Arama:
EN ÇOK OYNANAN ONLINE OYUNLAR
0 (0)

Online oyun deyince akla internet yoluyla oynanan oyunlar geliyor bunların en üst sıralarında ise yılların bile eskitemediği Counter-Strike oyununun biraz daha modernleşmiş hali geliyor peki diğerleri ne sıralama nasıl mı işte sırama;

1-) Counter-Strike: Global Offensive

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 665.53

2-)DOTA 2

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 418.280

3-)PlayerUnknown’s Battlegrounds (PUBG)

 

 

 

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 190.470

4-)Destiny 2

 

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 93.840

5-)Among Us

 

 

 

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 90.270

6-)Grand Theft Auto V (Online)

 

 

 

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 87.840

7-)Team Fortress 2

 

 

 

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 74.370

8-)Apex Legends

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 71.270

9-)ARK: Survival Evolved

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 55.390
10-)Tom Clancy’s Rainbow Six: Siege

 

 

 

 

 

En yüksek eş zamanlı oyuncu sayısı: 54.460

Online oyunlar pandemi süreci içinde revaç alan çok fazla ilgi alan bir şeydir içinde bulunduğumuz durum yüzünden insanlar evlerine kaoanıp yapacak bir şey bulamayınca arkadaşları eşleri dostlarıyla boş zamanlarında vakitlerinde beraber aktivite bir şeyler yapmak hem de eğlenmek için başvurdukları bir çözümdür. Zevk veren ve kişiden kişiye ilgilendikleri sevdikleri tarzda oyunlarla arkadaşlarını bir araya toplayıp bu süreçte pandemiden dolayı hiçbir şey yapamadığımız için yapılacak en güzel aktivitelerden biriside online oyun oynamak olmuştur. Bu süreçten dolayı oyunda aynı anda bulunan kişi sayısı oldukça çok fazladır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
İnfobezite Nedir?
0 (0)

Bilginin sadece tüketildiği değil, üretildiği de bir dönemdeyiz. Bu üretimin sebep olduğu durumlardan biri olan “infobezite” konusundan bahsedeceğim bugün size. Türkçeye infobezite olarak geçen sözcüğün esası, “infobesity” information (bilgi\ enformasyon) ve obesity (obezite) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yeni bir kavram olan infobezite, bilginin fazla tüketimini belirtir. Yanlış ve fazla beslenmenin yol açtığı obezite dijtalleşmenin de yanlış ve fazla tüketim ile infobeziteye yol açar. Dijitalleşme hayatımızı ne kadar olumlu etkilese de olumsuz yönleri de küçümsenemeyecek kadar fazladır. Gün içinde internette fazlaca vakit geçiriyoruz. Bilgi tüketiminin yanında üretimi de yapabiliyoruz. Bu döngü hem bizim hem de internet kullanıcılarının beynini fazla bir şekilde dolduruyor. Gerekli gereksiz birçok bilgiye ulaşıyoruz ve bilinçsiz bir şekilde bu bilgileri tüketiyoruz, bu da bilgi obezliğine neden oluyor. Hepimiz ne kadar bilinçli kullandığımızı düşünsek de bilinçsiz kullandığımız gayet açık. Sadece düşünün o siteden o siteye aktarılırken gözümüze çarpıp okuduğumuz şeylerin aklımızda nasıl yer edindiğini? Tam burada açıkça hepimizin infobezite bireyler olduğu ve bunu nasıl engelleyeceğimizi bilmediğimizi görüyorum. Çok fazla bilgi doluyuz. Gün içinde kullandığımız her mecrada açıkça yeni bir bilgiye maruz kalıyoruz. Bıraksak, kullanmasak diye düşünenler olabilir fakat bu dönemde internet kullanmadan ödev bile yapamıyoruz. En basit ödevde bile mutlaka bir literatür taraması gerektiriyor. Fazla dijitalleşmenin tabii ki eksileri olacak diyenleri duyar gibiyim ve size katılıyorum. Ne kadar ben kullanmıyorum aşırı desek bile 1 saatlik internet kullanımımızda hangi mecra olursa olsun, mutlaka bir bilgiye maruz kalıyoruz. İleride ne tarz sorunlara neden olur bu infobezite hiçbir fikrim yok ama pek olumlu olacağını düşünmüyorum. Umarım bu bilgi obezliği hayatımızı çok olumsuz etkilemez.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Zeugma Antik Kenti
0 (0)

Arkeolojik gezilere ilgi duyan, tarihin derinliklerinde kaybolarak keşfetmeyi sevenler için Zeugma Antik Kenti’ni sizlere anlatıyorum.

