İnsanlık Tarihi’nin En Eski Tapınağı: Göbeklitepe
0 (0)

Göbeklitepe’nin tarihi sıfırdan yazdığı söyleniyor, bunu hiç merak ettiniz mi?

Yaklaşık 12.000 senelik tarihi ile, Mısır Piramitleri’nden ve İngiltere’deki Stonehenge’den yaklaşık 7.500 yıl önce inşa edilmiş Göbeklitepe’nin keşfi ile dünya sallandı. İnsanlık tarihinin bilinen en eski tapınağı oldu. Ama bu neden  bu kadar önemliydi? Bu kadar eski olması neden ve nasıl bir devrim yarattı?

Bu yazımda Göbeklitepe’nin öneminden ve nasıl ziyarete gidilebileceğinden bahsedeceğim.

Göbeklitepe Nerede & Nasıl Gidilir

Şanlıurfa’ya bağlı Örencik’te bulunan Göbeklitepe şehir merkezinden araba ile yarım saat sürüyor.

Eğer arabanız yoksa toplum taşıma ile 100 numaralı otobüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Saat 10.00’da, 13.00’da ve 16.00’da Abide durağından yola çıkan otobüs, saat 12.00’de 15.00’de ve 18’de Göbeklitepe’den hareket ediyor.

Gaziantep, Mardin, Diyarbakır’dan Göbeklitepe
Gaziantrp merkezden araba ile 2 saat
Diyarbakır merkezden araba ile 2,5 saat
Mardin merkezden araba ile 2,5 saat sürüyor.

Göbeklitepe Neden Önemli?

Peki Göbeklitepe’yi arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden biri yapan şey nedir? Bunun birden fazla yanıtı var.

 

 

 

 

 

 

 

Din Kurumunun, İnsanların Yerleşik Hayata Geçmeden Önce Başladığını Ortaya Çıkardı

Göbeklitepe’nin keşfine kadar yapılan tüm araştırmalar, insanların yerleşik hayata geçtikten sonra din kurumunun oluştuğu sonucuna varıyordu. 12 bin yıllık bir ibadet merkezi olan Göbeklitepe bunun yanlış olduğunu ortaya koydu. Çünkü insanlar yaklaşık 10 bin yıl önce yerleşik hayat geçmişlerdi. Yani din kurumu yerleşik hayattan yaklaşık 2000 sene önce oluşmuştu.

Medeniyetin Sıfır Noktası Yeniden Belirlenmiş Oldu

M.Ö 10.000 yıllarında yaşayan insanların, henüz ilkel çağlarda olmalarına rağmen, sanılandan çok daha gelişmiş bir yaşam tarzı olduğunu ortaya koydu. Böylece insanlık tarihinin ve medeniyetin sıfır noktası yeniden belirlenmiş oldu.

Göbeklitepe İnsanların Yerleşik Hayata Tarımla Geçtikleri Genel Geçer Düşüncesine de Kafa Tutuyor

Çünkü Neolitik Çağ’da insanlar henüz daha avcı toplayıcı bir topluluk olmalarına karşın, buradaki ileri düzeyde mimarlık gerektiren tapınaklar gibi yerleşik yapılar inşa etmeye ve yerleşik düzene geçmeye başlamışlar bile.

Göbeklitepe’nin Keşfi

1983’te ise Mahmut Kılıç isimli bir çiftçi tarlasını sürerken oymalı bir taş buluyor ve bulduğu taşı Urfa Müzesi’ne götürüyor. Müze yetkilileri bu taşın önemini idrak edemiyor. Alman arkeolog Prof. Klaus Schmidt’in bu taşa denk gelmesi üzerine 1995’te Göbeklitepe kazıları başlıyor. Fakat burası üzerine yapılan çalışmalar, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ile Chicago Üniversitesi ortaklığında kurulan ekibin çalışmaları ile oluyor. Her nasılsa bu çalışmalar o kadar da ses getirmiyor. 1980’e gelindiğinde, Amerikalı arkeolog Peter Benedict’in bir makalesinde Göbeklitepe’den bahsetmesi ile önemi nihayet fark edilmeye başlanıyor.

 

Bira için tarım!

Bulgular taş devri insanlarının bira içtiğini de gösteriyor. Kazılarda şu ana kadar en büyüğü 160 litrelik kapasiteye sahip kireç taşına oyulmuş, altı bira varili bulundu. Klaus Schmidt,  bulgular ışığında, insanoğlunun ekmek için değil, bira uğruna tarıma başladığına, bunun da ilk kez Urfa’da gerçekleştiğine kanaat getirmiş.

Göbeklitepe UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde

Göbeklitepe’de kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt yaşadığı kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

“Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor” Prof. Dr. Klaus Schmidt.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]