Yeni Dünya’nın Yiyecekleri
0 (0)

Dünya’da 2 milyarı aşkın insan 1900 ayrı türde böcek yiyor. Çoğu ülkede mecburiyetten yenen böceklere artık bütün insanoğlu mecbur kalacak. Çünkü Birleşmiş Milletlerin kendi bünyesi içinde yer alan Food and Agriculture Organization (Gıda ve Tarım Örgütü) açlık ile savaşırken giderek çevre ile beraber nesli azalan, yetersiz kalan ve pandemiler ile beraber toplu ölümleri meydana gelen yenilebilir memeli ve kanatlı hayvan türleri yerine yarın öbür gün böceklerin soframızı renklendireceğine yönelik mesajlarını verdi. Avrupa gıda Güvenliği Ajansı da geçtiğimiz günlerde buna ilişkin bir açıklama yaptı. Bazı böcek türlerinin Avrupa’da çok rahat yenilebileceğini ve bunların farklı gıda türlerinde ham madde olarak kullanılabileceğini belirttiler. Paketlenmiş gıda ürünlerinin içindekiler kısmında artık yediğimiz malzemenin  hangi böcekten yapıldığını belirten bir açıklama yer alacak. Pandemi bize gösterdi ki çevreye vermiş olduğumuz zarar, kirlettiğimiz hava hem doğayı çok ciddi bir şekilde etkiliyor hem de hayvan faunalarında onların yaşam alanlarında ki beslenmelerini engelleyen kendi doğal besin kaynaklarını yok ettiğimizde hayvanlarında yavaş yavaş yok olacağının sinyallerini veriyor. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de çok itlaf yapıldı. Kuş gribi, yüzünden ardından deli dana hastalığı yüzünden toplu olarak biz kendi ürettiğimiz hayvanların yaşamlarını sonlandırdık. Artık bu çok sık gündeme geleceği için Avrupa’da gıda güvenliğine ilişkin organizasyonlar, bundan sonra  insanoğlunun besin kaynakları arasına, o dünyada 2 milyar insanın yediği 1900 ayrı tür (solucan olmayan) böceklerden birkaçının çok rahat kullanılabilmesine izin verdi. Bundan sonra yediğimiz her şeyin içinde bakacağımız o listede şu böcekten kullanılan proteinin katkılarıyla ibarelerini görmeye alışacağız. Bir başka yazı da görüşmek üzere sağlıcakla kalın!

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
İnfobezite Nedir?
0 (0)

Bilginin sadece tüketildiği değil, üretildiği de bir dönemdeyiz. Bu üretimin sebep olduğu durumlardan biri olan “infobezite” konusundan bahsedeceğim bugün size. Türkçeye infobezite olarak geçen sözcüğün esası, “infobesity” information (bilgi\ enformasyon) ve obesity (obezite) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yeni bir kavram olan infobezite, bilginin fazla tüketimini belirtir. Yanlış ve fazla beslenmenin yol açtığı obezite dijtalleşmenin de yanlış ve fazla tüketim ile infobeziteye yol açar. Dijitalleşme hayatımızı ne kadar olumlu etkilese de olumsuz yönleri de küçümsenemeyecek kadar fazladır. Gün içinde internette fazlaca vakit geçiriyoruz. Bilgi tüketiminin yanında üretimi de yapabiliyoruz. Bu döngü hem bizim hem de internet kullanıcılarının beynini fazla bir şekilde dolduruyor. Gerekli gereksiz birçok bilgiye ulaşıyoruz ve bilinçsiz bir şekilde bu bilgileri tüketiyoruz, bu da bilgi obezliğine neden oluyor. Hepimiz ne kadar bilinçli kullandığımızı düşünsek de bilinçsiz kullandığımız gayet açık. Sadece düşünün o siteden o siteye aktarılırken gözümüze çarpıp okuduğumuz şeylerin aklımızda nasıl yer edindiğini? Tam burada açıkça hepimizin infobezite bireyler olduğu ve bunu nasıl engelleyeceğimizi bilmediğimizi görüyorum. Çok fazla bilgi doluyuz. Gün içinde kullandığımız her mecrada açıkça yeni bir bilgiye maruz kalıyoruz. Bıraksak, kullanmasak diye düşünenler olabilir fakat bu dönemde internet kullanmadan ödev bile yapamıyoruz. En basit ödevde bile mutlaka bir literatür taraması gerektiriyor. Fazla dijitalleşmenin tabii ki eksileri olacak diyenleri duyar gibiyim ve size katılıyorum. Ne kadar ben kullanmıyorum aşırı desek bile 1 saatlik internet kullanımımızda hangi mecra olursa olsun, mutlaka bir bilgiye maruz kalıyoruz. İleride ne tarz sorunlara neden olur bu infobezite hiçbir fikrim yok ama pek olumlu olacağını düşünmüyorum. Umarım bu bilgi obezliği hayatımızı çok olumsuz etkilemez.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nazım Hikmet’in “Küçük Kız” Şiirinin Başrolü
0 (0)

