Arama:
Vücutta Baş Neyse Dinimizde Namazın Yeri Odur
0 (0)

İnsanlar nasıl ki günlük yemek, içme, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçlarını gideriyorsa aynı şekil namazı bir temel ihtiyaç haline getirerek yerine getirmesi lazım. Namaz dinimiz için çok önemli bir ibadettir. Ev nasıl ki direksiz duramıyorsa dinimiz de namazsız olamaz. Namaz Müslümanlar için dinin direğidir.

Ağrı/ Patnos Gökoğlu köyü imamı Abdulsamet Yıldız hocamıza köy camisinde kendisine namaz ve korona süreci ile ilgili olarak halkı bilinçlendirmek amacıyla kendisine bazı sorular yönelttik. Hocamız bizi kırmayıp gazetemize verdiği röportajdan dolayı kendisine teşekkür ederiz.

 

  • Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadisinde de belirttiği gibi namaz dinin direğidir sözüne dayanarak namazın dinimizdeki yeri ve önemi nedir? Namaz bir Müslüman için ne anlama gelmektedir? Genel olarak bahsedebilir misiniz?

Bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v) İslam’ın beş şartlarından bahsederken İslam’ın beş temel üzerinde kurulduğunun bunlardan bir tanesinin de namaz olduğunu namazın olduğunu belirtmiştir. Namazın dinimizdeki yeri bir vücutta baş neyse namaz da dinimiz için aynı anlama gelmektedir. İslam’ın şartları sıralandığında ilk önce kelimeyi şahadet daha sonra namaz gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “namaz benim gözümün nurudur” diye buyurmuştur. Namaz bir Müslümanı ve gayri müslümü birbirinden en büyük farklardan biridir. Allah’ın akil ve bakıl hür olan her Müslümana farz kılınmıştır. Namaz Kur’an-ı Kerim’de en fazla zikir edilen benzersiz bir ibadettir. Kişiye huzur, güven ve aileye mutluluk sağlar. Toplumda birlik, beraberlik ve kaynaşma unsurudur. Namaz insana daima Yaratan’ı hatırlatan, amellerin en mükemmeli olan ve Allah’a en sevimli ibadettir. Bu nedenle namaz dinin direği müminin miracıdır. İslam âlemlerinden Tebari’nin dediği gibi namazın dindeki önemi başın vücuttaki yeri gibidir. Çünkü namaz Müslümanlık alametidir.  Hesaba çekileceğimiz ilk ameldir. Kişiyi bütün kötülüklerden koruyor. Kişiye ferahlık verir. Yaratıcı ile olan bağını güçlendirir. Bu halde namaz mümin için hem dünyada hem de ahirette rahat etmesini, kurtulmasını çok sevap kazanmasını ve milyonlarca Müslümanın duasına kavuşmasını sağlayan bir sistem ve eşsiz bir ibadettir. Dünyanın neresinde olursa olsun hani ırktan olursa olsun bu kadar geniş bir kitlenin böyle program içinde olabilmesinin imkânı yoktur. Onun için namaz bütün Müslümanlar arasında ortak bir lisans ortak bir ibadet ve ortak bir duadır.

 

 

  • Namaz kılmadan önce almamız gereken bazı önlemler ve tedbirler vardır. Bu önlemler ve tedbirler nelerdir. Namaz kılmak için gereken şartlar nelerdir? Bahsedebilir misiniz?

Namaz kılmadan önce almamız gerek maddi ve manevi iki tür hazırlık vardır. Birinci hazırlık maddi hazırlıktır. Yani abdest almak. Bu sadece abdest almak değil hem vücudun temizliği hem mekânın temizliği hem de elbisenin temizliğidir. Bizler namazda Allah’ın huzuruna çıkmaktayız. Dolayısıyla en temiz ve en pak şekilde çıkmamız gerekmektedir.

