Renklere Yüklediğimiz Anlamlar
0 (0)

Sarı, kırmızı, mor, kavuniçi, camgöbeği… Hayatımızın hemen hemen her alanında yer alan ve bizlerin çoğu duyguyu tanımlarken yardım aldığımız renkler, insan yaşamı ile girift haldedir. Hatta ve hatta o kadar yer etmiştir ki; Atasözü, deyim, mani, tekerleme ve çoğu söz sanatlarında oldukça sık rastlayabilmekteyiz. Gelin renklerin bulunduğu atasözlerine birlikte bakalım. ‘Para peşin, kırmızı meşin’ her işin karşılığı anında ödenmesini ifade ediyor. Anlamı güçlendirmek için renk detayının kullanılması ise güzel bir örnek teşkil ediyor. ‘Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü.’ Öncesinde iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur. Bu örnekleri çoğaltmak tabii ki de mümkün. ‘Ak koyunun kara kuzusu da olur.’,  ‘Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası.’, ‘Dibi kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım.’ Ve niceleri… Atasözlerinde kara, al ve beyaz renkleri oldukça çok kullanılmış ve kelimeleri nitelediğini veyahut anlamı güçlendirdiğini ifade edebilirim.

Deyimlerde ise renkler nasıl kullanılmış? Acaba hangi anlamları yüklemişiz gelin bir göz atalım. ‘Mavi boncuk dağıtmak.’ Deyimini duymayanımız yoktur. Birden fazla kişiye birden sevgi göstermek ve söz konusu kişileri, bu sevginin yalnız kendisine verildiğine inandırmak durumu olarak ifade ediliyor. Halk arasında şıp sevdi olarak da ifade edilebiliyor. ‘Yeşil ışık yakmak.’ Değimini gören bir yabancı bunlar de diyor? Yahu… Diyebilir. Ama bilmiyorlar ki uygun olabileceğini, izin verilebileceğini belli etmek anlamına geliyor. Yani olumlu olabilecek yönde bir eğilimde bulunuyor. Son olarak benim en sevdiğim ve hoşuma giden içerisinde renk skalasının en canlı renklerinden biri olan sarının geçtiği ‘Sarı çizmeli Mehmet Ağa’ deyimi var. Anlamı ise kim olduğu, nerede oturduğu bilinmeyen kimsedir.

 

Maniler ise günümüzde değerini kaybetmiş gibi görünse de söylendiğinde, duyan kişinin nerede olursa olsun içini ısıtır. Bunun garantisini veriyorum sizlere.

  • Kırmızı gül solamaz.

Rengi sarı olamaz.

Ben MURAT’I sevmişim.

Kimse mani olamaz.

Bu maniyi okuyup yüzünüzde hala bir tebessüm oluşmamış olamaz…

  • Yumurtanın yarısı

Yere düştü sarısı

Sarısından fayda yok

Kaç gel gece yarısı

 

  • Mavi kapı açıldı

İnciler saçıldı

Ahmet’im beni görünce

Keçileri kaçırdı

Halk edebiyatı nazım biçimi olan mani,  özlem, ayrılık ve aşk konuları başlıca konularını eğlenceli bir şekilde işler veya kafiye ve redif düzenine göre bizde öyle algılıyor olabiliriz. Şimdi diyeceksiniz Gizem renklerden nerelere geldik. Konuyu dağıtmadan tekerleme örneklerine bakalım.

Renklerin Tekerlemesi

Kırmızı, tanımıyorum o kızı

Sarı, senin dişlerin darı

Mavi, yaramazlığın kafi

Yeşil, bu terlik benim değil

Lacivert, şu çocuk başımıza dert

Mor, bilmediklerini sor

Pembe, benim gönlüm sende

Eflatun, kahve piştimi hatun

Kahverengi, kim şu oğlanın dengi

Kavuniçi, ne dersin canımın içi

Turuncu, yarışta oldum sonuncu

Bordo, oynayalım bilardo

Gri, yürüme geri geri

Beyaz, bugün hava çok ayaz

Siyah, babam geliyor eyvah

Sadece ben biliyor olamam değil mi sizlerin de ezbere bilmiyor olsa da duyduğunu varsayıyorum.

 

Yani siyah rengi gördüğümde matem, beyaz renkte masumiyet, gri renkte tarafsızlık veya hareketsizlik, kırmızı renkte tehlike ve hırs, mavi renkte huzur ve barış, lacivert renkte kendine güven ve otorite, sarı renkte dikkat ve bolluk, mor renkte kadın ve saygınlık, pembe renkte aşk ve duyarlılık, yeşil renk ise doları çağrıştırıyor. Tamam. Tamam… Şaka yapıyorum. Yeşil renk ise huzur, sakinlik ve barışı çağrıştırıyor. Yani ne kadar kaçmak istesek bile kaçamayacağımız şeyler arasında yer alıyor. Joseph Addison’un da dediği gibi ‘Renkler, her dili konuşurlar.’

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]