Arama:
Riski devretmeyi bırak
0 (0)

Ucunda kaybetme ihtimali olan bir şeye giriştiğinizi düşünün. Burada denememeyi mi seçersiniz yoksa kaybetme riskini göze mi alırdınız? Olaya bir kişi daha ekleyelim bu kişi girişmek istediğiniz alanda sizin riskinizi alabilecek biri bu durumda riski siz mi alırdınız yoksa riski devreder misiniz?

Birçok kişinin riski devredeceğini düşünüyorum. Riski devredek büyük bir yükten kurtulduğunuzu sandınız ne yazık ki yanılıyorsunuz sadece gelişmekten kaçtınız, daha iyi bir size ulaşmaktan vazgeçtiniz.

Örneğin yukardaki durumun sınıfta sunum yapmak olduğunu varsayalım. Bu durumda en az soru gelecek konuyu siz almaya çalışırsınız ya da imkanınız varsa hiç sunum yapmamayı tercih edersiniz. Bu tercihiniz sonucunda ileride – örneğin iş hayatında – yapacağınız sunumlarda daha fazla zorlanmanız muhtemeldir. Çünkü geçmişte sunum anlamında bir kez daha pratik yaparak gelişebilecekken bu durumdan vazgeçtiniz. Bu gibi durumlarda deneyip denememek arasında kararsız kaldığınızda Michael Jordan’ın “yenilgiyi kabul ederim ama denememeyi asla” sözünü hatırlayabilirsiniz.

Riskleri kafanızda büyütmeyi bir kenara bırakın sonunda başarılı ya da başarısız olabilirsiniz ama her durumda deneyim kazanacaksınız. Başarısızlığı bir düşünce biçimi olarak görüp sonuç olarak görmezseniz hiçbir zaman yenilmiş olmayacaksınız sadece o konuya olan deneyiminiz daha da artacaktır.

Burada bahsetmek istediğim şey her riske gözü kapalı atlamanız değil. Örneğin sokakta biri, bir sağlık durumundan muzdarip olduğu zaman etrafınızda doktorun olup olmadığına bakmanız gerekli burada insan hayatı varken deneyimden, gelişimden bahsedilemez.

Şimdi sizden istediğim geçmişe dönüp kaçındığınız risklerin birçoğunun aslında ne kadar ufak tefek şeyler olduğunu farketmeniz ve bundan sonra bu gibi durumlarda riskin boyutunu objektif bir şekilde belirleyip eğer risk alınacak boyuttaysa risk almanız. İnsan olduğumuzu ve bilinçli varlıklar olduğumuzu unutmayın değiştirmek istediğiniz bir şey varsa bunu değiştirebilirsiniz en azında bir adım atabilirsiniz. Özendiğiniz kişiler aslında sizden pek de farklı değil belki de tek farkları risk alıp ilk adımı atmış olmaları.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kim hayatını mahvetmek ister?
0 (0)

Kendinizi geliştirmekten sıkılıp hayatını daha kötü konuma getirmek istediniz mi? Hadi gelin birlikte birkaç basit adımda hayatımızı nasıl daha zor bir hale getirebileceğimizi inceleyelim.

1-) Her şeyi başkalarından bekle

Bu şekilde yaşamayı haketmediğini mi düşünüyorsun? Daha zengin, daha başarılı mı olmalıydın? Güzel, yapman gereken değiştirmek istediğin konularda bir adım dahi atmamak ve risk almamak ne de olsa beyaz atlı prensin ya da kurtarıcı meleğin yakında yanında olacak. Beklemeye devam et.

2-) En ufak riske dahi bulaşma

Kazanç ve kayıp sürekli karşına çıkacaktır. Risk aldığın zaman başarılı ya da başarısız olabilirsin. Ama başarısızlık ihtimali varsa neden deneyesin ki. En ufak bir risk bile almayıp ortalama bir hayat yaşamak senin elinde.

