Arama:
Yıldızlararası
2 (1)

Yıldızlararası filmi en çok izlenen filmler arasında yer almaktadır. Yıldızlararası filmi 2014 yapımlı bir bilim kurgu filmidir. Bu film toplam 2 saat 49 dakika sürmektedir. Yıldızlararası filmi birden fazla ödüle layık görülmüş bir filmdir. Film Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık ülkelerinde çekilmiştir.

Yıldızlararası (Insterstellar) Filminin Konusu Nedir?

Cooper ailesi NASA’da çalışan bir ailedir. Aile aynı zamanda bir tarla işletmekte ve bu tarladan mahsül elde ederek geçimini sağlamaktadır. Tarım ürünlerinin yok olmasına neden olan bir zararlı atık nedeni ile tarım dünyada iyice gerilemiştir. Cooper’ın kızı olan Murph’ın bir şizofren olduğunu düşünmektedir. Çünkü Murph odasında bir hayalet ile konuşmaktadır. Murph’in hayalet tarafından gönderlien bir istihbaratın olduğunu düşünürler. Bu konu NASA ve diğer uzay üslerinde tartışılır ve üzerinde yoğun istişareler yapılır.

NASA bunun için kara delik görevini başlatır. Uzaya fırlatılacak olan baba Cooper bu görevde başarılı olmak ister. Ancak bilinen bir gerçek vardır ki, o da uzayda ve Dünya’da ki zaman farkının çok farklı olduğudur. Bu görev için uzaya çıkan Cooper uzun yıllar bu görev için uzayda kalır. Başarılı olarak dünyaya döndükten sonra cooper zaman kavramından dolayı kızının kendisinden büyük olduğunu görecektir.

Yıldızlararası IMDb Puanı Kaçtır?

Yıldızlararası filminin IMDb puanı 8.6’dır.

Yıldızlararası Oyuncuları (Oyuncu Kadrosu) Kimler?

1) Matthew McConaughey: Cooper

2) Anne Hathaway: Amelia Brand

3) David Gyasi: Romily

4) Wes Bentley: Doyle

5) Bill Irwin: TARS

6) Josh Stewart: CASE

7) Jessice Chastain: Murphy

8) Mackenzie Foy: Genç Murphy

9) Ellen Burstyn: Yaşlı Murphy

10) Michael Caine: Profesör Brand

11) Casey Affeck: Tom

12) Timothee Chalaet: Genç Tom

13) John Lithgow: Donald

14) Topher Grace: Getty

15) David Oyelowo: Principal

16) Matt Damon: Dr. Mann

17) William Devane: NASA yetkilisi

Yıldızlararası Yönetmeni Kimdir?

Yıldızlararası filminin yönetmeni Christopher Nolan’dır.

Yıldızlararası Yapımcısı Kimdir?

Yıldızlararası filminin 3 tane yapımcısı bulunmaktadır. Bunlar;

– Emma Thomas

– Christopher Nolan ( Aynı zamanda filmin yönetmenidir. )

– Lynda Obst

Yıldızlararası Senaristi Kimdir?

Yıldızlararası filminin 2 tane senaristi vardır. Bunlar;

– Christopher Nolan

– Jonathan Nolan

Yıldızlararası Bütçe ve Hasılat Ne Kadar?

Yıldızlararası filminin toplam bütçesi 165 milyon dolardır. Filmden elde edilen hasılat ise 975 milyon dolardır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 2]
İnsanlık Tarihi’nin En Eski Tapınağı: Göbeklitepe
0 (0)

Göbeklitepe’nin tarihi sıfırdan yazdığı söyleniyor, bunu hiç merak ettiniz mi?

Yaklaşık 12.000 senelik tarihi ile, Mısır Piramitleri’nden ve İngiltere’deki Stonehenge’den yaklaşık 7.500 yıl önce inşa edilmiş Göbeklitepe’nin keşfi ile dünya sallandı. İnsanlık tarihinin bilinen en eski tapınağı oldu. Ama bu neden  bu kadar önemliydi? Bu kadar eski olması neden ve nasıl bir devrim yarattı?

Bu yazımda Göbeklitepe’nin öneminden ve nasıl ziyarete gidilebileceğinden bahsedeceğim.

