Arama:
Kriz Haberciliği
5 (1)

Kriz deyince aklımıza aniden gelişen felaketler kötü durumlar geliyor. Örneğin sel, deprem, savaş, terör ve günümüzde de yaşadığımız pandemi sorunu yani kısacası toplum olarak yaşadığımız önemli ortak sıkıntılar veya sıkıntılı süreç diyebilirim. Bu yaşadığımız kriz anlarında ise gazetecilerin büyük bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Hatta kriz sürecini yöneten siyasiler kadar gazetecilerin de önemi olduğunu belirtmek isterim. İnsanların haber alma özgürlüğü vardır. Bu süreçlerde ise gazeteciler kriz haberlerini tüm gerçekliğiyle halka iletmelidir. Gazetecilerin bu süreçte oldukça da dikkatli olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda kriz haberlerine giderken veya haberi aktarırken oldukça soğukkanlı ve cesaretli olmalıdırlar. Çünkü kendisi her an tehlikede olabilir.

Kriz dönemlerinde koşulların belirsizliği ve zaman baskısı, haber yapma ve aktarma aracı olan gazeteciler üzerinde baskı yaratmakta, kendi içinde bir krize dönüşebilmektedir. Ama yine de bilgi akışını sağlamak, organize etmek ve topluma bir bakıma rehberlik etmekle yükümlüğü olan gazeteciler görevlerine aralıksız bir şekilde devam etmek zorundalar. Daima tutarlı ve güncel bilgi vermek zorunda olan gazeteciler bu konuda oldukça dikkatli olmaları gerekmektedir. Bana göre kriz dönemi haberciliği her gazetecinin rahatlıkla yapabileceği bir alan değildir. Çünkü bu süreçte muhabir hem kendini korumak hem de haberi hızlı ve doğru bir şekilde yansıtması gerekmektedir. Halka hızlı ve doğru haber verebilmek için muhabir büyük bir tehlikenin altında kalabiliyor. Bu süreci iyi şekilde yönetebilmek için muhabirin cesur ve atik olması gerekmektedir. Kriz dönemlerinde belirsiz koşullar ile zaman baskısı (aniden ortaya çıkma ve hızlı hareket edilmesi gerekliliği) medya organizasyonları açısından da kriz yaratmaktadır. Bu bağlamda kitle iletişim araçları krizi tanımlarken aynı zamanda bu bilgi aktarımı süreci kitle iletişim araçları açısından da bir kriz dönemi olarak tanımlanmalıdır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Yağmur Sonrası
0 (0)

Yağmur sonrası gibi çamurlu bir hal aldı her şey… Her adımda başlıyor çamur neredeyse tüm benliğimize. Bu muhteşem kitabın konusu 2. Dünya Savaşı’nın tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet. İnsan geçmişini ne kadar unutmaya ve saklamaya çalışsa da geçmiş sanki dün yaşanmış gibi kişiye yapışıp kalır. Calloway ne kadar çabalasa dahi yetmiş yıl sonra gelen bir mektup adeta kapanan yarasını yeniden açar. Her şey 2. Dünya Savaşı’nın en hararetli zamanında başlar.

Calloway savaş zamanında hemşirelik yapmış ve bu acıyı yıllardır yaşamış yaşlı bir kadındır. Calloway savaş zamanında Bora Bora adasında görev almaktaydı. Genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Bu durumdayken görev aldığı ada da hesaba katmadığı bir şeyle karşılaşır. Aşk. Kalbini heyecanla, tutkuyla dolduran asker Westry Green’e karşı koyamaz. İlk görüş aşk vardır ya işte tam anlamıyla onu yaşamaktaydı Anne. Bu iki âşık her gün buluşup aşlarını yeşeren çiçekler gibi filizlendiriyorlardı. Bir gece buluşurken korkunç bir cinayete şahit olurlar. Bu cinayet iki aşığı birbirinden ayırır. Westry bu cinayet olayını saklar. Daha sonra yaşanan bir saldırı sonucunda birlik Avrupa’ya gider. Westry bu birlik ile birlikte Avrupa’ya gider. Anne ise evine döner. Nişanlı olduğu kişiyle evlenmek üzereyken gelen bir telefonla Westry ’in ağır yaralı olduğunu öğrenir. Düğünü erteleyip Paris’e gider. Fakat Westry kendisini görmek istemez. Anne evine dönerek ertelediği düğün gerçekleşir. Anne, Westry’e olan aşkını kalbine gömer. Yılar boyu kendisinden uzak kalır.  Anne yılardır bu ayrılığın azabını çekmektedir.  Bir gün hiç beklenmedik bir anda eline bir mektup geçer. Bu mektupla birlikte vicdanını rahatlatmak için Bora Bora adasına gider. Oraya gitmenin iki sebebi vardı hem vicdanını rahatlatmak için hem de yıllardır içine gömdüğü aşkı tekrar yaşamak için. Anne Bora Bora adasına gidip mektuptaki kişiyi bulur ve oradaki gizemli cinayetin çözülmesine yardımcı olur. Tabiki kitap bundan ibaret değildir. Ben okuduğum kadarıyla sizlere aktarmaya çalıştım. Sizlerin Sahar Jıo’nun kaleme aldığı Yağmur Sonrası adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bu kitabı okumak isteyen arkadaşlarıma şimdiden iyi okumalar.

