Simyacı : Bir yolculuk hikayesi
5 (2)

Simyacı kitabı çok sevdiğim bir kitap 1996 yıllından bu yana  Türkiye’ de çok okunan bu kitap bir insanın hayallerinin peşinden koşmasını gerektiğini Santiago’nun yolculuğunu anlatan her insan okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap ve bu sebeple sizlerle paylaşmak istedim.

 

Sentiagon 16 yaşına kadar papaz okuluna gitmiş , Anne ve babası onun din adamı olmasını istemiştir. Latince , İspanyolca ve din bilim okumuştur. Santiago’n hayali dünyayı tanımayı hayal etmiştir. Ve bu onun en büyük hayali en büyük arzusudur. Böylece karar verir ailesiyle konuşur rahip olmak istemediğini açıklar . Yolculuk yapmak istediğini söyler. Babasının iknalarına rağmen kararlarından vazgeçmez . Babası oğluna 3 adet İspanyol altın lirası  olan bir  kese verir. Sonra git kendine bir sürü al ve en iyi bizim şatomuz olduğunu ve en güzel kadınların ise  bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar gelmemesini  söyler. Böylece oğluna kutsadı.

 

Yolculuk serüvenine böylece başlar . Santiago rüyasında Mısır piramitlerini ve orada hazine bulacağını söyler. Daha sonra rüyasını falcı kadına anlatır. Daha sonra yaşadığı hayal kırıklığıyla falcı kadının yanından ayrılır. Daha sonra yaşlı bir amcayla konuşur.  Yaşlı amca ona hazine hakkında bilgi verilmesini öğrenme karşılığında  aldığı sürülerinin onda birinin ona verilmesini ister. Böylece kabul eder ona hazinenin Mısır piramitlerin yanında olduğunu söyler. Yaşlı amca ona biri siyah , biri beyaz iki taş verir. Birinin adı Urim ötekinin adı Tummim dir. Taşlar ise işaretleri yorumlamak için yardım ettiğini söyler. ‘ her şeyin bir tek ve tek şey olduğunu asla unutma ^’ , ve ayrıca , Kişisel Menkıbenin unutmamasını söyler. Böylece yolculuk serüveni başlar. Çıktığı yolculuk serüvenin de Arap çocuk onu dolandırır. Tüm parasını alır. Böylece Sentiagon parasız kaldığı için kristal eşyalar satan bir dükkanda çalışmaya başlar. Çalıştığı yere büyük bir kazançlar sağlar. Zamanla para toplar ve tekrar yolculuğa devam eder. Yaptığı yolculukta İngiliz biriyle tanışır. Daha sonra Fatıma adında  bir genç kız ile tanışır.  Sonra ona aşık olur. Bir çöl kadını Fatıma onu bekleyeceğini  söyler. Hayallerini hazineye kavuşmak için yoluna devam eder.

 

‘’ İnsan Sevince ‘’ diye düşündü , ‘’ nesneler daha çok anlamlı gelir”

 

Sentiago tüm mücadelere rağmen yolculuğa devam eder. Sürekli Kişisel Menkıbesine güvenerek hiç inancından vazgeçmedi . Tüm zor şartlara rağmen , tehlikeler sonucundan kumulun tepesine vardı. Böylece krala tüccara , İngiliz’e , bir Simyacıyla tanıştığı için şükretti ve böylece Fatıma yani çöl kadınına rastladığı içinde Tanrıya şükrediyordu. Daha sonra , kazıya başladı . Askerler tarafından dövülür. Daha sonra  Sentiago Piramitlere bakar ve piramitler ona gülümser ve oda neşeyle gülümser . Hazineyi bulmuştur.

Dilerim bir gün herkes kendi Kişisel Menkıbesini bulur. Sevgiler 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 2 Average: 5]