Göbeklitepe Nerede & Nasıl Gidilir

Şanlıurfa’ya bağlı Örencik’te bulunan Göbeklitepe şehir merkezinden araba ile yarım saat sürüyor.

Eğer arabanız yoksa toplum taşıma ile 100 numaralı otobüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Saat 10.00’da, 13.00’da ve 16.00’da Abide durağından yola çıkan otobüs, saat 12.00’de 15.00’de ve 18’de Göbeklitepe’den hareket ediyor.

Gaziantep, Mardin, Diyarbakır’dan Göbeklitepe
Gaziantrp merkezden araba ile 2 saat
Diyarbakır merkezden araba ile 2,5 saat
Mardin merkezden araba ile 2,5 saat sürüyor.

Göbeklitepe Neden Önemli?

Peki Göbeklitepe’yi arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden biri yapan şey nedir? Bunun birden fazla yanıtı var.

 

 

 

 

 

 

 

Din Kurumunun, İnsanların Yerleşik Hayata Geçmeden Önce Başladığını Ortaya Çıkardı

Göbeklitepe’nin keşfine kadar yapılan tüm araştırmalar, insanların yerleşik hayata geçtikten sonra din kurumunun oluştuğu sonucuna varıyordu. 12 bin yıllık bir ibadet merkezi olan Göbeklitepe bunun yanlış olduğunu ortaya koydu. Çünkü insanlar yaklaşık 10 bin yıl önce yerleşik hayat geçmişlerdi. Yani din kurumu yerleşik hayattan yaklaşık 2000 sene önce oluşmuştu.

Medeniyetin Sıfır Noktası Yeniden Belirlenmiş Oldu

M.Ö 10.000 yıllarında yaşayan insanların, henüz ilkel çağlarda olmalarına rağmen, sanılandan çok daha gelişmiş bir yaşam tarzı olduğunu ortaya koydu. Böylece insanlık tarihinin ve medeniyetin sıfır noktası yeniden belirlenmiş oldu.

Göbeklitepe İnsanların Yerleşik Hayata Tarımla Geçtikleri Genel Geçer Düşüncesine de Kafa Tutuyor

Çünkü Neolitik Çağ’da insanlar henüz daha avcı toplayıcı bir topluluk olmalarına karşın, buradaki ileri düzeyde mimarlık gerektiren tapınaklar gibi yerleşik yapılar inşa etmeye ve yerleşik düzene geçmeye başlamışlar bile.

Göbeklitepe’nin Keşfi

1983’te ise Mahmut Kılıç isimli bir çiftçi tarlasını sürerken oymalı bir taş buluyor ve bulduğu taşı Urfa Müzesi’ne götürüyor. Müze yetkilileri bu taşın önemini idrak edemiyor. Alman arkeolog Prof. Klaus Schmidt’in bu taşa denk gelmesi üzerine 1995’te Göbeklitepe kazıları başlıyor. Fakat burası üzerine yapılan çalışmalar, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ile Chicago Üniversitesi ortaklığında kurulan ekibin çalışmaları ile oluyor. Her nasılsa bu çalışmalar o kadar da ses getirmiyor. 1980’e gelindiğinde, Amerikalı arkeolog Peter Benedict’in bir makalesinde Göbeklitepe’den bahsetmesi ile önemi nihayet fark edilmeye başlanıyor.

 

Bira için tarım!

Bulgular taş devri insanlarının bira içtiğini de gösteriyor. Kazılarda şu ana kadar en büyüğü 160 litrelik kapasiteye sahip kireç taşına oyulmuş, altı bira varili bulundu. Klaus Schmidt,  bulgular ışığında, insanoğlunun ekmek için değil, bira uğruna tarıma başladığına, bunun da ilk kez Urfa’da gerçekleştiğine kanaat getirmiş.

