Arama:
Televizyon Haberciliği
5 (1)

Toplumda çok kişiyi ilgilendiren güncel ve önemli konuları televizyon üzerinden halka sunulmasına televizyon haberciliği denir. Televizyonda yapılan haberler ile insanları ilgilendiren haberleri hızlı bir şekilde insanlara iletilmesini sağlamaktadır. En önemli noktası ise kriz dönemlerinde insanları bilgilendirmesidir. Hava durumu, sağlık, kültür ve sanat, spor, ekonomi bilim ve teknoloji konularında insanları bilgi aktarmaktadır. Kriz dönemlerinde insanların nasıl hareket etmesi gerektiğini belirtmektedir. Televizyon haberciliğinin önemi çok daha iyi anlaşılsın diye bir örnek vermek istiyorum. Bildiğimiz üzere 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanımız televizyon da bir haber kanalına bağlanarak insanların sokağa çıkması gerektiğini belirtmişti. Bu sayede insanlar sokağa çıkarak darbe girişimini engellemiş oldu. Kısacası televizyon haberciliği çok uzun uğraşlar sonucu her gün bizim karşımıza çıkan, bizim bilgilenmemiz için uğraş veren bir programdır.

Televizyon haberciliğinde haber program türleri ise; Canlı yayın, ana ve ara haber bültenleri, geniş kapsamlı ana haber programları, haber yorum programları, haber tartışma programları ve güncel programlar olmak üzere 5’e ayrılır. Canlı yayın isminden de anlaşılacağı gibi olayların oluş anında izleyicilere aktarılmasına denir. Ayrıca en etkili haber türüdür. Ana ve ara haber bültenleri aniden gelişen son dakika haberlerini veya kamuoyunu etkileyecek olan bilgileri izleyicilere aktarmak için gerçekleştirilen haber türüdür. Hızlı olmak önemlidir. Hızlı olurken çabukluk ilkesinde de uygun olmak zorundadır. Geniş kapsamlı ana haber programları ana ve ara haber programlarına kıyasen belirli süre aralığında yapılan bir düzeni olan haber program türüdür. Örneğin her gün saat 7’de ana haber bülteni gibi. Haber yorum programları güncel konuların bazen tek bakış açısı bazen de farklı görüş açılarıyla değerlendirilen haber program türüdür. Haber tartışma programları çeşitli konular ele alınarak farklı görüşlerin kendi fikirlerini ortaya atarak oluşan bir tartışma program türüdür. Güncel programlar ise genellikle tek bir konuyu ele alarak yapılan yayın türüdür.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Kuaförlerde virüse geçit yok
0 (0)

Ankara, Keçiören, Yeşilöz Mahallesinde Erkek Kuaförü olan Hakan Tezol (41) Koronavirüs salgını sonrası yaşanan süreci muhabirimiz Murat İçli’ye aktardı.

Öncelikli olarak sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Aslen Kalecikliyim, 29 senedir erkek kuaförüyüm , Evli ve 1 çocuk babasıyım, Meslek hayatımda yaklaşık 19 yıl farklı kuaförlerde çalıştım, daha sonra buradaki dükkanımı açtım, Allaha şükür 10 yıldır kendi dükkanımı işletiyorum.
İçinde bulunduğumuz zor koşullarda neler hissediyorsunuz?
Koronavirüs salgını ile yaklaşık 3 ay kapalı kaldık. Hükümetin berberleri kapatma kararı son derece yerinde bir karardı. Sonuç itibariyle insanlar ile en yakın temasta bulunan bir mesleği icra ediyoruz. Bu 3 aylık kapanma süreci ciddi manada zorladı. Daha önce hiç hayatımda bu kadar çalışmadan evde durduğumu hatırlamıyorum açıkçası bu açıdan da bambaşka bir süreç içinde bulduk kendimizi. İnsan evde kaldıkça düşünmeye düşündükçe de karamsarlığa kapılıyor örneğin her esnaf gibi bu süreçte aklım Bağkur, dükkan kirası, ev giderleri gibi ödemeleri nasıl yapacağımı düşünmekle yoruluyordu. Ancak bu süreçte gerek hükümet gerekse belediyeler ellerinden geldiğince bizlere esnafa, vatandaşa yardımcı olmaya çalıştığını düşünüyorum. İlk etapta Bağkur ödemelerimiz ertelendi, bu erteleme ödeme yapamayacak durumda olan bizlere rahat bir nefes aldırdı. Bu süreçteki yardımlaşma ruhuna yakışan adımlar atıldığını düşünüyorum. Yine aynı şekilde Belediye su faturalarında ödeme ertelemesi yaptı. Bu atılan adımlar esnafların belinin bükülmesini engelledi.

