Kıssadan Hisse 2020
5 (2)

2020’nin derbeder ama bir o kadar da güçlü okurları, bu yazımda sizlere 2020 yılında kısaca neler yaşadığımızı,  bu olayların üzerimizde bıraktığı tahribatlardan kendimce bahsetmek istiyorum. Genel olarak felaketler silsilesinin yaşandığı bir yıl olan 2020’nin tek iyi olayı Ayasofya Müzesi’nin camiye çevrilmesiydi diyebilirim. Birçok ülke gibi ülkece bizde depremler, seller ve yangınlarla mücadele etmek zorunda kaldık. Tabi bu yıla felaket yılı tanımlamasını yaptıran asıl olayın Korona virüs olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz diye düşünüyorum. İnsanların zor bir süreçten geçtiği bir yıl olan 2020 yılı kendi iç alemimize yolculuk yapmayı sağlayacak fırsatlar da sundu.  İşlerin, okulun yoğunluğundan bir çoğumuzun kendine vakit ayıramaması karantina ile son buldu.  Kimimiz yeni tarifler denedik kimimiz o hep okumaya vakit bulamadığı kitabı okudu, ilk ayında hepimize iyi geldi.  Fakat karantina süresinin uzaması bir süre sonra büyük problemlere yol açmaya başladı. Hem iş hem ev hayatını aynı an da yürütmek kimisi için hiç kolay olmadı, buna en yakın örnek ise çevrimiçi ders veren iki öğretmen çiftin çocuklarının balkondan aşağı düşerek vefat etmesiyle en acı şekilde gördük. Dedim ya kimimiz home ofis tarzında rahata kavuştu ama kimimiz acı sonuçlara maruz kaldı. Pandemi süreci ile birlikte evlere kapanmamız aile ilişkilerimizin de gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Ekonomik sorunların aile içi ilişkilere zarar verdiğini bu süreçte artan intihar vakalarından da anlamak mümkün. İş yerlerinin kapatılması çoğu gündelik işçinin işsiz kalmasına yol açtı. Pandemiden kaynaklı karantina dönemi insanların hızlı yaşamlarından yavaş tempolu bir yaşama geçmelerine neden oldu bu da ruhsal bunalımlara yol açtı. Evlerinde karantinada olan insanların yanı sıra hastanelerde yatan hastaların psikolojilerini siz düşünün. Biz evlerimizdeyken bile bu kadar bunalıma giriyorsak hem fiziken hem de ruhen çöken hastalar kim bilir nasıldır?

Virüsün etkileri büyük bunun hepimiz farkındayız peki peş peşe gelen depremlerin, yangınların ve sellerin etkisinin ve sonrasında olabilecek hasarların ne kadar farkındayız? 1999 depreminde çok hasarlar aldık fakat ders alamadık. Kentsel dönüşümden kaçan bir sürü vatandaş var değer mi gerçekten, canınızdan kıymetli mi mallarınız, yarın ne olacağını bilmediğimiz şu dünyada mallarımızı canımızın önüne koymak niye? Soru çok fakat çözüm yok! Her geçen gün su kaynaklarımız kuruyor, ağaçlarımız yanıyor ya da sel götürüyor, sadece insan değil doğa da büyük bir tahribat içerisinde hunharca bütün kaynakları sömürüyoruz.  2019 yılında başlayıp 240 gün süren Avusturalya yangınları ise 2020 yılının felaketler listesine giren bir başka olay 1,1 milyar hayvanın yandığı yangında birçok ülke olaya sessiz kalarak herhangi bir yardım gerçekleştirmedi. Bu da yetmezmiş gibi Avusturalya 5 bin yabani deveyi kuraklık nedeniyle helikopterlerden tüfeklerle ateş açarak öldürdü. Biz bu kadar canın yanmasına sebep olurken eee haliyle bizlerinde başına musibetlerin gelmesi gayet olağan. İnsanoğlunun gaddarlığı, doyumsuzluğu ve vicdansızlığı bırakmadığı sürece başına daha bir sürü kötü şey geleceği kanaatindeyim. Hani diyorlar ya şu dünya birkaç merhametli insanın hatırına dönüyor diye pek de haksız sayılmazlar sanki. Eğer bir şeylerin düzelmesini istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız. 2021 yılınızın iyilik, merhamet ve bol sağlıklı bir yıl olmasının duacısıyım. İnsanca yaşayabildiğimiz nice yıllara!

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 2 Average: 5]