Arama:
Nerede O Eski Bayramlar
0 (0)

Çok değil beş, on yıl öncesine kadar ‘Nerede o eski bayramlar’ şeklinde yapılan sitemlere anlam veremezdim. Ama yavaş yavaş bende bu sitemi dile getirirken buldum kendimi. Hem de içli içli söylüyorum. Ahh, nerede o eski bayramlar!  Bayramlar dolu dolu geçiyordu. Ziyaretler yapılıyor, yeni kıyafetler alınıyor ve istemsizce bir mutluluk sarıyordu içimizi. Gelin çocukluğumdaki bayramları anlatayım sizlere… Erken kalkıyor, yeni ve temiz elbiselerimi giyiyordum. Evdeki erkekler Bayram namazına gidiyordu ve bende kahvaltı yapmak için gelmelerini dört gözle bekliyordum. Zilin çalışında duyduğum sevinci tarif edemiyorum sizlere. Altı üstü her gün rutin olarak yaptığımız şey, neden mutlu olduğumu yeni yeni anlıyorum. Çünkü bayram ve o günün değerli oluşu beni heyecanlandırıyordu. İki kat daha özenli davranıyordum.  Kahvaltı sonrası aile büyükleri sıraya geçer ve teker teker ellerini öperdim. Benden 15 gün küçük kuzenim ile hep bu yüzden kavga ederdik. Ne olacak sanki o daha önce dedemin elini öpse. Çocukluk işte ilk önce ben öpmeliyim. Öpmeliyim ki bayram harçlığını önce ben almalıyım. Harçlık demişken sadece ben değilim değil mi bayram sonrası topladığım harçlıkları sayıp önceki yıllarla kıyaslayan? Şuan kuzenimle tartışmam belki ama sonrasında düşündüğümde oldukça samimi geliyor. Sarmalar, baklavalar şekerler Allah’ım… Bayramları sırf bu üçlü için bile sevebilirim.  Ve olmazsa olmazlardan biri de bayram gezmeleri. Yapılan sohbetler, o ortamın samimiliğini hiçbir yerde bulamayız belki de günümüzde. Ama ne yazık ki günümüz koşullarında bu saydıklarımın neredeyse tamamı dijitale taşınmış durumda. Çalışma hayatına ve hayatın genel akışına o kadar kaptırmışız ki kendimizi değerlerimizi unutacak duruma geldik. Bunda teknolojinin ilerlemesi ve dijitalleşmenin çok büyük rolü olduğunu düşünüyorum. Hayat pahalılaştıkça insanlar kendi lüksleri ve rahatları için belli ritüelleri es geçebiliyor. Bayramlar tatil olarak algılanıyor. Bayram ziyaretleri telefon ve bilgisayarlarda yer alan görüntülü konuşma özelliği ile yapılıyor. Hatta ve hatta bayram harçlıkları da internet üzerinden sahiplerine ulaştırılıyor. Peki ya nerede bu bayramın anlam ve önemi.  

Türk kültüründe oldukça önemli olan bu kavram anlamsızlaştırılıyor. Bahanemiz de hazır. Çok yoruldum. Çok çalıştım. Kendime vakit ayıramadım. Dinlenmem lazım… Bu konu ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Kültürümüz ve değerlerimiz yavaş yavaş yok olmaya başlıyor. Gelişmeden bahsediyorken kültürel olarak geriliyoruz. Çocuklarımız ve yakınlarımızla kurulan sıcak sohbet ortamlarını dijitalde bulamıyoruz. Bulunmasını da bekleyemeyiz. Benden sonraki nesillerin bayramlar hakkında şehir efsaneleri gibi bahsetmeleri taraftarı değilim. Kültürsüz millet olmaz. Kültürümüze, örf, adet, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkalım. Yaşayalım ve yaşatalım. Unutmayalım ki: “Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.” Diyen atanın çocuklarıyız!

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Vücutta Baş Neyse Dinimizde Namazın Yeri Odur
0 (0)

İnsanlar nasıl ki günlük yemek, içme, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçlarını gideriyorsa aynı şekil namazı bir temel ihtiyaç haline getirerek yerine getirmesi lazım. Namaz dinimiz için çok önemli bir ibadettir. Ev nasıl ki direksiz duramıyorsa dinimiz de namazsız olamaz. Namaz Müslümanlar için dinin direğidir.

Ağrı/ Patnos Gökoğlu köyü imamı Abdulsamet Yıldız hocamıza köy camisinde kendisine namaz ve korona süreci ile ilgili olarak halkı bilinçlendirmek amacıyla kendisine bazı sorular yönelttik. Hocamız bizi kırmayıp gazetemize verdiği röportajdan dolayı kendisine teşekkür ederiz.