Kuaförlerin açılış kararı ile birlikte nasıl bir süreç yaşadınız?
11 mayısta alınan kuaförlerin açılma kararı ile birlikte hummalı bir açılış sürecine girdik. Açılış öncesi hijyen tedbirleri kapsamında dükkan içerisinde bir dizi tadilat gerçekleştirdik. Zaten içinde bulunduğum dükkanı virüs öncesinden tadilat yaptırmayı düşünmekteydim, daha sonrasında beklenmedik şekilde gelen bu süreçte de dükkanımızı hijyen kuralları çerçevesinde bazı tadilatlardan geçirdik. Dükkanımızı açılış öncesi dezenfekte ederek ilk tıraşa uygun bir ortam hazırladık.
“Yeni Normal” dönemde kuaförlerde ne gibi değişiklikler var?
Yeni Normal dönemde biz kuaförlere çok ciddi görev ve sorumluluk düşmekte, çünkü burada günde belki de 50-60 kadar insana hizmet veriyoruz. Bu dönemde bazı kurallar bizlere bildirildi. Eldiven ve maske kullanım zorunluluğu bunlardan bazıları. Tıraşta hem müşterinin hem de bizlerin maske kullanım zorunluluğu bulunmaktadır. Bizde bu kapsamda elimizden gelen hazırlığı yaptık ancak kuaförlerin temel malzemeleri olan kolonya, boyun bantı, tek kullanımlık havlu gibi ürünlerde ciddi manada bir fiyat artışı gözlemledik. Bu konuda Berberler Odası veya Maliye Bakanlığı tarafından bir fiyat düzenlemesi yapılmalıydı, umarız bu süreç içinde bu temel malzemelerde esnafı rahatlatacak bir düzenleme gerçekleşir.

29 senelik meslek hayatında daha önce böyle bir şey yaşamadığını dile getiren hakan tezol, müşterilere sunduğu birçok hizmetinden mahrum kaldığını, sakal traşı, ağda, saç yıkama gibi işlemlerin yasaklanması sebebi ile maddi açıdan zorlandığını dile getirdi. Salgın süreci ile berberler odasının saç traşı fiyatlarında yeni bir düzenleme yaptığını ancak bunu müşterilere yansıtamadığını dile getirdi. Nedeni ise müşterilerin salgın süreci içerisinde berberlere gitme alışkanlığının değiştiğini ayrıca çoğu insanın evde kendi makinası ile traş yapmaya başladığını ifade etti.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nereden çıktı bu gaste
0 (0)

 

 

Trabzon'da gazete manşetleri "Karadeniz, Taka, Kuzey Ekspres, Sonnokta, Günebakış Gazetesi "

 

 

Gazete ilk başlarda küçük bir kağıt yayınlanmaya başlamış ileri ki tarihlerde sayfalarca bilgileri içerisinde barındırmaya başlamıştır. Eskiden ne kadar popüler bir araçtı. Eskiden dediğim teknolojinin adının bile ortada olmadığı zamanlar. Herkes merak etmez gazetelerin böyle sıralarda yazıldığını ama meraklıları bilir tabi. Teknoloji diye bir şeyin adının geçmediği zamanlar demiştik ya savaş durumlarını iletmek üzere uzun uzun anlatımlarla savaş alanındaki son dakika havadisleri iletilmiyor, bilgilerin en önemlileri bağlantı kopar diye önce verilir az önemli olanlar sonra söylenirdi. “Elçiye zeval olmaz” şeklinde bir deyiş vardır. Bu dönemler de haberleri elçiler iletirmiş. Savaş durumunda ya da ülkelerde yaşanan olası bir durumda bir ülkeden başka bir ülkeye elçinin haber götürmesi aylar sürermiş. Bu durumda “Elçiye zeval olmaz mı bilmem ama elçinin ilettiği bilgiler tartışılır. Bu yüzden iyi ki gazeteler çıkmış.Bu olaylar ışığında gazetelerde çıkan haberlerin yazıları oluşmuş. Herkes merak içerisinde olduğu için dört gözle gazetelerin çıkmasını beklermiş, ta ki radyo çıkana ve her yere yaygınlaşana kadar sürdü bu popülerlik. Radyo çıkana kadar popüler olmuş ama insanların okur yazarlığı olmadığı için kahve hanelerde toplanıp okuma bilen birine okutulurmuş. Çok popülermiş ama kullanmakta zormuş. Zaten daha sonrasında radyonun çıkması, televizyonun yaygınlaşması derken şu an da bile yayınlanması devam etse de en son başvurulan iletişim aracı oldu. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte hızla satın alma oranı da düşüyor. Özellikle eğitimli kesim iş maratonundan günlük hayatın yoğunluğundan haberleri internet üzerinden takip ediyor. Hatta öyle ki gazetecilik öğrencisi olan ben bile internet haberciliğini tercih ediyorum. Gazeteleri genelde emeklisi gelmiş teknolojiden uzak, vakit geçirmek amaçlı bulmaca çözmek isteyen insanlar tercih ediyor. Bir de değinmek istediğim son bir nokta var gazete diye yazıyoruz ama hala hala gaste diye hitap edenler var cahillikten değil sanırım bu telaffuz en kültürlüsü bile böyle söyler. Mesleği gazetecilik olanlar bile gaste demekte.Sahi nereden çıktı bu gaste.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Hiçbir Mesaj Masum Değildir
0 (0)

