Arama:
Van Gogh Kulağını Neden Kesti?
5 (4)

Evet Van Gogh kulağını neden kesti biliyor muyuz? Daha doğrusu onu kulağını kesecek kadar ileri götüren şeyler nelerdi? Bu yazımda resimlerini hayranlıkla incelediğim ve hayatını okurken bu kadar da olamaz ama dediğim Viencent Vang Gogh’u biraz anlamaya çalışacağız. Önce Van Gogh hakkında çok anlamlı bulduğum bir söz ile başlamak istiyorum yazıma:

“Bugün Van Gogh; ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.”  Eduardo Galeano, Aynalar

Zamanında asla değeri bilinmeyen hatta “deli” olarak nitelendirilen ama şimdi popüler kültürün bir parçası haline gelen Van Gogh’un eserlerinden önce onun kişiliğini konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eserlerine inanılmaz iç dünyasını yansıtan bir sanatçı ee o zaman eserlerini anlamak için önce Van Gogh’u anlamalıyız. Onun hakkında konuşacak çok şeyimiz var biz en dikkat çeken şeylerle başlayalım. Genelde usta sanatçıların küçükken o sanatı keşfettiğini çocukluktan beri uğraştığını düşünürüz ama Van Gogh için geçerli değil bu.  28 yaşına kadar sanatla ilgilenmemiş. İlgilendiği 10 yıl içinde de birçok muazzam eser bırakmış geride. Kısacık sanat hayatına yaklaşık 2100 eser sığdırmış. Yaşadığı sürede sadece bir resmi satılan Van Gogh’ta anlayacağınız öldükten sonra değeri anlaşılan sanatçılarımızdan birisi. Onun için sanat bir ifade aracıydı. İnsanların onu sözlere gerek kalmadan resmiyle anlayacağını düşünüyordu.

“Keder ve en uçtaki yalnızlığı ifade etmeyi aramaktan çekinmedim. Bu tuvallerin sözlerle ifade edemediklerimi size anlatacaklarına taşrada neyin sağlık getirdiğini ve neyin güçlendirdiğini anlatacağına hemen hemen inanmaktayım.” Viencent Van Gogh

Viencent Van Gogh, 30 Mayıs 1853’te Hollanda’nın Zundert adlı köyünde dünyaya geldi. Vincent’in çocukken iletişim problemleri, sakarlıkları olduğu söylenir ablası tarafından. Zaten hayata 1-0 yenik başlamış. Hayatı hep oradan oraya sürüklenmeyle geçti. Ömrünün sonuna kadar  hep başarısız olduğuna kendini inandırarak yaşadı. Küçüklüğünden beri psikolojik sorunları vardı fakat hiçbir doktor tam olarak bir teşhis koyamıyordu. Öyle ki renkleri yemeklerine katıp yiyecek kadar çok sevdiği biliniyor. En bilenen olayı tabii ki kulağını kesip bir genç kıza göndermesidir. Van Gogh dönemin çok ünlü ressamlarından olan Gouguin’e adeta tapmaktadır. Onu ısrarla evine davet eder fakat Gougiun oldukça sert ve kibirli birisidir. Vincent ile büyük kavgalar eder. Yine bir kavgalarından sonra Viencent kulağını keserek bir zarfa koyar ve yakınlardaki çiftçinin genç kızı olan Gabrielle’ye gönderir. Bu olaydan sonra yaşamının geri kalanını akıl hastanesinde geçirdi. Hastanede ona özel olarak bir atölye verilmişti. Birçok eseri o atölyedeki camdan bakarak yapmış. En çok beğenilen eseri yine hastanenin penceresinden bakarak yaptığı “Yıldızlı Gece” resmidir. Van Gogh’un bunu pek beğendiği söylenemez tabii.

37 yaşında bir silahla göğsüne ateş ederek intihar etti. Tabii bu da kesin değil çünkü kimileri intihar derken kimileri de cinayet diyor. Ama bilinen bir gerçek var ki Van Gogh’u yaşadığı sürede anlayan yoktu. Onun resimlerini deliliğin getirisiyle yaptığını konuştular ama asıl konu o deliliğine rağmen nasıl resim yapabilmiş olmalıydı. Umarım bu yazım sizleri Van Gogh’a biraz daha yakınlaştırmıştır. Yazımı Van Gogh’un şu sözleriyle bitirmek istiyorum.

“Resimlerimin satmadığı gerçeğini değiştiremem. Ama insanlar zamanla resimlerimin, üzerinde kullanılan boyadan çok daha değerli olduğunu anlayacaklar.”

Gitmeden Van Gogh hakkında bir kitap ve bir belgesel önermek istiyorum. Van Gogh: Painted with Words belgeseli sizi ona daha çok yakınlaştıracaktır. Yıllardır kardeşi Theo ile mektuplaşan Van Gogh’un Theo’ya 600 mektup yazdığı fakat Theo’nun sadece 40 mektup yazdığı biliniyor. Bu mektuplar kitap haline getirilmiş ben henüz okumadım ama kütüphaneme eklemek için sabırsızlanıyorum.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 4 Average: 5]
Hayat damarlarımızdan birisi koptu mu?
4.7 (6)

Başlıkta her ne kadar Atatürk’ün o meşhur sözüne atıf yapmışsam da, Asghar Farhadi’nin bir aforizmasından yola çıkarak bu yazıyı kaleme aldım. Değinmek istediğim konuyla ilgili o kadar fazla söz söylenmiş ki, tüm büyük ustalar bu sosyolojik tehlikeyi sezmişler. Son yıllarda daha da korkusuna düştüğüm bu tehlike; sanatın ve sanatçının değersizleştirilmesi.