3-) Asla ilk adımı atma

Edinmek istediğin yetenekleri, ulaşmak istediğin başarıları herkese anlat. Sürekli konuş ve sakın ilk adımı atma. Bu sayede başarı ihtimalini sıfıra yakın tutman mümkün.

4-) Hedeflerin için çok çalışmayı bırak

Dilediğin alanda çok çalışarak iyi bir konuma gelebilirsin. Ama senin yapman gereken vaktini hedeflerin doğrultusunda harcamaman ve başkalarıyla konuşurken başarılı insanlara çamur atarak onların şanslı olduğunu iddia etmen. Sürekli olarak çalışkanlığın, başarılı insanlara özgü olduğunu ve senin çalışkanlıkla işin olmadığını hatırla.

5-) Hedef belirleme

Ulaşmak istediğin hedefleri belirleyerek başarıya giden yolda ilk adımı atabilirsin. Ama bunun olmasını istemeyiz. Yapman gereken daldan düşen kuru yaprakmış gibi oradan oraya savrulman. Çevrendekilerinin hareketleriyle yönünü değiştir. Yaşanan olaylara bak yönünü değiştir. İnsanların söylediklerine kulak as, yönünü değiştir ve sürekli savrulmaya devam et.

6-) Boş vakitlerinde bolca uyu

Bugün ailene biraz yardım mı ettin? Bir uyku hak etmişe benziyorsun. Peki yapılması gerekenler ne olacak? Unut onları daha vaktin var. Böyle ufak sebeplerle sürekli gün içinde uyumayı alışkanlık haline getir. Böylece çalışmaktan kolaylıkla kaçabilirsin. Unutma birkaç defa uyumakla bir şey olmayabilir. Bunu bir alışkanlık haline getirerek değerli vakitlerini rahatlıkla harcayabilirsin.

Gördüğün gibi birkaç basit adımda hayatını daha zor bir hale getirebilirsin. Hatta birkaç madde daha ekleyip ortalamanında altında bir hayat yaşamayı garanti haline bile getirebilirsin. Peki sen hayatını mahvetmek ister misin?

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Niyet ve Eylem
0 (0)

“Ben bunu daha önce düşünmüştüm”

Alıntılar, aktarılan konuyu kuvvetlendirmek adına çok sık başvurulan bir yöntemdir. Fakat alıntıyı da, kendi içinde kuvvetlendiren özel etkenler vardır ki;  sözü alıntılan kişinin kimliği buradaki en önemli etkendir. Söz sahibinin unvanı, toplum tarafından tanınırlığı alıntıyı daha kuvvetli hale getirir. Ben bu yazımda daha farklı bir yol seçtim. Alıntıyı ve akabinde konumu güçlendirmek için, arkasında milyonların imzası olan bir söz tercih ettim! Hepimiz bugüne kadar olan yaşantımızda, en az bir kez yukarıdaki sözü kullanmışızdır.

Üretken olmaya en yatkın canlı olan insan, her geçen gün yeni bir işe imzasını atıyor. Alan çerçevesi olmaksızın; tıptan, teknolojiye, ticaretten, ekonomiye, gıdadan, medyaya ve daha bir çok dalda bir güncellik dahil oluyor hayatımıza. Bu dalların birçoğu ile meşgalesi olan insanlık, hayatına gelen yeni kolaylıklara seviniyor. Ancak bazen sevinmekten öte, buruk bir hüzünle beraber derin bir şaşkınlık duygusuna kapılıyor. Daha önce böyle bir yeniliği düşünmüş, hatta hayata geçirmek adına araştırma yapmış ve daha da daralan halkada, fikrini üretmek için birkaç adım atmış olan insanlar, haliyle yazının başındaki alıntıya sığınıyor.

