin fotoğraflarını çektiler, vizyonlarını geliştirmekte birbirlerine destek oldular. Hiç çocukları olmadı. Aynı evde, farklı stüdyolarda çalışarak yaşadılar. Eakins, 71 yaşındayken vefat etti.

“The Gross Clinic” resmi, Dr. Samual Gross’un 70 yaşındayken, Jefferson tıp okulu öğrencilerine verdiği ders anını anlatır. Eakins bu resmi Avrupa’ya gitmeden önce, katıldığı tıp derslerinin etkisinde yapmıştı. Resimde sağ üst köşede, karanlıkta kalan erkek, kendisidir. Bu resim Jefferson tıp okulu tarafından 200 dolara satın alınıp, 2007’de Philadelphia müzesinde 68 milyon dolara satılmıştır. Eakins, Philadelphia tarafından sahiplenilen bir sanatçı olduğudan, resmin Philadelphia’da kalması için çok uğraşılmıştır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Barış Manço
0 (0)

Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Rikkat ve Hakkı Manço çiftinin dördüncü çocukları olarak Moda’da dünyaya geldi. Annesi Rikkat Hanım, Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aileden gelen yeteneğiyle özellikle ortaokul öğrenimini aldığı yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı. Lise yılları Galatasaray Lisesi’nde başladı.

Müzik hayatına Galatasaray Lisesi’nde adım atan Barış Manço’nun arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ilk grubun adı “Kafadarlar”, ikincisi ise “Harmoniler”di. Daha sonra Şişli Terakki Lisesi’ne geçiş yaptı.

Lise yılları bittiğinde Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1963- 1971 yılları arasında resim, grafik ve iç mimari eğitimi aldı. Belçika’da “Lemistgrees” adında, Amerikalı, Belçikalı, İtalyan, Kuzey Afrikalı, İngiliz müzisyenlerden oluşan bir grupta yer aldı. “Lemistgrees”le çalışmalarının sürdüğü iki yıl içerisinde Paris Olympia’da konser verdi. 1966 yılında Paris’te iki 45’lik plak çıkardı.

Bugün Barış Manço'nun 77. doğum günü! 1970 yılında Türkiye’ye döndüğünde Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile birlikte “Kaygısızlar” adlı grubu kurdu. Aranjman şarkılara tepki göstererek Anadolu’dan beslenen pop folk tarzında müzik yapmaya başladı. Onuncu plağı “Dağlar Dağlar” ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. “Dağlar Dağlar” çalışması, sanatçıya Altın Plak Ödülü’nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı. Aynı yıl Kurtalan Ekspres’i kurdu. İlk klibini 1973’te, “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975’te ilk albümü “2023”ü yaptı. 1978’de Lale Manço ile evlendi, Doğukan ve Batıkan adında iki erkek çocuğu oldu.

1980 yılında Altın Orfe’de “Nick The Chopper” ve “Ben Bir Şarkıyım” adlı Bulgar şarkısı ile de altın madalyalar aldı. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede koserler verdi. 1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na “Kazma” adlı şarkısıyla katıldı, ancak elendi.

1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan “7’den 77’ye” , 1998 Haziran ayında 370. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekora imza attı. “Ekvatordan Kutuplar’a” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti.

Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm/ kaset ödülü kazandırırken, bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Felemenkçe olarak yorumlandı. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço’nun 1991 yılında devlet sanatçısı unvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Covid-19 aşıları hakkında bilinmesi gerekenler !
0 (0)

Tüm dünyayı yaklaşık bir yıldır etkisi altına alan Covid-19’dan korunmak ve virüsün toplumda yayılmasını önlemek için maske, mesafe ile temizlik kurallarına uymak büyük önem taşıyor. Bu önlemlerle birlikte toplumun aşılanması ve Covid- 19’a karşı bağışıklık oluşturulması en önemli öncelikler arasında yer alıyor. Koronavirüs bağışıklığı konusunda uzun süredir yapılan çalışmalar sonucu onaylanan aşılar sayesinde kişinin hem kendisini koruma altına alması hem de başkalarına hastalığı bulaşma riskinin önlenmesi amaçlanıyor.

