Arama:
Astral Seyahat
0 (0)

Bana çok farklı gelen bir konudan bahsetmek istiyorum. Astral seyahat, yani ruhun bedenden bir süreliğine çıkışı…

İnsanın bilinci yerindeyken, fiziksel bedenin dışında ve başka mekanlarda gerçekleştiği söylenen bir süreçtir. Bu olayın öteki beden dışı deneyimler arasında özel bir yeri olması insanın bunu iradesi dahilinde gerçekleştirebilmesi, bildiği iddiası ve deneyim sırasında bilincin açık olmasında kaynaklanmaktadır.


ASTRAL SEYAHAT NASIL YAPILIR? 
Bedenimizle ruhun birbirinden kopmasını engelleyen gümüş bir kordon bulunur. Gümüş kordon, astral seyahat esnasında bedenimizle ruhun birbirinden kopmamasını sağlar. Bazı iddialara göre kordon koptuğunda ölüm gerçekleşiyor ve ruh bedene bir daha dönemiyor. Pek çok kişi astral seyahati denemek istese de belirli bir kısımda bu seyahatten korkuyor.

Astral seyahat için hazırlık yapmanız gerekiyor. Öncelikle sessiz ve sakin bir ortamda olmanız gerekiyor.Stres ve üzüntüden uzak durmalısınız aklınızı başka şeylerle doldurmamalısınız. Işık sizi rahatsız etmemeli, çok yemek yememeli hafif yiyecek, içecekler tüketmelisiniz. Hayal kurmak ve bunu gerçekten yaşıyormuş gibi düşünmek çok önemli.

Bedeninizi tamamen serbest bıraktıktan sonra, ruhunuzun bedeninizden ayrılmaya yakınmış gibi düşünün. Adeta sallanıyormuş gibi hayal edin. Astral seyahate çıkış yaparken vücudunuzun titrediğini ruhunuzla bedeninize tepeden bakıyormuş gibi ve biraz yükselip ortalığı kontrol ettiğinizi düşünün. Astral seyahate çıkarken bedeninizi şişiyor gibi hissedebilirsiniz bunun sebebi ruhunuz bedeninizden ayrılıyor demektir. Bu seyahate çıkmadan önce nereye gideceğinizi önceden düşünmeniz bilinçaltınızı bu yönde hazırlamış olduğunuz anlamına geliyor. İlk deneyiminizde mutlaka odanızın içinde dolaşın, bir kaç deneyimden sonra ise başka yerlere gidebilirsiniz.

Denemiş biri değilim fakat, astral seyahati yaptığını söyleyen birçok insan bulunmakta. Doğruluk payı var mı yok mu tartışılabilir…

ASTRAL SEYAHAT TEHLİKELİ MİDİR?
Bir çok kaynağa göre bir tehlikesi bulunmamaktadır ancak anlatılan bilgilere göre astral seyahatte boyut değiştirdiğiniz için çeşitli varlıklarla karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle korkuya kapılmadan düşünmelisiniz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nazım’ın Piraye’si Değil, Haşim’in Piraye’si
0 (0)

Hepimizi etkileyen ya da bakış açısını değiştiren bir kitap vardır. Benim birçok kitap var ama okuduğum zaman çok ağlamıştım ve beni çok derinden etkileyen bir kitap olmuştu. Bu kitap kadar etkilendiğim bir kitap olmadı. O yüzden sizinle paylaşmak istedim. O zaman hadi kitabın özetine gidelim 🙂

Nazım Hikmet’ten esinlenerek Piraye koymuştu kızının adını babası.  Piraye batı kültürünü benimsemiş batı da büyümüş maddi durumu iyi olan bir babanın kızı. Piraye de batı da büyümüş ve babasının izinden giderek o da diş hekimliğini istiyor.  Güzel bir üniversitede diş hekimliği bölümünü kazanıyor.

 Üniversite hayatı Piraye’nin de hayatının değişmesine neden oluyor. Hayatının aşkı ile karşılaşıyor. Üniversite de etrafında koruma gibi adamlarla gezen Haşim, Piraye’yi görür görmez etkilenir ve hayatının kadını olduğunu düşünerek Piraye’yi uzunca bir süre takip eder ve ettirir.  Piraye gel zaman git zaman bunu fark eder ve rahatsız olur Haşim’le konuşmaya karar verir.

Herkes Haşim’e hayran hayran bakar.  Bakar bakmasına ama Piraye onun bakışlarından rahatsız olur. Haşim bu durumu anlar ve diğer kızlar gibi olmadığı için bu durum Haşim’in daha çok hoşuna gider ve Piraye’yi daha çok sevmesine neden olur.