“Düşünüyorum, öyleyse varım”

Düşünmek, yalnızca Descartes’in felsefesinde sonuca ulaşmış bir olgudur. Evet, aslında felsefenin yapı taşıdır ve diğer tüm filozoflarında kalemindeki mühürdür. Lakin, salt düşünmek felsefeye bile yeterli değildir. Eğer düşüncelerinizi, felsefe adına kayıta geçirmezseniz, zihninizin kara deliğinde kaybolup gidecektir. Tek bir dala bağlı kalmadan devam etmek istiyorum. Düşünmek, hiçbir zahmete gerek duymayan ve lokasyon, zaman, alan ayırt etmeksizin her an vuku gösterebilen bir eylemdir. Evet bir eylemdir ancak, zahmete vabeste eylemlerle pekiştirilmediği müddetçe, saman alevi etkisi gösterecektir. Eğer bugün bir fikriniz var ise; yarın, nasıl daha iyi bir fikir olacağını düşünün. Bir sonraki gün, ilk günden farklı nereye geldiğinizi düşünün. Ama sonraki gün harekete geçin! Tabii buradaki günler, temsili zaman zarflarıdır. Ama burada anlatmak istediğim, atılması gereken adımların kronolojik sıralamasıdır. Ve bu sıralamanın yapı taşı; en sondaki adımın, aslında ilk adım olduğudur! Bu anlayışı idrak edebilen her insan, başarıya yürürken en direkt yolu kullanır. Graham Bell, uzaktaki biriyle anlık olarak iletişim kurabilmeyi, sadece düşünmüş olsaydı şu an telefonlar var olur muydu? Elbette olurdu! Çünkü, elbet bir başkası düşünecek ve bununla yetinmeyip harekete geçecekti. Zaten telefonun mucidi de Graham Bell değildir. Tam da burada, anlatmak istediğim durumun bir tezahürünü görüyoruz. Tüm ana fikri son bir kez toparlamak istiyorum. Eğer, dün olmayan bir şeyi, yarın olabilir diye hayal ediyorsanız, bugün harekete geçin. Çünkü dünle yarın arasındaki köprü, bugündür. Ve sağlam bir köprüden geçmek istiyorsanız, onu siz inşa etmelisiniz. Zira sonsuz bir yarışa tabi insanlıkta, herkesin kendi köprüsünü yapacak kadar taşı var!

Sözlerimi Konfüçyüs bitirsin istiyorum ;

“Unutma, bir şeyin yapılamaz olduğunu düşünerek uyursan, başkasının o şeyi yaparken çıkardığı gürültüyle uyanırsın.”

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
İradesizsiniz mi? İrade sizsiniz mi?
5 (1)

Hergün irademizi zorlayan büyük ya da küçük pek çok olayla karşı karşıya kalıyoruz ve bu durumlara karşı bir karar vermemiz gerekiyor. Peki bilinçli karar vermek irademizi azaltır mı? Ya da daha geniş bir açıdan bakarsak irademizin bir sınırı var mı? Varsa bu sınırı nasıl arttırabiliriz? Nelerden kaçınmak gün içinde daha iradeli olmamızı sağlar? Gelin bu durumları birlikte inceleyelim.

Öncelikle bilmelisiniz ki irademizin bir sınırı var. İyi tarafından bakarsak yazının sonunda değineceğim gibi irademizi daha uzun süre kullanmak için yöntemlerde var.