3M'in Koronavirüs (COVID-19) hakkında duyurusu

Covid-19 aşısı hastalıktan korur mu?

Covid-19 aşıları hem bizi hem başkalarını hastalıktan koruyabilir ve çok sayıda hayatı kurtarabilir. Aşılar hastalıkları önleyebilir veya daha hafif seyretmelerini sağlayabilir. Aşıların sağladığı bağışıklığın yararları ve Covid-19 infeksiyonunun ciddi riskleri değerlendirildiğinde mümkün olan en kısa zamanda aşı olmak en doğru karar olarak öne çıkmaktadır. Maske, mesafe ve temizlik hastalığın yayılmasını önlemek için çok önemlidir, fakat hastalığın toplumda yayılmasının, ağır hastalık ve ölüm gibi ciddi etkilerinin önlenmesinde tek başlarına yeterli değildir. Temizlik sağlığın korunmasında en önemli yardımcımızdır ve hep öyle olacaktır. Buna ek olarak, aşı olsak da bir süre daha maske, mesafe ve temizlik önlemlerinin tümüne uymak gerekecektir. Covid-19 aşıları bağışıklık sistemimizi eğitecek ve gerçek virüsle karşılaştığında gerekli savaşı etkin bir şekilde vermesini sağlayacaktır. Eğer toplumun yeterince geniş bir bölümü aşılanarak Covid-19’a bağışık olursa, hastalığın başkalarına geçişi azaltılabilir. Bu sayede çok sayıda yaşam kurtarılabilir. Sonuç olarak, virüsler bundan önceki salgınlarda ve Covid-19 salgınında görüldüğü gibi çok farklı coğrafyalarda hızla yayılıp, tüm dünya için ciddi bir tehdit oluşturabiliyor. Bu nedenle kendinizi, sevdiklerimizi, toplumu ve tüm dünya insanlarını koruyabilmek için aşı olmak gerekir.

Covid-19 geçirenler de aşı olmalı mı?

Covid-19 infeksiyonu geçirenlerin bir bölümünün yeniden infeksiyonu geçirebildiği bilinmektedir. Hastalığı geçirmek veya aşı olmanın kişiyi ne kadar uzun bir süre koruduğu henüz tam olarak bilinmemektedir. Covid-19 geçirdikten ne kadar sonra aşı yapılabileceği konusunda Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarını izlemek gerekmektedir.

Covid-19 gizemini hâlâ koruyor - Sağlık son dakika haberler

Aşı sonrası yan etki görülme olasılığı var mı, yan etkisi var normal mi?

Covid-19 aşıları sonrasında aşının yapıldığı yerde ağrı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülebilir. Bunlar vücudun aşıya karşı gösterdiği tepkinin doğal bir sonucudur ve genellikle bir süre sonra kendiliğinden düzelecektir. Aşının etkinliğini nasıl etkileyecekleri şu an bilinmediği için yan etkilerin görülmemesi için önceden ilaç kullanılması önerilmemektedir. Yan etkiler ortaya çıkarsa buna yönelik ilaçlar kullanılabilir. Aşılara bağlı ciddi yan etkiler genellikle alerjik ve nadirdir. Ciddi alerjisi olanlar bunu mutlaka aşı öncesinde bildirmelidir.

Aşı olduktan sonra da korunma önlemlerine devam edilmeli mi?

Tüm dünyada yaygın bir salgınla karşı karşıyayız. Aşının hastalığı önemli oranda önlediği bilinmektedir fakat bulaşmayı ne kadar ve ne süreyle önlediği zaman içinde ortaya çıkacaktır. Aşı olanlar ve hastalığı geçirenler de maske, mesafe ve hijyen kurallarına mutlaka uymaya devam etmelidir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!