Arama:
Spora Bahane Yok
0 (0)

 

 

 

Bu blog yazımı spor ile ilgili yazmak istiyorum.

Her alana ilgi duyan biri olarak tabi ki spora da çok ilgi duyuyorum. Sporun insan üzerinde ne tür etkileri var bilemem ama ben spor yapmayı çok seviyorum. Spora ilgi duyuyorum.

Pandemi yüzünden okullar kapanmadan önce üniversitede iken diğer bölümlerden ders alabilme hakkı tanınmıştı. Ben de bu şansı iyi değerlendirip bir dönem spor bilimleri fakültesinden Trekking yani doğa yürüyüşü dersi almıştım. Gezmeyi çok seven biri olarak aldığım bu Trekking dersi sayesinde hem okumuş olduğum şehri fazlasıyla gezme fırsatı yakaladım hem de sportif faaliyete katılmış bulundum. Bazı insanlar yürüyüşü spor olarak görmeye bilir belki ama gerçekten spor alanın da yürüyüş çok önemli. Ben bu derste yürüyüşün önemini çok iyi kavradım. Ve aynı zaman da bu Trekking dersi kapsamın da çok eğlenceli vakitler geçirdim.

Benim spora olan tutkum Trekking dersi ile de kalmadı ikinci dönem Tenis dersi alma şansını yakaladım. Tenis oynamak benim en büyük hayalimden birisiydi. Fakat küçük bir şehirde yaşadığım için daha önce hiç fırsatım olmamıştı. Sonun da bu fırsatı yakaladım fakat bu çok sürmedi pandemi yüzünden okullar tatil oldu ve elime geçen tek tenis fırsatını da kaçırdım. Ama eve geldiğim zaman pandemi döneminin ilk başların da internetten videolar izleyerek egzersizler yapıyordum.

Başta Tenis olmak üzere ben sporu çok seviyorum. İnsana huzur veriyor rahatlama sağlıyor. Spor ruhen ve bedenen insan için gerçekten çok önemli.

O yüzden özellikle evlere kapanıp kaldığımız şu süreçte size kesinlikle tavsiye ediyorum. Spora bahane yok diyorum.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yaşayan Efsane: Alex de Souza
0 (0)

Hangi takımdan olursa olsun tüm futbolseverlerin canı gönülden sevdiği futbolcu olan Alex de Souzayı hep beraber tanıyalım.

Alex de Souza kimdir?

Alexsandro de Souza (Alex),14 Eylül 1977 tarihinde Brezilya’nın Curitiba şehrinde dünyaya geldi. 1995 yılında profesyonel futbol kariyerine Coritiba FC takımında başladı. 2 sezon forma giydiği Coritiba’da oldukça başarılı performans sergileyen Alex, forma giydiği 124 maçta 32 gol attı.

1997 yılında bir diğer Brezilya takımı olan Palmeiras’a transfer oldu. 5 sezon boyunca Palmeiras forması giyen Alex, göz dolduran performansı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Palmeiras’ta 241 maçta 78 gol atan Alex, Avrupa kulüplerinin dikkatini üzerine çekti ve Copa Libertadores şampiyonluğu yaşadı. Aynı zamanda Palmeiras’taki performansıyla da Brezilya Milli Takımı’na da seçildi.

 

Ardından 2001-2002 sezonunda Flamengo’ya transfer oldu, ancak burada 12 maçta 3 gol atsa da istenilen performansı sergileyemedi ve ardından Parma’ya transfer oldu.

Avrupa’ya yabancılık çektiği düşünülen Alex, Parma’da başarılı bir performans gösteremedi ve ligin ilk yarısında yalnızca 5 maça çıktı. Ligin ikinci yarısında ise Cruzeiro’ya transfer oldu ve performansını yeniden yakaladı. Formda olduğu dönemde takımıyla başarıyı yakalayan Alex, 2004 yılındaki Copa America için takıma seçilmiş ve kupayı kazanmıştır. 121 maçta attığı 64 golle Avrupa kulüplerinin transfer listesinde yer almıştır.