İlk olarak bir duruma karşı koymanın iradeyi zorlayıp zorlamadığını gelin bir deneyle[1] inceleyelim. Bu deneyde irade testi yapılacağı halde katılımcılara lezzet ölçümü deneyi yapacaklarını söyleyerek iki gruba ayırıyorlar. Deneye aç şekilde gelen katılımcıların önlerine içinde kurabiye ve turp bulunan iki tabak koyuluyor. İlk gruba en az iki kurabiye yemeleri ve turplara dokunmamaları rica edilirken ikinci gruba ise tam tersi şekilde en az iki turp yemeleri ve kurabiyelere dokunmamaları rica ediliyor. Bundan sonra ise katılımcılara deneyin yarım saat sonra sonuçlanacağı söyleniyor ve sıkılmamaları için iki gruba da çözülmesi çok zor olan bir bulmaca veriliyor. Deneyin sonuçları ise beklendiği gibi kurabiye yiyenler bulmacayı çözmek için ortalama 19 dakika uğraşırken, turp yiyenler ise sadece 8.5 dakika uğraşıyor. Peki burada kurabiye yiyenler çikolatadan aldığı enerji ile daha uzun süre uğraşmış olamaz mı? Cevap hayır. Bundan sonra bir gözlem grubu oluşturarak onlara da deneye aç gelmeleri söyleniyor ve ilk aşama atlanarak -yani turp/kurabiye tüketmeden- direk bulmaca çözmeye başlıyorlar sonuçlara bakıldığında deney grubunun da ortalama olarak kurabiye yiyen grup kadar bulmacaya vakit ayırdıkları gözlemleniyor. Yani bu deneyden anlayacağımız istediğimiz ve yapmak zorunda olduğumuz bir iş olduğunda, eğer istemeyerek yapmak zorunda olduğumuz işi öncelikli olarak yaparsak bu durum irade gücümüzü zorlayacaktır.

Peki buna benzer hangi durumlar irademizi zorluyor? Yapılan diğer araştırmalarda bilinçli seçim yapmanın, duyguları bastırmanın ve zihni zorlayan bir aktiviye yapmanın irademizi zorladığı gözlemlenmiş.

İkinci olarak tıpkı telefonların şarjı bir süre sonra bittiği gibi bizim irademizde genelde gün içinde karşılaşılan olaylardan dolayı, -kötü patron, trafik, sevilmeyen iş gibi- gün sonunda oldukça zayıflıyor. Bunun sonucunda da olaylara fazla tahammülümüz kalmıyor. Bu durumda başladığımız diyeti bozmak, aktif olarak yaptığımız antrenmanı aksatmak ya da kendimize söz verip bıraktığımız kötü bir alışkanlığa nefsimize hakim olamayıp tekrar dönmek içten bile değildir. Bu sebeple irade gücümüzü zorlayan şeyleri görmezden gelerek değil; onlara karşı akıllıca bir plan yaparak karşılamamız gerektiğinin farkında olmalıyız. Peki bu gibi bir durumda nasıl hala iradeli olabiliriz? İrade gücümüz sıfırlanmadığı sürece kendimizi hala irademizin güçlü olduğuna inandırırsak, daha iradeli olmamız mümkün. Bir nevi irademizi yeniden üretme gücüne sahibiz.

“Hiç yorulmamak için yola çıkanlar yorulmak nedir bilmezler”

-Mustafa Kemal Atatürk

Son olarak irade gücümüzü daha verimli kullanmak için neler yapabileceğimizi bakalım

Bir işe başlayana kadar genelde hep o işin en zor yanlarını gözümüze getiriyoruz ve bunun sonucunda iş başlamama ile sonuçlanabiliyor. Bu durumda en iyi iş bitmiş iştir mantalitesiyle hemen işi yapmaya koyulmalıyız.

İrademizi zorlayan durumlarda kendimize rol modeller edindiğimiz kişilerin benzer durumlara karşı nasıl tavır aldığını
öğrenmek ve buna göre hareket etmek irademizi güçlendirebilir. Yani başarılı insanların hayatını öğrenmek bize irade gelişimi konusunda katkı sağlayabilir.

İrademizin gün sonuna kadar iyice tükendiğinin farkında olarak, zihinsel açıdan bizi en çok zorlayacak işi sabah erken saatlerde yapmaya çalışabiliriz. Bunun sonucunda da geceye hala enerjimiz kalır ve yapmak istediğimiz şeylere daha fazla vakit ayırabiliriz.