Haşim ile Piraye birbirlerine zıt karakterlerdir aslında.  Haşim aşiret kültürü ile büyüyen Doğu kökenli bir çocuktur. Piraye ise tam tersi bir aileden gelmiştir. Gel zaman git zaman Haşim ile Piraye evlenirler. Piraye Diyarbakır’a gelin gider. Ailesi Piraye’nin gitmesini hiç istemez ama Piraye aşkının peşinden gider ve doğup büyüdüğü şehre veda etmek zorunda kalır. Tabii Haşim’in ailesi de istemez Piraye’yi. Kendi aşiretlerinden bir gelin almak, içlerine yabancı gelin girmesin isterler. İkisi de aile sözlerini dinlemezler ve sevdalarını sürdürürler.

 

Kitaptan bir dizi 

Haşim’in ailesi çocuk ister ve bir çocukları olsun diye baskı yaparlar Haşim’e. Haşim ile Piraye’nin çocukları olmaz. Tedavi görürler ancak ne yazık ki tedavi bir türlü yanıt vermez.  Haşim’in ailesi batılı gelin Piraye ile dalga geçer ve Haşim ile aralarını bozmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Soylarının genişlemesi ve soylarının devamı için erkek torun isterler. Haşim’i Piraye’yi öldürmekle tehdit ederler. Piraye’ye kör kütük olan Haşim ne yazık ki kabul eder ve Piraye ile yolları ayırırlar ve boşanırlar.

Sevmediği kadınla evlendirilen Haşim, çok mutsuzdur ve aklında hep Piraye vardır. Piraye’nin ailesi kızlarının hep arkasında olur ve Piraye’yi hiç yalnız bırakmazlar. Gel zaman git zaman aşiret olayları Haşim’in ölümüne neden olur.  Piraye bunu duyar ve apar topar Haşim’in cenazesine gider. Sevdiği adamı, hayat arkadaşını kaybettiği için çok üzgündür Piraye ve etraftakilere de bir o kadar öfkeli. Hamiledir Piraye. Artık hayatına karnında ki bebeği ile devam edecektir. Karnında Haşim’den bir can taşır ve bebeğin cinsiyeti erkektir.

Piraye bebeğinin ismine babasının adını verir. Haşim’in en güzel hediyesi Haşim’in adını taşır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Ben Ben Değilim!!!
0 (0)

Kişilik, tıpkı parmak izi gibi kişisel bir olgudur. Bizi, diğer insanlardan ayıran davranış ve duygusal özelliklerimiz, kişiliğimizi oluşturur. Bu kişisel özellikler, kişiden kişiye ne kadar farklılık gösterirse göstersin; bazen kişiye ve çevresindekilere zarar verecek kadar abartılı olabilir. İşte böyle durumlarda “kişilik bozukluğu” durumundan söz edilmesi gerekir.

Psikolojik problemler, özellikle içinde bulunduğumuz çağda giderek artmakta ve birçok insanın yaşamını olumsuz olarak etkilemektedir. Oysa bu problemlerin de, tıpkı fiziksel rahatsızlıklar gibi tedavisi mümkündür. Bu yüzden bunlarla ilgili bilgi sahibi olmak ve doğru teşhis her zaman çok önemlidir.

 

1- Kişilik bozukluğu nedir?

Kişinin sosyal ve mesleki olarak uyumunu bozarak sorun haline gelen kişilik özelliklerine sahip olması durumu “kişilik bozukluğu” olarak tanımlanır. Kişilik bozukluklarının toplumda görülme sıklığı %6 ile %9 arasında değişmektedir.

2- Kaç çeşit kişilik bozukluğu vardır?

Kişilik bozuklukları, 3 küme altında 9 kategoriye ayrılır:

A kümesi: Paranoid, şizoid, şizotipal kişilik bozukluğu.

B kümesi: Histriyonik, borderline, narsisistik, antisosyal kişilik bozukluğu.

C kümesi: Obsesif-kompulsif, çekingen, bağımlı kişilik bozukluğu.