2004’te Fenerbahçe’ye transfer olan Alex, Fenerbahçe adına çıktığı ilk maçta asist yaptı ve beğenildi. Ligin ikinci haftasında oynanan İstanbulspor maçında da 1 gol ve 1 asist kaydeden Alex, hem taraftarın hem de yönetimin beğenisini oldukça kazandı.

Fenerbahçe kariyeri boyunca forma giydiği 245 maçta 136 gol attı ve Fenerbahçe kulübünün efsane oyuncuları arasına girmeyi başardı. Fenerbahçe taraftarı, Alex’e olan sevgisini göstermek için İstanbul’un Kadıköy semtindeki Yoğurtçu Parkı’na heykelini dikti.

 

 

Fenerbahçe taraftarı, Alex’in maçlara yaptığı katkı ve kritik maçlardaki üstün performansını ifade etmek için “Bir Alex değil” sözünü ortaya çıkardı ve her futbolseverin kullandığı bir söz haline gelmiş oldu.

30 Eylül 2012 tarihinde oynanan Kasımpaşa maçında oyundan alındıktan sonra maçı yedek kulübesi yerine tribünden takip ettiği gerekçesiyle süresiz olarak kadro dışı bırakıldı.

1 Ekim 2012’de yapılan toplantının ardından Samandıra Tesisleri’nden ayrılarak kulüp binasına gitmiş ve sözleşmesi karşılıklı olarak fesh edilmiştir. Alex, Fenerbahçe’den ayrıldığını Twitter üzerinden attığı “Kontratımı sonlandırdım. Hayatımın en üzücü imzası oldu. Fenerbahçe, bir oyuncu kaybetti ama bir taraftar kazandı. Her şey için teşekkürler.” tweet ile bildirdi.

1 Ekim 2012 tarihinde Fenerbahçe’den ayrılan Alex de Souza, futbola başladığı ilk kulüp olan Coritiba FC’e geri döndü ve 2 yıllık anlaşma imzaladı. 7 Aralık 2014 tarihinde oynanan Bahia maçı ile aktif futbolculuk kariyerine son noktayı koymuştur. Alex dakika 88’de oyundan çıkarak yerini Keirrison’a bıraktı ve böylece futbol kariyeri bitmiş oldu.

28 Mart 2015 tarihinde Alex için Palmeiras ile Alex’in eskiden takım arkadaşlığını yapan isimler arasında bir jübile maçı düzenlendi. Maçı 2 gol 1 asistle tamamlayan Alex’in takımı Palmeiras karşısında 5-3 mağlup oldu.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Sporda Hile..
0 (0)

Kimse, “Ben hile yaparım” diyemez. Konu ne olursa olsun hile, insanların sadece yüzleşmek zorunda kaldıklarında itiraf etmek zorunda kaldıkları bir şeydir. Vücut geliştirmede de düzgün form konusu o kadar söylenir ki ağır ağırlıklar kaldırırken ivmeden yararlandığını kabul eden sporcu sayısı çok azdır. Ama giryaları savururken neden suçlu hissedesiniz? Böyle yaparak setlerinizi uzatabilir ve kuvvet platolarını aşabilirsiniz üstelik. Yani eğer hile yapmıyorsanız irileşmek için yapmaya başlasanız iyi olur!  Harekette hile yapmak demek formu gevşetmek demektir. İvmeden ve yardımcı kaslardan daha çok destek alarak hedeflenen kas üstündeki baskıyı gevşetiyorsunuz yani. Genel anlamda hareket formunuzu gevşetmeniz için iki sebep vardır: seti kolaylaştırmak (yanlış) ya da seti zorlaştırmak (doğru). Maalesef en yaygın olanı birincisi oluyor. Vücut geliştiriciler set sırasında formlarını ya çok erken gevşetiyorlar ya da bozuk form içinde ağırlıkları fazla savurarak sakatlanmaya davetiye çıkarıyorlar. Çoğu durumda hileye katı bir formda failure noktasına ulaşıldıktan ya da yaklaştıktan sonra başvurulmalıdır. Bunun ardından gevşeyerek birkaç tekrar daha tamamlayabilirsiniz. Bu biçimde yapıldığında hileli tekrar zorlamalı tekrara dönüşür; aralarındaki tek fark seti başkasının yardımı olmadan uzatabilmenizdir. Hile yapmanın en emniyetli yolu bacaklardan ve belden destek alarak harekete biraz sallantı katmaktır. Bundan ötürü hile, en iyi ayakta yapılan omuz, biceps ve triceps hareketlerinde uygulanır. Bunlardan başka row ve pulldown hareketlerinin son setlerinde belden biraz bele vurabilirsiniz. Göğüste ise hareketler katı bir formda yapılmak zorundadır. Bu kas grubunda emniyetli hile diye bir şey söz konusu değildir. Benchpress yaparken barı göğüsten vurdurmak çoğu zaman yırtılma ve burkulma ile sonuçlanan hareketlerdir. Tabiki bazı hareketler için bazı önlemler alabilirsiniz. Mesela flye hareketlerinde başarısız olduktan sonra DB flye’ı press’e dönüştürebilirsiniz. Ama bu tam bir hile sayılmaz çünkü iki flye ve press hareketi de katı güçte yapılır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Hayatımızın Düzeni Spora Bağlı
0 (0)

