Arama:
İnfobezite Nedir?
0 (0)

Bilginin sadece tüketildiği değil, üretildiği de bir dönemdeyiz. Bu üretimin sebep olduğu durumlardan biri olan “infobezite” konusundan bahsedeceğim bugün size. Türkçeye infobezite olarak geçen sözcüğün esası, “infobesity” information (bilgi\ enformasyon) ve obesity (obezite) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yeni bir kavram olan infobezite, bilginin fazla tüketimini belirtir. Yanlış ve fazla beslenmenin yol açtığı obezite dijtalleşmenin de yanlış ve fazla tüketim ile infobeziteye yol açar. Dijitalleşme hayatımızı ne kadar olumlu etkilese de olumsuz yönleri de küçümsenemeyecek kadar fazladır. Gün içinde internette fazlaca vakit geçiriyoruz. Bilgi tüketiminin yanında üretimi de yapabiliyoruz. Bu döngü hem bizim hem de internet kullanıcılarının beynini fazla bir şekilde dolduruyor. Gerekli gereksiz birçok bilgiye ulaşıyoruz ve bilinçsiz bir şekilde bu bilgileri tüketiyoruz, bu da bilgi obezliğine neden oluyor. Hepimiz ne kadar bilinçli kullandığımızı düşünsek de bilinçsiz kullandığımız gayet açık. Sadece düşünün o siteden o siteye aktarılırken gözümüze çarpıp okuduğumuz şeylerin aklımızda nasıl yer edindiğini? Tam burada açıkça hepimizin infobezite bireyler olduğu ve bunu nasıl engelleyeceğimizi bilmediğimizi görüyorum. Çok fazla bilgi doluyuz. Gün içinde kullandığımız her mecrada açıkça yeni bir bilgiye maruz kalıyoruz. Bıraksak, kullanmasak diye düşünenler olabilir fakat bu dönemde internet kullanmadan ödev bile yapamıyoruz. En basit ödevde bile mutlaka bir literatür taraması gerektiriyor. Fazla dijitalleşmenin tabii ki eksileri olacak diyenleri duyar gibiyim ve size katılıyorum. Ne kadar ben kullanmıyorum aşırı desek bile 1 saatlik internet kullanımımızda hangi mecra olursa olsun, mutlaka bir bilgiye maruz kalıyoruz. İleride ne tarz sorunlara neden olur bu infobezite hiçbir fikrim yok ama pek olumlu olacağını düşünmüyorum. Umarım bu bilgi obezliği hayatımızı çok olumsuz etkilemez.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Coğrafya Ve Kültür
0 (0)

Kültür insanın varlığını sürdürebilmesini kültürel bir varlık oluşuna ve öğrendiklerimizi kuşaklara aktarma yeteneğine bağlanmaktadır. Geçmişten bu zamana kadar baktığımız zaman insan temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Yani ailesini korumak, beslenme, sevilme gibi ihtiyaçları nasıl öğrendilerse o şekilde nesilden nesile aktarılmaktadır. İnsanlar yerleşik hayata geçmesiyle birlikte artık kültür kavramı daha net bir şekilde kendini ortaya koymaktadır. Yani yaşadığımız coğrafya ile insanların yaşam tarzını etkilemiştir. Yani insanların nasıl bir yapıya sahip olduklarını yaşadığı coğrafyaya bakarak bilgi sahibi olmaktayız. Soğuk iklime sahip bölgelerde yaşayan insanlar karakter yapısı olarak dışarıdan insanlara iletişim kurmaya kapalı ve sert mizacı olan insanlardır. Denize kıyısı olan yerlerde yaşayan insanların daha sıcak ve cana yakın tavırlar içerisinde olması coğrafyanın etkisine örnek olarak verebiliriz. Yaşadığımız coğrafya da geçimimizi nasıl sağladığımızı bizim yaşam standardımızı etkilemektedir. Mesela örnek verecek olursak elimizdeki bir ürünü yani ham maddeyi işleyecek teknolojiye sahip olsaydık çok daha farklı konular ele alınabilirdi. Yaşam standardı düşük ülkelerde daha fazla suç işlendiğini haberlerde ve sosyal medya da sıkça görmekteyiz. Bunun sebebi ise ailesini geçindiremeyen bir insan illegal yollara başvuruyor. Bu sebepten dolayı da sıkça suç işlenme oranı yükselmektedir. Değişik bakış açılarından baktığımız zaman kültürün karakterimizi, yaşamımızı ve düşüncemizi etkilediğini görebilmekteyiz. Biz Türkler olarak daha dokunmatik bir kültürüz. Çünkü samimiyetimizi bu şekilde göstermekteyiz. Fakat kültür dediğimiz şey her yerde aynı değildir. Farklı yerlerde yaşayan insanlar kendi coğrafi yerlerine göre ayak uydururlar. Yani Antalya’da yaşayan birisi ile Ağrı’da yaşayan birisi farklı düşüncelere sahiptirler. Mesela turizm yerlerinde yaşayan insanlar daha rahat giyimi tercih ederken doğu da yaşayan insanlar böyle bir tarzda değildir. Kısacası yaşadığımız bölge çevre insan yaşamını ve kültürünü etkiliyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu
0 (0)