Maddi temizlik kadar manevi temizlikte önemlidir. Yani kalp temizliğidir. Biz kalbimizi boş olarak Allah’ın huzuruna çıkmamız gerekir ki oradan feyz alabilelim. Bu nedenle maddi temizlik kadar manevi temizlik ve manevi hazırlığımızı yapıp o şekilde namaza başlamamız gerekir. Ayrıca namazın on iki farzı vardır. Namazın dışındaki farzlar namazdan önce namaza hazırlık mahiyetinde olduğu için Şura-tus Salat olarak adlandırılır. Bunlar hadesten taharet, genel olarak hükmü kirlilikten temizlenmek demektir. Yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük halidir ve gusül abdestinin alması demektir. Necasetten Taharet, vücut elbise ve namaz kılınacak yerin dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir. Setri avret, insan vücudunun başkası tarafından görülmesi ayıp ve günah sayılan yerlerdir. Avret sayılan yerlerin örtülmesi demektir. İstikbali kıble, namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Vakit, namaz kılmadan önce girmesi gerekmektedir. Niyet ise namaz kılınca kalp ile niyet etmesi gerekir. Namazın içindeki şartlar ise iftitah tekbiri, namaza başlarken tekbir almaktır. Yani Allah’u Ekber demektir. Kıyam, namazda ayakta durmak demektir. Kırat, namazda Kur’an-ı Kerim okumak demektir. Yani en az bir Fatiha okumak. Rükû, namazda eğilmek demektir. Secde, Rükûdan ayrıldıktan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber anlı yere koymak demektir. Kaide-i Ahire ise Ettühüyatı okuyacak kadar oturmak demektir.

  • Korona nedeniyle ilk defa ramazan ayında teravih namazı kılınmadı. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Allah insanlara sayısızca nimetler vermiştir. Bu nimetlerin başında sağlık gelir. Çünkü insanın kendisinden beklenen görevleri ve hatta ibadetleri hakkıyla yapabilmeleri için öncelikle sıhhatli olmaları gerekir.

Allah’ın elçisi Peygamber Efendimiz (s.a.v) bulaşıcı hastalıklardan uzak durmamızı istemiştir. “Bir yerde veba vb. gibi bulaşıcı hastalık varsa o yerde girmeyiniz ve bulunduğunuz yerde de bulaşıcı hastalık varsa oradan çıkıp kaçmayınız” diye buyurarak karantina usulünü uygulamıştır. İslamiyet’in başlangıcından bu zamana kadar yüzyıllar boyu belki de ilk defa tüm dünyada teravih namazı kılınmadı. Sadece teravih namazı değil Cuma namazı da kılınmadı. İslamiyet sağlığa çok önem vermiştir. Çünkü sağlık farzların en önde gelenidir. Bununla beraber bir yerde farz varsa sünnet terk edilir. Teravih namazı ise sünnettir. Elbette istenilir ki namaz şeridini hep beraber namazları kılalım hep beraber ibadetleri yapalım. İslamiyet’te sağlık önceliklidir. Bunun için ayet ve hadislerde de sağlıkla ilgili birçok öneriler ve ikazlar vardır. Bu salgın önceki zamanlarda ve asırlarda da yaşamış ve o zamanlarda da gerekli tedbirler alınmıştır. Bu nedenle bir sonraki teravih namazlarını sağlıklı bir şekilde kılabilmemiz için bu sene bunda feragat ettik.

 

  • Camiler toplu alanlar olduğu için korona nedeniyle camilerde namaz kılınmadı. Normalleşme sürecine geçtiğimiz zaman 74 gün sonra camilerde ilk defa namaz kılındı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan korona virüsü toplu alanlarda kişiden kişiye bulaştığı için camiler toplu ibadetlere kapandı. Fakat virüs tamamen ya da kısmen etkisini yitirdikten sonra veya tıbbı aşısı bulunduktan sonra hayat normale döndüğü zaman camilerde tekrar gerekli önlemler alınarak toplu ibadete açılabilir ve namaz kılınabilir. Camiler İslam âlemi için çok önemlidir. Tabiki camilerde ibadetlere ara verilmesi hepimizi oldukça üzdü. Bu salgın döneminde yaklaşık iki buçuk ay camilerde namaz kılınmadı. Bizim bu günlere gelebilmemiz için ileriki zamanlarda sağlıklı bir şekilde ibadetler yapabilmemiz için toplu alanları kapatmamız gerekiyordu. Daha öncede belirttiğim gibi sağlık önemlidir. Belki sağlık için bu süreçte bir araya gelemedik fakat bir sonraki dönemlerde sağlıklı bir şekilde bir araya geleceğimizi umuyorum. Bu pandemi dönemi elbette önemlidir. Bu süreç atlatılmış değil, sosyal mesafeyi korumak gerekir. Normalleşme süreci ile birlikte camiler açıldı fakat tedbirleri elden bırakmamız gerekir.