Bu günlerde yani evlerde hapis kaldığımız günlerde uyku düzenimizden  yeme, içme hatta çalışma düzenimiz bozuluyor. Her günümüz aynı geçiyor ve sıkılıyoruz. Hiç bir şeyden mutlu olamıyoruz. Evde yaşadığımız insanlarla tartışmalar yaşanıyor çünkü psikolojimiz bozuldu hayat eskisi gibi değil. Bu yüzden evlerimizde enerjimizi atabileceğimiz bizi rahatlatacak, hayatımızı düzene sokacak sporla ilgilenebiliriz. Çünkü spor yaşantımızı düzgünleştirir yediğimize ,içtiğimize ,yatış saatimiz , kalkış saatimiz belli bir düzende ilerler ve daha mutlu olmaya başlarız. Sabah uyandığımızda bir bardak sade kahveyle aç karnına yapılan kardio da istenmeyen kiloları olanlar için yağ yakımını hızlandırır. Spor yaptıkça düzenin yanı sıra hayatımızda da olumlu gelişmeler olur mesela vücudumuzu beğenmeye başlarız, giydiğimiz her şey üzerimize yakışır dışarıdan olumlu görüşler almaya başladığınızda motivasyonunuz düzelir bunlar güzel tabi ki ama en önemlisi sağlıklı oluruz. Kalp ritmimiz düzene oturur daha az hastalanmaya başlarız, vücut direncimiz artar . Düzenli yapılan spor sonucunda ilerleyen yaşlarda bile fit bir vücut ve sağlam bir bünyeyle güzel bir hayat süreriz. Spor deyince aklımıza sadece fitness gelmemeli bu voleybol, futbol , basketbol,yüzme,koşu hatta yürüyüş bile olabilir daha bir sürü sayabiliriz en çok akla gelenlerle örnekler verdim. Sporu hayatımızdan asla çıkarmayalım. Her şeyin az da olsa devamlı olanı iyidir. Bu yüzden sporu az da yapsak düzenli yapalım ve bizden sonra neslimize de örnek olup aktaralım. Biz ne yaparsak çocuklarımızda aynısını yapar ilerde çocuklarımıza da bu alışkanlığı aşılamak için önce biz edinmeliyiz. Yazımızı güzel bir Mustafa Kemal ATATÜRK sözüyle bitirelim ” Spordan yoksun olan bir gençlik nasıl ki vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni inkişafı noksan ve yetersiz olursa, o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz.”

