Arama:
Makyajın Bilinmeyen Yönleri
0 (0)

Fotoğraf alıntı değildir. 

Yaşadığımız olaylar, geçirdiğimiz günler, kimseye anlatamadığımız sıkıntılar ve bu olaylar gibi daha birçok olumsuz olaylar. Ne yazık ki hepimiz istemediğimiz halde, kendimizle alakalı olsun veya olmasın olumsuz olaylar yaşarız ya da olumsuz olaylar yaşayan birinden etkileniriz.

Bu durumda insan kendini motive edecek ya da kafasını dağıtacak bir şeyler arar. Her insan için aynı şeyi söyleyemem tabii ki. Bazı insanlar o sıkıntıya yoğunlaşıp içine kapanabiliyor. Hatta oturup boş boş duvarlara bakabiliyor. Ne yemek yiyor ne de konuşuyor. Bazı insanlar da benim gibi kendine bir uğraş arıyor. Mesela ben çoğu zaman etrafım, odam, dolabım, makyaj malzemelerim ya da kitaplığım temiz ve düzenli olduğu halde hepsini bozup tekrardan düzeltiyorum. O an belki de bana hepsi dağınık gibi geliyor. İş yaparken aklımdaki probleme yoğunlaşmıyorum. Tam tersi durumlarda söz konusu olabiliyor tabii ki. Çok etkilendiğim bir olay söz konusu ise bende boş boş oturuyorum ne yazık ki. Genel olarak ufak şeylere canımı sıkıyorum. Bu yüzden yaptığım işler kafamı dağıtmaya yetiyor.

Peki siz canınızı sıkan bir şey olduğunda ne tarz işlerle kafanızı dağıtmaya çalışırsınız? Bugün kadınlar üzerine yoğunlaşmak istiyorum yazımda. Kadınlar diyorum ama erkeklerde makyaj yapıyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın, daha çok kadınlar yaptığı için kadınlar üzerinden örnek vermek istedim. 🙂

Şimdi sizlerle küçük makyaj çekmecemi paylaşacağım 🙂 

Fotoğraflar alıntı değildir. 

Ben makyaj yaparken kendimi çok mutlu ve özel hissediyorum mesela. Irkımı değiştirecek boyutta fazla makyaj yapmıyorum tabii ki.  🙂 Daha doğrusu bu kadar fazla makyaj yapmayı hiç denemedim, denemek ister miyim orası da belli değil. 🙂

Bazı insanlar kadınlar erkekler için makyaj yapıyor der bazıları diğer kadınlardan daha güzel olmak için diye söylerler. Aslında ben kendim için makyaj yapıyorum ve makyaj yaparken kendimi mutlu hissediyorum. Asla makyajsız dışarıya çıkmam, asla makyajsız fotoğraf çekinmem, ya da asla makyajsız fotoğraflarımı sosyal medya da paylaşmam diyen insanlardan değilim. Kendime güvenim o konuda tam. Çünkü kendine güvenmeyen insan makyajsız hiçbir şey yapamazmış. Bir de şu sıralar sosyal medya da gezen bir tabir var:

“ Makyaj yapma süreniz 4 dakikadan fazla ise çirkinmişsiniz.”

Kesinlikle Yalan. 🙂 

Yaptığımız makyaja göre bu süre değişir. Ben belki bir ruj süreceğim ya da bir göz kalemi kullanacağım. Bu işlemi yapmak 4 dakikamızı almaz.  🙂  O yüzden uydurma sözlere inanmak yerine siz kendinizi nasıl mutlu hissediyorsanız öyle olun. Dilerseniz makyaj yapın, dilerseniz yapmayın. İnsanların bizim hakkımızda söyledikleri değil, bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz önemli.  

Kendinizi mutlu hissettiğiniz an, sizin en güzel anınızdır. En güzel makyaj gülüp kahkaha atmaktır. 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yüreğimin Dili
0 (0)

                  

Yeni insanlar tanımak istiyoruz. Yeni şeyler öğrenmek, yeni adımlar atmak. Bazen bunların hiçbirini yapamıyoruz. Korkuyoruz. Kendimizi üzmekten, üzülmekten korkuyoruz. Risk almaktan korkularımızın üzerine gitmekten korkuyoruz. Belki de yüzleşmek istediğimiz duygularımızdan kaçıyoruz. Geçmişin bize yaşattığı acılardan uzaklaşmak isterken kendimize yeni acılar açmaktan korkuyoruz.

 

Kaybetmekten, kazanamamaktan korkuyoruz ya da savaşmaktan. Gücümüzün yettiği yere kadar gidemiyoruz. Çünkü bazen takatimiz kalmıyor. Yıkılıyoruz, düşüyoruz. Ayağa kalkarsak bizi tekrar düşürürler mi acaba diye korkuyoruz. İnsanlara güvenmekten, yeniden sevmekten, yeniden alışmaya, belki de yeniden birine bağlanmaya, eskisi gibi birine gülmekten korkuyoruz.

 

İnsanların sana “ sen hiç üzülmüyor musun, hiç moralin bozulmuyor mu”  demesine gülüp geçiyoruz. Çünkü dışarıdan bakıldığında aslında her şeye gülüyoruz. Kendimizle baş başa kaldığımızda kafamızın etini yiyen o seslerle yüzleşiyoruz. Yüzleşiyoruz yüzleşmesine de yine kaybeden biz oluyoruz.  Ne kaçacak yerimiz kalıyor, ne de gidecek bir yolumuz. Ne tutunacak dalımız kalıyor ne de sığınacak limanımız. Yine kendimizle kalıyoruz. Tüm sıkıntıları tek başımıza halletmeye çalışıyoruz.  Bu yüzden hayatta her zaman en çok hep kendinizi sevin, Aile, arkadaş, sevgili, eş, dost sizinle bir yere kadar geliyor. Kendi yaşanmışlıklarınız bir başkasına sadece anlatmakla kalıyorsunuz. Duygularınızı geçiremiyor, hissettiklerinizi karşı tarafa yaşatamıyorsunuz. İnsanlar size sadece teselli vermek istiyor, ya da yaşadığınız olumsuz olaylar karşısında acıyarak bakıyor. Bu yüzden siz kendinizle yaşayın tüm sıkıntılarınızı. Sakın dışarıya güçsüz görünmeyin. Çünkü insanlar sizi en zayıf noktanızdan vurmayı başaracaklardır. Kan kusun, kızılcık şerbeti içtim deyin. İçinize ağlayın, dışınıza kahkaha saçın. Üzmeyin, üzülmeyin.  Sevin sevilin demeyi çok isterdim. Sevseniz bile bazen sevilmiyorsunuz. Ya da sevdiğiniz kadar sevilmiyorsunuz. Bu yüzdendir ki hep kendinizi sevin.

 

Geçmeden önce zamanın, hastalıktan önce sağlığın, ağlamadan önce gülmenin, düşmandan önce dostun, nefretten önce sevginin, savaştan önce barışın, kötülükten önce iyiliğin kıymetini bilin. Aşkın zıt anlamlısını bulamadım. Bu kadar güzel bir duygunun kötü anlamı olabilir mi? Siz ne yaşarsanız yaşayın, aşkı bilin. Bilin ve hak eden kişiyle yaşayın. Sevginizi hak eden insanlarla geçsin ömrünüz… 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!