Arama:
Pandeminin İyi Yanları!
0 (0)

İnsan hayatının tamamı iniş ve çıkışlardan meydana gelir. Hiçbir insan yoktur ki, hayatının tamamı mutluluklarla dolu geçsin. Yahut kimse yoktur ki, hayatı boyunca hüzün onunla beraber olsun. Elbette bazı anlarda mutlu olacak ve bazı anlarda çok üzüleceğiz. Bu bizim elimizde olan bir durum değildir, en azından naçizane yaklaşımım kadercilikten yana olduğu için böyle düşünüyorum. Dediğim gibi kadere müdahale edemeyiz lakin, kadere karşı vereceğimiz tepkiler bizim elimizdedir. Yaşadığı dönemin ve kuşkusuz gelmiş geçmiş zamanların en büyük rol sanatçılarından Charlie Chaplin, Bir defasında bir şaka yapar ve seyirciler uzun süre güler. Aynı şakayı tekrar yapar ve bu kez gülen insan sayısı çok azdır. Şakayı bir defa daha tekrar ettiğinde bu kez kimse gülmez ve dahası herkes bu garip davranıştan rahatsız olmuştur. Sonra usta oyuncunun ağzından ders niteliğindeki o sözler dökülür.

“Aynı şakaya defalarca gülemiyorsunuz. O zaman niye aynı şey için tekrar tekrar ağlıyorsunuz?”

 

 

Sadece iki cümleden oluşan bu anı, sayfalarca kişisel gelişim kitaplarına bedel olabilir. Zira hayatın bizim için zor planlar yaptığı zaman zarfları elbette sınırlandırılmıştır. Onları daha uzun süre yaşamayı biz seçeriz.

İnsan hayatının olduğu gibi toplum hayatının da inişli çıkışlı günleri vardır. Bunların en yakın örneği kuşkusuz korona virüs pandemisi.  Öyle ki tek bir toplumu değil dünyanın tamamını etkiledi. Ekonomisiyle, ordusuyla, tarihleriyle övünen dünyanın en büyük ülkeleri bile pandemi karşısında çaresiz kaldı. Elbette pandemi toplumların hayatının çok etkiledi. Eski eğlenceli günler, kutlamalar, okulların yüz yüze olduğu dönemler, maskesiz dışarıda bulunabilme özgürlüğü geride kaldı. Çok sevdiklerimize hasret kaldık ve toplumun bazı kesimleri maddi anlamda büyük sarsıntılar yaşadı. Ancak tüm bu kötü durumların yanında toplum hayatında olumlu giden şeyler de oldu. Hadi gelin bardağa bir de dolu tarafından bakalım. En önemlisi; pandemi nedeniyle bir çok ülkede uygulanan karantinalar nedeniyle sokaklar boş kaldı ve insan hayatının sürekli kirlettiği doğa kendisine geldi. Hava kirliliği büyük düzeyde azaldı. Çevre kirliliği ve gürültü kirliliği eskisine göre daha az seviyelere indi. Öte yandan evde kaldığımız günlerde toplum olarak okuma alışkanlığı kazandık. Önceki senelere kıyasla kitap satışlarında büyük artış meydana geldi. Bununla beraber puzzle ve aile bireyleriyle oynamaya müsait çeşitli oyunların satışında artış yaşandı. Bu durum ailemizle aramızdaki bağları güçlendirdi, dışarıda bir hayat olduğu gibi evde de bir hayat olduğunu hatırladık. Tabii bu süreçte yardımlaşmak ve empati yapabilmek konusunda büyük adımlar attık. Sürekli doyumsuz olan ve daha fazlasını isteyen insan, asla elindekilerin kıymetini bilmez. Pandemi ile beraber elimizdekilerin kıymetini anladık. Nefes almak, arkadaşlarımızla vakit geçirmek, istediğimiz an dışarı çıkabilmek büyük bir nimetti ve biz bunların farkına henüz varabildik.

 

Elbette pandemi kimsenin istemediği ve zorlu bir süreç. Lakin tüm süreçlerin bittiği gibi bu süreçte bitecek ve eskisinden daha iyi olacağız. Bu durumda yapabileceğimiz en önemli şey; süreci sakin ve kurallara uyarak atlatmak ve tabi oturup karalar bağlamamak.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Pandemi Gölgesinde Spor Toto Süper Lig
0 (0)

Türkiye Futbol Federasyonu 2020-2021 Cemil Taşcıoğlu Sezonu, pandemi gölgesinde başlamıştı. Zaten, sezona adını veren Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu, ülkemizde ilk görülen korona virüs vakasına bakmış ve ilk korona şehidimiz olmuştu. Bahsettiğim gibi pandemi gölgesinde başlayan sezon, neredeyse bütün kulüpleri büyük zorlukların beklediği sezondu. Futbolun doğasında yer alan sakatlıklar, her zaman kulüplerin kabusu olmuştur. Bunun üstüne bir de, korona virüs testi pozitif çıkan futbolcular eklendi. Bazı takımlarda, 6-7 oyuncuya kadar korona virüs testinin pozitif çıktığı durumlar yaşandı. Türkiye Futbol Federasyonu öncelikli olarak, bir takımın maçı oynamayacak kadar eksik olması durumunda, maçın erteleneceğini belirtmişti. Ancak sonradan değiştirilen kural, en az 9 kişi oynayacak durumda olduğunda bile, maçın oynanması gerektiğini öngörüyordu. Aksi durumda ise, futbolcuları eksik olan takım maçı hükmen kaybetmiş sayılacaktı. Tabii kulüpleri tek bekleyen zorluk bu değildi elbet. Bunun yanı sıra maçların seyircisiz oynanacak olması da, bütün takımları ürküten bir durum oldu diyebiliriz.

Lakin burada bir parantez açmak gerekirse, Başakşehir, Gençlerbirliği ve Kasımpaşa gibi takımların, maçların seyircisiz oynanacak olmasından etkilendiğini düşünmüyorum. Çünkü bu takımların, normal şartlarda da fazla seyircileri yoktu. Geçen senenin şampiyonu Başakşehir’in kötü futbolu ve 15. olması, Gençlerbirliği ve Kasımpaşa’nın onu takip ederek 16 ve 17. sıraya yerleşmiş olmaları, düşünceme tezat düşebilir. Lakin dediğim gibi, bu takımlar zaten seyirci faktörünü kullanmıyor. Bu nedenle bu kötü sonuçların maçların seyircisiz oynanmasına bağlı olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan maçların seyircisiz oynanıyor olması, futbolun doğasında olan bir çok kavramı baştan aşağı değiştirdi. Bunun başlıca örneği; ev sahibi ve deplasman kavramları. Maçların seyirciye kapalı oynanıyor olması, o hafta ev sahibi olan takımın destek alamaması ve konuk olan takımın baskı altında kalmaması anlamına geliyor. Öyle ki, sahasında ezeli rakiplerine uzun süredir kaybetmeyen Fenerbahçe, bu sezon hepsine karşı mağlubiyete mahkum oldu.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!