Hiroşimalı küçük bir kız çocuğu olan Sadako Sasaki’ye yazılmıştır bu şiir. Amerika’nın 1945’te attığı atom bombası evlerinin bir mil uzağına düştüğünde 2 yaşındaymış. Yaralanmamış ya da hastalanmamış olan Sadako, 12 yaşında aniden hastalanmış. Hastalığı ise “atom bombası hastalığı” olarak bilinen, kan kanseriymiş. Hastanede kaldığı süreçte umutsuzlukla öleceği günü bekleyen doktorların aksine umut ve hayat doluymuş Sadako. Hastalara yardımcı olur onlar ile vakit geçirirmiş. Kendi gibi kanser olan 80 yaşında bir kadın varmış en çok onu sever, onunla vakit geçirirmiş. Kadın bir gün Sadako’ya: “Benim için çok fakat bizim inanışımıza göre; kim kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, her isteği kabul olur. Ben yapamadım ama sen yap kurtul.” demiş kısa bir süre sonra da hayatını kaybetmiş. Bu efsaneye göre; eğer hasta biri kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, tanrılar bu kişinin isteğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunu duyan Sadako başlamış kağıttan turna kuşları yapmaya, yaparken de kuşlara: “Kanatlarınıza “huzur” yazacağım. Böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.”.

Bu hüzün dolu öykü önce yerel basına sonrasında ise uluslararası basına konu olmuştur. Sonrasında dünyanın dört bir yanından kağıttan turna kuşları posta aracılığı ile Sadako’ya gönderilir. Sadako 25 Ekim 1955 sabahı 645. turnasını tamamlayamadan, hayata gözlerini kapatır. Postacılar aylarca turna kuşlarını taşımaya devam etmişler, öyle ki turna kuşlarının sayısı milyonlara ulaşmış. Bu turna kuşları şimdi Japonya’da bir müzede sergileniyor. Amerikalı yazar Eleanor Coerr’in 1977 yılında yazdığı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” kitabı ile, zavallı kızın kısacık yaşamı tüm dünya tarafından tanınır. O günden bu yana turna kuşu barış ve nükleer silahsızlanmanın sembolü olur. 1958’de Sadako Sasaki anısına Hiroşima Barış Parkı’nda Sadako’nun anıtı törenle açıldı. O günden bu yana her yıl 6 Ağustos yani Barış Günü olan günde dünyanın her yerinden çocuklar kağıttan turna kuşu yapıp Sadako’nun anıtına gönderirler. Ayrıca Sadako’nun anıtında bir de yalvarış yer alır: “Bu bizim duamız, dünyada barış istiyoruz.”

Nazım Hikmet “Kız Çocuğu”  şiirini Sadako Sasaki anısına yazmıştır. Hiroşima’ya atılan atom bombası yüzünden hayatını kaybeden yedi yaşındaki bir kız çocuğunun barış çağrısı için geri dönmesini konu alır. Savaş karşıtı bir mesaj olduğu için büyük başarılar kazanır. Birçok sanatçı bu şiiri besteler. Sasaki öldüğünde 12 yaşındadır fakat şiirde uyumlu olması için 7 yaşında yazılmıştır.