Zeugma Antik Kenti, tarihî ve arkeolojik gezi yapmak isteyenlere Güneydoğu’nun otantik doğasıyla ben buradayım diyor. Fırat Nehri’nin kıyısında bulunan kent, Antik Mısır kalıntılarına taş çıkaracak, milattan önce yaşayan bir kültürün mozaiklerle süslenmiş yaşamına sizlere görsel şölen sunuyor. Birçok ağıdın, destanın ve efsanenin konusu olan Fırat Nehri, bu antik kentle sizleri bambaşka diyarlara, zamanlara götürmekle kalmıyor; sanatın daha yüzyıllar önce bir kente nasıl aksettiğini gösteriyor.

Zeugma Ne Demek?
Büyük İskender’in generallerinden olan ve daha sonra Suriye kralı olan Selevkos Nikator’un kendi adıyla kurulan kent, Fırat Nehri’nin adıyla birleşerek Selevkos Euphrates (Fırat’ın Silifkesi) adıyla anılır. Daha sonra kent M.Ö. 1. yüzyılda kentin Roma hâkimiyetine girerek “Köprü, geçit” anlamına gelen Zeugma adıyla anılır. Antik bir terim olan Zeugma nehrin karşı kıyılarında kalan “ikiz tepeler” anlamına da geliyor.

 

Zeugma Nerede?

Gaziantep sınırları içinde bulunan Belkıs Köyü’nde, Fırat Nehri’nin kıyısında yer alır. Kent yaklaşık 20 bin dönümlük arazi üzerinde yer alıyor. Şehir o dönem 80 bin nüfusa ev sahipliği yaparak zamanının en büyük kentleri arasında gösteriliyor.

Zeugma’ya Nasıl Gidilir?

Gaziantep’e kara ve hava yoluyla ulaşıp buradan yaklaşık 45 dakikalık bir yolculukla antik kente ulaşabilirsiniz.

Zeugma Evleri

Avlulu kent villaları tarzında yapılan evler yaklaşık 800 metrekarelik alanı kaplıyor. Bu evleri en önemli kılan şey, M.Ö. 253 yılındaki Sasani yağmasında terk edilmesiyle birçok buluntunun olduğu gibi yerinde kalmasıdır. Geride kalan antik mozaik buluntu en dikkati çeken unsurlar arasında. Roma evlerinde bulunan mozaiklerde Greko-Roman mitolojileriyle Yunan mitolojileri ve Grekçe yazıların da bulunduğu efsane ve halk öyküleri mozaiklerle betimlenmiştir. Bu mozaikler büyük sanat eserleri olarak ilgi görmüş ve bundan ötürü Gaziantep şehir merkezine Zeugma Mozaik Müzesi yapılarak eserler bu müzeye taşınmıştır.

Zeugma Mozaik Müzesi

Tarihî İpekyolu üzerine yapılmış olan müze, dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi unvanını taşıyor. Yaklaşık 30 bin metrekarelik bir alanda, 2011 yılında açılan müze birçok yerli ve yabancı turistin ilgi odağı haline gelmiştir. Zeugma Antik Kenti’nden birçok mozaik eser bu müzede titizlikle sergileniyor. Zeugma Mozaik Müzesi koleksiyonunda Roma ve geç antik döneme ait 2.448 m2 mozaik, 4 Roma dönemi çeşmesi, 140 m2 duvar resmi, 4 kireç taşından yapılmış heykel, 20 sütun, tunç Mars Heykeli, lahitler, mezar stelleri ve mimari parçalar birçok restorasyon işleminden sonra sergilenebilir hâle getirilmiştir. Hem tarihî İpekyolu hem de bu antik kentin keşfi için buraya mutlaka uğramalısınız. Müzenin giriş ücreti ise 15 TL.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nazım Hikmet’in “Küçük Kız” Şiirinin Başrolü
0 (0)

Hiroşimalı küçük bir kız çocuğu olan Sadako Sasaki’ye yazılmıştır bu şiir. Amerika’nın 1945’te attığı atom bombası evlerinin bir mil uzağına düştüğünde 2 yaşındaymış. Yaralanmamış ya da hastalanmamış olan Sadako, 12 yaşında aniden hastalanmış. Hastalığı ise “atom bombası hastalığı” olarak bilinen, kan kanseriymiş. Hastanede kaldığı süreçte umutsuzlukla öleceği günü bekleyen doktorların aksine umut ve hayat doluymuş Sadako. Hastalara yardımcı olur onlar ile vakit geçirirmiş. Kendi gibi kanser olan 80 yaşında bir kadın varmış en çok onu sever, onunla vakit geçirirmiş. Kadın bir gün Sadako’ya: “Benim için çok fakat bizim inanışımıza göre; kim kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, her isteği kabul olur. Ben yapamadım ama sen yap kurtul.” demiş kısa bir süre sonra da hayatını kaybetmiş. Bu efsaneye göre; eğer hasta biri kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, tanrılar bu kişinin isteğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunu duyan Sadako başlamış kağıttan turna kuşları yapmaya, yaparken de kuşlara: “Kanatlarınıza “huzur” yazacağım. Böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.”.