  • Virüsün tamamen bitmediğini göz önünde bulundurarak camilerde artık namazın kılınmaya başlandığını söyleyebiliriz. Peki, bu konuda ne tür tedbirler aldınız?

Geçtiğimiz günlerde normalleşme sürecinde camilerde namazın kılınmaya başlaması ile birçok tedbirler alındı. Bu tedbirler kapsamında dezenfektan edildi. Cami girişlerine ateş ölçerlerle camiye gelenlerin ateşleri ölçülür ve dezenfektan edilir. Kişi kendi abdestini evinde alarak seccadesiyle birlikte maskesini takarak cami içinde veya cami avlusunda sosyal mesafeyi koruyarak namazını kılabilir. Mümkün mertebede cami içleri havalandırılır. Sadece öğlen ve ikindi vakitlerinde namazlar toplu bir şekilde kılınabilir. Kişisel tedbirlere gelince bende her vatandaş gibi sokağa çıkma yasaklarında buna azami derecede uydum. İşim olmadığı ve çok zaruri olmadığı müddetçe dışarı çıkmadı. İnsanlarla kesinlikle temas kurmamaya çalıştım. Dezenfektan ve temizliğe oldukça önem verdim. Hem kendimi hem de ailemi bu tür tedbirleri alarak virüsten korumaya çalıştım. Dışarıya her çıktığımda mutlaka maskemi takarak çıktım. Elimden geldiği kadar etrafımdaki insanları da uyarmaya çalıştım. Bu hem insani hem de bir Müslüman olarak vazifemizdir. Ayrıca bu süreçte kesinlikle hiçbir misafirliğe gitmediğim gibi hiçbir misafir de kabul etmedim.

 

  • Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Korona her ne kadar biz Müslümanlar için Rabbimizden biz imtihan olsa bile toplu alanlarımız bu hastalık sebebiyle kısıtlanmıştır. Bizler tedbirlerimizi alıp bu hastalığın tamamen Müslümanlar üzerinden def edilmesi için ibadetlerimize ve dualarımıza elimizden geldiğince devam etmeye çalıştık. Tabiki bunu tüm tedbirleri alarak yaptık. Bir Müslüman olarak bizim her zaman temizliğimize gerekli hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Bu sadece virüs zamanında değil diğer zamanlarda da yapmamız gerekir. Biz kültürümüzden dolayı tokalaşmayı ve sarılmayı seven bir toplumuz. Fakat bu süreçte bunları ertelememiz gerekir. Temennimiz o dur ki Rabbimizin bu hastalığı bizden tamamen almasıdır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kuaförlerde virüse geçit yok
0 (0)

Ankara, Keçiören, Yeşilöz Mahallesinde Erkek Kuaförü olan Hakan Tezol (41) Koronavirüs salgını sonrası yaşanan süreci muhabirimiz Murat İçli’ye aktardı.

Öncelikli olarak sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Aslen Kalecikliyim, 29 senedir erkek kuaförüyüm , Evli ve 1 çocuk babasıyım, Meslek hayatımda yaklaşık 19 yıl farklı kuaförlerde çalıştım, daha sonra buradaki dükkanımı açtım, Allaha şükür 10 yıldır kendi dükkanımı işletiyorum.
İçinde bulunduğumuz zor koşullarda neler hissediyorsunuz?
Koronavirüs salgını ile yaklaşık 3 ay kapalı kaldık. Hükümetin berberleri kapatma kararı son derece yerinde bir karardı. Sonuç itibariyle insanlar ile en yakın temasta bulunan bir mesleği icra ediyoruz. Bu 3 aylık kapanma süreci ciddi manada zorladı. Daha önce hiç hayatımda bu kadar çalışmadan evde durduğumu hatırlamıyorum açıkçası bu açıdan da bambaşka bir süreç içinde bulduk kendimizi. İnsan evde kaldıkça düşünmeye düşündükçe de karamsarlığa kapılıyor örneğin her esnaf gibi bu süreçte aklım Bağkur, dükkan kirası, ev giderleri gibi ödemeleri nasıl yapacağımı düşünmekle yoruluyordu. Ancak bu süreçte gerek hükümet gerekse belediyeler ellerinden geldiğince bizlere esnafa, vatandaşa yardımcı olmaya çalıştığını düşünüyorum. İlk etapta Bağkur ödemelerimiz ertelendi, bu erteleme ödeme yapamayacak durumda olan bizlere rahat bir nefes aldırdı. Bu süreçteki yardımlaşma ruhuna yakışan adımlar atıldığını düşünüyorum. Yine aynı şekilde Belediye su faturalarında ödeme ertelemesi yaptı. Bu atılan adımlar esnafların belinin bükülmesini engelledi.

