Arama:
Irkçılığa Karşı Bir Darbe: Malcolm X
0 (0)

“Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.”

 

Hani diyoruz ya artık insanlık çok ileride, gelişiyoruz, geliştikçe büyüyoruz, teknolojilerin ardı arkası kesilmiyor falan evet şu an gerçekten ileri bir seviyedeyiz ama sadece yıl ve teknolojik olarak kafa yapısı olarak hala çok çok gerilerdeyiz. 2021 yılına girdik ama hala kanayan bir yara olarak ırkçılık son gaz devam ediyor. Bana kalırsa bitmeyecek de. Çünkü insanın kendini hep üstün görme çabası olduğu sürece ne yazık ki bu ırkçılığın sonu gelmez. Ama sadece renk ırkçılığından bahsetmiyorum her türlü ırkçılıktan bahsediyorum. Bir dinin, bir insanın, bir rengin, bir hayvanın, bir ülkenin, hiçbir şeyin birbiri üzerinde üstünlüğünün olmadığını kabul etsek belki yaşanan acılar olmayacak ve insanlık “gerçek” anlamda ilerleyecek. Çok üzücü ki siyahi ve beyaz çocuklara karşı yapılan deneyde bile siyahi çocuk kendi renginde olan bebeği benimsemeyip onu çirkin beyaz bebeği ise daha güzel görebiliyor ya da daha önceki yüzyıllarda halk otobüsüne siyahiler binince ön kısımlarda sadece beyaz insanların oturabildiği siyah insanların ise ya en arka koltukta ya da sadece ayakta gidebilme şansının olduğu zamanları yaşadık ve yaşıyoruz sanırım daha çok yaşayacağız. Ama öyle bir insan çıkar ki bu gidişata bu ırkçılığa gerçekten “dur” der. Bu kişi Malcolm X. Kendisi ABD’de ırkçılıkla mücadelenin sembol ismi, fikirleri düşünceleri hala pek çok insan tarafından benimsenen Malcolm X, siyah ve beyazın ayrımını İslam’ın hoşgörüsüyle yok etmeye çalıştı.

“Kimse sana özgürlüğünü vermez. Kimse sana eşitliği, adaleti ve başka hiçbir şeyi vermez. Bunları kendin alırsın!”

Gerçek adı Malcolm Little, 19 Mayıs 1925’te Nebraska’da dünyaya geldi. Malcolm’un babası bir rahipti ve siyahilerin hiçbir zaman özgür olmayacağını ve Afrika’ya geri dönmeleri gerektiğini savunuyordu. Babası sürekli tehdit alıyordu ve en sonunda da bir suikaste kurban gitti. Annesi ise akıl sağlığını yitirip hastaneye yatmasıyla 8 kardeşin tümü koruyucu ailelere verildi. Malcolm hayata erken atılmıştı. Ortaokulu bırakarak çalışmaya başladı. New York’ta birden fazla olaya karışan Malcolm X hırsızlık suçuyla 10 yıl boyunca hapis yatacaktı. Ama hapis yılları onun dönüm noktası oldu. Hapishaneyken eğitimine devam etmek için artık günlerini hapishanenin kütüphanesinde geçirmeye başladı. O yılları bize şöyle özetledi:

“Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorarsanız üniversiteden sonra, hapishanedir.”

Hapishane zamanlarında kardeşleri onu ziyarete geliyordu. Onlardan duyduğu birisi vardı. Siyahi milliyetçiliği savunun Elijah Muhammed’in önderliğindeki İslam Milleti. Bu hareketin görüşlerini benimsedi, savunmaya başladı ve İslamiyet’i seçti.

X soyadını almasının nedeni hapishaneden çıktıktan sonra bu harekete katıldı ve kendi soyisminin köleliği simgelemesi nedeniyle, Little soyadını bırakıp davasının isimsiz bir kahraman olduğunu simgelediğini düşündüğü için “X” soyadını aldı. Hitabeti o kadar güçlüydü ki kısa sürede İslam Milleti hareketinin ve siyahilerin güçlü bir savunucu oldu. Malcolm X sayesinde bu hareket inanılmaz genişledi ve 30 bin üye sayısına ulaştı. Malcolm artık çok fazla göz önündeydi. Köşe yazıları yazıyor, radyo ve televizyon programlarına çıkıyordu. Ama bu popülerliği ABD yönetiminin dikkatini çekti ve FBI artık İslam Milleti hareketinin peşine düştü.  Anlaşmazlıklar yaşadığı hareketin başı olan Elijah Muhammed’in, hareketteki birçok kadınla ilişki yaşamasının ortaya çıkması Malcolm X’yi İslam Milleti hareketiyle bağlarını kopardı ve onun Müslüman Camisi hareketini kurmasına yol açtı.