Bu hüzün dolu öykü önce yerel basına sonrasında ise uluslararası basına konu olmuştur. Sonrasında dünyanın dört bir yanından kağıttan turna kuşları posta aracılığı ile Sadako’ya gönderilir. Sadako 25 Ekim 1955 sabahı 645. turnasını tamamlayamadan, hayata gözlerini kapatır. Postacılar aylarca turna kuşlarını taşımaya devam etmişler, öyle ki turna kuşlarının sayısı milyonlara ulaşmış. Bu turna kuşları şimdi Japonya’da bir müzede sergileniyor. Amerikalı yazar Eleanor Coerr’in 1977 yılında yazdığı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” kitabı ile, zavallı kızın kısacık yaşamı tüm dünya tarafından tanınır. O günden bu yana turna kuşu barış ve nükleer silahsızlanmanın sembolü olur. 1958’de Sadako Sasaki anısına Hiroşima Barış Parkı’nda Sadako’nun anıtı törenle açıldı. O günden bu yana her yıl 6 Ağustos yani Barış Günü olan günde dünyanın her yerinden çocuklar kağıttan turna kuşu yapıp Sadako’nun anıtına gönderirler. Ayrıca Sadako’nun anıtında bir de yalvarış yer alır: “Bu bizim duamız, dünyada barış istiyoruz.”

Nazım Hikmet “Kız Çocuğu”  şiirini Sadako Sasaki anısına yazmıştır. Hiroşima’ya atılan atom bombası yüzünden hayatını kaybeden yedi yaşındaki bir kız çocuğunun barış çağrısı için geri dönmesini konu alır. Savaş karşıtı bir mesaj olduğu için büyük başarılar kazanır. Birçok sanatçı bu şiiri besteler. Sasaki öldüğünde 12 yaşındadır fakat şiirde uyumlu olması için 7 yaşında yazılmıştır.

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Dünya’nın İlk Seri Katili
0 (0)

Uyarı: Bu tarz konulardan rahatsız oluyorsanız, lütfen okumayınız!