Kuaförlerin açılış kararı ile birlikte nasıl bir süreç yaşadınız?
11 mayısta alınan kuaförlerin açılma kararı ile birlikte hummalı bir açılış sürecine girdik. Açılış öncesi hijyen tedbirleri kapsamında dükkan içerisinde bir dizi tadilat gerçekleştirdik. Zaten içinde bulunduğum dükkanı virüs öncesinden tadilat yaptırmayı düşünmekteydim, daha sonrasında beklenmedik şekilde gelen bu süreçte de dükkanımızı hijyen kuralları çerçevesinde bazı tadilatlardan geçirdik. Dükkanımızı açılış öncesi dezenfekte ederek ilk tıraşa uygun bir ortam hazırladık.
“Yeni Normal” dönemde kuaförlerde ne gibi değişiklikler var?
Yeni Normal dönemde biz kuaförlere çok ciddi görev ve sorumluluk düşmekte, çünkü burada günde belki de 50-60 kadar insana hizmet veriyoruz. Bu dönemde bazı kurallar bizlere bildirildi. Eldiven ve maske kullanım zorunluluğu bunlardan bazıları. Tıraşta hem müşterinin hem de bizlerin maske kullanım zorunluluğu bulunmaktadır. Bizde bu kapsamda elimizden gelen hazırlığı yaptık ancak kuaförlerin temel malzemeleri olan kolonya, boyun bantı, tek kullanımlık havlu gibi ürünlerde ciddi manada bir fiyat artışı gözlemledik. Bu konuda Berberler Odası veya Maliye Bakanlığı tarafından bir fiyat düzenlemesi yapılmalıydı, umarız bu süreç içinde bu temel malzemelerde esnafı rahatlatacak bir düzenleme gerçekleşir.

29 senelik meslek hayatında daha önce böyle bir şey yaşamadığını dile getiren hakan tezol, müşterilere sunduğu birçok hizmetinden mahrum kaldığını, sakal traşı, ağda, saç yıkama gibi işlemlerin yasaklanması sebebi ile maddi açıdan zorlandığını dile getirdi. Salgın süreci ile berberler odasının saç traşı fiyatlarında yeni bir düzenleme yaptığını ancak bunu müşterilere yansıtamadığını dile getirdi. Nedeni ise müşterilerin salgın süreci içerisinde berberlere gitme alışkanlığının değiştiğini ayrıca çoğu insanın evde kendi makinası ile traş yapmaya başladığını ifade etti.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
DİŞ SAĞLIĞI
0 (0)

Küçüklükten beri bize kazandırılmak istenen en önemli alışkanlıklardan biridir. Gülerken bembeyaz dişlere sahip olmak hem sağlığımız açısından hem de psikolojik olarak bizi rahatlatır. Diş fırçalama alışkanlığı ilk başta ailemizden başlar onlardan görürüz. İleriki yaşlarda okula adım atar atmaz öğretmenler tarafından da bu alışkanlık sürekli dile getirilir. Klasik olan ‘Dişlerimizi günde 3 defa fırçalamalıyız.’ Cümlesini her yerde duyarız genelde. Ve dedikleri kadar da önemlidir çünkü dişlerimizin çürük olması bir çok sağlık sorununa da yol açar. Bunlar; sindirim sisteminde, kalp, beyin, böbrekler ve eklemlerde ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir. Bunların yanı sıra dediğimiz gibi psikolojik olarak da diş sağlığımızın kötü olması bizi de kötü etkiler. Bunların önüne geçebilmek için çocuğumuzu ya da küçük kardeşimi sorun olsun ya da olmasın dişçiye götürüp dişlerini kontrol ettirmek önemlidir. Bu hem çocuğun dişçi korkusunu yener hem de önceden tedbir olarak en ufak olumsuzlukta önceden müdahale edilir. Çünkü yaş ne kadar büyürse sorunları gidermek o kadar büyür. Bunlara uyduktan sonra tabi ki uymamız gereken başka kurallarda var diş fırçalama alışkanlığını kazansak bile diş fırçamızı ve diş macunumuzda iyi seçmeliyiz. Dişlerimize uygun fırçalar her zaman önemlidir. Dişlerimize uygun olmayan daha sert ya da daha yumuşak fırçalarda diş sağlığımızı etkileyebilir.