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
2020 Yılında Ne Olmadı Ki?
5 (1)

Başlık çok yerinde oldu bence. Çünkü gerçekten durum bu. Geride bıraktığımız 2020 yılına dönüp bakınca aman Allah’ım ne yaşamadığımızı yazsak bence daha kısa olur diye düşünüyorum. Hala etkisinden kurtulamadığımız, bizi evlerimize kapatan, arkadaşlarımızdan mahrum bırakan Koronavirüsle aslında 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde tanıştık. SARS-COV-2 olarak adlandırıldı önce sonra Koronavirüs dedik bu illete. Türkiye bu virüsle en geç tanışan ülkelerden biri oldu. Okullarda hala virüsün ülkemize girmeyişini coşkuyla anlatırken bir gün Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiğini söylemesiyle 3 hafta eğitime verilen ara neredeyse 1 yıl olacak Okullarımıza uzaktan devam ediyoruz, dışarı çıkamıyoruz, çıksak bile maskeyle çıkıyoruz. Annemize babamıza sarılamaz olduk. Zaten internetin bağımlısıydık şimdi hepten kopamaz olduk. İyi yanları olmadı mı oldu mesela dünya daha temiz bir yer haline geldi. Sokaklar insanlar evlerine tıkılınca daha temiz bir yere dönüştü. Ama bir sürü kayıp verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Bu zor günlerde aklımıza en çok sanırım sağlık çalışanlarımızın güçlü, fedakâr ve ellerinden geleni yaptıkları görüntüleri kazıdık beynimize.  Bit artık Korona bizi rahat bırak, düş yakamızdan.

Bir diğer çok çok önemli sorun tüm dünyayı etkisi altına alan iklim değişiklikleri oldu sanırım. Düşünün dünyanın en soğuk yeri olan Sibirya’daki Yakutsk bölgesinde termometrelerin 38 dereceye çıktı. Birleşmiş Milletler, şu ana kadar ölçülen en sıcak yıl olduğunu söyledi. Biliyorsunuz ki Antarktika Kıtası’nın %98’i buzullarla kaplı. İşin kötüsü a68a adı verilen dev buzulun her geçen gün erimeye devam etmesi. Yüzeyi 6 bin kilometrekare olan a68a 2020 yılında eriyerek 4 bin 800 kilometreye düştüğü bildirildi.

Ahh şu orman yangınları yok mu? O ormanlarla birlikte bizlerin de yüreği yandı. 2020 yılında yaklaşık 100 bin yakın çıkan Amazon ormanlarında yangınların sayısı son 12 yılın zirvesine ulaştı. Eylül ayında başlayıp Mart ayına kadar süren Avustralya’da 33 kişi hayatını kaybettiL  3 binden fazla ev, 1,25 milyar hayvan telef olduL off o hayvanların fotoğraflarını hatırlıyorsunuz değil mi? İçimiz yandı, mahvolduk gördükçe. Düşünün nüfusun dörtte üçü yangınlar sebebiyle zarar görmüş.

Bitmeyen bir sorun daha Suriyeli mülteciler sorunu. 2020 yılında da Yunanistan’ın sınır kapılarını kapatmasıyla bir insanlık dramı yaşadık. Suriyeli mülteciler Türkiye ve Yunanistan sınır kapısında sıkıştı kaldı. Yansıyan görüntüler içimizi burktu. O insanlık dramı, çocukların o halleri bizleri oldukça üzdü.

Dünyanın gündemine oturan bir ölüm var. Özellikle spor hayatının büyük kaybı olan 26 Ocak tarihinde 41 yaşındaki Kobe Bryant ve 13 Yaşındaki kızı bir helikopter kazasından yaşamlarını yitirdi. Los Angeles Lakers ile 5 NBA şampiyonluğu kazanmıştı. 18 kez All-star seçilen, 2008’de normal sezonun, 2009’da ve 2010’da final serisinin en değerli oyuncusu ödülü aldı. ABD milli takımı formasıyla 2008-2012 Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı.