Göbeklitepe UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde

Göbeklitepe’de kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt yaşadığı kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

“Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor” Prof. Dr. Klaus Schmidt.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay’da Dünya’nın Bir Parçası
0 (0)

İnsanların uzaya ve astronomiye  her zaman ilgisi olmuştur. Uzay konusu ve alanı çok çeşitli bir alana sahip olmuştur. Uzay konusu geniş bir alana sahip alana sahip1950’lerden itibaren uzay konusu üzerinde çalışmalar yapılmaya başlamıştır.  Bizlerin merak ettiği ve bilim insanların  merak ettiği bir çok alanlar vardır. Böylece aklımıza çok sorular geliyor. Uzayda hayat var mı , uzayda başlangıç var mı , bir sonu var mı , hayatımıza katkıları ? bu tarz soruları hepimiz kendimize muhtemelen sormuşuzdur.  Bu da uzun bir zamana tekabül etmektedir. Uzay konusu insanlık açısında her zaman merak konusu olmuştur. Uzay ve Güneş Sistemine ait araştırmalar hızla yayılmaya başlamıştır. Dünya’yı oluşturan etmenleri merak ederek bilmek ve merak etmek tanımak istemiştir

Uzay Almanlar’ın 1940’larda geliştirilmeye başlamış V-2 balistik füzeleri ve ABD’nin geliştirdiği atom bombasıyla uzayacağının tohumları atılmıştır. Sovyetler Birliği tarafında uzaya gönderilen sputnik I isimli Dünya’nın ilk yapay uzay  uydusunun yörüngeye oturduğu 4 Ekim 1957 tarih olarak yer almıştır. Böylece teknolojinin gelişmesiyle uzay konusu hızla ilerledi. Böylece bir çok alanda yer edinilmiştir. Birçok alanı da kapsamaktadır. Askeri, Ekonomi, Siyasi alanda katkısı etkisi fazla olmuştur. Uzay alanında en güç olarak ABD yer almaktadır. Teknoloji alanında gelişmeler elektronik bilgisayar sistemleri, radar , uydu, bolistik, füze, roket , nükleer silah, atom bombası alanlar sağlamaktadır. Uzay deyince aklımıza çağrışan  kavramlar gezegen, yıldız, galaksi, evren atmosfer gibi alanlar olmuştur. Atmosfer ; gittikçe incelenen gaz katmanları topluluğudur.  Yeryüzünü çevreler farklı katmanları her biri farklı görevleri olan gaz katmanlarıdır.  Ozonsfer ve İyonosfer ara katmandır. Dış uzaya doğru gittikçe inceliyor. Ve kayboluyor.

Uzay’ın başlangıcı Uluslararası yasalar 3000 metrenin üerinde uçan pilotlar için  kabinde ek oksijen olmasını ister. 53000 metre atmosferin yarısı , Pilot’un altında kalır. Oksijen şarttı. Yoksa 30 dakika da bayılır. 16000 metrede artık oksijen takviyesi de işe yarama. Bu kez damarlarındaki basınç dış basınçla dengededir. Ek kabin basıncı gerekir . Hiç ses duyulmaz sadece Fanve bazı elektrikli aletlerin dahili sesi vardır. Ama dışarıda hiç görüntü yoktur. Ses taşıyacak kadar değildir. Uzay araştırmacılarında uzayın başlangıcı için şöyle bir tanım yapmıştır. Uzay aracının Dünya’ya en yakın olduğu yükseklik uzayın başlangıcıdır. Uzay nerede başlar sorusu seçilen referans noktasına bağlıdır.

Uzay ‘ın günlük hayatımızı kolaylaştırır, hayatımıza büyük bir kolaylık sağlamıştır. Marketlerde vakumlanarak havayla teması engellenmiş ve uzun raf ömrüne sahip ürünlerdir. NASA’nın gıda güvenliği üretim esnasında şoklanır ve vakumlu paketler yardımıyla hava almasını engellenir. Bu da paketlenen yiyecekleri uzun süre boyunca tazeliğini korumuş olur. Böylece paketlenen yiyecekler bakteriler veya mantarlar tarafından bozulmasını engellemiş olur. Bu durum Türkiye’de yaklaşık 150 ülkede kullanılmaktadır. Hepimizin hayatını kolaylaştıran hayatımızın bir parçası olan kablosuz süpürgeler kablosuz şarjlı örnek toplayıcılarda kullanılarak Ay yüzeyinde toplamda 382 kilogram Dünya’ya getirilerek incelendi sonrasında ise başka şirket tarafından potentin satın almasıyla evlerde, ofislerde ,arabalarda  kullanılan kablosuz elektrikli süpürgeler yaygınlaştı ve hayatımızın bir parçası haline gelerek hayatımızı kolaylaştırmıştır. Birçok örnek verilebilir Mikro dalga fırınlar , uzaktan kumanda kış aylarında kullanılan ince etkili olan montlar , gözlükler , gözlükler , telefon ekranlarında kullanılan çizilmez camlar vb. birçok şeyler teknolojiyle birlikte uzay çalışmalarıyla üretilmiş ve hayatımız kolaylık sağlamıştır.