 

Teknolojinin gelişmesi ile iletişim araçlarını hem çeşitlendi, hem de daha etkin bir hale geldi. Sinema, radyo, televizyon derken internet, iletişim araçlarının, yaşanan tüm zamanların ötesinde bir etkiye sahip olmasını sağladı. Her iletişim aracının toplum üzerindeki faydası ve zararı, hızla sorgulanmaya, yaygınlaşmaya başladı. Tam da bu noktada insanların algı farklılıkları ve verileni yorumlamalarında farklılıklar oluşmaya başladı. Yayın kuruluşlarının ideolojileri oluştu. Filmlerin konuları alt metinler ile dolduruldu. Topluma dizi, film, müzik, sanat, haber, oyun ve daha niceleri ile fikirler ekilmeye başlandı. Tüm bu konuların ortak noktası kişiler üzerinde farklılık oluşturuyor olsa da kitle oluşturabilecek başlıklar olmasıdır.

Sosyal medya platformlarında farkında olmadan belli konular hakkında mesajlara maruz kalabiliyor hatta ve hatta yediğimiz yemekten giydiğimiz kıyafetlere kadar yönlendirilebiliyoruz.  Kitle iletişim araçları herkese ulaşmaktadır. Bu da bizlerin tek tipleşmesine ve yönlendirilmesine neden oluyor. Kitle iletişim araçları ile verilen mesajlar sorgulanmaksızın aklımızda yer ediyor. Eleştirel medya okuryazarlığı yapabiliyor isek mesajın masum olup olmadığını ayırt etmemiz kolay oluyor. Herbert Marshall McLuhan’ın ‘Araç mesajdır.’ teorisi de bu okumalarda oldukça etkilidir. Peki, bu teori nedir?

“İçerik yerine biçime eğilmek gerek. İletişimin şekli belli iletiler için tercihe sahiptir. İçerik daima belli bir şekilde vardır ve bu biçimin dinamiği tarafından bir dereceye kadar yöneltilir. Eğer araç bilinmezse mesaj da bilinmez. Bu anlamda araç ortak iletidir. Araç kullanan kişilerin algısal alışkanlıklarını değiştirir. Araç yansız değildir. Kişilere olduğu kadar topluma da mesaj verir.’ Şeklinde bu teoriyi açıklayabiliriz. Ona göre ileti yani araçla neyin söylendiği önemli değildir. Yani bir haberin gazetede, radyoda, televizyonda ve sosyal medyada aktarılmasıyla farklı anlam kazanır. Sadece bunlarla sınırlandırmak yersizdir. Örneğin bir dijital oyunu ele alalım.  Oyunda yer alan karakterin görseli, konuşmaları, hareketleri de kullanıcıya belli mesajlar iletmektedir. Kız çocuklarının benim çocukluğumda en çok istediği oyuncak sarışın, mavi gözlü, güzellik algısı oluşturan Barbie bebeklerdi. Barbie dediğimizde aklımızda hiçbir zaman kilolu, çirkin ya da farklı bir görsel oluşmaz. Tam tersi çocuklara dayatılan bir güzellik algısı mevcuttur. Bu da bizlere her alanda oluşturulan ürünlerin alt metinlerinin dolu olduğunu gösterir.

Her toplumun kendine has sosyal ve moral değerleri vardır. İyi veya kötü ahlâki değer yargıları kuşaktan kuşağa toplumsallaşma yoluyla aktarılır. Değişen kültüre kodlar ile mesajları algılayıp özümsememiz daha kolay hale gelmiştir. Sürekli bir değişim altında olan dünyada şimdi farklı kültürler ve yaşam şekilleri iç içe geçmiştir. Yoğun çıkar çatışmaları, hızlı stresli modern şehir yaşamı, hem bireylerin hem toplumların mevcut değerler sisteminin köklü değişikliklerle karşılaşmasına neden olmuştur. Medya da ve gündelik yaşantımızda eleştirel medya okuryazarlığı yapmalı ve mesajların masum olup olmadığına odaklanmalıyız.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!