Arama:
Karadelik Nedir?
0 (0)

Kara delik, uzayda bulunan ve ışığın dahi kaçamadığı çok güçlü çekim gücüne sahip olan kozmik gökcismidir. Hiç bir şey onlardan kaçamaz. Bu kadar çok çekim gücüne sahip olsalar bile galaksilerin oluşumuna her şeyden çok karadelikler yardımcı olmuştur ve bazı astronomlara göre karadelikler, paralel evrenin kapıları bile olabilir diye düşünmektedirler.

Karadelikler birkaç farklı şekillerde oluşabiliyor. Bu yollarından birincisi yıldızların çökmesidir. Yani şu şekilde oluşur; bir gökcisminin iç basıncı kendi içindeki kütle çekimini yenemediği durumda yıldız çökmeye başlar ve karadelik oluşur. Gökadaların çoğunun merkezinde vardır. Diğer bir yol ise evrenin oluşumunun ilk zamanlarında büyük patlama olmuş ve kara delikler meydana gelmiştir.

Peki bu devasa çekim gücü olan karadelikler herhangi bir gezegeni yutabilir mi?

Karadelikler evrende başıboş dolaşmazlar yani gezegenleri rastgele bir şekilde yutmazlar.

Bir karadeliğin dünyamızı etkilemesi için yörüngesi güneş sistemine çok yakın olması gerekiyor. Bu da pek mümkün olan Bir şey değil.

Karadelikler ne kadar büyüktür?

Karadelikler farklı büyüklüklerde olabilirler. Toplamda 3 çeşit karadelik bulunmaktadır. Kütlesi ve büyüklüğü karadeliklerin türünü belirler.

En küçük karadelikler İlksel kara delikler olarak bilinir. Bilim insanlarına göre bu karadelikler bir atom kadar küçüktürler. Bu kadar küçük olmalarına rağmen kütlesi kendisinden çok daha büyüktür.

En yaygın karadelik ise yıldızsal olarakta bilinen orta-büyüklükteki karadeliklerdir. Kütlesi çok büyüktür. Büyüklüğünü şu şekilde açıklayabilirim; Güneşin kütlesinin tam 20 katıdırlar. Samanyolu Galaksisinde düzinelerce yıldızsal karadelik bulunabilir.

En büyük karadelik ise Süper kütleli olarak adlandırılır. Bu karadeliklerin büyüğü ise bir milyon tane güneşin birleşiminden daha büyük kütlededirler.

Bir karadeliği göremeyiz. Çünkü karadelik inanılmaz bir şekilde siyahtır. Sebebi ise çok büyük bir çekim gücüne sahip olmalarıdır. Işık bile bir karadelikten kaçamaz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay Alemine Yolculuk
0 (0)

Uzun yıllardır araştırmalar yapılsa da uzay, hala insanlık için en büyük merak konularının başında geliyor. Her geçen gün daha uzak noktalarını gördüğümüz, daha büyük gizemlerini çözdüğümüz uzay hakkında bilmediğimiz belki de ne çok şeyler var. Küçüklükten beridir uzay hep ilgimi çekmiştir. Yıldızlar nasıl hava da asılı durabiliyor, güneş nasıl oluyor da süresi dolduğunda batıyor veya doğuyor. Kimileri buna tesadüf diyor kimileri ise yüce bir gücün varlığından bahsediyor. Ben sizinle bunu tartışmak yerine uzayı birazda benim gözümde nasıl yere sahip olduğunu anlatmak istiyorum. Uzay ya da fezâ, Dünya’nın atmosferi dışında ve diğer gök cisimleri arasında yer alan, gök cisimleri hariç, evrenin geri kalan kısmındaki sonsuz olduğu düşünülen boşluğa verilen isimdir. Ortalama sıcaklığı -270 °C, mutlak sıfır noktası ise -273 santigrat derecedir. Atmosfer ile uzay arasında kesin bir sınır bulunmamaktadır, fakat Dünya’nın atmosferi yukarı doğru çıkıldıkça incelmektedir. Uzayda tahminen milyarlarca galaksi bulunmaktadır. Bu tahmini galaksilerin içinde tahminen milyonlarca sistemler, gezegenler ve astroitler bulunmaktadır.,