 

  • Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadisinde de belirttiği gibi namaz dinin direğidir sözüne dayanarak namazın dinimizdeki yeri ve önemi nedir? Namaz bir Müslüman için ne anlama gelmektedir? Genel olarak bahsedebilir misiniz?

Bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v) İslam’ın beş şartlarından bahsederken İslam’ın beş temel üzerinde kurulduğunun bunlardan bir tanesinin de namaz olduğunu namazın olduğunu belirtmiştir. Namazın dinimizdeki yeri bir vücutta baş neyse namaz da dinimiz için aynı anlama gelmektedir. İslam’ın şartları sıralandığında ilk önce kelimeyi şahadet daha sonra namaz gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “namaz benim gözümün nurudur” diye buyurmuştur. Namaz bir Müslümanı ve gayri müslümü birbirinden en büyük farklardan biridir. Allah’ın akil ve bakıl hür olan her Müslümana farz kılınmıştır. Namaz Kur’an-ı Kerim’de en fazla zikir edilen benzersiz bir ibadettir. Kişiye huzur, güven ve aileye mutluluk sağlar. Toplumda birlik, beraberlik ve kaynaşma unsurudur. Namaz insana daima Yaratan’ı hatırlatan, amellerin en mükemmeli olan ve Allah’a en sevimli ibadettir. Bu nedenle namaz dinin direği müminin miracıdır. İslam âlemlerinden Tebari’nin dediği gibi namazın dindeki önemi başın vücuttaki yeri gibidir. Çünkü namaz Müslümanlık alametidir.  Hesaba çekileceğimiz ilk ameldir. Kişiyi bütün kötülüklerden koruyor. Kişiye ferahlık verir. Yaratıcı ile olan bağını güçlendirir. Bu halde namaz mümin için hem dünyada hem de ahirette rahat etmesini, kurtulmasını çok sevap kazanmasını ve milyonlarca Müslümanın duasına kavuşmasını sağlayan bir sistem ve eşsiz bir ibadettir. Dünyanın neresinde olursa olsun hani ırktan olursa olsun bu kadar geniş bir kitlenin böyle program içinde olabilmesinin imkânı yoktur. Onun için namaz bütün Müslümanlar arasında ortak bir lisans ortak bir ibadet ve ortak bir duadır.

 

 

  • Namaz kılmadan önce almamız gereken bazı önlemler ve tedbirler vardır. Bu önlemler ve tedbirler nelerdir. Namaz kılmak için gereken şartlar nelerdir? Bahsedebilir misiniz?

Namaz kılmadan önce almamız gerek maddi ve manevi iki tür hazırlık vardır. Birinci hazırlık maddi hazırlıktır. Yani abdest almak. Bu sadece abdest almak değil hem vücudun temizliği hem mekânın temizliği hem de elbisenin temizliğidir. Bizler namazda Allah’ın huzuruna çıkmaktayız. Dolayısıyla en temiz ve en pak şekilde çıkmamız gerekmektedir.

Maddi temizlik kadar manevi temizlikte önemlidir. Yani kalp temizliğidir. Biz kalbimizi boş olarak Allah’ın huzuruna çıkmamız gerekir ki oradan feyz alabilelim. Bu nedenle maddi temizlik kadar manevi temizlik ve manevi hazırlığımızı yapıp o şekilde namaza başlamamız gerekir. Ayrıca namazın on iki farzı vardır. Namazın dışındaki farzlar namazdan önce namaza hazırlık mahiyetinde olduğu için Şura-tus Salat olarak adlandırılır. Bunlar hadesten taharet, genel olarak hükmü kirlilikten temizlenmek demektir. Yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük halidir ve gusül abdestinin alması demektir. Necasetten Taharet, vücut elbise ve namaz kılınacak yerin dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir. Setri avret, insan vücudunun başkası tarafından görülmesi ayıp ve günah sayılan yerlerdir. Avret sayılan yerlerin örtülmesi demektir. İstikbali kıble, namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Vakit, namaz kılmadan önce girmesi gerekmektedir. Niyet ise namaz kılınca kalp ile niyet etmesi gerekir. Namazın içindeki şartlar ise iftitah tekbiri, namaza başlarken tekbir almaktır. Yani Allah’u Ekber demektir. Kıyam, namazda ayakta durmak demektir. Kırat, namazda Kur’an-ı Kerim okumak demektir. Yani en az bir Fatiha okumak. Rükû, namazda eğilmek demektir. Secde, Rükûdan ayrıldıktan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber anlı yere koymak demektir. Kaide-i Ahire ise Ettühüyatı okuyacak kadar oturmak demektir.