Uzaya Yolculukları  ; Uzaya gönderilen ilk canlı olma özelliği taşıyan köpek Layka Dünya yörüngesine çıkan ilk hayvan olan Sovyet Uzay köpeği Layka , 3 Kasım 1957 tarihinde fırlatılan Sputnik 2 Uzay aracının yolcusu olarak seçilmiştir. Böylece Uzaya gidip tarihe adını yazdırmış Astronot olma özelliği taşıdı. Buna benzer örnek verilebilir : Bir meyve sineği , Maymun , Kedi, Örümcek ,Kaplumbağa , Hamamböceği , Solocan , Su ayısı astronot hayvan test amaçlı gidilmiştir.

Yuri Gagarın uzaya çıkan ilk insan oldu. 12 Nisan 1961 ‘de ‘ Vostok 1 ‘ uzay mekiğiyle Dünya yörüngeni turlayarak uzaya çıkan ilk insan olarak tarihe adınız yazdı. Uzaya çıkan ilk Kadın ise 15 Haziran 1963’te yörüngede yolculuk yaparak kozmonot Valentina Tereskova , uzaya çıkan ilk kadın oldu.

İnsanlar sürekli içinde bulunduğumuz hayatı hep merak etmiştir. Bu soruları sorarken uzayla ilgili Gökyüzü , Gök cisimlerinin , Gezegenleri, Yıldızları, Galaksiyi merak ederek araştırarak aklındaki merak edilen soruları çözmeye çalışılmıştır. Evrenin varoluşunu nasıl olduğunu merak etmişizdir. Evren kısacası ; içinde çeşitli boyutlardaki , tanımlı tanımsız , görünür görünmez madde ve enerjinin oluşturdukları sistemlerle bunların arasındaki sonsuz boşluğun bütünsel oluşumudur. Uzay ise; Dünya ile diğer tanımlı , tanımsız cisim madde ve enerjinin içinde yer aldığı çok boyutlu boşluğa denir.

Güneş Sistemi ; yaklaşık 4,6 milyar yıl içinde yer alan Güneş sistemi merkezinde güneş olmak üzere çekim etkisinde kalan Markür, Venüs , Dünya , Mars , Jüpüter, Satürn ,Uranus ve Neptün olmak üzere 8 gezegen oluşmaktadır. Güneş sistemi yarı çapı yaklaşık 15 milyar Km’dir. Güneş sistemini oluşturan gezegenler olarak yer alır. Güneş sistemi Güneş’ten sonra en önmli üyeleri gezegen 2 grupta oluşmaktadır. Markür , Venüs , Dünya ve Mars katı kayalık yüzlere sahip olmaları nedeniyle de iç gezegenler olarak adlandırılır. Güneş’e en yakın gezegen Markür en uzak gezegen ise Neptün’dür En büyük gezegen Jüpiter olarak yer alır. Dünya Güneş’e en yakın üçüncü gezegendir. Güneş ortalama 14.9.6 milyon Km mesafede bulunur. Güneş sisteminde en büyük 5. gezegen olan Dünya 6. 357 Km yarıçapındadır. Güneş etrafındaki dönüşümü 365 günde ( 365 gün 6 saat 9 dakika ) tamamlayıcı gezegen 1 gün 24 saat ( 23 saat 56 dakika 4 saniye ) uzunluğa sahiptir .

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Plüton Hakkında
0 (0)

Eski gezegenin ismi Roma yeraltı tanrısı Pluto’dan geliyor. Venetia Burney isimli 11 yaşındaki kız çocuğunun önerisi ile belirlenen isim ile anılan eski gezegenin neden artık gezegen olmadığı hakkında araştırmalar yaptım. Şimdi ise araştırmalarımı sizinle paylaşacağım.