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Oyun bağımlılığı nedir?
0 (0)

Oyun  bağımlılığı nedir: Bilgisayar veya mobil cihazlarla uzun süre boyunca sağlıksız biçimde oyun  oynanmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Oyun bağımlıları, gerçek dünyayla etkileşime girmek yerine zamanlarını oyunlarla geçirip, favori oyunlarında kendilerini geliştirmek veya başarı elde etmek için harcarlar. Bu rahatsızlıktan muzdarip kimseler kendilerini diğer insanlardan izole etmeye eğilimli olup, önemli sorumluluklarını ihmal ederek tüm vakitlerini oyun oynamaya harcayabilirler.

Oyun bağımlılığı genellikle çocuk ve gençlerde görülmektedir. 2000’li yılların başlarından beri teknolojinin ve bilgisayarların gelişmesi  ile internetin ortaya çıkması ve yayılması ile bu durum ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunun sebepleri aileden yada teknolojilerin gelişmesi,  yeni oyunların cazip tekliflerle insanları kendilerine çekmesi gibi nedenleri de vardır.  Burda en önemli görev çocukların anne ve babaya görev düşmektedir. O yüzden aile bireyleri çocuklarını kontrol etmek ve yönlendirmeleri gerekir. Tam tersi durum karşısında çocuklar oyun bağımlısı ve asosyal çocuklara dönüşebilir ve bu gibi durumlar çocukların psikolojileri, yaşamsal ihtiyaçlarını ve bedensel sorunlar yaratabilir. O yüzden çocuklarımız bir iş yaparken  ya da iş yaparken bizi engellemesi için çocukların önlerine tablet, bilgisayar ve telefon verilmemelidir. Verilecekse de kontrol altında verilmelidir. Belli bir süre ve zamanda oynanmasına izin verilmelidir. Oynadığı oyunları da kontrol etmekte gerekmektedir. Çocukları kütü yönde etkileyecek, şiddete yönlendirecek ve cinsellikle ilgili tarafları olup olmadığına çok dikkat edilmelidir. Bununla ilgili uzmanlara danışarak çoğumuzu bilgilendirerek çocuğumuzun oyun bağımlısı olmasını engelleyebiliriz. Böyle bir durum karşında çocuklarımıza kızmak, bağırmak, elinden telefon ya da bilgisayarı almak yerine çocuğumuzu anlamaya çalışmalı ve uzman kişilerde yardım almak ya da bir psikolokla görüştürmek daha doğru olur.

Oyun bağımlılığı nedenleri

Bir oyuna neden bağımlı olursunuz ve devamlı o oyunu oynamak istersiniz, bunu  birçok nedeni vardır. Başta oyunları mola ya da burdan sonrası dinlenmelisin yani ara vermelisin diye bir zaman yok. Ara olmadığı için çocuk onu bitirene kadar oymak istemektedir. Uyarıcı bir etken oyunlarda yoktur. Çeşitli fırsat ve görsellerle çocukları dikkati çekmeye ve oyunu sürekli oynamaya teşvik etmektedir. Rekabet ortamının da olması çocukları ekran başından kaldırmıyor. Grup ya da tek kişilik oyunlarla yarış haline getirilerek çocuklar yenme duygu ile ara vermeden oynamaktadırlar.

Oyunlardaki seviyelerin olması bu seviyelere ulaşınca kazanacakları oyun içinde yardımcı olacak şeylerin artması içinde çocuklar oyuna devam etmektedir. Çocuklar oyun oynayarak belli bir statüye ulaşabilmektedir. Kendi hayatların söz sahibi olamayan çocuklar burda söz sahibi olabiliyorlar. Kaç yaşında olursan fark etmeksizin. Online olup olmaması da çocukları oyunlara çekmektedir. Ayrıca oyunlardan para kazanabilir bir durumda söz konusu olduğu için çocuklar para kazanmak içinde oyunlar oynamaktadır. En önemlisi ise çocuğun oyundan aldığı haz, mutluluk, heyecan, aksiyon ve korku çocukların duyularına hitap etmekte ve sanal dünyadaki karakterleri kendilerine benzetmeleri  ve yakınlık duymalarına bağımlılığın parçalarındandır.

