DİYARBEKİR ‘İM
0 (0)

Diyarbekir’im memleketim taşına toprağına her zerresini sevdiğim memleketim . Buraya gelen bu şehri gören bir daha gitmek istemez. Diyarbakır bağımlılık yapar. Bu kadar iddialı konuşuyorum. Diyarbakır deyince aklınıza tüm güzellikler gelir her alana biraz hitap etmiş tanıklık etmiştir.  Geçmişten günümüze medeniyetin geçiş bölgesi olmuştur. Farklı kültürleri barındıran bu şehir tüm renklilikleri , güzellikleri , farklılıkları birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Diyarbakır sadece Ülkemiz için değil Dünya çapında da oldukça değerli ve önemli evrensel bir kültürel bir mirastır. Manevi değerleriyle bilinen  bu şehir tarihe tanıklık etmiş dokusu hala süren , birçok  toplumu barındıran şehir daha çok camileriyle türbeleriyle , kiliseleri, hanları, çeşmeleri , kümbetler, köşkleri , avlulu evleri , kervan sarayları, kaleleri , köprüleri , peygamber yurdu , sahabe şehri , evliya diyarı, müze şehri olan , kendine has meşhur yeme-yiyecekleri ve tatlıları olan birbirinden farklı kahvaltılıkları olan , etli yemekleri ( etsiz yemekleri asla olmaz) ve yöresel yemekleriyle meşhur olan  bir şehirdir.

 

Ülkemizde  bilinen halay deyince akla gelinen şehirlerden biri olan Diyarbakır kendine has oyunu olan halay sevinçlerini , mutlulukları , coşkusunu eğlence zamanları , kına geceleri , düğünlerde , özel zamanlarında davul zurna eşliğiyle ya da müzikle halaylar çekilir, Diyarbakır’ın kendine has şivesi olan herkesin sempatisini çeken konuşması Örneğin sorularda mı- ekini kullanmayız geldi mi ? sorusu yerine geldiiiiin? Deriz en bilinen meşhur olan bir diğer söz ise masumluğu , sevmenin şeklini gösteren söz olan Saaan bakınca keyfim gelir …. Genellikle sevdikleri insanlara söylenen bir sözdür.

Diyarbakır’a ait meşhur bir dörtlük

Diyarbakır dört kapi

Git bak yar ne yapi

Beni gördüğü zaman

Başka küçeye sapi

Diyarbakır birçok kültüre ev sahipliği yapan , halkın yöresel çeşitliği fazla olan , kültür zenginliğidir.

 

Diyarbakır deyince akla ilk gelen sembolü olan Diyarbakır karpuzudur. Diyarbakır’a gelince karpuz yemeden gitmeyin !!!

Diyarbakırlı biline meşhur olan İlim Adamları, Sanatçıları , Yazarları, Sanat kültür , Edebiyat , Şair , Tarihçi , Sanatkar yer alır Bunlardan ;  Şair Yazar, Siyasetçi ve Sosyolog, En önemli şairimiz olan Cahit Sıtkı Tarancı , Diyarbakırlı Tahsin Ressam, Ahmet Arif Şair Yazar , Sezai Karakoç Şair –Yazar- Düşünce , Orhan Asena Tiyatro- Yazar – Şair , Sami Hazzinses oyuncu bestekar , Sanat Edebiyat , Kültür alanında seçkin kişiler Ülkemizi Kültür – Sanat alanında önemli bir alanda yer almıştır.

 

Diyarbakır’a bir gün gelirseniz Diyarbakır’ın Surlarını mükemmel işçiliğini, motiflerini , surlara çıkarak Diyarbakır manzarasını izlemeyi , Hasanpaşa Hanında  avlusunda Kahvaltı yapmadan , Hevsel Bahçelerini görmeden ( Ülkemiz için çok önemli olan Dünya ‘nın meyve bahçesi ) , Kervansarayı  görmeden, tabi ki Diyarbakır’ın  sembolü  olan Ulu Cami ( Anadolu’nun en eski camisi olarak bilinir ) oraya gitmek ayrı bir manevi ayrı bir huzur oradan Diyarbakır’ın en meşhur yemeklerinden Ciğer yemeğini bir güzel yedikten sonra tabi ki  en meşhur tatlısı olan Kadayıf   olmadan olmaz , Sonra durak On gözlü Köprüsüne gidip Çay içip Cahit Sıtkı Tarancı Memleket İsterim  Şiirini dinleyerek o huzuru tatmadan Diyarbakır’ı gezdim demeyin

 MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun. memleket  İsterim

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Ankara’nın seyir Terası “Ankara Kalesi”
0 (0)

Ankara’nın çoğu yerinden rahatlıkla görülebilen ve hemen hemen her Ankaralının  bir defa bile olsa çıktığı Ankara kalesi hakkında neler biliyoruz?