Asghar Farhadi Oscar Ödülünü Alırken
Asghar Farhadi Oscar Ödülünü Alırken

Oscar, Altın Küre, 84. ve 89. Akademi Ödülleri yabancı dilde en iyi film ve Time Dergisi tarafından en etkili 100 insandan birisi(2012) Bu gurur duyulası kariyer, İranlı senarist ve yönetmen Asghar Farhadi’ye ait. Başarılı sanatçının yazıma ilham olan sözleri ise şöyle;

Batı’da sanatçı kendini göstermeye, Doğu’da sanatçı kaybolmaya çalışır.

Sanat, insanlığın varoluş sürecinden bu yana hayatın anlamlandırılmasında büyük görev almıştır. Sanatçılar emek verdikleri eserleriyle sadece kendi hayatlarına değil, bir parçası oldukları toplumun hayatına paha biçilemez değerler katmışlardır. Nasıl ki adalet, eşitlik, yönetim ve benzeri kavramlar sosyolojinin temel taşları ise, sanat da bu taşlardan birisidir. Bu taşın farkında olan isimlerin sanatı ve sanatçıyı koruduğu, el üstünde tuttuğu gibi, bu kutbun karşısında da yer alanlar olmuştur. Bu isimler kimi zaman sanatın önüne taşlar koymuş, kimi zaman daha da ileriye giderek topluma sanatı kötüleyen vaazlar vermiştir.

 

Sanatın değersizleştirilmesi, üzülerek söylüyorum ki ülkemizde de farkında olunmayan büyük tehlikelerden birisi. Yeni medyanın yaygınlaşmadığı yıllarda, evlerimizin vazgeçilmezi olan televizyon dizilerinden bir çoğu bu yangına büyük odunlar attı. Sözüm ona yaratılan sanatçı karakterlerine, komik ve alay edilesi roller yüklenerek sanatçı için hoş olmayan bir imaj yaratıldı. Bunun yanında sanatla ilginenen karakterler, tek tipleştirilerek belirli bir kalıp içinde anlatıldı. Eğer bahsi geçen karakter, zıt bir karakter ile karşı karşıya gelecekse; zıt olan karaktere halktan birisi imajı verilerek sevilmesi sağlandı. Tüm bu dizilerin gölgesinde, hayatın gerçek yüzünde sanatla karşılasan birey, sanattan uzak durmaya çalıştı. Sanatçıyı alaya almak, dizilerden aşina olduğu tek tipleştirmelere göndermeler yapmaya başladı. Olup bitenler karşısında sanatçı ve sanatçı adaylarının hevesi kırıldı. Kim bilir kaç sanatçı adayı, böyle engellerle karşılaşmamış olsaydı ülkemizin gururu olacaktı.

 

Hayatımıza girişinden bu yana, günümüzün büyük vaktini esir alan sosyal medya da, büyük ağabeyi geleneksel medyadan geri kalmadı. Hatta burada tablo daha da korkunçlaştı; sosyal medya da üretici olmak çok kolaydı. Etkilediği kitlesine bakılmaksızın, sosyal medya üzerinden düşünce üretmek ve satmak çok basit. Hal böyle olunca sanatı değersiz öğrenen jenerasyon, dizilerden aldığı bayrağı bu platformlarda taşıdı. Özellikle tek amacı mizah olan ve büyük bir kitleye sahip olan içerik üreticileri, ellerinde çok büyük bir güç bulunduruyorlar: kitleyi manipüle etmek! Ancak ne yazık ki kimi içerik üreticisi bu gücünün farkında bile değil. Böyle bir durumda paylaşımlarının nelere sebep olacağını bilmeden, bahsi geçen sanat yangınına ve bir çok büyük soruna odunlar atıyor.

Bahsettiğim tüm bu sorunların önüne geçmek, bir hayli zor görünüyor. Ancak imkansız değil ve burada en büyük görev yine sanatçıya düşüyor; Pes etmemek! Sanatçı her ne şart altında olursa olsun, sanatını yerine getirmekle yükümlüdür. Eğer içinizden sanata ilgisi ve yeteneği olan var ise; size karşı olan her engelin önüne dimdik çıkın. Sesiniz güzelse, size kahkahalar atan toplumun sesinden şarkı besteleyin. İyi bir ressamsanız, kahkahaları tuvale dökün. Şairseniz, gülen toplumun içinde ağlayan insanlığı kaleme alın. Her ne yapıyor iseniz, ister batıda ister doğuda, toplumdan kaçmayın, daha çok ortaya çıkın! Bir sözün üstüne uzunca yazılan bu satırlarımı, yine bir söz ile bitirmek istiyorum. Sevgili Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi;

Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda, aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır!

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 6 Average: 4.7]
error: İçerik korumalıdır!!