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır… Ya yoksa?

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
2020 Yılında Ne Olmadı Ki?
5 (1)

Başlık çok yerinde oldu bence. Çünkü gerçekten durum bu. Geride bıraktığımız 2020 yılına dönüp bakınca aman Allah’ım ne yaşamadığımızı yazsak bence daha kısa olur diye düşünüyorum. Hala etkisinden kurtulamadığımız, bizi evlerimize kapatan, arkadaşlarımızdan mahrum bırakan Koronavirüsle aslında 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde tanıştık. SARS-COV-2 olarak adlandırıldı önce sonra Koronavirüs dedik bu illete. Türkiye bu virüsle en geç tanışan ülkelerden biri oldu. Okullarda hala virüsün ülkemize girmeyişini coşkuyla anlatırken bir gün Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiğini söylemesiyle 3 hafta eğitime verilen ara neredeyse 1 yıl olacak Okullarımıza uzaktan devam ediyoruz, dışarı çıkamıyoruz, çıksak bile maskeyle çıkıyoruz. Annemize babamıza sarılamaz olduk. Zaten internetin bağımlısıydık şimdi hepten kopamaz olduk. İyi yanları olmadı mı oldu mesela dünya daha temiz bir yer haline geldi. Sokaklar insanlar evlerine tıkılınca daha temiz bir yere dönüştü. Ama bir sürü kayıp verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Bu zor günlerde aklımıza en çok sanırım sağlık çalışanlarımızın güçlü, fedakâr ve ellerinden geleni yaptıkları görüntüleri kazıdık beynimize.  Bit artık Korona bizi rahat bırak, düş yakamızdan.

Bir diğer çok çok önemli sorun tüm dünyayı etkisi altına alan iklim değişiklikleri oldu sanırım. Düşünün dünyanın en soğuk yeri olan Sibirya’daki Yakutsk bölgesinde termometrelerin 38 dereceye çıktı. Birleşmiş Milletler, şu ana kadar ölçülen en sıcak yıl olduğunu söyledi. Biliyorsunuz ki Antarktika Kıtası’nın %98’i buzullarla kaplı. İşin kötüsü a68a adı verilen dev buzulun her geçen gün erimeye devam etmesi. Yüzeyi 6 bin kilometrekare olan a68a 2020 yılında eriyerek 4 bin 800 kilometreye düştüğü bildirildi.

Ahh şu orman yangınları yok mu? O ormanlarla birlikte bizlerin de yüreği yandı. 2020 yılında yaklaşık 100 bin yakın çıkan Amazon ormanlarında yangınların sayısı son 12 yılın zirvesine ulaştı. Eylül ayında başlayıp Mart ayına kadar süren Avustralya’da 33 kişi hayatını kaybettiL  3 binden fazla ev, 1,25 milyar hayvan telef olduL off o hayvanların fotoğraflarını hatırlıyorsunuz değil mi? İçimiz yandı, mahvolduk gördükçe. Düşünün nüfusun dörtte üçü yangınlar sebebiyle zarar görmüş.

Bitmeyen bir sorun daha Suriyeli mülteciler sorunu. 2020 yılında da Yunanistan’ın sınır kapılarını kapatmasıyla bir insanlık dramı yaşadık. Suriyeli mülteciler Türkiye ve Yunanistan sınır kapısında sıkıştı kaldı. Yansıyan görüntüler içimizi burktu. O insanlık dramı, çocukların o halleri bizleri oldukça üzdü.

Dünyanın gündemine oturan bir ölüm var. Özellikle spor hayatının büyük kaybı olan 26 Ocak tarihinde 41 yaşındaki Kobe Bryant ve 13 Yaşındaki kızı bir helikopter kazasından yaşamlarını yitirdi. Los Angeles Lakers ile 5 NBA şampiyonluğu kazanmıştı. 18 kez All-star seçilen, 2008’de normal sezonun, 2009’da ve 2010’da final serisinin en değerli oyuncusu ödülü aldı. ABD milli takımı formasıyla 2008-2012 Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı.