 

Ankara kalesi Ankaranın ulus semtinde bulunur. Toplam alanı yaklaşık olarak 43.000km2 dir. Kale içerisinde ortalama 16 metre yükseklikte duvarlar bulunmaktadır. Bunların yanında çoğu 5 köşeli 42 kule bulunmaktadır.

Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir, Hititlerin savunma amaçlı olarak yaptırdığı düşünülmektedir. Hititler sonrasında kale bir çok İmparatorlukntarqfından kullanılmış ve tamir edilmiştir.

Kale Ankara’nın en eski yerleşim yerine ev sahipliği yapmaktadır. Romalıların şehri ele geçirmesinden sonra kale ve çevresi yerleşim yerç olarak kullanılmış. Şehir kale sularının dışına taşımıştır. Daha sonra şehir Selçuklulara geçtikten sonra kalede tekrar onarımlar ve bir dizi tadilatlar gerçekleşmiştir. Osmanlı döneminde ise Mısır Valisi Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından 1832 yılında onarılmıştır. Kale sularında ve duvarlarında şahit heykel parçaları ve sütunlar kullanılmıştır. Bu da kale onarımında toplama malzemelerin kullanıldığını göstermektedir.

Gelelim kalenin iç kısmına, kale içerisinde çok sayıda yerleşim yeri bulunmaktadır. Geneli ahşap olan bu evler Cumhuriyetiin ilanı sonrası büyüyen ve gelişen Ankarada insanların kale ve çevresinde toplaşması ile çopalmıştır. Kale içerisindeki evler genelde dar Bir planda yapılmıştır. Alanın kısıtlı olmasından dolayı evler genelde 2 katlı veya 3 katlı yapılmıştır. Günümüzde halen evlerde insanlar yaşamaktadır.

Kaleye giden insanlar iç kale gezisinden sonra bu eski Ankara evlerini görmeleri tavsiye edilir. Çünkü atmosferi gerçekten sıcak ve görülmeye değerdir.

Bunun yanı sıra Ankara kalesinin manzarasını da anlatmak gerekir. Kale üzerinde Anıtkabir’den Kızılay yönüne, Keçiören’den Ulus manzarasına kadar bir çok  nokta rahatlıkla görülebilir.

Ankara’ya gelen her turistin kesinlikle görmesi gereken bir noktadır  tarihi ve kültürel olarak sn derece güzel bir aktivite olacaktır.

Şimdiden iyi gezmeler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yaşayan Efsane: Alex de Souza
0 (0)

Hangi takımdan olursa olsun tüm futbolseverlerin canı gönülden sevdiği futbolcu olan Alex de Souzayı hep beraber tanıyalım.

Alex de Souza kimdir?

Alexsandro de Souza (Alex),14 Eylül 1977 tarihinde Brezilya’nın Curitiba şehrinde dünyaya geldi. 1995 yılında profesyonel futbol kariyerine Coritiba FC takımında başladı. 2 sezon forma giydiği Coritiba’da oldukça başarılı performans sergileyen Alex, forma giydiği 124 maçta 32 gol attı.

1997 yılında bir diğer Brezilya takımı olan Palmeiras’a transfer oldu. 5 sezon boyunca Palmeiras forması giyen Alex, göz dolduran performansı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Palmeiras’ta 241 maçta 78 gol atan Alex, Avrupa kulüplerinin dikkatini üzerine çekti ve Copa Libertadores şampiyonluğu yaşadı. Aynı zamanda Palmeiras’taki performansıyla da Brezilya Milli Takımı’na da seçildi.

 

Ardından 2001-2002 sezonunda Flamengo’ya transfer oldu, ancak burada 12 maçta 3 gol atsa da istenilen performansı sergileyemedi ve ardından Parma’ya transfer oldu.

