İlkler
0 (0)

Daha önceki yazımızda geçen savaşı özetleyerek anlatmıştım sizlere. Helen ozan Homeros tarafından 10 yıl süren savaşta o kadar yazılacak yer var iken bu ozan sadece bir tanrının öfkesinden başlayıp savaşı bitirene kadar geçen zamanı anlatmaktadır, bu kısım AŞİL’İN ÖFKESİ olarak bilinmekte. Şimdi ise meşhur Truva Savaşının nasıl bir arap saçından patlak verdiğini okuyacaksınız.

Olimpos’taki tanrılar bir şölen düzenlemek isterler, bu şölen bir düğün şölenidir ve tanrılar tarihinde bir çok ilke imza atar bu şölen. Tanrılar tanrısı Zeus, aşık olduğu tanrıça güzeller güzeli Tetis’i istemeye istemeye bir ölümlü olan Kral Peleus’la evlendirmek zorunda kalır. Eğer ilişkiye girer ve bir çocuğu olur ise tanrıçadan bu çocuk ilerleyen zamanlarda tahtından indirebileceği kehanetinde bulunulmuş ve bunun gibi bir ihtimalin düşüncesi bile Zeus’un uykularını engellemektedir. İşte bu yüzden tanrılar tanrısı Zeus Tetis’i bir ölümlü ile birliktelik sürdürmesini izlemek zorundadır.

Şölene tüm tanrılar ve tanrıçalar çağrılmıştır, kavga tanrıçası Eris haricinde. Eris’in çağrılmamasının sebebi şölende bir tatsızlık, huzursuzluk çıkmasını engellemek içindi. Fakat Eris yapacağını yaptı şölene çağrılmamasının intikamını eğlencenin tam ortasında, tanrıların tanrısı Zeus’un masasının üzerine havadan bir altın elma atarak aldı. Masada bulunan Zeus’un karısı ve kızı bu elmayı tutmak için atılarak yakaladılar. Elmanın üstünde “Baştanrı Zeus bu altın elmayı tanrıçaların en güzeline sunsun!” diye bir yazı bulunmaktaydı. Zeus olduğu yerde donakaldı. Olimpos’taki tanrıçalardan olan Hera ve Atena kendilerini tartışmasız evren güzeli olarak sayıyorlar ve bunun haricinde bir olasılığın olabileceğine bile ihtimal vermiyorlardır. Üstüne üstlük sonradan Olimpos’a gelen fakat güzelliği ile tüm evreni kendine hayran bırakan Afrodit de Zeus’un masasında bulunmaktadır. Zeus bu zorlu seçimi ve bu seçim ile üç tanrıçadan hangisini seçerse seçsin başına bela alacağını bildiği için kendini bu durumdan bir şekilde kurtarması gerekiyordu. Biraz bekleyerek bir plan düşünerek bir öneri sundu. Bir güzellik yarışması yapılacak ve bu yarışmada güzeli seçecek kişi Troya (Truva) kralının oğlu prens Paris olacaktı. Bu öneri herkes tarafından kabul edildi. Eris’in intikamından doğan tanrıçalar arasındaki ilk evrensel güzellik yarışması , prens Paris’in çobanlık yaptığı Kazdağları’nda düzenlenecekti.

Eris’in intikamından doğan güzellik yarışmasında her üç tanrıçada birinci olmak istedikleri için ilk güzellik yarışmasında ilk rüşvet ortaya çıkar. Her biri birbirinden habersiz hiç kimseye bir şey belli ettirmeden Paris’in Kazdağları’nda bulunan kulübesine gitmiştir ve burada prense kendilerini birinci seçmesi için farklı farklı şeyler önermişlerdir. Kulübeye ilk Zeus’un karısı tanrıça Hera gitmiş, bütün Asya kıtasının imparatorluğunu rüşvet olarak sunmuştur fakat Hera bilmemekteydi Paris’in mal mülkte gözü olmadığını. Ardından Hera’nın ve Zeus’un kızı Athena kulübeye ulaşmış, her girdiği savaşta başarı ile bütün dünyaya yayılacak olan şan ve ün sunmuştur rüşvet olarak fakat onun da prens hakkında bir bilgisi olmadığı belliydi çünkü prens Paris hiçbir zaman savaşları sevmemiştir. En son Olimpos’a sonradan gelen Afrodit kulübeye ulaşınca Paris bir anda şok olup çarpılmışa döner çünkü Afrodit’in yanında görünmeyen yaramaz aşk tanrısı Eros prensin kalbine aşk oklarını fırlatmaktadır. Afrodit güzelliğini kullanarak prensin aklını başından alır ve başını döndürür. Ardından tanrıça Afrodit usulca kulağına şöyle der, “İşte, sana benim kadar alımlı olan Yunanistanlı güzel Helena’nın aşkını öneriyorum! ” ve gider.

Zaman geçtikten sonra ilk evrensel güzellik yarışması Kazdağları’nda, tanrıların tanrısı Zeus ve tekmil tanrıların gözlerinin önünde prens Paris, tanrıçalardan Afrodit’i tanrıçalar arasında en güzeli olarak açıkladı. Paris’in Yunanistan’a gittiği bir ara sözünü tutmak için Eros’u görevlendirdi ve Eros da aşk oklarını Helena’ya gönderir bu sayede Yunanistan’daki alımlı, göz alıcı güzelliği olan Helena Paris’e deli divane tutulur. Bu büyük aşka yenik düşen Helena Paris ile Troya sarayına kaçar, fakat Yunanistan’ın Başkralı Agamemnon Helena’nın zorla kaçırılıp sarayda saklandığı ve tanrıların tanrısı Zeus ile bir kaç kez konuştuğunu öne sürer. Zeus’un Agamemnon’un Helena’nın namusunu temizlemek için görevlendirildiğini söyleyerek Troya’nın surlarına dayanır ve savaş başlar.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]