Arama:
Coğrafya Ve Kültür
0 (0)

Kültür insanın varlığını sürdürebilmesini kültürel bir varlık oluşuna ve öğrendiklerimizi kuşaklara aktarma yeteneğine bağlanmaktadır. Geçmişten bu zamana kadar baktığımız zaman insan temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Yani ailesini korumak, beslenme, sevilme gibi ihtiyaçları nasıl öğrendilerse o şekilde nesilden nesile aktarılmaktadır. İnsanlar yerleşik hayata geçmesiyle birlikte artık kültür kavramı daha net bir şekilde kendini ortaya koymaktadır. Yani yaşadığımız coğrafya ile insanların yaşam tarzını etkilemiştir. Yani insanların nasıl bir yapıya sahip olduklarını yaşadığı coğrafyaya bakarak bilgi sahibi olmaktayız. Soğuk iklime sahip bölgelerde yaşayan insanlar karakter yapısı olarak dışarıdan insanlara iletişim kurmaya kapalı ve sert mizacı olan insanlardır. Denize kıyısı olan yerlerde yaşayan insanların daha sıcak ve cana yakın tavırlar içerisinde olması coğrafyanın etkisine örnek olarak verebiliriz. Yaşadığımız coğrafya da geçimimizi nasıl sağladığımızı bizim yaşam standardımızı etkilemektedir. Mesela örnek verecek olursak elimizdeki bir ürünü yani ham maddeyi işleyecek teknolojiye sahip olsaydık çok daha farklı konular ele alınabilirdi. Yaşam standardı düşük ülkelerde daha fazla suç işlendiğini haberlerde ve sosyal medya da sıkça görmekteyiz. Bunun sebebi ise ailesini geçindiremeyen bir insan illegal yollara başvuruyor. Bu sebepten dolayı da sıkça suç işlenme oranı yükselmektedir. Değişik bakış açılarından baktığımız zaman kültürün karakterimizi, yaşamımızı ve düşüncemizi etkilediğini görebilmekteyiz. Biz Türkler olarak daha dokunmatik bir kültürüz. Çünkü samimiyetimizi bu şekilde göstermekteyiz. Fakat kültür dediğimiz şey her yerde aynı değildir. Farklı yerlerde yaşayan insanlar kendi coğrafi yerlerine göre ayak uydururlar. Yani Antalya’da yaşayan birisi ile Ağrı’da yaşayan birisi farklı düşüncelere sahiptirler. Mesela turizm yerlerinde yaşayan insanlar daha rahat giyimi tercih ederken doğu da yaşayan insanlar böyle bir tarzda değildir. Kısacası yaşadığımız bölge çevre insan yaşamını ve kültürünü etkiliyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Engelli Birey Değil, Yetersizliği Olan Birey!
5 (2)


Sevgili okurlarım bugünün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olmasından dolayı sizlerle kendi düşüncelerimin, bana göre olumlu ve olumsuz yanlarını paylaşmak istiyorum. Aranızdan bazılarınız “Bugün neden olumsuz bir gün olsun ki?” diye düşünebilirsiniz. Bende eskiden sizler gibi düşünüyordum. Ancak bazen kendimce araştırmalar yaptığımda bende bana eskiden mantıklı gelen düşüncelerin şuan benim için pek önemli olmadığını ve her hangi bir anlam ifade etmediğini aksine yanlış şeyler düşündüğümü fark ediyorum.

Evet, sürekli engel ya da engelli kelimesi dilimizde. Çünkü bize dayatılan o. Peki neden? Ben engelli kelimesine karşı olan insanlardanım. Biz fiziksel ya da zihinsel olarak yetersizlikten etkilenmiş bireylere “engelli” diyerek zaten önlerine bir engel koyuyoruz. Neden bu engel kelimesini hep birlikte aşmak varken “engelli” diyerek yeni bir  engel koyalım ki? Birçok yetersizlikten etkilenmiş bireyler engel kelimesinin kendileri için  kullanılmasından hoşnut değiller. 3 Aralık gününün yetersizlikten  etkilenmiş bireylerin günü olmasına anlam veremiyorum. Neden onlar için ayrı bir gün belirleyip onların bizden farklı olduğunu hissettirelim ki?  Herkes gibi onların da bir günü zaten var. Önemli olan insanlık, insanlığın günü değil mi?  Hayatta nerede, nasıl, ne şekilde yer alacağımızı bilmiyoruz. 2 dakika sonrasının hatta şimdinin bile garantisi yok. Yukarıda yer verdiğim fotoğraf “Mucize” filminden alınmış bir sahnenin fotoğrafı. Fotoğrafta yer alan “SAKAT” kelimesi bana göre hoş bir tabir değil. Zaten yetersizlikten etkilenen bireyler de bu kelimeden hoşnut  olmadıklarını belirtiyorlar. Filmin içeriğinde bedensel yetersizliğe sahip olan bir bireyin kalbinin güzelliği sayesinde tüm yetersizlikleri aşabileceği izleyiciye aktarılmıştır.

 

Sevginin, saygının, empati duygusunun giderek yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bunun bir an önce önüne geçmemiz gerekiyor. Yetersizlikten etkilenmiş bireylere yardım etmeli, onlarında bizden hiçbir farkı olmadığını ve birçok şeyi başarabileceklerini göstermemiz gerekiyor. Hayatımıza çıkan  tüm engelleri aslında hepimizin sevgi ile aşabileceğini unutmamalıyız. Sevgisizliğin en büyük engel olduğunu ilk önce kabul edip daha sonra çevremize kabul ettirtmeliyiz. Hepinize sevgisizlikten arınmış  içi sevgi dolu günler… 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 2 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!