  • Korona nedeniyle ilk defa ramazan ayında teravih namazı kılınmadı. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Allah insanlara sayısızca nimetler vermiştir. Bu nimetlerin başında sağlık gelir. Çünkü insanın kendisinden beklenen görevleri ve hatta ibadetleri hakkıyla yapabilmeleri için öncelikle sıhhatli olmaları gerekir.

Allah’ın elçisi Peygamber Efendimiz (s.a.v) bulaşıcı hastalıklardan uzak durmamızı istemiştir. “Bir yerde veba vb. gibi bulaşıcı hastalık varsa o yerde girmeyiniz ve bulunduğunuz yerde de bulaşıcı hastalık varsa oradan çıkıp kaçmayınız” diye buyurarak karantina usulünü uygulamıştır. İslamiyet’in başlangıcından bu zamana kadar yüzyıllar boyu belki de ilk defa tüm dünyada teravih namazı kılınmadı. Sadece teravih namazı değil Cuma namazı da kılınmadı. İslamiyet sağlığa çok önem vermiştir. Çünkü sağlık farzların en önde gelenidir. Bununla beraber bir yerde farz varsa sünnet terk edilir. Teravih namazı ise sünnettir. Elbette istenilir ki namaz şeridini hep beraber namazları kılalım hep beraber ibadetleri yapalım. İslamiyet’te sağlık önceliklidir. Bunun için ayet ve hadislerde de sağlıkla ilgili birçok öneriler ve ikazlar vardır. Bu salgın önceki zamanlarda ve asırlarda da yaşamış ve o zamanlarda da gerekli tedbirler alınmıştır. Bu nedenle bir sonraki teravih namazlarını sağlıklı bir şekilde kılabilmemiz için bu sene bunda feragat ettik.

 

  • Camiler toplu alanlar olduğu için korona nedeniyle camilerde namaz kılınmadı. Normalleşme sürecine geçtiğimiz zaman 74 gün sonra camilerde ilk defa namaz kılındı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan korona virüsü toplu alanlarda kişiden kişiye bulaştığı için camiler toplu ibadetlere kapandı. Fakat virüs tamamen ya da kısmen etkisini yitirdikten sonra veya tıbbı aşısı bulunduktan sonra hayat normale döndüğü zaman camilerde tekrar gerekli önlemler alınarak toplu ibadete açılabilir ve namaz kılınabilir. Camiler İslam âlemi için çok önemlidir. Tabiki camilerde ibadetlere ara verilmesi hepimizi oldukça üzdü. Bu salgın döneminde yaklaşık iki buçuk ay camilerde namaz kılınmadı. Bizim bu günlere gelebilmemiz için ileriki zamanlarda sağlıklı bir şekilde ibadetler yapabilmemiz için toplu alanları kapatmamız gerekiyordu. Daha öncede belirttiğim gibi sağlık önemlidir. Belki sağlık için bu süreçte bir araya gelemedik fakat bir sonraki dönemlerde sağlıklı bir şekilde bir araya geleceğimizi umuyorum. Bu pandemi dönemi elbette önemlidir. Bu süreç atlatılmış değil, sosyal mesafeyi korumak gerekir. Normalleşme süreci ile birlikte camiler açıldı fakat tedbirleri elden bırakmamız gerekir.

  • Virüsün tamamen bitmediğini göz önünde bulundurarak camilerde artık namazın kılınmaya başlandığını söyleyebiliriz. Peki, bu konuda ne tür tedbirler aldınız?

Geçtiğimiz günlerde normalleşme sürecinde camilerde namazın kılınmaya başlaması ile birçok tedbirler alındı. Bu tedbirler kapsamında dezenfektan edildi. Cami girişlerine ateş ölçerlerle camiye gelenlerin ateşleri ölçülür ve dezenfektan edilir. Kişi kendi abdestini evinde alarak seccadesiyle birlikte maskesini takarak cami içinde veya cami avlusunda sosyal mesafeyi koruyarak namazını kılabilir. Mümkün mertebede cami içleri havalandırılır. Sadece öğlen ve ikindi vakitlerinde namazlar toplu bir şekilde kılınabilir. Kişisel tedbirlere gelince bende her vatandaş gibi sokağa çıkma yasaklarında buna azami derecede uydum. İşim olmadığı ve çok zaruri olmadığı müddetçe dışarı çıkmadı. İnsanlarla kesinlikle temas kurmamaya çalıştım. Dezenfektan ve temizliğe oldukça önem verdim. Hem kendimi hem de ailemi bu tür tedbirleri alarak virüsten korumaya çalıştım. Dışarıya her çıktığımda mutlaka maskemi takarak çıktım. Elimden geldiği kadar etrafımdaki insanları da uyarmaya çalıştım. Bu hem insani hem de bir Müslüman olarak vazifemizdir. Ayrıca bu süreçte kesinlikle hiçbir misafirliğe gitmediğim gibi hiçbir misafir de kabul etmedim.