1905 yılında Amerikalı gökbilimci Percival Lowell, Plüton hakkında ilk ipucunu Neptün ve Uranüs’ün yörüngelerindeki sapmaları gözlemleyerek yakaladı. Bu sapmalara başka bir gezegenin olabileceğini düşündü ve tahmini olarak yerini 1915 yılında saptadı. Ancak Plüton’u keşfedemeden hayatını kaybetti. 1930 yılında Lowell ve diğer gökbilimcilerin araştırmaları ışığında, Clyde Tombaugh nihayet Plüton’u kesin olarak keşfetti.

Keşiften sonra Plüton’un güneşin yörüngesinde normal olarak değil egzosentrik yani kafasına göre döndüğü hesaplandı. 70’li yıllarda ise alınan görüntüler ile labut şeklinde olduğu anlaşıldı. Bunun nedeni Charon isimli bir uyduya sahip olmasıydı. 90’lı yıllarda ise Plüton bir gezegen mi yoksa asteroid mi?

2006 senesine geldiğimizde, Uluslararası Astronomi birliği Plüton’un tam bir gezegen olmadığını açıkladı. Sebep ise bilimsel temellere dayalı olmayan, Neptün ötesindeki Kuiper Kuşağı içerisinde Plüton büyüklüğünde ve ondan daha büyük ifade edilebilecek kadar çok sayıda göktaşı olduğunu öne sürdüler. Bu açıklamalardan sonra Plüton’un ismi de 134340 olarak değiştirildi. Buna rağmen Plüton hakkında araştırmalar devam etti. Aynı sene içerisinde New Horizons isimli uzay aracı Plüton’u incelemek için uzaya gönderildi.

New Horizons

Aslında Plüton “gezegen” unvanını tamamen kaybetmedi sadece artık “cüce gezegen” olarak adlandırılıyor. Tanım olarak cüce gezegen, bir gezegen kadar kütleli olmayan, ancak bir uydu kadar da küçük kütleli olmayan gök cisimlerine verilen isimdir.

Plüton’un gezegenlik statüsü, aşırı ufak olmasından ötürü aslında 1992 yılından beri sorgulanmaktaydı. “gezegen” sözcüğünün İngilizcesi olan “planet”, Yunancada “gezgin” anlamına gelmektedir. Gökyüzüne sabitmiş gibi gözüken fakat aslında olmayan yıldızların aksine, gezegenler gökyüzünde bir noktadan diğerine gezebilen yapıda gözükürler. Güneş ile Ay da sabit gözüktüğü için, ilk başta onlar da “gezegen” olarak değerlendirilmemiştir.

Bu yaklaşım fazla üzün sürmedi. Buna rağmen ilk asteroidler 1800’lü yıllarda tanımlanmaya başladığında, onlar da “ gezici oldukları için birer gezegen olarak değerlendirilmiştir. Ancak bundan yıllar sonra, o kadar fazla sayıda asteroid keşfedildi ki, kafaları karışmaya başladı. Ceres ve Vesta gibi gök cisimleri, asteroid kuşağındaki en büyük gök cisimleridir. Bunlar, kafa karışıklığını önlemek için “gezegen” yerine “minik gezegen” olarak anılmaya başlandı. Bu, adeta Plüton’un 1.5 asır sonra başından geçeceklerin bir habercisi gibiydi. Ancak o zamanın astronomları, bu tanımlamayı bilimsel bir temele oturtma ihtiyacı duymadılar.

Fakat 2005 yılında Eris’in keşfi, işleri değiştirdi. Kuiper Kuşağı’nda bulunan ve Plüton’dan %27 daha büyük olan Eris, Güneş Sistemi’nde bunun gibi daha birçok gök cismi olabileceğinin farkına varılmasına neden oldu. Bu da, 2006 yılında 26’ıncı defa toplanan Uluslararası Astronomi Birliği’nin (UAB), bu toplantı sırasında resmi bir gezegen tanımı yapması kararına neden oldu. Bunun sebeplerinden en önemlisi pratik gerekçeler: UAB’nin Minik Gezegen Merkezi’nin yardımcı yöneticisi Gareth Williams, Güneş Sistemi’nde keşfedilen her gök cismine “gezegen” diyecek olursak bunun kısa sürede çok kafa karıştırıcı bir hal alacağını söylüyor. Söylediğine göre eğer ki Plüton bir gezegen olarak kalırsa, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin sayısı 24 veya 25’e kadar çıkabilir! Şöyle vurguluyor:

“Önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu sayı 50’ye ve hatta 100’e kadar çıkabilir. Okullarda çocuklarımızın bu kadar fazla gezegeni ezberlemesini ister miyiz? Hayır! Sayıyı düşük tutmayı tercih etmeliyiz.”