Dünya’nın evrendeki bir toz tanesi olduğunu öğrendiğimiz günden bu yana, pek çok şeyin merkezinde olmadığımızı anladık. İnsan egosunun aldığı en ağır derslerden birisi, bir parçası olduğumuz uzayın derinliklerinden gelmişti. . Bu ders, gardımızı düşürmek yerine daha çok meraklanmamızı sağladı. Merak, bilimsel öğeleri harmanlandığında ortaya gerçekten de farklı dersler alabileceğimiz şeyler çıkardı. Uzaya gönderilen ilk canlı, yaygın bilginin aksine maymun ya da köpek değil, meyve sinekleriydi. Meyve sinekleri, 1947 yılında ABD tarafından Alman yapımı V-2 füzelerle, uzayın canlılar üzerindeki etkilerini gözlemlemek için uzaya gönderildiler. Gönderilen canlının meyve sineği seçilmesinin en büyük nedeni, hastalıklar ve gen bakımından insan ile benzerlik göstermeleriydi.

Uzaya yolculuk konusunda ABD ile Rusya arasında hep bir çekişme olmuştur. Ay’a yolculuk konusunda da iki devlet büyük bir yarış içindeydiler. İki ülke de defalarca başarısız deneme yaptı. Ardından Rus yapımı Luna-2 roketi, Ay yüzeyine ulaşan ilk uzay aracı olmayı başardı. Başardı başarmasına ama büyük bir sorunla birlikte. Luna-2 Ay yüzeyine yüksek hızla çarparak infilak etti. Bu yüzden “Apollo 11” ilk başarılı yolculuk olarak ün kazandı.

Anladığımız üzere uzay baya aklımızda merak duygusunu uyandırmaya devam edeceğini görmekteyiz. Bakalım zaman ilerledikçe uzay hakkında vayy be diyeceğimiz başka neler olacak umarım yazımı severek okumuşsunuzdur.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzaya Dair Bildiğimi Sandığım Bilmediklerim :)
0 (0)

 

 

Küçükken hep köye giderdik yazları. Evimizin önüne bir sürü halılar serer, minderler dizerdik. Tepemizde gökyüzünü kapatan hiçbir şey yoktu. Ne bir çatı ne de saçtan yapılmış bir korunak. Kafamıza yukarı kaldırır kaldırmaz öğlen güneşi, gece ise ayı ve yıldızları görürdük.  Hava çok soğuk olurdu. Bizde zaten sıcaktan kaçardık bu yüzden giderdik köye. Geceleri başka severdim köyümü.

 Evin önüne uzandığımızda kuzenlerimizle oyun oynardık hep. Yıldızları sayardık, yıldız kayma yarışı yapardık. Kim en çok kayan yıldızları sayacak, ya da kim daha fazla yıldız sayacak derdik. Ben hep kaybederdim. Çünkü onlar daha fazla yüksek sayılar söylerlerdi büyük oldukları için. Şimdi öğrendim ki onlar da kaybetmiş. Çünkü yıldızları saymak mümkün değilmiş.

Ne yani yıldızlar sayılamayacak kadar fazla mı? İyi ama bu nasıl olabilirdi ki? Mümkün müydü böyle bir şey? Çünkü gökyüzüne baktığımız da sayabiliyorduk.

YANILMIŞIM…

Böyle bir şey mümkün değilmiş. Çünkü ben sadece en çok parlayan yıldızları sayabiliyormuşum.   3, 5, 10, 100, 1000

Ve daha fazlası…

 

 

Bir de Ay Dede’yi ben nereye gidersem o da ışığını bana vermek için hep beni takip ediyor, ben korkmayayım diye benimle geliyor sanırdım. Keşke bunların doğrularını öğrenmeyecek kadar masum kalsaydım derim hep kendi kendime. Meğerse Ay ne kadar büyükmüş ki her yerden görünebiliyormuş.