Avrupa’ya yabancılık çektiği düşünülen Alex, Parma’da başarılı bir performans gösteremedi ve ligin ilk yarısında yalnızca 5 maça çıktı. Ligin ikinci yarısında ise Cruzeiro’ya transfer oldu ve performansını yeniden yakaladı. Formda olduğu dönemde takımıyla başarıyı yakalayan Alex, 2004 yılındaki Copa America için takıma seçilmiş ve kupayı kazanmıştır. 121 maçta attığı 64 golle Avrupa kulüplerinin transfer listesinde yer almıştır.

2004’te Fenerbahçe’ye transfer olan Alex, Fenerbahçe adına çıktığı ilk maçta asist yaptı ve beğenildi. Ligin ikinci haftasında oynanan İstanbulspor maçında da 1 gol ve 1 asist kaydeden Alex, hem taraftarın hem de yönetimin beğenisini oldukça kazandı.

Fenerbahçe kariyeri boyunca forma giydiği 245 maçta 136 gol attı ve Fenerbahçe kulübünün efsane oyuncuları arasına girmeyi başardı. Fenerbahçe taraftarı, Alex’e olan sevgisini göstermek için İstanbul’un Kadıköy semtindeki Yoğurtçu Parkı’na heykelini dikti.

 

 

Fenerbahçe taraftarı, Alex’in maçlara yaptığı katkı ve kritik maçlardaki üstün performansını ifade etmek için “Bir Alex değil” sözünü ortaya çıkardı ve her futbolseverin kullandığı bir söz haline gelmiş oldu.

30 Eylül 2012 tarihinde oynanan Kasımpaşa maçında oyundan alındıktan sonra maçı yedek kulübesi yerine tribünden takip ettiği gerekçesiyle süresiz olarak kadro dışı bırakıldı.

1 Ekim 2012’de yapılan toplantının ardından Samandıra Tesisleri’nden ayrılarak kulüp binasına gitmiş ve sözleşmesi karşılıklı olarak fesh edilmiştir. Alex, Fenerbahçe’den ayrıldığını Twitter üzerinden attığı “Kontratımı sonlandırdım. Hayatımın en üzücü imzası oldu. Fenerbahçe, bir oyuncu kaybetti ama bir taraftar kazandı. Her şey için teşekkürler.” tweet ile bildirdi.

1 Ekim 2012 tarihinde Fenerbahçe’den ayrılan Alex de Souza, futbola başladığı ilk kulüp olan Coritiba FC’e geri döndü ve 2 yıllık anlaşma imzaladı. 7 Aralık 2014 tarihinde oynanan Bahia maçı ile aktif futbolculuk kariyerine son noktayı koymuştur. Alex dakika 88’de oyundan çıkarak yerini Keirrison’a bıraktı ve böylece futbol kariyeri bitmiş oldu.

28 Mart 2015 tarihinde Alex için Palmeiras ile Alex’in eskiden takım arkadaşlığını yapan isimler arasında bir jübile maçı düzenlendi. Maçı 2 gol 1 asistle tamamlayan Alex’in takımı Palmeiras karşısında 5-3 mağlup oldu.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Peygamberler Şehri: Şanlıurfa 2
0 (0)

Medeniyet diyarı Urfamızı tanımaya devam ediyoruz.

Geçmişi asırlara dayanan Harran

Harran 5000 yıllık geçmişi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve günümüze kadar gelmiş en önemli yerleşim yerlerinden biri. Burada en çok turist çeken yapılar Kümbet evleri. Tuğlaların üst üste dizilip balçık ile sıvanmasından yapılan bu evler en fazla beş metre yüksekliğinde. Özellikle yazın çok sıcak olan bölgede, evlerin içi oldukça serin oluyor. Harran evlerinin en önemli özelliklerinden birinin tepelerinde bulunan kümbetler olduğu söylenmektedir. Buna göre oda sayısının belirleniyor olması, hatta yaşayanların zengin olup olmadığının da bu şekilde anlaşıldığından bahsediliyor.

 

Kümbet evler çok geniş bir alana yayılmıştır. Turistler ise en çok gezdiği yerler Harran Kültür Evi’nin de içinde bulunduğu ve Kültür Bakanlığı tarafından alınıp restore edilen evler oluyor. Burada yapıların özellikleri ve tarihçesini anlatan bölüm, hediyelik eşya alabileceğiniz yerler ve çay bahçesi bulunuyor. Evlerin içini gezip hatıra fotoğrafı da çektirebilirsiniz.