Dünya halterinin efsane ismi, olimpiyat şampiyonu eski milli halterci Naim Süleymanoğlu, kariyeri boyunca uluslararası arenada pek çok kez göğsümüzü kabartan ve TIME dergisine kapak olan bir isim. Efsane haltercinin, 1986 yılında Türkiye’ye iltica etmesi ve 1988 Seul Olimpiyatları’ndaki başarısı, halterin ülkedeki seyrini değiştirmişti. İşte, Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesi…

Türkiye’ye iltica ettikten sonra rekorları ve şampiyonluklarıyla dünyanın efsane sporcuları arasına adını yazdırmayı başaran “Cep Herkülü” unvanlı Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’ın Kırcaali kentinde, 23 Ocak 1967’de dünyaya geldi. Halterde 16 yaşında ilk dünya rekorunu kıran Süleymanoğlu, 1984, 1985 ve 1986 yıllarında dünyada yılın haltercisi seçilirken, 1992 yılında da Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından dünyanın en iyi sporcusu ilan edildi. Süleymanoğlu, halterdeki muhteşem performansıyla tüm dünyanın dikkatini çekti ve “Cep Herkülü” lakabını aldı.

 

 

TÜRKİYE’YE İLTİCA ETTİ

Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’daki baskılardan kurtulmak ve Türkiye adına müsabakalara katılmak için 1986 yılında Avustralya’da düzenlenen Halter Dünya Kupası sırasında Türk Büyükelçiliğine sığınarak, iltica etti. 1988 Seul Olimpiyatları’na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan’a 1 milyon dolar ödenerek, gerekli izin alındı. O tarihten itibaren Naim Süleymanoğlu, şampiyonalara milli mayoyla katıldı.

Naim Süleymanoğlu, 1986 yılında dönemin başbakanı Turgut Özal ve ilgili birimlerin başarılı operasyonuyla Türkiye’ye getirildi. Naim Süleymanoğlu, ilk önce İngiltere’nin başkenti Londra’ya, bir gece orada kaldıktan sonra da Türkiye’ye geldi. “Cep Herkülü”, uçaktan iner inmez toprağı öperek Türkiye’ye olan özlemini gösterdi.

GÜREŞ DIŞINDA İLK ALTIN MADALYA

Naim Süleymanoğlu, Güney Kore’de düzenlenen 1988 Seul Olimpiyatları’nda erkekler 60 kiloda mücadele ederken, Türkiye adına bir ilke imza atmayı başardı. Silkmede kaldırdığı 190 kilo, kendi ağırlığının 3 katı artı 10 kilogram olan “Cep Herkülü”, bunu dünyada başaran tek sporcu olarak tarihe yazdırdı. Eski milli halterci, bu sonuçla Türkiye’ye olimpiyatlarda güreş branşı dışında altın madalya getiren ilk isim olmayı da başardı. Naim ayrıca, silkmenin yanı sıra koparmada da 152.5 kilo kaldırarak toplamda 342.5 kiloya ulaşarak, dünya ve olimpiyat rekorları kırmış oldu.

ÜST ÜSTE ÜÇ KEZ OLİMPİYAT ŞAMPİYONU

Milli halterci, 1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda üst üste 3 kez şampiyon olarak, tarihi bir başarıya imza attı. Başarılı sporcu ayrıca, 7 dünya şampiyonluğu elde ederken, Avrupa şampiyonalarında 7 altın madalya kazanıp, 46 dünya rekorunu da kariyerine eklemiş oldu. 1988 Seul Olimpiyatları’ndaki performansıyla dünya çapında bir üne kavuşan Süleymanoğlu, ünlü Time dergisine 3 Ocak 1988’de kapak oldu.

