Türk Edebiyatının Kırgın Şairi Cemal Süreya
0 (0)

“1931’de doğdum. 1937’de annem öldü. 1944’te Dostoyevski’yi okudum. O gün bugün huzurum yoktur.”

Bu sözler, Cemal Süreya’nın kendi ağzından, yalnızca 4 kelimelik biyografisi. Hayatı boyunca öyle sıkıntılar yaşadı ki, birçok insan onun yerinde olsa hayata küsebilirdi. Ancak o, hayata küsmek şöyle dursun, daha sıkı sarıldı hayata. Huzurum yok derken bile, hayatı öyle sevdi ki; kırgınlıklarını şiire döktü. Eğer Cemal Süreya hayata küsüp , bu şiirleri yazmasaydı, bugün Türk edebiyatının birçok yanı eksik kalacaktı.

 

Başlıkta da özellikle belirttiğim gibi, Cemal Süreya kırgın bir şairdir. Bu anlatımın en büyük örneği ve en çok dillendirileni; bir iddia sonucu soyadından kaybettiği ‘Y’ harfidir. Aslında bu iddianın içeriği ile ilgili iki çeşit anlatım vardır. Ama ben ilk olarak, onu kırdığını düşündüğüm meseleden bahsedeceğim. Cemal Süreya, yakın arkadaşı olan Sezai Karakoç ile okul yıllarında bir iddiaya girer. Buna göre; ikisinin de sevdiği kadın olan Muazzez Akkaya’ya ikisi de açılacak, Akkaya kimi istemez ise, o şair soyadından bir harf atacaktı. İddiayı Cemal Süreya kaybetti ve Süreyya olan soyadını Süreya olarak değiştirmiş oldu. Ancak ikinci ve kendisinin anlattığı iddiaya göre; Cemal Süreya’nın hafızası çok kuvvetliymiş. Öyle ki, rehbere ihtiyaç duymadan tanıdığı herkesin numarasını ezbere biliyormuş. Bu yeteneğine çok güvenen Süreya, girdiği bir iddiada bu yetisinin yetersiz kalması ile, soyadından bir ‘Y’ harfini atmıştır.

 

İki farklı iddia var ve tam anlamı ile aslını bilmek mümkün değil. Bu konuda yorum yapmak gerekirse, ilk iddianın doğru olduğu kanısındayım. Kırgınlıklarını anlatmak yerine sadece şiirlere aktaran Cemal Süreya’nın, ilk iddia doğru olsa bile kabul etmeyip, bunun yerine ikinci olayı anlattığını düşünüyorum. Öyle ki; biyografisinde bile çok büyük acılarından bahsetmek yerine, başlıca olanları aktarmıştır. Babasının ölümü, sürgün yılları ve daha birçok felaketini bu kısa biyografiye katmamıştır. Dediğim gibi; o, kırgınlıklarını anlatmak yerine şiire dökmeyi seviyordu. İşte babasının ölümünden bahsettiği bir şiir;

Sizin hiç babanız öldü mü
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylememesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı.

Tam bu yazıyı yazdığım tarihte, Cemal Süreya aramızdan ayrılalı 31 sene oldu. Sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]