 

  • Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Korona her ne kadar biz Müslümanlar için Rabbimizden biz imtihan olsa bile toplu alanlarımız bu hastalık sebebiyle kısıtlanmıştır. Bizler tedbirlerimizi alıp bu hastalığın tamamen Müslümanlar üzerinden def edilmesi için ibadetlerimize ve dualarımıza elimizden geldiğince devam etmeye çalıştık. Tabiki bunu tüm tedbirleri alarak yaptık. Bir Müslüman olarak bizim her zaman temizliğimize gerekli hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Bu sadece virüs zamanında değil diğer zamanlarda da yapmamız gerekir. Biz kültürümüzden dolayı tokalaşmayı ve sarılmayı seven bir toplumuz. Fakat bu süreçte bunları ertelememiz gerekir. Temennimiz o dur ki Rabbimizin bu hastalığı bizden tamamen almasıdır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Camilerimiz Cemaatini Özlüyor
0 (0)

Konya’nın Taşkent İlçesine bağlı olan Avşar Merkez Camii imam hatibi Abdurrahman UÇAN verdiği röportajda ‘‘ Camilerimiz korana virüs tedbirleri kapsamında gün geçtikçe cemaatini kaybediyor. Son günlerde alınan tedbirlerde 65 yaş üstü vatandaşlarımız maalesef camimize gelmemektedirler.’’ dedi. Geçelim o zaman sorularımıza;

Serkan SÖYLEMEZ: Hocam öncelikle sizi tanıyalım.

Abdurrahman UÇAN: 1995 Konya Bozkır doğumluyum. Bozkır Merkez İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat bölümünü kazandım. Ayrıca yurtta aldığım eğitimle hafız olmaya hak kazandım. Üniversitem bittikten sonra 2017 yılında ilk görev yerim olan Avşar Merkez Camii’ ye atandım.

 

Serkan SÖYLEMEZ: Hocam pandemi camii ve cami cemaatini nasıl etkiledi. Bu süreci bizlere anlatır mısınız?

 

Abdurrahman UÇAN: Öncelikle bu zorlu süreçte tedavi gören hastalarımıza Allah’tan şifa,  yakınları vefat edenlere baş sağlığı diliyorum. Bu zorlu süreç tüm dünyayı ağır şekilde etkilerken tabi ki de camimizde bu süreçten nasibini aldı. Başta tedbir amaçlı camilerimiz ibadete kapatıldı. Vakit namazlarımızı ve Cuma namazımızı evlerimizde eda ediyorduk. Daha sonra kontrollü sosyal hayatla Cuma namazlarımızı açık alanda kılmaya başladık. Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda, 29 Mayıs Cuma günü belirlenecek kurallar çerçevesinde öğle, ikindi ve cuma namazlarının camilerde cemaatle kılınabileceği kararı alındı ve camilerimiz tekrar ibadete açıldı. Şimdi ise 65 yaş üstü vatandaşlarımız ve 20 yaş altı gençlerimize kısıtlama gelmesi ile maalesef cemaatimiz de azalma yaşandı.

 

Serkan SÖYLEMEZ: Bu pandemi sürecinde nasıl tedbirler alınarak ibadetler yapılmakta?

 

Abdurrahman UÇAN: Camilerimiz maske, mesafe ve temizlik kurallarına dikkat edilerek ibadetlerimiz yapılmakta. Camimiz her gün dezenfekte edilerek temizlenmektedir.

Serkan SÖYLEMEZ: Peki cemaat bu kurallara uyuyor mu?

 

Abdurrahman Uçan: Cemaatimizde gerçekten sıkı bir tedbir var. Ne kadarda cemaatimizde azalma olsa da tedbirlere uyularak namaz kılınmakta. Cemaatimiz camimize gelirken öncelikle maskelerini takmaktadırlar. Takmayanlar olursa bile kendi aralarında birbirlerini uyararak maskeye dikkat ediyorlar. Herkes kendi seccadesini getirerek 1 metre mesafe kuralına uyarak safa durmaktadırlar.

Serkan SÖYLEMEZ: Bizlere verdiğiniz röportajdan dolayı size teşekkür ederiz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!