Arama:
Modern Kölelik
0 (0)

Mekanik varlık olarak kabul edilen insanın bir üretim robotuna dönüştürülmesiyle, belirli kişilerin elindeki imkan ve imtiyazları daha çok arttıran helis bir yapı devreye girdi. 19’uncu yüzyılın acımasız kişilerinin kendisine sömürü olarak gördüğü coğrafyalardan alınan fonla yeni bir dünya merkezi inşa edildi.

Doğanın dışına çıkarılan insanların bir araya toplandığı yeni kentlerde, her geçen dönem kalabalıklar daha da arttı. Daha çok üretim, daha çok iş gibi sonsuz hırsların kölelerine dönüştürüldü.

19’uncu yüzyılın son çeyreğinde ilk adımları atılan,  Çin’in  adeta  köleliğe  eş değer ucuz işçilik ve üretim arzusu sonucu kurulan fabrikalar modern çağın tedarikçi birer laboratuvarı gibi kendini gösterdi. Üst katı yatakhane, alt katı fabrika olan kapalı mekanlarda sadece uyumak ve çalışmak zorunda kalan yüz milyonlarca kişi, sosyo-ekonomik bir patlamanın da habercisiydi.

Ülke büyüklüğündeki fabrikalarda birer makine makine gibi yaşayan insanların denetlenmeleri de yine bizzat kendi ürettikleri araçlar tarafından gerçekleştirildi. Kültür, gelenek ve görenek gibi birçok değerlerinden arındırılmış mekanik bir insan topluluğu elde edildi.

Mahremiyetin hiçe sayıldığı birlik bütünlük duygusunun yok edildiği yeni bir paradigmanın esaslarına göre bir yönetimin oluşması kaçınılmaz bir hal aldı.

200 milyon kamera ile anlık kayıt altına alınarak her nokta da an be an takip altına alınan Çinlilerin, işledikleri her türlü suç ve davranış megaboard’lar aracılığıyla yüz kızartacak bir şekilde ilan ediliyor. Distopik bir dünyanın içinde kendilerine bir bölüm ayıran Çinliler bununla da kalmayıp puan sistemi ile ait oldukları kast sistemi içerisinde yaşam savaşı veriyorlar.

İnsan özne olmaktan nesne olmaya dönüştüğü anda özgürlüğünü de bilgeliğini de yitirdi.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Covid-19 Salgınının Kültürel Analizi
5 (1)

Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan koronavirüs gün geçtikçe artmakta ve tüm dünyayı tehdit etmektedir. Gün geçtikçe artan virüs sayıları ülkelere göre değişiklik göstermektedir. Virüsün ülkeler arasında değişkenlik gösteren istatistikleri de gözden kaçmamaktadır. Virüsün bazı ülkelerde oldukça hızlı yayılması, diğer ülkelere göre çok daha az etkilenen ülkelerin olduğu, virüsün ilk olarak ortaya çıkan ülkesi, vaka sayıları vb. her biri ayrı bir konu olarak istatistiklerin içinde yer aldığı da aşikardır. Ülkelere göre değişkenlik gösteren bu verilerin, elbette birçok nedeni vardır. Ama bu nedenlerin içinde gözümüze en çok çarpan faktörün kültürlerarası değişkenlik (farklılık) olduğunu söyleyebilirim. Örneğin Çin, bildiğimiz üzere virüsün ilk olarak ortaya çıktığı ülkedir. Bilim adamları tarafından Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan virüsün kaynağı yarasalar olduğunu bildirdi. Virüsün ilk olarak bu ülkede çıkmasının sebebi tartışmasız yemek kültürleriyle ilişkilidir. Çinliler bildiğimizi üzere her türlü canlıyı yeme boyutuna gelmişlerdir. İşin ilginç tarafı, hayvanları canlı şekilde yemelerdir. Bunun sebebinin ise geçmişte Çinlilerin çok büyük bir kıtlık yaşamalarından dolayı buldukları her şeyi yediklerinden kaynaklandığı söylenmektedir. Geçmişten gelen bir yemek kültürü alışkanlıkları sebebiyle bugün tüm ülkeler Covid 19 ile mücadele etmektedirler.

