I Think I Try Too Hard
5 (1)

The Neighbourhood

Bugün sizinle harika bir müzik grubunu tanıştıracağım. Onları dinlerken kendinizi bambaşka bir dünyada bulacaksınız. The Neigbourhood grubunu keşfettiğimde 16 ya da 17 yaşındaydım. Yaptıkları şarkılarda hep kendimden bir parça bulmuşumdur. Şu an 22 yaşındayım ve hala onları dinlerken sanki ilk defa dinliyormuş gibi hissediyorum. Onlar bir rock grubu olarak kurulsalar da kendilerinin karanlık pop yaptıklarını savunuyorlar. Ki bu doğru. O kadar derin cümleler var ki şarkılarında insan bazı şeyleri sorguluyor. Eminim bu grup sizin içinizde sakladığınız bütün duyguları dışarı çıkaracak. En azından kendinize karşı daha dürüst olmayı öğreneceksiniz. Biraz daha olgunlaşmış hissedeceksiniz. En azından ben bunları ve daha fazlasını öğrendim bu gruptan. Hepimiz insanız duygularımız var ve bu duygular hepimizi bir şekilde mutlaka etkiliyor. Kendimizi sürekli kontrol altında tutuyoruz bir çoğumuz ağlamaktan çekiniyor belki de bırakmalıyız, sonuçta insanlık hali değil mi? İşte bu grup tam da bu problemleri ele alıyor. Duygularımız konusunda ya da hareketlerimiz, nasıl göründüğümüz hakkında diğer insanların düşüncelerinin değil bizim kendimiz hakkında düşündüklerimiz ve hissettiklerimizin önemli olduğunu vurguluyor.

Hepimiz diğer insanları umursuyoruz, onlara göre hareket ediyoruz ama onların bizden önemli olmadıklarını unutuyoruz. Neden onlar bu kadar önemli ki? Cidden bizim değerimizi onlar mı belirler yoksa biz mi? Bu konuda cidden oturup iyice düşünmeliyiz hepimiz, onlar sadece kuru kalabalık çünkü. Bizi gerçekte tanımıyorlar bile, gece kafamızı yastığa koyarken ne düşündüğümüzü, gerçekten neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi, nelere ağladığımızı nelere güldüğümüzü bilmiyorlar. Peki biz gerçekten kim olduğumuzu biliyor muyuz? Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Tanımıyoruz çünkü hep başkaları şekillendirdi bizim hayatlarımızı, biz değil. O yüzden önce kendimize kendimizi anlatalım diğerleri bizi tanımasa da olur. Ağlayalım, gülelim kendimiz için bir şeyler yapalım. Çünkü hayat bizim hayatımız. Ben bu gruptan bunları öğrendim ve sizinle de bu grubu tanıştırmak istedim. İşte The Neigbourhood’un sanat eserlerinden birkaçı:

Keep on dreaming

Don’t stop breathing

Fight those demons

Sell your soul not your whole self

Oh, if they see it when you’re sleeping

And I can’t even see if it’s out there anymore…

Hayal etmeye devam et

Nefes almaya devam et

O şeytanlarla savaş

Ruhunu sat fakat benliğini değil

Seni uyurken görürlerse gitmelerini sağla

Ve hala oradalar mı artık göremiyorum…

We were too close to the stars

I never knew somebody like you somebody

Falling just as hard

I’d rather lose somebody than use somebody

Maybe it’s a blessing in disguise (I sold my soul for you)

I see my reflection in your eyes (Tell me you see it too)

Yıldızlara çok yakındık

Senin gibi birini tanımadım, senin gibi birini

Düşmek de çok zor

Birini kaybetmeyi tercih ederim birini kullanmaktansa

Her kahırda bir lütuf olabilir (Senin için ruhumu sattım)

Gözlerindeki yansımamı görüyorum (Sen de gördüğünü söyle)

Maybe you’re right, maybe this is all that I can be

But what if it’s you, and it wasn’t me?

What do you want from me?

What do you want from me?

Belki de haklısındır tüm olabildiğim budur

Ama ya sorun ben değilsem ve sen isen?

Benden ne istiyorsun?

Benden ne istiyorsun?

I thinl I try too hard

How I look what I do, what I’m sayin’

I spend too much time explainin’ myself

I hope there’s some time to change it

Sanırım çok fazla uğraşıyorum

Nasıl göründüğüm, ne yaptığım ne söylediğim hakkında

Kendimi açıklamak için çok zaman harcıyorum

Umarım bunu değiştirmek için biraz zaman vardır.

Bence acilen bu grubu dinlemeye başlamalısınız. Sizinle en sevdiğim gruplardan birini paylaşıyorum ve bunu yapmayı hiç sevmem. Hadi koşun farklı bir dünyaya adım atın.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]