Hacca gittiği sırada çok fazla beyaz insanla tanışarak dostluklar kurdu. En güzeli ise Malcolm X artık Siyahi Milliyetçilikten vazgeçti ve tüm ırk ve etnik kökenden insanların haklarını savunmaya karar verdi. Çünkü biliyordu toplumun tek sorunu siyahilere karşı ırkçılık yapması değildi. Böyle yapması zaten almakta olduğu tehditlere bir yenisini daha ekledi. Artık siyahi ırkçılıktan vazgeçtiği için İslam Milleti üyelerinden de tehditler almaya başladı. New York’ta eşi ve 4 kızıyla yaşadığı evi bombalandı neyse ki kimse yaralanmamıştı. Ama bu ilk ve son girişim olmayacaktı ona karşı. Bu olaydan 6 gün sonra 1965 yılında bir konuşma yaptığı sırada yanına yaklaşan 3 kişi tarafından 15 kurşunla öldürüldü.

“Bütün uyuyanları uyandırmaya tek bir uyanık yeter!”

Malcolm X’i susturduklarını sanıyorlardı ama aslında Malcolm X susmamıştı çünkü fikirleri toplumlara o kadar tesir etti ki ölümünden yıllar geçmesine rağmen hala ilk günkü gibi akıllara kazındı. Hepimizin içinde birer Malcolm X olduğunu düşünüyorum. Ve olmalı da. Herkes aynı düşünüyor diye bizde öyle düşünmek zorunda değiliz en önemlisi hiçbir konuda ırkçılığa destek veremeyiz öyle düşünemeyiz. Malcolm X’i daha iyi anlamalıyız ve anlatmalıyız. Irkçılığın olmadığı bir dünyada görüşmek üzere dostlar…

“İyi siyah veya iyi beyaz olmak gibi bir durum yoktur. İyi veya kötü insanlar vardır.” 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
ABD – 51. Bölge
0 (0)

51. bölge… Amerika Birleşik Devletleri’nin hem kendi halkından hem de dünya medyasından sır gibi sakladığı askeri üs. Defalarca TV. programlarına, dizilere ve filmlere konu oldu.
Peki insanlarda olan bu ilgi neden  ? Son zamanlarda Dünya’nın gündemine oturan uzaylılar…

Yalan haberlerle saçma hikayelerle dolu bu bölgenin konusu 8 temmuz 1947’de ABD’nin New Mexico eyaletine bağlı olan Rosewell kasabasında bir olay yaşandı. Bir kurtarma pilotu olaydan bir kaç gün önce ABD’de Cascade dağlarına düşmüş bir uçağı aramaya çıkmış ve o gün 9 adet uçan disk şeklinde cisimler gördüğünü bildirmiştir.

Bundan günler sonra da Rosewell şefi kasabadaki bir araziye anlam verilemeyen bir cismin düştüğünü ve bu cismin meteoroloji balonu olduğunu açıkladı. Hükümet meraklıydı çünkü daha önce kurtarma pilotunun bildirdikleri, medyaya yansımış ve herkesi uzaylı merakı sarmıştı  daha sonra Rosewell’ de gerçekleşen kazanın enkazı ABD ordusu tarafından kaldırılmıştı. İşte tam bu sırada konuya 51. bölge dahil oldu. İddialara göre kazanın enkazı 51. bölgeye götürüldü ve o gün bugündür enkaza dair herhangi bir şey hiç kimseyle paylaşılmadı.


Bölge 76 kilometre karelik bir araziden oluşuyor ve bu bölgeye girmek kesinlikle yasak. Hatta bölgeye izinsiz giren kişileri görevlilerin öldürme yetkisi bile var. Bilindiği üzere bölge, ABD Hava Kuvvetleri’nin silah araştırma, test ve eğitim merkezi. Buna rağmen neden diğer askeri üslere oranla daha gizli tutulduğu konusunda Rosewell Olayı dışında iddialar da var. Soğuk Savaş döneminde ABD’nin Ruslara ait savunma teknolojilerini bu bölgede deşifre ettiği söylentiler arasında. Belki de her şey sadece silahları gizlemekten ibarettir. Ama tabi buna inanmayan binlerce insan var.

Bu bölgede araştırma yapılan yerin neredeyse tamamı yer altında, böylesine korunaklı bir yerin başka ülkeler tarafından uydulardan görünmesini önlemek en büyük amaçları olsa gerek. Eğer herhangi biri bu bölgenin yakınlarında dolaşırsa bir çok farklı araçla takip edilmesi olası bir durum. Bu bölgeye sıklıkla beyaz tırlar ve camlara filmli otobüsler giriş yapıyor ve plakaları yok. Henüz araçlarda ne taşındığı bilinmiyor. 51. bölge çalışanları buraya ayda sadece 2 kez giriş çıkış yapabiliyor ve az öncede belirttiğim otobüslerle yolculuk yapabiliyorlar. Bu bölgeyle ilgili kesin bir bilgi henüz yok. ABD hükümetinin sır gibi sakladığı bu bölge popülerliğini günümüzde de koruyor. Son zamanlarda 51. bölgeye baskın haberlerini duymuşsunuzdur 2 milyon kişinin bu bölgeye UFO görme hayaliyle yapılan etkinliğe katıldığı bildirildi. Bölge baskını için harekete geçildi ve etkinliğe katılan kişilerin bölgeyi canlı yayınla gösterecekleri konuşulanlar arasında.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
BÜYÜK DİKTATÖR : Üzgünüm ama ben imparator olmak istemiyorum !
0 (0)

