Beyhude Geçen Bir Ömür
5 (1)

”Şu bizim memleketin işleri niçin böyle tuhaftır. Köyde nüfus var iken yol yoktu; yol geldi nüfus gitti.
köyde öğrenci bol iken öğretmen yoktu; öğretmen geldi, öğrenci tükendi..”

Nerde o eski köy havaları diyenler toplanın toplanın! Tam size göre bir kitabım var. Sizi alıp o anneannelerimizin, dedelerimizin anlattığı bir türlü gidip de göremediğimiz ya da iş ve okul hayatının yoğunluğundan hafta sonu ziyaretleri yapamadığımız köylerimize götürüyorum. Nasıl mı? Mükemmel tasvirleriyle Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm kitabıyla. Kitabın ana konusu köy hayatını seven karakterimizin köydeki evini meyve ağaçları ile bereketlendirmek istemesi ve bunun için verdiği mücadeleyi anlatmakta. Sanayileşmeyi ve sanayileşmenin getirdiği kargaşayı konu olan kitap insanoğlunun toprakla olan bağı ve bu bağın gelişen teknoloji ile nasıl koptuğuna da yer vermekte. Kitabı okumamın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen nerde bir türkü duysam nerde bir garip görsem bu kitap aklıma gelir ve içimi bir hüzün kaplar. Ah hele ki o kitabın sonu yok mu? Merak etmeyin kitaptan kesitler vermeyeceğim. Sadece kitabın sonun etkisinden 1 hafta çıkamadığımı bilin. Ha bu arada kitap biraz ağır ilerliyor hemen bir sona varmak isteyenler maalesef bu kitap pekte size göre değil. Kitap daha çok bir biyografi şeklinde ilerliyor. Kitabı okuduktan sonra her bir toprak parçasına bir meyve ağacı dikmek istiyorsunuz. Hatta öyle ki yahu nereden geldik bu büyükşehre kalsaydık ya köyde ne işimiz vardı bile diyorsunuz. O güzel yaylaları, meyvelerin tadını, çiçeklerin kokusunu kitabı okurken adeta hissediyorsunuz. Köylerde ki küçük çekişmeleri, dostlukları, ağalık ve hamallık kavramlarını oldukça iyi işlemiş yazar. Şehirde büyük paralar kazanıp köylerde lüks evler yapanlara da değinmeyi unutmamış. Ya işte sevgili okuyucular birileri hala bir yerlerde toprağa ve onun nimetlerine özlem duyuyor. En kısa zamanda bu kitapla kavuşmanız dileğiyle!

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]