Mesela Ay’a Ay Dede demiyorum artık büyüklüğünü öğrendikten sonra. 🙂

Ay bu kadar büyükse, kim bilir uzay ne kadar büyüktür. Büyüktür tabii ki canım. Kaç gezegene ev sahipliği yapıyor? Kaç gezegeni barındırıyor içinde?

Yıldızdan, aydan, gezegenlerden başka ne var içinde uzayın? Peki boşluğu?

İşte bunların hepsini öğrenmek için uzaya insan göndermişler. Duyumlarıma göre uzaya gitmesi 6 ay sürüyormuş. İnsanlar oraya giderken yanlarına 6 aylık yiyeceklerini alıyorlarmış. Aslında ben bunlar doğru mu yoksa uydurma şeyler mi diye hiç araştırmadım, araştırmak istemedim.

Çünkü çok fazla merakım olmadı. Peki sizinle küçük çaplı araştırmalar yapalım mı? Ne dersiniz? Ben varım. 🙂

Hemen Google Efendi’ye yazdım ve ulaştığım sonuçlardan en kısa olanını sizinle paylaşmak istiyorum.

Aya gidiş süresi

Dünya’dan Ay’a Yolculuk

Dünya ile Ay arasında 360 bin km vardır. Uzay mekiklerinin gelişimi bu uzun mesafeyi yakınlaştırmaktadır. Mekiklerin hızı 25 bin ve 30 bin arasında olmakta bunu göz önüne alırsak Ay’a 8 ve 10 saatte ulaşabilirsiniz

 

Bu veriler 2018 yılına ait veriler. Yani 3 yıl öncesine ait. Gelişen teknoloji ve bulunan kolaylıklarla bence bu zaman çok daha kısa bir hal almıştır.

Bakın mesela ben 6 ay olarak biliyordum ama bırakın ayı insanlar 1 günden çok daha kısa sürede bile ulaşabiliyorlarmış.

Uzaya gitmek gibi bir niyetim hiç olmadı ama eğer ki siz bir gün gitmek isterseniz mutlaka araştırma yapın öyle gidin.

Çünkü benim gibi yalan yanlış bilgilerle giderseniz 6 aylık yiyeceğini yanınıza almanız gerekir.

Kim bilir? Belki de daha fazlası…  🙂 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay ve yıldızlar
0 (0)

İnsanoğlunun hayatı boyunca en çok baktığı, mereka ettiği, hayallere daldığı noktadır gökyüzü. Kimi zaman hüzünlendiğinde kimi zaman sevindiğinde. Güzel Bir yaz akşamında bir sahilde ay ve yıldızın ışıkları altında otururken hayal edin kendinizi.  Ne kadar güzel bir atmosfer olduğu bu cümleleri yazarken bile  kendini hissetirmesinden belli.

Peki ya bu gökyüzü ve yıldızların oluşumu nasıl olmuştur? Gördüğümüz yıldızlar ne kadar uzaklıktadır? Bu yıldızlarda yaşama dair bir şey varmıdır? Uzay boşluğu denilen yer nasıl bir ortamdır? Yıldızlar kaydıklarında aslında ne olur ve nereye gider? Yıldızların özellikleri nelerdir? Bu blog yazımda bunlara kısaca değineceğim. 