Gökbilimcilerin 3 maddeden oluşan bir gök cismini gezegen olarak sınıflandırmamız için gereken özelliklerin olduğu bildiri ve o 3 madde:

  • Güneşin etrafında belirli bir yörüngede dolanıyor olmak.
  • Yaklaşık olarak küresel bir şekle sahip olmak.
  • Gökcisminin etrafının “temiz” olması.

Üçüncü maddede gezegen diyeceğimiz gök cisminin çevresindeki cisimlere karşı baskın olması gerekmektedir. Yani, gezegenin etrafındaki diğer gök cisimleri ya gezegenin bir parçası olmalı ya da yörüngeden dışarı atılmış olmalılar. Yani Plüton 3. Maddeyi karşılamadığı için “cüce gezegen” unvanını almıştır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay Nedir?
0 (0)

Uzay yeryüzünde yaşayan insanlara göre gezegenin 100 kilometre dışında başlayan içerisinde hissedilebilir oksijen bulunmayan alandır. Güneş, gezegenler, yıldızlar, galaksiler, astroidler ve meteorlardan meydana gelen hacimli ve kütleli gök cisimlerinin tamamıdır. Dünya ve diğer bütün gök cisimlerinin de içinde yer aldığı sonsuz olarak kabul edilen boşluğa uzay demekteyiz. Uzay da yeryüzündeki kanun ve prensipler büyük ölçüde değişir. Uzaydaki uzunluklar uzaya has bir ölçü birimi olan ışık yılı ile ölçülmektedir. Uzayda gök cisimleri henüz biliminde tam olarak açıklayamadığı düzenli ve uyumlu sistemler oluştururlar. Uzayda sayısı ve özellikleri tam olarak bilinmeyen milyonlarca gök cismi bulunmaktadır. İçinde milyonlarca gök cismi bulunduran gök sistemlerine galaksi adı verilmektedir. Kızgın gazlardan oluşan ve çevresinde ısı ve ışık yayan gök cisimlerine de yıldız adı verilmektedir. Kendileri ısı ve ışığını kendisi üretmeyen ancak güneşten aldıkları enerjiyi çevresine yayan soğuyup katılaşmış gök cisimlerine gezegen denir. Gezegenlerin çekim etkisinde kalarak onların çevresinde dönen güneşten aldıkları ışığı yansıtan bağlı oldukları gezegenlerden daha küçük olan gök cisimlerini de uydu denmektedir. Binlerce gök taşının bir araya gelmesiyle oluşan ve güneşten aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerine kuyruklu yıldız denir. Kendileri ısı ve ışık üretmediklerinden yıldız değildir. Güneşin yakınına gelmedikçe görülmezler. En çok tanınanı halley kuyruklu yıldızıdır. Güneş çevresindeki bir turunu 76 yılda tamamlar. Uzayda başıboş gezen gök taşlarına meteor denir. Bunların belli bir yörüngesi yoktur. Bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakarsak sanki bir yıldızın kopup düşercesine parıltılı bir yol çizerek düştüğünü görebiliriz. Dünya atmosferine giren meteorlar saatte binlerce kilometrelik hızları nedeniyle atmosfer içerisinde sürtünme etkisiyle sıcaklıkları iki bin dereceye kadar yaklaşır. Böylelikle yanarak parçalanırlar. Çok azı yere kadar ulaşır. Bu olay bizim halk arasında yıldız kayması olarak bilinir. Uzay dünyayı ve bütün gezegenleri saran ve içinde milyarlarca yıldız bulunan  boşluktur. Yedi kat gökten birinci gökte bulunur. Bu boşluk mutlak bir boşluk olmayıp, çok az da olsa hidrojen gibi maddelerin parçacıkları bulunur.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!