 

İnsanlık tarihi boyunca herhalde hiç aşamadığımız ve bence aşamayacağımız bir konu var. “IRKÇILIK” 25 Mayıs’ta ABD’de 46 yaşındaki George Floyd dolandırıcılık şüphesiyle sokak ortasında bir “polis” (polis diyorum ama neyse) tarafından yere yatırılıp ensesine diziyle bastırmıştı. George Floyd’un “nefes alamıyorum” sözlerini duymazdan gelerek ensesine bastırmaya devam etti ve kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. “Nefes alamıyorum” sözleri bu yıla damgasını vurdu. Yoldan geçenler bu vahşice görüntüleri kaydederek sosyal medyada paylaştı. Görüntülerin yayılmasından sonra ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmaları alevlendi. Beraberinde ses getirecek protestolar tarihe geçti.

Türkiye’de ve dünyada önemli bir diğer olay da Ayasofya Camii’nin tekrar ibadete açılması oldu. Şüphesiz tüm dünyanın gözü Ayasofya’nın tekrar ibadete açıldığı güne döndü. 24 Temmuz’da Ayasofya’da ilk namaz kılındı. Vatandaşlar ilk namazı kılmak için seccadesini alan Ayasofya’ya koştu.

Ehh biraz da magazin 🙂 bildiğiniz üzere İngiliz Kraliyet ailesinin Prensi Harry ve eşi Meghan Markle, İngiliz Kraliyet ailesinden ayrıldıklarını bildirdiler ve evden çıktılar. Sıkı kurallara dayanamayıp özgürce yaşamak istediklerini dile getirdiler. Bence bu büyük bir olay. Acaba kraliyetin otoritesi sarsılıyor mu,  kan mı kaybediyor? Sorularını aklımıza getirmiyor değil.

Yine tüm dünyanın gözü kulağının çevrildiği bir olay olan Azerbaycan ve Ermenistan savaşı idi. 27 Eylül’de Ermenistan ordusu tarafından daha önce 1988-1994 yılları arasında saldırılar sonrası başlayan savaş, 10 Kasım’da Ermenistan’ın yenilgisini kabul etmesiyle sona erdi. Türk ordusunun da yardım ettiği Azerbaycan, 5 kent merkezi, 4 kasaba ve 286 köy Ermenistan’ın saldırısından kurtarıldı. Aklımızda en çok kalan ne oldu dersiniz bana göre İlham Aliyev’in Nikol Paşinyan’a “ne oldu Paşinyan” diyerek gülümsemesi kaldı 🙂

Türkiye’de de hiç gündem durulmadı. Ardı ardına gelen doğal afetler adeta bizleri kilitledi. Önce Elazığ sonra İzmir içimizi yaktı. Birçok vatandaşımız öldü. Ama o yıkılan binaların altından, acıların içinden öyle güzel umutlar çıktı, yüzümüze güldü ki. Yüsra, Elif, Ayda bizlere umut oldular.

Bir diğer büyük olay ABD seçimleri tabii. Demokrat aday Joe Biden, Cumhuriyetçi ve mevcut başkan olan Donald Trump’ı yenerek 46. Başkan seçildi. Joe Biden, şu ana kadar ABD tarihinde en yüksek oyla seçilen başkan oldu. Trump 2024’te tekrar aday olacağını bildirdi.

Değinmeden yazımı bitiremeyeceğim bir şey daha var aslında sürekli olan ve sonu gelmeyen zincirleme olaylar. Ne mi? Kadın cinayetleri. Hiç şüphesiz 2020 yılında artarak devam etti kadın cinayetleri. 2021’e girdik hala haberlerde okumaya, izlemeye devam ediyoruz.

Evet 2020 yılı bizler için felaketlerin ardı arkasının kesilmediği bir yıl oldu. Kimi olayları hiç unutamayacağız belki kimisini hatırlamayacağız. Umarım ki 2021 yılı tüm insanlık için güzel olaylarla unutulmaz bir yıl olur. Çünkü 2020 yılını felaket yılı olarak hep hatırlayacağımız kesin. Ama bu yıl da birçok şeyi de öğrendik bence. Mesela birbirimizin kıymetini daha iyi anladığımızı, sabahları işe okula giderken erken kalktığımız için isyan edişlerimizi artık bir köşeye koyduğumuzu öğrendik. Ve daha bir sürü şey. 2021 bize güzel gel 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!