 

İnsanlık tarihi boyunca herhalde hiç aşamadığımız ve bence aşamayacağımız bir konu var. “IRKÇILIK” 25 Mayıs’ta ABD’de 46 yaşındaki George Floyd dolandırıcılık şüphesiyle sokak ortasında bir “polis” (polis diyorum ama neyse) tarafından yere yatırılıp ensesine diziyle bastırmıştı. George Floyd’un “nefes alamıyorum” sözlerini duymazdan gelerek ensesine bastırmaya devam etti ve kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. “Nefes alamıyorum” sözleri bu yıla damgasını vurdu. Yoldan geçenler bu vahşice görüntüleri kaydederek sosyal medyada paylaştı. Görüntülerin yayılmasından sonra ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmaları alevlendi. Beraberinde ses getirecek protestolar tarihe geçti.

Türkiye’de ve dünyada önemli bir diğer olay da Ayasofya Camii’nin tekrar ibadete açılması oldu. Şüphesiz tüm dünyanın gözü Ayasofya’nın tekrar ibadete açıldığı güne döndü. 24 Temmuz’da Ayasofya’da ilk namaz kılındı. Vatandaşlar ilk namazı kılmak için seccadesini alan Ayasofya’ya koştu.

Ehh biraz da magazin 🙂 bildiğiniz üzere İngiliz Kraliyet ailesinin Prensi Harry ve eşi Meghan Markle, İngiliz Kraliyet ailesinden ayrıldıklarını bildirdiler ve evden çıktılar. Sıkı kurallara dayanamayıp özgürce yaşamak istediklerini dile getirdiler. Bence bu büyük bir olay. Acaba kraliyetin otoritesi sarsılıyor mu,  kan mı kaybediyor? Sorularını aklımıza getirmiyor değil.

Yine tüm dünyanın gözü kulağının çevrildiği bir olay olan Azerbaycan ve Ermenistan savaşı idi. 27 Eylül’de Ermenistan ordusu tarafından daha önce 1988-1994 yılları arasında saldırılar sonrası başlayan savaş, 10 Kasım’da Ermenistan’ın yenilgisini kabul etmesiyle sona erdi. Türk ordusunun da yardım ettiği Azerbaycan, 5 kent merkezi, 4 kasaba ve 286 köy Ermenistan’ın saldırısından kurtarıldı. Aklımızda en çok kalan ne oldu dersiniz bana göre İlham Aliyev’in Nikol Paşinyan’a “ne oldu Paşinyan” diyerek gülümsemesi kaldı 🙂

Türkiye’de de hiç gündem durulmadı. Ardı ardına gelen doğal afetler adeta bizleri kilitledi. Önce Elazığ sonra İzmir içimizi yaktı. Birçok vatandaşımız öldü. Ama o yıkılan binaların altından, acıların içinden öyle güzel umutlar çıktı, yüzümüze güldü ki. Yüsra, Elif, Ayda bizlere umut oldular.

Bir diğer büyük olay ABD seçimleri tabii. Demokrat aday Joe Biden, Cumhuriyetçi ve mevcut başkan olan Donald Trump’ı yenerek 46. Başkan seçildi. Joe Biden, şu ana kadar ABD tarihinde en yüksek oyla seçilen başkan oldu. Trump 2024’te tekrar aday olacağını bildirdi.

Değinmeden yazımı bitiremeyeceğim bir şey daha var aslında sürekli olan ve sonu gelmeyen zincirleme olaylar. Ne mi? Kadın cinayetleri. Hiç şüphesiz 2020 yılında artarak devam etti kadın cinayetleri. 2021’e girdik hala haberlerde okumaya, izlemeye devam ediyoruz.

Evet 2020 yılı bizler için felaketlerin ardı arkasının kesilmediği bir yıl oldu. Kimi olayları hiç unutamayacağız belki kimisini hatırlamayacağız. Umarım ki 2021 yılı tüm insanlık için güzel olaylarla unutulmaz bir yıl olur. Çünkü 2020 yılını felaket yılı olarak hep hatırlayacağımız kesin. Ama bu yıl da birçok şeyi de öğrendik bence. Mesela birbirimizin kıymetini daha iyi anladığımızı, sabahları işe okula giderken erken kalktığımız için isyan edişlerimizi artık bir köşeye koyduğumuzu öğrendik. Ve daha bir sürü şey. 2021 bize güzel gel 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!