 

Gökyüzü kısaca tanımlayacak olursak insanın yukarı baktığında gördüğü bütün herşey diyebiliriz.  Burada bulutların ve hava olaylarının gerçekleştiği, uzaya göre bizlere daha yakın bulunan alan olarak tanımlayabiliriz. Diğer bir adı gökkube’dir. Yıldızların oluşumuna baktığımızda hidrojen ve helyumdan oluştuğunu biliyoruz. Gökyüzünde ışık saçan plazma küreleridir. Dünya’dan çıplak gözle görülebilen yaklaşık 6 bin dolayında yıldız vardır ve Dünya’ya en yakın yıldız, aynı zamanda Dünya üzerindeki yaşamın kaynağı da olan Güneş’tir. Yıldızların parlamalarının asıl neden çekirdeklerini de gerçekleşen çekirdek kaynaşması (füzyon) sonrası açığa çıkan nükleer enerjiden kaynaklanmaktadır. Daha sonra bu ışınlar yıldızın içinden geçerek tüm uzaya yansır. Bir yıldızın ana kütlesi onu  oluşumunu ve sonunu belirleyen ana etkendir. Bir yıldızın gelişim süreci içinde bulunduğu aşamaya göre çapı, dönüşü, hareketi ve sıcaklığı belirlenir.

Yıldızların dünyaya olan uzaklığı adlandırılırken uzay yılı kavramı kullanılır. Bunun nedeni mesafenin astoronomik ölçülerde olmasından dolayıdır. Bir ışık yılı ise yaklaşık 9,5 trilyon kilometreye eşit. Bize en yakın yıldız Alpha centauri’dir ve yaklaşık 4.3 ışık yılı uzaklıktadır. Dünyadan çıplak gözle görülebilen yaklaşık 5 bin yıldızın bir kaç tanesi hariç hiçbirinde yaşam için gerekli koşullar yoktur.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay Nedir
0 (0)

Uzay deyince insanın aklında bir sürü şey aklımıza geliyor. Hatta uzayda yaşam olduğunu bile düşünenler var. Bilim insanları bile uzay hakkında çok sınırlı bilgiye sahip çünkü şuan imkanlar uzayın her alanına seyahat etmeye uygun değildir. Tabi ki uzayda ne olduğu hakkında bilgimiz de var. Gezegenler, yıldızlar, gaz ve toz bulutları, asteroidler uzay hakkında en iyi bildiğimiz şeyler.
Şimdi uzayda bulunan şeyler hakkında biraz bilgi verelim.

Gezegen
Gezegen bir diğer ismi ile seyyare. Bir yıldızın etrafında dolanan gök cismidir. Güneş sisteminde kabul edilen sekiz adet gezegen olduğu kabul edilmektedir. Uluslar arası Gökbilim Birliği (IAU), kabul ettiği resmi olarak sekiz adet gezegen vardır. Bu gezegenler Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün gezegenleridir.

Yıldız
Yıldız’ın maddesi hidrojen ve helyumdan oluşmaktadır. Gökyüzüne baktığımız zaman sayamayacağımız kadar parlak plazmalar yıldızlardır. Dünya’ya en yakın yıldız güneş olarak biliniyor. Aslında güneş de bir yıldızdır. Dünyada ki enerjinin kaynağı güneştir. Gündüzleri yıldızları görmemiz pek mümkün değildir, yıldızları genelde geceleri açık havada rahat görebiliriz. Yıldızlar bir araya geldiği zaman yıldız kümelerini oluşturuyor. Takım yıldızlarının da bazı isimleri vardır Büyükayı, Küçükayı, Ejderha, Çoban Kuzey tacı ve Orion gibi.

Uzayı insanlar belki de çeyreğinin çeyreğini bile keşfedememiştir. Einstein uzay hakkında şöyle demiştir;
“insan aklı uzay konseptini algılayabilecek kapasitede değildir. hepimiz dev bir kütüphaneye giren ufacık bir çocuk gibiyiz. duvarlar yerden tavana değişik dillerde yazılmış kitaplarla kaplı. çocuk, birisinin bu kitapları yazmış olmak zorunda olduğunu bilir ama kimin yazdığını ve nasıl yazdığını bilmez. kitapların yazıldığı dilleri anlamaz. ama çocuk, kitapların dizilişinde bariz bir düzen olduğundan şüphelenir – algılayıp anlayamayacağı kadar gizemli bir düzendir bu; sadece zayıf bir şüphe doğar içine.”

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!