DÜNYA ŞAMPİYONLUKLARI

Naim Süleymanoğlu, 5’i Türkiye adına olmak üzere kariyerinde 7 kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Halterin efsane ismi ilk olarak, 1983 yılında Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda Bulgaristan adına mayo giydi ve koparmada 130 kilo kaldırarak henüz 16 yaşında ilk dünya rekoruna imza attı. Süleymanoğlu, bu şampiyonayı  gümüş madalya ile tamamladı.

Süleymanoğlu, ardından 1985’te İsveç’in Sodertalje kentinde, 1986’da ise Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenen Dünya Şampiyonalarında yine Bulgaristan adına mayo giydi ve tüm kategorilerde altın madalyanın sahibi olarak adını zirveye yazdırdı.

Türkiye için 1989 yılında Yunanistan’ın başkenti Atina’da yapılan Dünya Şampiyonası’ndan itibaren ter döken Naim Süleymanoğlu, 1991 Donaueschingen (Almanya), 1993 Melbourne (Avustralya), 1994 İstanbul ve 1995 Guangzhou’daki (Çin) Dünya Şampiyonalarında tüm kategorilerde altın madalya kazanıp, şampiyon olmayı başardı.

AVRUPA ŞAMPİYONLUKLARI

Naim Süleymanoğlu, Avrupa Şampiyonalarında ise 7 altın madalyayı boynuna taktı. Galler’in Cardiff şehrinde 1988 yılında düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil eden Süleymanoğlu, 3 altın madalyayla organizasyonu tamamladı.

Süleymanoğlu, 1994 senesinde Çekya’nın Sokolov kentinde düzenlenen şampiyonada, sadece üç kaldırış gerçekleştirdi ve burada 3 dünya rekoruyla 3 altın madalya daha aldı. Milli halterci, 1995 yılında Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda sakat olmasına rağmen 1 altın ve 2 gümüş madalya kazandı.

2017’DE HAYATA VEDA ETTİ

Uluslararası Halter Federasyonu (IWF) üyeliğine 2000 ve 2004 yıllarında seçilen “Cep Herkülü”, 18 Kasım 2017 tarihinde karaciğer yetmezliği nedeniyle vefat etti. Naim Süleymanoğlu, siyaset, iş ve spor camiasından kişilerin katıldığı törenle Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi. Cenazesine, aktif spor yaptığı dönemde en büyük rakibi Yunan Valerios Leonidis de katıldı. Leonidis, cenaze töreninde Süleymanoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutunu öperek son yolculuğuna uğurladı.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nazım Hikmet’in “Küçük Kız” Şiirinin Başrolü
0 (0)

Hiroşimalı küçük bir kız çocuğu olan Sadako Sasaki’ye yazılmıştır bu şiir. Amerika’nın 1945’te attığı atom bombası evlerinin bir mil uzağına düştüğünde 2 yaşındaymış. Yaralanmamış ya da hastalanmamış olan Sadako, 12 yaşında aniden hastalanmış. Hastalığı ise “atom bombası hastalığı” olarak bilinen, kan kanseriymiş. Hastanede kaldığı süreçte umutsuzlukla öleceği günü bekleyen doktorların aksine umut ve hayat doluymuş Sadako. Hastalara yardımcı olur onlar ile vakit geçirirmiş. Kendi gibi kanser olan 80 yaşında bir kadın varmış en çok onu sever, onunla vakit geçirirmiş. Kadın bir gün Sadako’ya: “Benim için çok fakat bizim inanışımıza göre; kim kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, her isteği kabul olur. Ben yapamadım ama sen yap kurtul.” demiş kısa bir süre sonra da hayatını kaybetmiş. Bu efsaneye göre; eğer hasta biri kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, tanrılar bu kişinin isteğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunu duyan Sadako başlamış kağıttan turna kuşları yapmaya, yaparken de kuşlara: “Kanatlarınıza “huzur” yazacağım. Böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.”.

