Arama:
Elizabeth Woolridge Grant
5 (1)

Başlığa baktığınız zaman büyük ihtimalle kim olduğunu uzunca düşündünüz. Aslında ülkemizde de büyük denilebilecek bir dinleyici kitlesine sahip olan Lana Del Rey’in gerçek ismi, Elizabeth Woolridge Grant. Tabii ülkemizde çoğu kişi Lana Del Rey’i “Summertime Sadness” şarkısı ile tanıdı. Hayır arkadaşlar tek şarkısı o değil. Genel olarak baktığımızda şarkılarını ismini sır olarak sakladığı ölen sevgilisine yazdığını söylüyor. Ayrıca şarkılarında bahsettiği fakir hayatın aksine gayet zengin ve ihtişamlı bir aileden geliyor. Sesi alışılmışın dışında ve bazı insanlar tarafından abartı tepkilere maruz kalıyor. Diğer ünlülerden farklı olarak onu eleştirenlere ya da albümünü sızdıranlara verdiği küfürlü yanıtlar var. Sadece sesi ile alakalı değil tabii ki eleştiriler mesela “Genç ölmek çok romantik, umarım genç yaşta ölürüm.” demesi ile de birçok tepki topladı. Bir sürü şarkısı olan sanatçının, ilk single çalışması “Video Games” bu şarkının klibini kendi yönetmiştir ve klip youtubeda çokça ilgi görmüş. Hepimizi eleştirenler tabii ki oluyor ama şöyle baktığımız zaman herkesin eleştiriye açık birçok yönü vardır. Eleştiri normaldir fakat acımasız şekilde siber zorbalık yapıp sonrasında bunu eleştiri olarak adlandırmak ne kadar doğru bilemiyorum. Şimdi gelelim Lana’nın diğer şarkılarına; tabii ki hepsini yazamam ama birkaç öneride bulunabilirim:

“Young and beautiful” şarkısında geçen bazı sözler;

“Will you still love me? (Beni hala sevecek misin?)

When I’ve got nothing but my aching soul? (Acı çeken ruhumdan başka bir şeyim kalmadığı zaman?)

I know you wil (biliyorum seveceksin)…”

“Born to die” şarkısında geçen bazı sözler;

“Don’t make me sad, don’t make me cry (Beni üzme,beni ağlatma)

Sometimes love is not enough and the road gets

tough (Bazen aşk yeterli değildir ve yollar zordur)

I don’t know why ( Nedendir bilmem)…”

“Dark paradise” bu şarkısında ölen sevgilisini asla unutmayacağını ve onsuz devam etmek istemediğinden bahsediyor. Diğer şarkılarının aksine bu şarkısında ondan bahsettiği ve hala onu rüyalarında görüp, anılarını hatırlayıp, onunlayken yaptıklarını devam ettirdiğini söylüyor. Şarkı sözlerinin bir kısmı;

“And there’s no remedy for memory (Ve hatırlamanın bir çaresi yok)

Your face is like a melody (Yüzün bir melodi gibi),

It won’t leave my head (Aklımdan çıkmıyor)…”

Size çok sevdiğim bir şarkıcıyı tanıttım bu yazımda. Umarım iyi anlatabilmişimdir. Okuduğunuz için teşekkürler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Bir Kahvenin 40 Yıl Hatırı Vardı
5 (3)

Bugünkü yazımda siz değerli okurlarımıza tarihten bu yana süre gelen kahve kültürümüzden bahsedeceğim. Hepimizin çokça duyduğu bir söz vardır. Bunu başlıktan da tahmin edeceğimiz üzere ‘‘ Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır’’ sözüdür. Bir kahvenin nasıl 40 yıl hatırı olabiliyor. Hiç merak ettiniz mi. Bence araştıranlar olmuştur. Ama birde benim ağzımdan duymanızı istedim.

İstanbul Üsküdar’da o dönemlerde hem kahve yapan hem de insanlara sohbetiyle keyif veren bir kahveci dayı varmış. İnsanlar sağdan soldan, biri hanyadan biri Konya’dan kahve içmeye gelirlermiş. Bu kahveci dayının da o kadar güzel sohbeti varmış ki sohbeti ile herkesi mest edermiş insanların. Bu kahveci dayının yanına dertlerini anlatmak, gönüllerini ferahlatmak için gelirlermiş. Bir gün içeriye yeniçeri askeri girmiş ve herkese bir kahve söylemiş. Ama içlerinden birine kahve söylememiş, oda Rum bir gemi kaptanı imiş. Bizim kahveci dayı herkese kahvelerini vermiş. Sonra eline iki fincan kahve alıp o Rum kaptanın yanına oturmuş. Buna sinirlenen yeniçeri askeri niye ona da veriyorsun. Ben ona söylemedim demiş. Kahveci dayı da o senin ikramın değil benim ikramım demiş. Sonra bu olayın üzerinden 40 yıl geçmiş.

Bir isyan çıkmış, orada Rumlar ayaklanmış ve olacak ya bizim kahveci dayıyı da esir almışlar. O zamanlarda da esirler köle pazarında satılırmış. Bu bizim kahveci dayıya da yaşlı bir adam köle pazarından satın almış. Meraklı gözlerle giden bizim kahveci dayı adama dönmüş, demiş ki, ‘‘ben senin bir işine yaramam sen beni niye aldın ki demiş’’. Yaşlı Rum kahveciye dönerek sen bana 40 yıl önce kahve ikram etmiştin. Şimdi serbestsin demiş. İşte 40 yıl kahvenin hatırı buradan gelmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!