Martin Eden’ın Başarı Hikayesi
0 (0)

Martin Eden, bir başarı romanı…  Jack  London’ın kaleme aldığı bu eşsiz roman, yazarın kendi hayatıyla paralel olup,  yarı otobiyografik özellik taşımaktadır.

İlk bakışta bir aşk romanı gibi gözüken kitap, içerisinde bir çok alt konu barındırmaktadır. Jack London, sınıflara ayrılmış Amerikan toplumundaki zihniyeti tüm gerçekliğiyle okuyucusuna sunmayı başarmıştır.

Ana karakterimiz Eden;  toplumun alt tabakasında yaşayan, çalışmayı ve kitap okumaya ilgisi olan, genç kızların dikkatini çeken genç bir denizcidir. Kitap, Eden’in burjuva sınıfından eşsiz bir güzelliği olan Ruth’a aşık olmasıyla hareket kazanmaya başlar. Ruth Edebiyat Fakültesi okuyan, kibar bir kızdır. Ruth ile tanıştıktan sonra Eden, kütüphanelerde daha çok zaman harcamaya başlar. Ne okuması gerektiği konusunda Ruth’tan yardım alır. Onda ki bu azmi gören Ruth, Eden’e yardım eder ve onun gelişiminde önemli rol oynar.

Burjuva sınıfında statü ve servetin hayati önem taşıdığını tüm gerçekliğiyle görmekteyiz. Oysa Eden, başarı ve refahı sınıf farkı olmaksızın herkesin erişebileceğine inanmaktadır. Tabii o zamanlar bu idealin onda oluşturacağı hayal kırıklığını hiç aklına getirmemektedir.

“Nesi var bu insanların böyle? Aldıkları eğitimlere ne olmuştu? Kendisinin eline geçen kitaplara onlar da erişebilirdi. Nasıl olur da okuduklarından hiçbir şey kazanmazlardı?”

Eden, burjuva sınıfından insanlarla tanıştıkça, kendisinin daha fazla şey bildiğini fark ediyordu. Hiçbir okuma yapmayan insanlara şaşıyor, onlara tahammül edemiyordu. Kendisiyle fikir tartışabilecek kadar bilgili insanları seviyor, böyle insanlarla karşılaşmayı umut ediyordu.

Eden’ın, Brissenden ile tanışmasıyla kitabın konusu farklı bir seyir almaktadır. Brissenden, Eden’i sosyalist arkadaşlarıyla tanıştırır. Fakat Eden, sosyalizme tamamen zıt olan bireyciliği savunur. Ama bu tanışmadan oldukça memnun kalmıştır. Çünkü onlarla konuşmak, daha fazla okuması gerektiğini göstermiştir ve olaylara farklı noktalardan bakmayı öğretmiştir.

Eden, yazdığı kitaplar editörlerce kabul edilince başarıya ulaşmış ve sonunda hayalini kurduğu yazara dönüşmüştür. Artık istemediği kadar zengindir. Yazar olma sürecinde yanında olup onu destekleyen herkesin hayalini gerçekleştirir. Fakat kendisinin gerçekleştirmek istediği bir hayal kalmamıştır. Etrafında onu sevmeyen insanların, bir anda ona ilgi göstermesi Eden’in olayları detaylıca düşünmesine sebep olmuştur. Aslında denizci Eden ile yazar Eden arasında hiçbir fark yoktur. Yani çevresindeki insanlar o olduğu için değil, sahip olduğu ün için yanındadırlar. Bu şekilde hayatı hastalıklı ve çekilmez bir hale gelmiştir.

“Bitirdim ben…

Koydum lavtamı kenara.

Mor üçgüller arasında

Gölgeler asılı durdukça

Şakımak da sona erdi, şarkılar da.

Bitirdim ben…

Koydum lavtamı kenara…”

Bu dizeleri kitabı okuduktan sonra daha da anlamlı buldum. Kitabın sonunda yıldızlara ulaşma umudunun ve yaşanan hayal kırıklığını Eden ile birlikte yaşamış oluyoruz.

Eden’in aksine London sosyalisttir. Kitabında bu görüşüne tamamen zıt olan bireyci bir karakter işlemiştir. Karakteri bu kadar canlı bir şekilde işlemesi kafa karıştırıcıdır. Bu karmaşıklığı açıklığa kavuşturmak isteyen London,  aslında kitabında bireyciliğe cepheden bir saldırı olarak yazdığını söyler. Londan’a göre kendi kurtuluşu için çalışan Eden’in kitabın sonunda yaşamış olduğu hayal kırıklığı ve intiharı, bireyciliğin yenilgisidir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]