İrade gücümüzün bir kas gibi olduğunu bilerek düzenli aralıkla zihinsel açıdan bizi zorlayacak işler yapmak irademizi adeta bileyip daha kuvvetli hale getirebilir.

Eğer sizde başarı için en temel unsurlardan biri olan irade eğitimi hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Cemil Meriç ve Ali Fuat Başgil’in de tavsiye ettiği “İrade Terbiyesi(Jules Payot)” kitabını okuyabilirsiniz.

Kaynaklar;
[1] https://www.theatlantic.com/health/archive/2012/04/the-chocolate-and-radish-experiment-that-birthed-the-modern-conception-of-willpower/255544/

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Spor ile Sağlıklı Yaşam
0 (0)

Spor hepimizin yapması gereken bir sosyal aktivite olduğunu düşünüyorum. Sporsuz yaşam doğru bir yaşam değildir. Mutlaka kendi ilgi alanımıza göre sevdiğimiz bir spor dalıyla meşgul olmalıyız. Bilimsel açıklamalara göre de insan vücuduna sporun çok iyi geldiği hakkında binlerce açıklama bulunmaktadır. Yaklaşık 3 yıldır vücut geliştirme sporu ile ilgilenen biri olarak söylüyorum bir çok hastalığımı yenmem de ki en büyük etkenlerden birisi spor olmuştur. 2017 başlarında mide ve sindirim rahatsızlıklarım vardı ve defalarca hastanelere gidip tedavi olurdum daha sonra spora başladım ve düzenli yapmaya gayret gösterdim, yediğim içtiğim her şeye dikkat ettim programlı bir yaşam oluşturdum ve bunun sayesinde sağlığıma yeniden kavuştum. Hayatımın sporlar tanıştığı günden itibarende çok şükür büyük bir rahatsızlık geçirmedim ve hastane yolundan uzaklaştım.

 

Spor Ruhun’da Gıdası

Kendimi aşırı berbat hissettiğim ruhsal çöküşleri yaşadığım evrelerde dahi spordan kopmamayı başardım. Beni daha kötü yerlere getirmekten ve kötü alışkanlıkları edinmekten de her zaman spor kurtarmıştır. Mental açıdan öz güvenimizi tavana çıkaran fiziksel açıdan da bizleri güçlü klan spor mutlaka yaşamımızın bir parçası olmalı. Normal zamanlarda herkes spor yapar ve yapabilir ama zor evrelerden geçtiğiniz zamanlarda(fiziksel ve ruhsal) spora eğilim göstermek aslında kurtuluş seçeneği olabilir ama bu eğilimi herkes gösteremez. Göstermeyi başaran kişiler ise gerçekten bunun meyvelerini o an toplamasa bile önündeki zaman içerisinde bu yolu seçmesinin meyvelerini elbette yiyecektir. Başarı azim gerektirir sözünden de yola çıkabiliriz. Çoğu zaman bireysel olarak sporla uğraşmak sıkıcı gelir, kendinize kafa dengi bir yol arkadaşı bulursanız eğer, sizi çöküşe değil başarıya sürükleyecek, motivasyonunuzu her zaman artıracak, rekabet halinde olacağınız bir yol arkadaşı gerçekten işinizi daha da kolaylaştır. Şuan pandemi sürecinden geçiyoruz spor salonları biraz daha riskli durumda bunun için sporu bırakmak tabi ki bahane olmamalı, internet üzerinden araştırdığımız zaman evde yapılabilecek sayısızca spor egzersizleri bulunmakta ve bunlara ulaşmak oldukça kolay, bu tarz videoları izleyerek bedenimizi aynı zamanda da ruhumuzu canlı tutabiliriz. Spor pozitif enerji ve olumlu, sağlıklı düşünmemizi etkileyen en kuvvetli etkenlerden birisidir. Sporla Kalalım…

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!