Arama:
Doğanın Güzelliğinden Çiçekler
0 (0)

Bazen bir tohum bazen bir fide bazen bir demet ile hayatımıza dahil olan doğanın bize sunduğu eşsiz güzelliklerin rengarenk duruşudur çiçekler. Çiçekler hepimizin hayranla baktığı koklaya koklaya doyamadığımız dokunmaya bile kıyamadığımız o güzel canlılar. Evet, çiçek dedik. Bazen aşk, bazen savaş, bazen barış, bazen mutluluk ve bazen de acıdır çiçek. Hatta bazen, “geçmiş olsun ”dur bir çiçek. Sevinçleri, üzüntüleri, acıları paylaşmak için insanın kendine çizdiği sınırların dışına çıkarak her duruma yakışan en güzel armağan olarak hayatımıza mutluluk getirirler.

Evimizin bir köşesinde duran bir çiçeği koklamak, seyretmek, toprağının suyla buluşunca suyu bir güzel içtikten sonra kendilerine gelişini insana teşekkür edercesine yapraklarını açması insanın iç huzurunu onu yeniden doğmuş gibi tertemiz bir ruh haline getirecek kadar güzel ve eşsiz tarafları olan canlılardır. Dalında duruşu ile bazen dalından toprağından sökülüp alınmasına rağmen güzelliğini kaybetmemek için çabalayan solmayan dahil olduğu hayatı güzelleştirmek için kendini feda eden, derin anlamlar içeren eşsiz bitkilerdir. Çiçekler hayatımızı güzellikleriyle ve kokularıyla aydınlatıyor. Çiçekler yüzeydeki çekiciliğinden daha derindir. Çiçekler saflığı, masumiyeti ve ince düşünmeyi temsil eder. Bu konuda kadınları çiçeklere benzetirim. Kadınlarda nasıl hassasiyeti varsa çiçeklerde de aynı hassasiyet vardır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yalnız olmak
0 (0)

İnsan yalnız olmayı kendi mi seçer yoksa diğer insanlar mı o kişiyi yalnızlaştırır?

Kimi insanlar yalnız olmak ister kimileri ise kalabalık bir ortamda olmayı. Bazı insanlar için yalnız olmak ya da yalnız yaşamak güzel bir duygudur. Kimileri ise bunu aklından geçirmeye bile korkar. Daha çok kalabalık ortamlar da kendini mutlu, huzurlu ve güvende hisseder. Yalnız olmaktan hoşlanan insanlar için bu tam tersi bir durumdur.

Kimleri için bu bir tercih meselesi iken kimileri içinde mecburi bir durumdur. Kimileri yalnız olayı kendi  ister. Kimilerini  de yalnız tek başına bırakırız. Bunu bir sürü nedenleri vardır.

Yalnız olmak isteyen insanlar genelde kendi kararlarını kendi vermek, istediği şeyleri kendi sahip olmak ve kimseye muhtaç olmamak için tek başına olmak isterler.

Bazı insanları da biz yalnızlaştırırız belki bilmeden belkide bile isteye. Yanlış bir şey yaptığında, suç işlediğinde, belki kıskandığımız için, dış görünüşü için, karakteri bize uymadığı için, maddi açıdan  ya da bizden daha başarılı ve iyi olduğu için onları görmezden gelir dışlarız bu yüzden insanlar yalnızlaşmak zorunda kalabilirler ya da bu durumları yaşamak için kendilerini geri plana  atmak zorunda kalmışlardır. Bunu hiçbir zaman bilemeye biliriz. Bu gibi durumların yaşanmaması için insanlara daha dikkatli yaklaşmamız ve söylediğimiz sözlere dikkat etmemiz gerekir.

İnsanlar hata yapabilir sırf bir hata yaptı diye insanları dışlamak yerine onları yaptığı hatalarını fark ettirmek ve onları tekrar hayata kazanmak gerekir. Bazı insanlarda tek başına doğrar ve büyür. Kimsesi olmayan insanlar hayatla  tek başlarına mücadele ederek bir yere geldikleri için yalnız olmak onlara doğal ve normal gelmektedir. Anormal olan ise etraflarında ya da yanında birilerin olmasıdır. Bu gibi insanlar çekingen olur  ve kendilerini çevrelerindeki insanlara tam olarak  anlatamayabilirler. Bu gibi durumlara da daha anlayışlı davranmamız gerekebilir.

O yüzden yalnız insanları eleştirmek yerine destek olmak daha güzel olur.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kitap Okumanın Beyne Faydaları
0 (0)

Ülkemizde okuma alışkanlığının az olduğunu biliyoruz. Ama bir de kitap okumanın faydalarını duyduktan sonra bir kez daha düşünün bence. Yıllar boyunca insanlar neden sağlıklı bir kitap okuma alışkanlığı kazanmak ve sürdürmenin gerekli olduğunu düşündüler. Kitaplar sadece okunmak için değil.hep beraber faydalarına da göz atalım.