Oyunun haddinden fazla kullanılması hem bedensel ve ruhsal rahatsızlıklara yol açmaktadır. O yüzden oyunu belli bir zaman aralığında oynamak gerekmektedir. Kendi hayatımızın ve düzenimizi bozmayacak bir şekilde kullanılması daha sağlıklıdır. Bu yüzden kendi sağlığımız için ve bir sorun oluşmaması için  daha dikkatli hareket etmemiz gerekmektedir.

Sağlık sanal gerçeklikten daha önemlidir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Çizgi filmler, diziler çocuklarımızı etkiliyor mu?
0 (0)

Günümüzde teknolojilerin gelişmesiyle birlikte eğlenebileceğimiz ve zaman geçirebileceğimiz araçlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi televizyondur. Hemen hemen herkesin evinde olan bir eğlence aracıdır. Tüm aile bireylerin evde oturup hep beraber oturup izlediği araçtır. İstinasız çocuklarında ilgi odağıdır. Çocuklar içinde vakit geçirebileceği, eğlenebileceği ve öğretici içeriklerde üretilmiş ve gösterilmeye başlanmıştır.

Çizgi filmler ve diziler farklı ve renkli içerikleriyle çocukların dikkatini çekmektedir. 2 yaşından sonra çocuklar etrafında bulunan şeyleri keşfetmeye başlar. Yapılanları taklit etmeye ve duyduğu cümleleri söylemeye başlar. Çevresini tanımaya çalışır. Çizgi filmler çocukları hem iyi hem de kötü yönde etkileyebilir. Bu çizgi filmin içeriğine bağlıdır. Çocuklarımıza çizgi film izletmeden önce o çizgi filmleri ilk önce bizler izleyerek çocukları kötü yönde etkileyecek bir unsur olup olmadığı kontrol etmemiz gerekir.

Çocuklarımızı şiddete yönlendirecek, kötü sözler söyletecek ve çocukların bilmemesi gereken şeyleri bilmesini önleyecek çizgi filmler seçilip izletilmeli dir. Bu durumda çizgi filmler kontrol edilip izletilmezse ilerde çocuklarda psikolojik sorunlar yaratabilir. Çizgi filmlerin kötü yönleri olduğu gibi çocukları iyi yönde etkileri de vardır. Bunlar çocuğun eğlenmesini, zaman geçirmesini ve bilmediği şeyleri öğrenmesini sağlayabiliyor. Çocuğun gelecek ile ilgili hayal kurabilmesini ve aklını çalıştırabileceği ögelerin yer alması ve çocuğun çevresine ve aile bireylerine karşı nasıl davranabileceğini öğretmektedir. Çocuklara sevgiyi, saygıyı ve arkadaşlığı öğretmektedir. Çocuklara deprem, sel gibi doğal afetlerde nasıl davranmaları gerektiklerini çizgi filmlerde öğrenmeye başlamışlardır. Bu yönden çizgi filmler çocuklar için kötü bir eğlence aracı değil, bilgileneceği ve hayal kurabileceği ve yeni icatlar yapabileceği bir araç haline gelmektedir.

Örneğin; Pepe çoğu çocuğun sevdiği bir çizgi filmdir. Pepe’de Pepe’nin  kardeşiyle ilgilenmesi, büyükleriyle birlikte beraber vakit geçirmesi, iş bölümlerin yapılması ve herkesin uyması, büyükleriyle saygılı davranması gibi güzel davranışlar gösterilmektedir. Ayrıca çocuklara kendini tanıyabilmesi kendi kapasitelerini göstermesi, spora yönlendirmesi ve düşünme, sorgulama, eleştirme gibi davranışları öğretmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!