A kümesine ait kişilik bozukluklarına sahip hastalar, sıra dışı davranışlar sergilerler. B kümesine ait kişilik bozukluklarına sahip hastalar, dramatik ve duygusaldır. C kümesine ait kişilik bozukluklarına sahip hastalar ise kaygılı ve korkuludur. Ancak bunların hepsi genel belirtilerdir. Elbette kümelerin altında yer alan her kişilik bozukluğunun kendine özgü belirtileri vardır. Ayrıca farklı kişilik bozuklukları birbirinden çok keskin sınırlarla ayrılmazlar. Her kişilik bozukluğu, aynı zamanda bir diğerini de içinde barındırır.

3- Kişilik bozuklukları, ne zaman kendisini gösterir?

Kişilik bozuklukları, aslında çocukluk çağına kadar dayanır. Ancak daha net belirtileri ergenlik çağının sona erdiği 18-20’li yaşlarda başlar. Kişilik bozukluğu olarak nitelendiren belirtiler, kişi tarafından benimsendiği için kendisi tarafından fark edilmez. Ve kişi, durumda bir gariplik olduğunu düşünmediği için de bu davranışlarını değiştirmek istemeyebilir.

 

4- Kişilik bozukluklarının nedenleri nelerdir?

Kişilik bozukluklarının en belirgin nedeni, genetik etmenlerdir. Genetik mirasında kişilik bozukluğu olan bir birey, eğer çocukluk döneminde çeşitli travmalar da yaşarsa; kişilik bozukluğu ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksektir. Ancak bazen doğum sırasında yaşanan beyin hasarları ve biyolojik nedenlerin de kişilik bozukluklarına neden olduğu bilinmektedir.

5- Kişilik bozuklukları nasıl tedavi edilir?

Kişilik bozuklarının kendi kendine iyileşme ihtimali düşüktür; ancak psikoterapi ile tedavisi mümkündür. Tedavi edilmezse, ömür boyu devam eder.

Kişilik bozukluklarının tedavisinde, ilaç tedavisi de faydalı olabilmektedir. Ancak asıl çözüm, psikoterapidir. Uzmanlar bunun için bazen dinamik psikoterapi; bazen de davranışçı psikoterapi uygulamaktadır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Müzik evrensel bir dil
0 (0)

 

Müzik tüm dünyanın konuşabildiği evrensel dil olmayı başarmış. Bu dil benim her ne kadar beceremesem de  en sevdiğim dil. Benim müzik kulağım yoktur. Ama müziği, onun ritmini, müziği üretenleri ve üreten çalgı aletlerini, sanatçıyı hep çok severim. Benim en büyük arzularımdandı çalgı aleti öğrenmek.  Ben üniversite öğrencisiyim. Üniversite öğrencilerinin klişelerinden olan gitar kursuna gittim. Fakat Pandemi yüzünden her şey gibi bu da yarım kaldı. Keşke kalmasaydı. (not: müzik kulağım olmadığından muhtemelen gitar çalmayı beceremedim. Ama olsun gitar kursum pandemi yüzünden yarım kalsa da, gitar çalmayı öğrenemesem de bunlar benim için sorun değil. Bazı insanlar müzik aleti çalmayı öğrenemediği zaman ondan vazgeçer hatta belki müzik dinlemeyi bırakabilir ya da az dinler diye düşünüyorum. Ben öyle değilim.  Gitarı öğrenemesem de vaz geçmiş sayılmam. Özellikle müzikten hiç vazgeçemem. Benim için tarzı, dili, ritmi ya da sanatçısı benim için hiç fark etmez. Benim müzik kitaplığım da özellikle Uzakdoğu dilleri olmak üzere çok sayıda dilde ve sayısız tarzda ( nu metal, Anadolu Rock Uzakdoğu pop müzikleri, Türkçe pop, uzun havalar gibi) müzikler yer alıyor. Çünkü ben müziği çok seviyorum. Müzik ruhun gıdasıdır sözünü ben kendimde yaşıyorum. müziğin ruhumu beslediğini hissediyorum. müzik bana huzur veriyor, beni sakinleştiriyor. Size tavsiyem stresli anlarınız da müzik dinlemeniz. beni en gergin anımda müzik sakinleştiriyor. Müzikle rahatlıyorum müzikle huzur buluyorum. Günümüzde gelişen teknolojiyi insanlar yaşamını kolaylaştırmak için ya da iş hayatın da kullanırlar ben genel anlamda müzik için kullanıyorum diyebilirim. Örneğin insanlar telefonu haberleşmek için kullanırken ben genel anlam da müzik için çok kısa süreler iletişim için kullanırım. Son olarak yazımı Çinli filozof Konfüçyüs’ün bir sözüyle bitirmek istiyorum

“Müzik, gökle toprak arasında bir ahenktir”.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!