Seri katil terimini literatüre sokan kişi Theodore Robert Bundy nam-ı diğer Ted Bundy. 24 Kasım 1946 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin Vermont Eyaletinin Burlington şehrinde doğmuştur. Annesini ablası olarak biliyormuş, çünkü o dönemlerde evlilik dışı çocuklar hoş karşılanmazmış. Annesi olarak bildiği anneannesi çoğu kişiye onu evlatlık aldığını söylemiş. Ezik ve pasif bir çocukluk geçiren Ted Bundy aşırı zeki bir çocukmuş. Fakat Ted Bundy’nin arkadaşı olmamasının esas sebebi o yaşta bile arkadaşlık kurmanın saçma olduğunu düşünmesi imiş. Washington Üniversitesine başlayan Ted Bundy bir kıza aşık olmuş ve sevgili olmuşlar. Bir süre sonra sevgilisi onun yeteri kadar olgun olmadığını söyleyerek ondan ayrılmış, hemen arkasına ablasının aslında annesi olduğunu öğrenen Ted Bundy içindeki sosyopatı dışarı çıkarmaya başlamış. Kurbanları hep kadınlarmış ve eski sevgilisi gibi siyah saçlı ve saçlarını ortadan ayırıyorlarmış. Aynı zamanda bir nekrofili, sosyopat ve seri katil olan Ted Bundy gerçekten tüyler ürpertici. Kadınlara duyduğu nefret ile sapkınca cinayetler işlemiş. Kimi zaman yardıma muhtaç ayağı kırılmış biri, kimi zaman adres soran normal biri gibi davranıp kadınları tuzağa düşürüyor onlara çeşitli işkenceler ediyormuş ki bu işkenceler öldükten sonra da devam ediyormuş. Dış görünüşü, davranışları ve konuşmaları çok düzgün olduğu için kimse Ted Bundy’nin katil olabileceğinden şüphelenmemiş. Bu katil o kadar zeki ve gizlenmeyi o kadar iyi biliyormuş ki bazı üniversitelerde gizlice derslere giriyormuş. Hatta bıraktığı hukuk bölümüne bu şekilde bir süre daha devam etmiş. Sonrasında gelişmiş yeni hali ile ile eski sevgilisinin karşısına çıkıp ona evlenme teklifi etmiş. Bu teklife evet diyen sevgilisini iki gün sonra hiçbir şey demeden acımasızca terk etmiş. İntikamını alan Ted Bundy cinayetlerine devam etmiş.  Kayıtlara geçen ilk cinayetini 1979 yılında, 27 yaşındayken işlemiş seri katil. Ancak Ann Rule ve dedektif Robert D. Keppel’e göre Ted Bundy ilk katlini 15 yaşındayken, Tocamalı 8 yaşında bir kızı öldürerek yapmış.  Utah, Colorado, Washington, Florida gibi pek çok eyalet ve şehir dolaşan seri katil, görünümünü değiştirme konusunda gayet başarılı olduğu için daha sonra “bukalemun” biçiminde de adlandırılmış. Şeytani bir zekaya sahip olan seri katil kimi zaman koltuk değnekleriyle arabasına kitap taşımaya çalışan bir genç oluyormuş, kimi zaman da polis kılığına giriyormuş. Bazen de cazibesiyle kızlara çıkma teklifi edip, onları istediği yere götürüyormuş. Polisten harika bir şekilde kaçan Ted Bundy bir kurbanının elinden kaçması ile yakalanmış. Kız onu teşhis edince kızı kaçırmaktan 15 yıl hapis istemiyle yargılanan Ted Bundy diğer cinayetler ile maalesef o dönem ilişkilendirilememiştir. Dava boyunca bir avukat istememiş, eski bir hukuk öğrencisi olarak kendi savunmasını kendisinin yapmak istediğini söylemiş ve bu sayede kaçmıştır.  Çünkü kendi avukatlığını yapacağı için kelepçelenmeyecek ve salona takım elbisesiyle girebilecekmiş. 7 Haziran 1977’deki davası sırasında binadaki kütüphaneden hukuk kitaplarına bakmak için izin alan zeki adam, yalnız kaldıktan sonra ikinci kattaki camdan aşağıya atlayarak kaçmış. Ve ne kelepçesi ne de mahkum kıyafeti olmadığı için diğer insanların arasına kaçıp oradan uzaklaşmış. Kaçarken iki ayak bileğine de zarar veren Bundy, fazla uzaklaşamadığı için bir hafta sonra çalıntı bir arabanın içerisinde yakalanmış. Bir sonraki duruşmaya kadar tutuklu yargılanan Bundy, demir bir testere bularak hücresinde tünel kazmaya başlamış. Aylarca kazmaya devam eden Bundy, uygun zamanı beklemiş ve 30 Ekim 1977’de kaçış planını hayata geçirmiş. Başgardiyanın odasına çıkan tüneli takip eden Bundy, burada kıyafetlerini ve görünüşünü değiştirerek dışarı çıkmayı başarmış. Zamanlamayı iyi yapması ve yatağına doldurduğu kitaplar sayesinde kaçtığı saatlerce anlaşılamamış. Kaçtığı fark edildiğinde çoktan Florida’ya varmış olan Ted Bundy orada da cinayetlerine devam etmiş ve yine üniversiteli kızları öldürmeye devam etmiş. Ancak Florida’nın Lake City isimli şehrinde, kaçırıp öldürdüğü 12 yaşındaki Kimberly Leach de Bundy’nin kurbanı olmuş. Neyse ki bu son cinayeti olmuş ve çalıntı araba ile polisten kaçarken yakalanmış.

Hala işe yarar bir kanıt bulamayan polis araştırmalara devam etmiş ve sonunda o kanıta ulaşmış. Öldürdüğü bir kadının vücudunda ısırık izi bulunmuş, dişlerinin kalıbının alınacağı gün Bundy dişlerini kırmaya çalışmış. Diş izlerinin ona ait olduğu anlaşılınca idam kararı verilmiş fakat Bundy itiraz ederek süreyi 10 yıl daha uzatmış. Kadınlar arasında çokça popüler olan Bundy hapiste birçok aşk mektubu almış. Dava sürecinde adliye önünde onu bekleyen birçok kadın hayranı varmış ve bu hayranların çoğu saçlarını siyaha boyayıp, ortadan ayırıyormuş. Hatta tutuklu iken evlenmiş ve bir tane de kız çocuğu olmuştur. Tabii tutuklu olduğu süreçte işlediği birçok cinayeti itiraf etmiş. Hatta başka bir katilin yakalanması için polislere yardım etmiş. İdam edileceği gün nihayet gelip çattığında hücresinden zorla çıkartılmış. İdam edildikten sonra birçok insan kutlama yapmış. 30 cinayetini itiraf etmesine rağmen daha fazla işlediğini savunan insanlar ve polisler de vardı. Birçok filme konu olan bu katil dünyanın ilk seri katilidir. Sosyopat ve nekrofili olan katilin, yamyam da olduğuna dair birçok söylenti de vardır. Günümüzde bile hala birçok belgesel, dizi ve filme konu olan bu kişi bize dünyanın ne kadar kötü ve gözü dönmüş insanlar barındırdığını gösteriyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!