Kelime haznenizi geliştirir. Bunu bence herkes biliyordur. Okuma, kelime bilginizi hemen fark edemeyeceğiniz şekilde genişletiyor. Kitaplar size muhtemelen daha önce hiç duymadığınız kelimelerin bağlamını anlamanızı sağlar. Okumak, sizi okuduğunuz kelimelerin anlamlarına bakmaya zorlar, dolayısıyla okudukça cümleler daha mantıklı hale gelir.

İletişim becerinizi geliştirir. Ne kadar çok okursanız o kadar günlük konuşmalarınız da kullanabileceğiniz o kadar çok kelime olur.

Analitik becerinizi geliştirir. Hafızanızı etkin bir şekilde güçlendirir. Okuma hafıza birbiriyle ilişkili iki kavramdır. Okuduğumuzda beynimizi, okuduğunuz fikirleri ve kelimeleri korumak için eğitiliyorsunuz. Böylece hafızanızın artmasına yardımcı oluyoruz.

Odaklanma becerinizi geliştirir. Etkili okumaya odaklanmak çok şey gerektir. Hiç kimse dikkatini vermediği takdirde, okuduğu şeyi anlayamaz. Bu sebeple okuma kişiye konsantre olma yeteneğini kazandırmanın kanıtlanmış yollarından biridir.

Yukarı da sizlere okumanın faydalarını saymaya çalıştım. Umarım bundan sonra ki zamanlarımızı boşa geçirmek yerine dolu dolu geçiririz. Sevgiyle kalın, kitapla kalın..

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nazım’ın Piraye’si Değil, Haşim’in Piraye’si
0 (0)

Hepimizi etkileyen ya da bakış açısını değiştiren bir kitap vardır. Benim birçok kitap var ama okuduğum zaman çok ağlamıştım ve beni çok derinden etkileyen bir kitap olmuştu. Bu kitap kadar etkilendiğim bir kitap olmadı. O yüzden sizinle paylaşmak istedim. O zaman hadi kitabın özetine gidelim 🙂

Nazım Hikmet’ten esinlenerek Piraye koymuştu kızının adını babası.  Piraye batı kültürünü benimsemiş batı da büyümüş maddi durumu iyi olan bir babanın kızı. Piraye de batı da büyümüş ve babasının izinden giderek o da diş hekimliğini istiyor.  Güzel bir üniversitede diş hekimliği bölümünü kazanıyor.

 Üniversite hayatı Piraye’nin de hayatının değişmesine neden oluyor. Hayatının aşkı ile karşılaşıyor. Üniversite de etrafında koruma gibi adamlarla gezen Haşim, Piraye’yi görür görmez etkilenir ve hayatının kadını olduğunu düşünerek Piraye’yi uzunca bir süre takip eder ve ettirir.  Piraye gel zaman git zaman bunu fark eder ve rahatsız olur Haşim’le konuşmaya karar verir.

Herkes Haşim’e hayran hayran bakar.  Bakar bakmasına ama Piraye onun bakışlarından rahatsız olur. Haşim bu durumu anlar ve diğer kızlar gibi olmadığı için bu durum Haşim’in daha çok hoşuna gider ve Piraye’yi daha çok sevmesine neden olur.

Haşim ile Piraye birbirlerine zıt karakterlerdir aslında.  Haşim aşiret kültürü ile büyüyen Doğu kökenli bir çocuktur. Piraye ise tam tersi bir aileden gelmiştir. Gel zaman git zaman Haşim ile Piraye evlenirler. Piraye Diyarbakır’a gelin gider. Ailesi Piraye’nin gitmesini hiç istemez ama Piraye aşkının peşinden gider ve doğup büyüdüğü şehre veda etmek zorunda kalır. Tabii Haşim’in ailesi de istemez Piraye’yi. Kendi aşiretlerinden bir gelin almak, içlerine yabancı gelin girmesin isterler. İkisi de aile sözlerini dinlemezler ve sevdalarını sürdürürler.

 

Kitaptan bir dizi 

Haşim’in ailesi çocuk ister ve bir çocukları olsun diye baskı yaparlar Haşim’e. Haşim ile Piraye’nin çocukları olmaz. Tedavi görürler ancak ne yazık ki tedavi bir türlü yanıt vermez.  Haşim’in ailesi batılı gelin Piraye ile dalga geçer ve Haşim ile aralarını bozmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Soylarının genişlemesi ve soylarının devamı için erkek torun isterler. Haşim’i Piraye’yi öldürmekle tehdit ederler. Piraye’ye kör kütük olan Haşim ne yazık ki kabul eder ve Piraye ile yolları ayırırlar ve boşanırlar.

