OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANILIR?
0 (0)

OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANILIR?

Toplum olarak aslında pek fazla okumaya eğilimli değiliz. Her seferinde okumaktan kaçar, sıkılırız. Bir romanı okumak yerine, filmi çıksın izleyelim deriz. Bir nevi daha kolay gelir
bize. Çoğu zamanda kitap okumayı vakit kaybı olarak nitelendirirler. Fakat okunan yazı ile, izlenen film arasında dağlar kadar fark vardır. Kitapları okuduğunuz zaman siz kafanızda bir obje yaratırsınız. Okurken, kendiliğinden zihninizde canlanır, okudukça şekillendirirsiniz. Adeta beyninizde filme dönüştürürsünüz onları. O şekilde hareket verir, orda
konuşturursunuz karakterleri. Fakat filmde size bambaşka karakterler, bambaşka yüzler sunarlar. Siz de onları kabullenmek zorunda kalırsınız.

Peki nasıl okuma alışkanlığı kazanılır?

Aslında küçük yaştan itibaren başlanması gerekir. Ağaç yaş iken eğilir tabiri tam bu noktada söylenebilir. Öncelikle kişinin ilgi duyacağı, kısa yazılar olmalıdır. Örneğin; arabaları çok seven bir kişi, öncelikle araba resimlerinin olduğu kitap, dergilerden başlayabilir. Daha sonra yine arabaların konu aldığı küçük hikayeler, yazılarla devam edebilir. Bir süre sonra kendi isteği yönünde birkaç kitap okuduğunda aslında farkında olmadan bu alışkanlığı kazanmış olur. Ardından araba ile başlayan okuma faslı, gemilerle, sonra bitkiler, insanlar olarak dallara ayrılır. Her okuduğu bilgide yeni bilgiler edinir ve meraklanır. Bir kitabın içerisinde geçen bir cümle, onu bambaşka yerlere götürebilir.
Araştırma eğilimine girer. Böylelikle aslında, bilgi bilgiyi doğurmuş olur. Daha sonra tavsiyeler işin içine girer. İnsanlar başkalarının övdüğü şeyleri daha çok merak eder. Hepimiz, etrafımızdaki insanların bir kitabı çok dillendirmesinden ve bizim
onu merak etmemizden dolayı okumuştur. Aynı şekilde filmler de öyledir. Sürekli gündemde tutulan filmler, ‘A bu film çok iyiymiş, görsel efektleri süpermiş’ diye söylenmesinden ve bir nevi reklamının iyi yapılmasından dolayı insan zihninde istemsiz bir şekilde merak uyandırır. Kitaplar da bu şekildedir. Çevrenizde size bir kitabı okumanızı öneren insanlar var ve size o kitabı övüyor ise siz de okumak istersiniz. Bu
sebeple kitap okuma alışkanlığı bu şekilde de tetiklenebilir. Kitap okumaktan ya da uzun yazıları okumaktan korkmamak gerekir. Öyle bir alışkanlık haline geldik ki, bir yazıyı okumaya başlamadan ilk önce yazının uzunluğuna bakıyoruz. Eğer uzun ise ‘Aman boş ver
kim okuyacak şimdi bunu, özeti yok mu bunun’ diyoruz. Çağa ayak uyduralım derken, çağın gerisinde kalıyoruz aslında. O yüzden her daim yanımızda bir kitap olmalı, okumalıyız. Bilgisayar ortamından okuduğunuz yazılar ile, elinizdeki kitaptan okuduğunuz yazılar arasında fark vardır. İkisinden de ayrı zevkler alırsınız. Ön yargılarınızı yıkıp elinize kitap almalı ve önce sevmelisiniz. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmamalı, ya da kim okuyacak bu kadar sayfayı diyerek içinizden geçirmemelisiniz. Bunu başardığınızda, siz de okumayı sevecek ve okuma alışkanlığı kazanacaksınız

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kitaplar benim dünyam
5 (3)

 

Dünya Klasikleri: Okunması Gereken 20 Klasik #Kitap | bluesyemre

 

“Mümkün olsaydı her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim.”

 (Horace)

 

Yazıma bu sözle başlamak istedim. Çünkü bu söz kitap kurdu olan beni tam olarak yansıtıyor.

Kitapları, kitap okumayı çok sevdiğim için ben de elimden gelse tam olarak Horace gibi bahçeler dolusu kitap ekerdim. Kitap ekmek benim için topluma sağlayabileceğim en büyük fayda olurdu diye düşünüyorum. Çünkü kitap okumak beyni güçlendirir, çünkü kitap yalnızlığınızı giderir, çünkü kitap en iyi arkadaştır, çünkü kitap barınaktır, çünkü kitap en büyük sığınaktır.

Bu yüzden yukarı da bahsettiğim üzere kitap ekemesem de ileride arkamda bir kütüphane ya da güçlü bir kitaplık bırakmak isterim…

Catherine Camus (Alber Camus’nun kızı) şöyle der: “Babama göre başımızı sokacak bir yerimiz ve kitaplarımız varsa, bize gereken her şey var demektir” der. Bu sözü ben kitaplar insanlar için bir sığınak olarak algıladım. Bana göre kitaplar insanlar için ikinci sığınak. Bana göre kitaplar yol gösterici, bana göre kitaplar dünyanın özeti, ban göre kitaplar yaşam felsefesi, bana göre kitaplar huzur, bana göre en yakın arkadaş. Ben kafelere gidip arkadaşlarımla kahve içmem. Ben kahveyi evde de içebilirim. Ama insanlar bana kitap gibi arkadaş olamaz. Ben insanlarla arkadaş olduğum zaman onlar beni kırabilir ama kitaplar beni incitemez. Benim en iyi arkadaşlarım. Kitaplar bana sadece arkadaş olmakla kalmıyor, bana yeni yerler öğretiyor, beni kaliteli insanlarla tanıştırıyor, bana görmediğim yerleri gösteriyor, aban yeni şeyler öğretiyor. Kısacası kitaplar benim en yakın arkadaşım, kitaplar benim ailemden bir parça, kitaplar benim her şeyim… Ben kitaplarla mutlu olup onlarla hayat buluyorum. Bu bloğu okuyanlara da kitaplarla arkadaş olmalarını en içten bir şekil de tavsiye ederim…  Benim çok değer verdiğim ve severek takip ettiğim ünlü tarihçi İlber Ortay’da her zaman kitapları tavsiye eder. Ben de onu kendime rol model seçerek ben de size kitaplarla arkadaş olmayı tavsiye ediyorum.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!