Bu hüzün dolu öykü önce yerel basına sonrasında ise uluslararası basına konu olmuştur. Sonrasında dünyanın dört bir yanından kağıttan turna kuşları posta aracılığı ile Sadako’ya gönderilir. Sadako 25 Ekim 1955 sabahı 645. turnasını tamamlayamadan, hayata gözlerini kapatır. Postacılar aylarca turna kuşlarını taşımaya devam etmişler, öyle ki turna kuşlarının sayısı milyonlara ulaşmış. Bu turna kuşları şimdi Japonya’da bir müzede sergileniyor. Amerikalı yazar Eleanor Coerr’in 1977 yılında yazdığı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” kitabı ile, zavallı kızın kısacık yaşamı tüm dünya tarafından tanınır. O günden bu yana turna kuşu barış ve nükleer silahsızlanmanın sembolü olur. 1958’de Sadako Sasaki anısına Hiroşima Barış Parkı’nda Sadako’nun anıtı törenle açıldı. O günden bu yana her yıl 6 Ağustos yani Barış Günü olan günde dünyanın her yerinden çocuklar kağıttan turna kuşu yapıp Sadako’nun anıtına gönderirler. Ayrıca Sadako’nun anıtında bir de yalvarış yer alır: “Bu bizim duamız, dünyada barış istiyoruz.”

Nazım Hikmet “Kız Çocuğu”  şiirini Sadako Sasaki anısına yazmıştır. Hiroşima’ya atılan atom bombası yüzünden hayatını kaybeden yedi yaşındaki bir kız çocuğunun barış çağrısı için geri dönmesini konu alır. Savaş karşıtı bir mesaj olduğu için büyük başarılar kazanır. Birçok sanatçı bu şiiri besteler. Sasaki öldüğünde 12 yaşındadır fakat şiirde uyumlu olması için 7 yaşında yazılmıştır.

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Avokado Nerede Yetişmektedir?
0 (0)

Kalp ve dolaşım sistemine faydalı olan avokadodan bahsedeceğim. Avokado sadece yemek olarak tüketilmektedir. Yağ içeriklerinden dolayı kozmetik endüstrisinde de  kullanılmaktadır. Yani güneş koruyucu, güzellik kremleri, sağlık sabunları ve kozmetik içerikli şampuanlar yapılarak insanlar tarafından büyük bir ilgiyle tercih edilmektedir. Antalya ve ilçelerinde çok büyük bir yatırımla insanlar tarafından üretilmektedir. Özellikle Antalya’nın Alanya ilçesi avokado üretiminin merkezi olarak görülmektedir. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan tropik ürünler içerisinde olan ve tüketimi her geçen gün yaygınlaşan avokado üretimi de bununla birlikte artmaktadır. Alanya ve Gazipaşa’nın yanında Manavgat, Aksu ve Serik ilçelerinde de avokado üretimine başlanmıştır. Antalya bölgesi sahip olduğu iklim ve çoğrafi koşullar sayesinde tarımsal ürün yetiştirmeye uygun bir yerdir. Kendi bölgemde yetiştirilen avokado büyük bir yatırım gözüyle bakılmaktadır. Çünkü elde edilen gelir çok iyidir. Bir ağaca çok iyi baktığın zaman o ağaçtan en az 400 tane avokado alabilirsin. Bu 400 avokadonun fiyatı büyüklüğüne göre değişmektedir. Fiyatları tane bazlı olarak satılmaktadır. Yani Alanya ilçesinde sadece bir tane avokado fiyatı 5 TL’dir. Bu en düşük verilen fiyattır. Yani en küçük olarak satılan fiyattır. Büyük bir yapıya sahip olan avokadonun fiyatı ise 9 TL’dir. Alanya’da yaşayan çoğu insan avokado üretimi yaparak geçirmektedir. Son dönemlerde avokadoya artan ilgiyle beraber piyasanın yükselmesiyle birlikte insanlar avokado üretimini seçmektedir. Avokado C vitamini, E vitamini, K vitamini , potasyum, demir, magnezyum, fosfor, bakır, çinko ve manganez minarelleri ile lutein, beta karoten ve omega 3 yağ asitleri içermektedir. İyi bir lif kaynağıdır. Az şeker içerir. Ortalama bir avokado yaklaşık 250 kaloridir. Ve bu kalorinin %75’inden fazlası iyi yağlardan gelmektedir. Yani avokado tam manasıyla vitamin deposudur. Yararı çok fazladır. İnsanlar bu yüzden büyük bir ilgi göstermektedir. Bu ilgiyle beraber de büyük bir üretim vardır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!