Sevmediği kadınla evlendirilen Haşim, çok mutsuzdur ve aklında hep Piraye vardır. Piraye’nin ailesi kızlarının hep arkasında olur ve Piraye’yi hiç yalnız bırakmazlar. Gel zaman git zaman aşiret olayları Haşim’in ölümüne neden olur.  Piraye bunu duyar ve apar topar Haşim’in cenazesine gider. Sevdiği adamı, hayat arkadaşını kaybettiği için çok üzgündür Piraye ve etraftakilere de bir o kadar öfkeli. Hamiledir Piraye. Artık hayatına karnında ki bebeği ile devam edecektir. Karnında Haşim’den bir can taşır ve bebeğin cinsiyeti erkektir.

Piraye bebeğinin ismine babasının adını verir. Haşim’in en güzel hediyesi Haşim’in adını taşır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Hayvanlar ve İnsanlar Arasındaki En Güzel Bağ
0 (0)

 

 

Yeğenim Alparslan 🙂 

 

Yıllardır şiddet haberleri ile uyanıyoruz. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, hayvana şiddet ve daha da fazlası…  Peki, hangi biri hak ediyor şiddeti, ya da şiddetin hak etmesi olur mu? Bu yazımda sizlerle hayvanlardan bahsetmek istiyorum. En çok sevdiğim konu hayvanlar ve onlara karşı duyduğum karşılıklı sevgi. Karşılıklı diyorum çünkü bir insanı severseniz karşılık alamayabilirsiniz ama hayvanlara gösterdiğinizi sevgi asla karşılıksız değildir.   Tabii ki benimle aynı düşüncelere sahip olmayan birçok insan vardır ama ben bu şekilde düşünmüyorum.

23 yaşındayım ve kendimi bildim bileli hep hayvan besledim ve hep hayvanlarla iç içe büyüdüm.  Ne yazık ki apartman dairesinde olduğum için sadece akvaryum da balık, ya da civciv besleyebiliyordum. Dışarıda ise sadece kedi ve köpek besleyebiliyordum. Ona da annem izin vermiyordu. 🙂 Evin içerisine girer diye annem hep korkardı. Hala da korkuyor. Aslında annem de hayvanları çok seviyor ama sadece uzaktan çünkü korkuyor.

Sizinle komik ve bir o kadar da beni çok mutlu eden anımı paylaşmak istiyorum. Yazları biz hep köye gidiyoruz. Ben köye gitmeden genelde hayvan alıyorum. Bazen civciv, bazen tavşan, bazen de ördek. Yine bir gün köye gitmeden tavşan aldım. Annem yine sadece uzaktan seviyor.  Babam tavşanıma tahtadan ev yaptı. Annem de evi taşımaya bile korkuyor. Tavşanımın adı Ponpon’du. Öğle saatlerinde bırakırdım akşama doğru Ponpon evine gelirdi.  O kadar akıllı bir tavşandı ki köpek yanından geçerken asla hareket etmez ölü taklidi yapardı sanki. J Bir gün annem evimizin önünde uzanıyordu. Uyuya kalmış. Bir baktım ki ponpon annemin kalbinde uyuyor. Ponponu alsam annem uyanacak, almasam annem kalkınca korkup çığlık atacak. Hiçbir şey yapmadım ve annem uyandı ve korkmadan elini Ponpon’un üzerine koydu. Sevdi, sevdi, sevdi. Artık annem hayvanlara dokunabiliyor ve sevgisi sadece uzaktan değil.  🙂

İkisi de birbirinden korkuyor 🙂 

Yani demem o ki siz hayvanlara sevgi gösterdiğiniz zaman sevginiz karşı kalmıyor. Çocuklar özellikle hayvanlarla daha çok iç içe. Yeğenim Alparslan hayvanları çok seviyor.  Sevmek, oyun oynamak için kediye yaklaşıyor. Ancak kedinin kuyruğunu çekiyor. Alparslan sevdiğini sanıyor ama kedinin canı acıyor. Çünkü zavallı kedicik kaçıyor. Ama Alparslan’a zarar vermiyor. Çünkü onun savunmasız bir çocuk olduğunu biliyor. Ne yazık ki büyük insanlar çocuklar kadar saf ve temiz değil.  Çocukların hayvanlara karşı mükemmel bir bağı var aslında. Umarım tüm insanların, tüm insanlığın da hayvanlara karşı olumlu güçlü bir bağı olur. Belki bu bağ tüm olumsuz olayları ortadan kaldırır. Şiddetsiz bir dünyada yaşamak eminim ki bütün insanların en temel hakkı…

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!