Niyet ve Eylem
0 (0)

“Ben bunu daha önce düşünmüştüm”

Alıntılar, aktarılan konuyu kuvvetlendirmek adına çok sık başvurulan bir yöntemdir. Fakat alıntıyı da, kendi içinde kuvvetlendiren özel etkenler vardır ki;  sözü alıntılan kişinin kimliği buradaki en önemli etkendir. Söz sahibinin unvanı, toplum tarafından tanınırlığı alıntıyı daha kuvvetli hale getirir. Ben bu yazımda daha farklı bir yol seçtim. Alıntıyı ve akabinde konumu güçlendirmek için, arkasında milyonların imzası olan bir söz tercih ettim! Hepimiz bugüne kadar olan yaşantımızda, en az bir kez yukarıdaki sözü kullanmışızdır.

Üretken olmaya en yatkın canlı olan insan, her geçen gün yeni bir işe imzasını atıyor. Alan çerçevesi olmaksızın; tıptan, teknolojiye, ticaretten, ekonomiye, gıdadan, medyaya ve daha bir çok dalda bir güncellik dahil oluyor hayatımıza. Bu dalların birçoğu ile meşgalesi olan insanlık, hayatına gelen yeni kolaylıklara seviniyor. Ancak bazen sevinmekten öte, buruk bir hüzünle beraber derin bir şaşkınlık duygusuna kapılıyor. Daha önce böyle bir yeniliği düşünmüş, hatta hayata geçirmek adına araştırma yapmış ve daha da daralan halkada, fikrini üretmek için birkaç adım atmış olan insanlar, haliyle yazının başındaki alıntıya sığınıyor.

“Düşünüyorum, öyleyse varım”

Düşünmek, yalnızca Descartes’in felsefesinde sonuca ulaşmış bir olgudur. Evet, aslında felsefenin yapı taşıdır ve diğer tüm filozoflarında kalemindeki mühürdür. Lakin, salt düşünmek felsefeye bile yeterli değildir. Eğer düşüncelerinizi, felsefe adına kayıta geçirmezseniz, zihninizin kara deliğinde kaybolup gidecektir. Tek bir dala bağlı kalmadan devam etmek istiyorum. Düşünmek, hiçbir zahmete gerek duymayan ve lokasyon, zaman, alan ayırt etmeksizin her an vuku gösterebilen bir eylemdir. Evet bir eylemdir ancak, zahmete vabeste eylemlerle pekiştirilmediği müddetçe, saman alevi etkisi gösterecektir. Eğer bugün bir fikriniz var ise; yarın, nasıl daha iyi bir fikir olacağını düşünün. Bir sonraki gün, ilk günden farklı nereye geldiğinizi düşünün. Ama sonraki gün harekete geçin! Tabii buradaki günler, temsili zaman zarflarıdır. Ama burada anlatmak istediğim, atılması gereken adımların kronolojik sıralamasıdır. Ve bu sıralamanın yapı taşı; en sondaki adımın, aslında ilk adım olduğudur! Bu anlayışı idrak edebilen her insan, başarıya yürürken en direkt yolu kullanır. Graham Bell, uzaktaki biriyle anlık olarak iletişim kurabilmeyi, sadece düşünmüş olsaydı şu an telefonlar var olur muydu? Elbette olurdu! Çünkü, elbet bir başkası düşünecek ve bununla yetinmeyip harekete geçecekti. Zaten telefonun mucidi de Graham Bell değildir. Tam da burada, anlatmak istediğim durumun bir tezahürünü görüyoruz. Tüm ana fikri son bir kez toparlamak istiyorum. Eğer, dün olmayan bir şeyi, yarın olabilir diye hayal ediyorsanız, bugün harekete geçin. Çünkü dünle yarın arasındaki köprü, bugündür. Ve sağlam bir köprüden geçmek istiyorsanız, onu siz inşa etmelisiniz. Zira sonsuz bir yarışa tabi insanlıkta, herkesin kendi köprüsünü yapacak kadar taşı var!

Sözlerimi Konfüçyüs bitirsin istiyorum ;

“Unutma, bir şeyin yapılamaz olduğunu düşünerek uyursan, başkasının o şeyi yaparken çıkardığı gürültüyle uyanırsın.”

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]