 

 

Harran kalesi, Halep Kapısı, Harran Ulu Cami ve belki de dünyanın ilk üniversitesine ait olduğu düşünülen kalıntılarsa  Harran’da görebileceğiniz diğer kalıntılar. Tüm bu yapılar ile Harran en büyük zenginliklerimizden biri gerçekten.

 

 

 

 

Han El-Ba’rur Kervansarayı

Bölge tarihi açıdan o kadar zengin ki keşfetmeye doyamayıp yola devam ediyorsunuz. Kendi haline terk edilmiş Han El Barur Kervansarayı’na vardığımızda içeride harabelerin üzerinde dolaşan çocukları, gençleri görünce içimiz eziliyor.

 

Harran’a yaklaşık 25 km. uzaklıkta bulunan bu kervansarayın Eyyübiler dönemine ait olduğu söylenmektedir. Hanı yaptıran Hacı Hüsamedddin Ali Bey, burayı kuru üzümle doldurup yoldan geçen veya konaklayanlara dağıtırmış. Moğol istilasından sonra harap olan kervansaray uzun yıllar halk tarafından ahır olarak kullanılmış.

 

 

Mevlid-i Halil Camii

Hz. İbrahim’in doğduğu mağaranın yakınında bulunan caminin bulunduğu alanda yüzyıllar boyu dini yapılar yer almış ve ibadet için kullanılmış. Osmanlı döneminde ise 1523 yılında bu alana cami yaptırılmış. Hz. İbrahim’in doğduğu düşünülen mağaranın yanında bulunması sebebiyle cami bu ismi almış. İşlemeleri ile görülmeye değer güzellikte bir cami ve mutlaka ziyaret edilmeli.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Hayat Değiştiren İcat
0 (0)

Amerikalı mucit ve işadamı George Eastman fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan kuru levhaları düzeltti ve makaraya sarılmış filmlerle, bunlarla kullanılacak kameraları geliştirdi. Mekanik bir televizyon tarayıcısını bulan İskoçyalı john logle baird (1888-1946), fotoğraf araçları nı kullanmadan, ilk hareketli filmi çekmiştir. Baird, 1927 yılında 25,4 sm.lik 78 devirli plaklar ases kaydı yapan araçlardan yararlanarak, 30 satırlık TV tarayıcısı için resim kayıt etmeye olanak sağlayan bir aygıt tasarımladı.

Film icadından bile önce el ile bir tambur üzerine çizilen resimleri belli bir hızla döndürerek kısa zamanlarda görüntüleri hareketlendirme olayı biliniyordu. Başka bir yöntem ise kartonların üzerine çizilen resimleri aynı düzlem üzerinde ve belli bir hızda arka arkaya çevirerek elde edilen hareketli makinelerdi. Bu yöntem günümüzde halen karton film çizen grafikerler tarafından kullanılmaktadır. Film icat edilip, bir anlık görüntü film düzlemine kaydedilerek elde edilen fotograf görüntüsünden sonra bilim adamları hareketli konuların görüntülerini kaydetmek üzere yarıştılar. Yapılması gereken en önemli hazırlık filmlerin yaprak halinde değil, bir rulo halinde ve metrelerce uzunlukta imal edilmesiydi. Uzun film imalatı yapıldıktan sonra bu filmlere görüntü kaydedecek bir mekanizmanın icat edilmesi gerekiyordu. Fotograf makinesi üreticileri bu konuya çok yatırım yaptılar ve sonunda modern film kameralarının ataları ortaya çıktı.

Film bir objektifin önünden el ile sarılarak geçiriliyordu. Kameraman senkron tutturabilmek için içinden şarkı söylemek zorunda kalırdı. Tabii ki senkron tutmuyordu. Daha sonra zemberekli makineler icat edildi. Bu kameralarda kameraman önce sanki saat kurar gibi bir yayı kuruyordu, bu yay boşalırken dişliler yardımıyla filmi hareket ettiriyordu. Kameraman yayı devamlı kurmak zorunda kalıyordu. Fakat bu sistem de senkronu sağlayamıyordu. Bu arada yapılan çalışmalarda arka arkaya hareket eden film karelerinde saniyede geçen kare sayısı 25 adet olduğunda insan gözü yanılarak hareketi devamlı gibi algıladığı hesaplandı. Bu teorinin film kameralarına uygulanması uzun sürmedi ve saniyede 25 kare fotograf pozlayacak şekilde kiralık kamera mekanizmaları üretildi. Bu kameralar aynı zamanda günümüzde kullanılan modern kameraların teorisini de oluşturdu.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!