Diş fırçaları market standlarında ya da eczanelerde satılan ürünlerdir ve satın alındıklarında ambalajları üzerinde kullanımları veya yenilenmeleri için özel bir talimat verilmez. Diş fırçası ambalajlarında bazen üreticinin diş fırçasının iki-üç ay sonra atılması gerektiği yönergesi bulunur. Kullanım süresine göre yıpranan diş fırçasının göre kılları düşmeye, eğilip bükülmeye, sertliğini kaybetmeye ve işlevsiz bir hale gelmeye başlar. Genelde 6 ayda bir değiştirme önerisinde bulunulur. Tabi birisi yanlışlıkla diş fırçanızı kullanırsa değiştirmeniz daha da öne alınabilir. Ayrıca günde 3 defadan ayrı arada atıştırdığınız aburcuburlardan ya da şekerlemelerden sonra da dişlerinizi fırçalamak ekstra diş sağlığına olumlu katkı yapar ve dişleriniz çürümekten kurtulur. Bunun gibi anlatılması güç ama yapması çok basit işlemlerle dişlerimizi inci beyazlığına kavuşturabiliriz.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Korona Virüs İle Yitip Giden Canlar
5 (2)

Tüm dünyayı etkisi alan korana virüs salgını maalesef ülkemizde de ciddi sonuçlara sebep oldu. Salgının Çin’den başlayıp ülkemize de uzanması 1 kişi ile başlamıştı. Başta ne olduğunu anlayamamıştık. Sadece haberle de görüyorduk ki, ‘‘Çin’ de bulaşıcı bir virüs var ve tüm dünyaya yayılıyor’’ diye haberleri takip ediyorduk. Ülkemizde de bir kişi ile başlamıştı. Bir iken on oldu,  on iken yüz derken sayılar katlanarak yaygınlaşmıştı. Ortalıkta büyük bir salgın hastalık vardı ve hızlı bir şekilde yayılıyordu. Gün geçtikçe etkisini gösteren bu virüs canlar almaya başlamıştı. Haberler son dakikalar geçti. Virüsten dolayı ilk hastamızı kaybettik sözlerini duyduk. İster istemez bir panik, bir korku oluşmuştu. Birde nasıl bir virüs olduğunu, nasıl bulaştığını, etkilerini bilmiyorduk. Zamanla gerekli açıklamalar yapıldı, nasıl tedbirler alacağımız anlatıldı. Alına tedbirlere uyarak başta okullarımıza ara verildi, sonra kısıtlamalar getirildi derken, sokağa çıkma yasakları geldi. Üniversiteler eğitimlerine uzaktan devam etme kararları aldılar. Aradan aylar geçti. Bir arkadaşımın babası da korana virüse yakalanmıştı. Durumu ciddi, entübe hasta idi babası. Sağdan soldan plazma kan aradılar, bulamadılar. Arkadaşım çaresiz şekilde bekliyordu. Babası da gün geçtikçe gözlerinin önünden kaybolup gidiyordu. Ellerinden bir şey gelmiyordu. Kesin bir tedavisi olmayan bu hastalıktan maalesef babasını kaybettik. Orada gördüm ki bu hastalığın ne kadar berbat bir şey olduğunu.

Alınan tedbirlere riayet edelim. Maske, mesafe, temizlik, kurallarına uyalım. Geremedikçe evimizden dışarıya çıkmayalım. Duyarlı bir vatandaş olarak aman bana bir şey olamaz gibi bahanelerimiz kesinlikle olmasın. Bugün eski normallerimize mesafe koymazsak, yarın sevdiklerimizle aramıza hiç kapanmayacak mesafeler girebilir. Bütün tedbirlere uyarak, sağlığımızdan ödün vermeyelim.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 2 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!