Hayale Bir Dokunuş Yeter
0 (0)

                    2009 tarihli, Pixar yapımı ‘Yukarı Bak ’ (UP) filmini izlediğimde aklımda çağrışan düşüncenin, hayallerin peşinden gitmek oluğuydu. Hayal kurmak görmediğimiz ve dokunamadığımız; ancak istediğimiz bir şekilde yaratabileceğimiz bir dünyayı düşlemektir. İnsanlar birçok kez hayal kurmamamız gerektiğini söylerler ama hayaller yapmak istediklerimizin bir taslağı değil midir? Düşlediğimiz yoldaki ilk adımlarımızı atmamıza yardım eder. Birlikte hayal kurduğumuz insanların, hayalleri, gerçekleştirmeden hayatımızdan çıkmış olmaları o hayallerin yarım kalacağı anlamına gelmez. Hayat devam etmeyecekmiş gibi geçmişte kalmanın anamı yoktur. Önemli olan hayallere ulaşmak değil; yalnızlık çektiğimiz dönemlerde bize el uzatan, bizi seven insanları kırmamak ve değerini bilmektir. Bazı zamanlarda hayallere ulaşıldığına ise beklenilen haz ve mutluluk bize yeterli gelmeyebilir.

            Filmde yer alan gökdelenler ve bahçeli ev gibi hayal ve geçeklik arasında uçurum oluşabilir. Bahçeli evi, kendilerine ait bir dönüştürdüklerini ve hayatlarının sonuna kadar orda mutlu olacaklarını düşünmüşlerdir. Carrl, Ellie’nin ölümünden sonra birlikte yapmış oldukları aktiviteler, düşünerek anılarla dolu evinden kopamamıştır. Kentleşme ile birlikte evine talip olan müteahhite,sanki anılarını Carl’dan alıyormuşçasına tepki göstermiştir. Büyük binalar arasında kalan bahçeli ev içeriğe uygun şekilde hayalleri, mutluluğu ve umudu yansıtmaktadır. Carl’ın hayatına Elle’den sonra ilk kez giren Russell olmuştur. Hayalperest, kararlı, eğlenceli ve macera düşkünü oluşuyla Ellie’yi çağrıştırmaktadır. İnsan hayatının değişimi için bir söz, bir eylem, bazen ise bir insan gerekir. Bu yüzden Carl2ın hayatı, Russell ve sevimli dostları ile renklenmiştir. Carl’ın Kevin’i kurtarması, anılarından ayrılıp gerçek hayata döndüğü ilk an olmuştur.  Hayatta geçmiş anılar gibi gelecekte yaşanacak alayların sonrasında, güzel anılar olabileceği ihtimalini aklımızdan çıkartmayalım. Peşinde koştuğumuz hayaller bazen gerçekten çok uzak ve aklımızda şekillenenden çok farklı olabilir. Hayallerin gerçekliği noktasında kendimizi kandırmamamız gerekiyor. Film, izleyiciyi hayal etmeye davet ediyor ve araştırıp keşfedebileceği sonsuz mekan seçenekleri sunuyor. Renkli ve hareketli halleriyle çocuklara ve yetişkinlere; görsel, işitsel unsurları bir arada hitap edecek şekilde sunuyor. Kişilerin bilinçaltlarına ekilen fikirler, hayatın herhangi bir alanında pratiğe dökülecek bir davranış olarak karşımıza çıkabilir. Filmde yer alan kötü karakter Charles Muntz, hayvanları koleksiyonuna eklemek amacıyla öldürürken; Carl ve Russel’ın hayvan sevgisi aşılaması ve kenilerine dost edinmeleri, filmi seyreden izleyici kitlesine hayvan sevgisiyle birlikte hayvanların, insanlara canları pahasına arkadaşlık ettiğini söyleyebiliriz. Animasyonlarda ölüm gibi tatsız konular genelde işlenmemektedir. Gerçekliği, filmin kilit noktasına yerleştirerek; Carl’ın Ellie öldükten sonra bile aile bağlarına önem verdiği, Ellie’nin hayatta olduğu süre zarfında kurmuş oldukları yaşantıya değer verdiği görülmektedir.

 

            Aklımız Fantastik dünyaları, hem olası hem de imkansız durumları, milyonlarca rengi ve sınırsız sayıdaki ihtimalleri olağan kılar. Umut etmekten ve yaşamayı bırakmamalıyız. Hayatınıza giren insanlara ön yargıyla yaklaşmak yerine anlamayı ve dinlemeyi öğrenmeliyiz. Kimin hayatımızın hangi alanına ne şekilde dokunacağını bilemeyiz. Kim derdi ki, yaşlı bir ihtiyar ile izci bir çocuğun iyi anlaşacaklarını… Hayat Carl ve Russell gibi iki yaralı ve geçmişe özlem duyan insanın birbirine destek vermesi için bir olanak sağlamıştır. İnanalım ki, gerçek olsun. Üzenine düşünelim ki, gerçekliğe bir adım daha atmış olalım. Kısaca, hayal etmek var olmayan ile var olan arasındaki köprü kurmaktır.  Doğru zemin üzerine, doğru temelleri atalım yeter ki… 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]