 

Çin’in yemek yeme kültünden dolayı hayvandan insana geçen bir virüsün tüm ülkelere dağıldığını belirtmiş olduk. Ama Covid 19 virüsünün kültürle bağlantısı elbette bu kadar ile sınırlı değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre salgın Çin’den sonra ilk olarak Güney Kore ve bir gün arayla ABD’de göründü.  Güney Kore bu süreci çok iyi geçerdi ve virüse karşı verdiği mücadeleyi kazanarak tüm ülkelerin dikkatini çekti. Covid 19 verileri birçok sebepten dolayı farklılık göstermekte ama kültürel açıdan ele alacak olursak, Güney Kore’nin geçmişten gelen hanedanlık kültürüne bağlı olarak savaş olanaklarına ve zorlu süreçlere hazır olmaları aynı zamanda tecrübeli olmalarıdır. Bildiğimiz üzere virüsün en önemli dostu, yani yayılmasını sağlayan en önemli faktör insanların birbirleriyle yaptıkları temastır. Güney Kore’de insanlar birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamlamak için eğiliyorlar ve birbirleriyle temas etmemektedirler. Bu da virüsün yayılmasını engellemiştir. Ayrıca Güney Kore’nin yabancılara karşı sistematik bir şekilde ayrım yaptıkları aşikardır. Yabancılara karşı tedirginlik beslemeleri, uzak durmaları da virüsün yayılma hızına olumlu şekilde etken olmuştur. Güney Kore’nin virüsle imtihanında başarılı olmasının bir diğer sebebi ise ülkenin daha önce Mers salgını ile yaşadığı tecrübedir. Bana göre ABD’de virüsün bu denli yayılmasının sebebi ise yaşlılara gerekli önemi vermemeleri ve gençlerin sadece kendilerini düşünmeleri, Aile kültürlerinin diğer ülkelere göre çok alt seviyede olmasıdır. Birbirlerini koruma ihtiyacı duyamayan ABD’nin virüsle imtihanı oldukça zorlu geçmektedir. Ayrıca ülkenin herhangi bir felakette bir araya gelememesi, tek vücut halinde ülkece hareket edememeleri de kültürleriyle bağlantılı olarak virüsün yayılmasına olanak sağlamıştır.

Ve son olarak virüsün yayılmasında kültürel açıdan değerlendireceğim son ülke, bizim ülkemiz Türkiye. Ülkemizde vaka sayıları ve ölü sayıları diğer ülkelere göre biraz daha iyi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Vakaların diğer ülkelere kıyasen daha iyi şekilde seyretmesinin en önemli etkeni temiz bir ülke olduğumuzu, bunun sebebi hem dini açıdan hem de gelenek, göreneklerimiz ve adetlerimiz olduğunu belirmek isterim. Geçmişten beri Türkler temizliğe büyük önem vermektedir. Ayrıca yaşlılara gösterdiğimiz hürmet, sevgi ve saygı da bu süreçte önemli bir noktadır. Yaşlılarımızı korumak için gençlerde dışarı çıkmamakta sırf onların iyiliği için temastan uzak durmaktadırlar. Ülkemizde aile kültürü de oldukça büyük öneme sahiptir. Aileler birbirlerini korumak için gerekirse kendi canlarından vazgeçebilecek bir kültüre sahiptir. Ayrıca komşuluk ilişkileri de önemlidir. Komşularımıza büyük önem vermekte ve birbirlerini koruyup kollamaktadırlar. Ülkemiz geçmişte yaşadığı zor süreçlerden, savaşlardan, darbelerden vb. her türlü zorlu sürçten geçtiği için bu tür zorluklarla da baş etmesini en iyi bilen ülkedir. Devletimize her bireyin gösterdiği sadakat çok önemlidir. Devletimizin bu süreçte halkına yaptığı uyarıları dikkate almamız sürecin bizler için daha olumlu şekilde ilerlemesini sağlamıştır. Zor zamanlarda tüm ülke olarak bir olmak ve o duyguyu taşımak ülkemiz için oldukça önemli bir kültürdür. Ülkemiz süreci oldukça iyi yönetse de ölülerimizin ve vaka sayılarımızın olduğu da aşikardır. Sürecin kültürle olumsuz bağlantısına bakacak olursak, çok sıcak kanlı olmamız, dostlarımızla, sevdiklerimizle karşılaştığımız zaman onları bir güzel kucaklayarak selamlaşmamız ve bunun sonucunda teması artırmamız diyebilirim.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!