Grinin Bir Günü
0 (0)

Tüm beynimin aksini dilediği bir anda uyanıyorum. Alarmda bir şarkı müsvettesi. Uyanır uyanmaz nereye bakacağımı hep düşünürüm, hep de unuturum. Koridoru boylayan adımlarım biraz tezat; nazi ordusu kadar sert ama, bir ressamın son rötoşu yaptığı elleri gibi bitkin. Biraz sonra muslukta can bulan arbadeye küfür ediyor, basın demeçlerinden okuduğum israf başlıkları. Ardı sıra başlıyor birbirini oyalayan rutin saçmalıklar. Aynaya alelacele bir resim çizip, göç ediyorum havlunun tenhasında, bugün olmak istediğim adama. Eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış darağaçlarında. Yine aynı saatlerde kendimizi asıyoruz zaruri kravatlara. Gömlek yakaları gibi disiplinli ve düzgün hayatlarımızda, gözden kaçırıyoruz, samimiyetin ilmek ilmek örülmüş hırka gibi yüreğini. Ne bir günaydına vaktimiz oluyor, ne biraz teşekküre. Tek kişilik evlerden, sokaklara adım attığımız saatlerde sökülüyor örgüler. Gece koyduğum tüm yasaları, yürürlüğe geçirecek bir organ yok sabahların hukuk cumhuriyetinde.

Biraz sonra aynı yoldan uzaklaşacağım mahalimden. Buğulu nefesimden ufak bir destek, bu şehrin gri gündüzlerine. Otobüs, şoför, yolcular ve en arka köşedeki boş koltuk aynı yerinde. O kadar öykü barındırıyor ki bu otobüs içinde, sanki seyahat ediyoruz koca bir kütüphanede. Hiç birisini okumadım lakin, sağ öndeki yaşlı amcanın hüznü, şoför beyin agresifliği ve kahve ceketli hanımın telaşesi, bir kitabın kapağı gibi yerli yerinde. Camdan firar eden bakışlarımda, bir tiyatro sahnesi. Tüm caddelerin rolü kalabalık hale bürünmek. Oysa ne kadar tenha hepsi. Taş binalar arasında boynu bükük duygular. Bu fetbaz devir, insanlık tarihinin güzüdür. Bir yaprak misali düşüyor herkes birbirinin gözünden. Çalı süpürgesinde kaderine mahkum iyi niyetler. Derin bir tezatlık insan dileklerinde; en büyük gaye gün sonu fakat hep ürkütücü ömrün sonu… ©

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]