En yakın zaman da izlediğim etkisinde kaldığım çok sevdiğim filmler arasında yer alan Büyük Diktatör filmini ve  film üzerindeki yorumları ve bakış açılarını sizlerle paylaşmak istedim . Büyük diktatör filmi 1940 dönemlerine ait olan ABD  yapımı olan bu film yönetmenliğini Charlie Chaplin’ yaptığı film dünya genelinde büyük bir önem sahip olan bu film  ve oldukça etkili o dönemlere sizi götüren ve aynı zaman da o dönemlere ait size bilgi sahibi olmanız açısında oldukça etkili bir filmdir. Filmde  komedi tarzında aynı zaman da o dönemi  eleştiriler bir tarzla ele alınmıştır. Film asıl amacı o dönemin rejimini  yaşantısını , tarihini , siyasi yapısını , orduyu , hükümet anlayışını hepsini anlatan bir film . Nazi Almanya’sını ele alan ve Adolf Hitleri komedi ve eleştiriler bir tarzla ele alarak halkın bir şeyleri fark etmesini sağlamak açısından yapılan bir filmdir. Fikrimce izleyince büyük bir hayranlık duyacağınız bir film olur Umarım.

 

Filmin içeriğine gelirsek film Charlie Chaplin filmde Adeonid Hynkel ve Yahudi bir berberi oynamaktadır. Filmde asıl husus ve can alıcı nokta bu iki karakterlerdir. Chaplin filmde iki farklı rolü oynamaktadır. Diktatör Hynkel ile Yahudi berberin filmde çok başarı olmuştur. Karakter komedileri olan tutumları film üzerinde çok ironi bir şekilde verilmiştir. O dönemin gerçekliğini yansıtan başarılı bir film olmuş. Hynkel’in  yönetim anlayışını ve Yahudilerin gördüğü tutumlar yaşadıkları eziyetleri anlatan bir filmdir. Verilmek istenen propaganda bence çok başarılı. Filmde ya Yahudilere olan ve hitlere olan eleştiriyi bunu bir komedi tarzında ele alarak yer veriliyor. Film’de olan biten her şey önce bir anlaşılmıyor. Daha sonra izleyince altı yatan anlamlar olduğunu fark ediyorsunuz .Örneğin Hynkel eline alan dünya şeklinde olan balon ve önce balonla oynadığı zannediyorsunuz oysa zeminde yatan farklı mesajlar vardır. Verilmek istene mesaj ise kendimce dünya hakimiyetin kendinde  olmasını ve her şey kendi kontrol altında alma duygusu en komik nokta ise patlaması ve elinde patlaması bence hiçbir güç sonsuz değildir . Bu da onun en büyük göstergesidir.

Filmde Diktatör Hynkel yönetim şekli eleştirel bir şekilde verilmiştir. Daha sonra filmde en önemli bir husus Yahudi berberi ve Diktatör Hynkel sanması benzerliği , Diktatör Hynkel yerine konuşması filmde ana unsuru göz alıcı noktası , en büyük mesaj konuşmaları sistemi eleştiren o zaman ki mesaj hala bile günümüze yer alması ,yer tutmasıdır. Daha sonra ‘ üzgünüm ama ben imparator olmak istemiyorum bu benim işim değil ifadesi ‘ imparatorluğu tek lider , tek parti , tek adam anlayışını eleştirmiştir. Herkese yardım edinilmesi gerektiğini ve bu hususta bir Yahudi  olup olmadığına bakılmaksızın ve siyahın beyazdan ve beyazın siyahtan hiçbir üstünlüğünün olmadığına değinilmiştir. Özgürlüğün önemine değinen makinalardan çok insanlığa ihtiyacımız var. Bu da duyguların ne kadar önemli olduğunu hızlı gelişim az yaşadığımızı duygularımızın köreldiğini sesini tüm insanlığa duyurarak tüm geçeklikle anlatan ve aynı zaman da diktatörlüğü büyük bir şiddetle eleştiren bir gelecek insan gücünün , insan iradesinin olacağına her şey insanlığa döneceğini  aynı zaman da askerlerin kendilerini zebanilere teslim edilmemesini yani diktatörü ve o zaman ki rejimi  sistemini eleştiriyor. İnsanların makine gibi değil de  bir duyguların olduğunu kalplerini duygularını bir makineye  kurban edilmemesini , askerlerin bir köle için değildi özgürlük için savaşmasını ve diktatörlüğü eleştiren radden ve demokrasinin gücüne inanan ve diktatörlük kendilerinin  özgür olduğunun halkını ise bir köle gibi görüldüğünü eleştirmiştir.  Halka yaptığı konuşmasında Diktatörlüğü sistemin yönetme şeklini eleştirmiştir. İnsanlığa seslenerek mesajı vermiştir.

 

‘Özgür bir dünya, ulusal engelleri kaldırmak için savaşalım … Bilimin ve ilerlemeni bize mutluluk getirdiğini bir dünya için savaşalım … Askerler , demokrasi adına birleşelim!   ‘

 

 

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!