Arama:
İnternet’in Hayatımızdaki Yeri
0 (0)

 

Hepimizin bildiği üzere internetin temelleri 1950’li yıllarına tekabül etmektedir. Hayatımızdaki değişimler , devinimler internetle başladı. Evet internet bize çok şey katı dediğinizi duyar gibiyim… Sizce çok şey almadı mı  internetle ve teknolojinin gelişmesiyle 90’lı yıllarda Dünya ve Türkiye’de bilgisayar ve teknoloji hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır. Hayatımız daha sonra teknoloji dünyası her şeye anında ulaşabilme elde edebilme noktasına geldi. Bilgisayar teknolojiyle iç içe olan yeni medya , cep telefonları, dijital kameralar, İnternet uygulamaları , dijital televizyonlar hayatımız tamamen bir teknoloji hakimiyetine döndü böylece vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Böylece çok şey kaybettik herkesin elinde düşmeyen telefonlar, bilgisayarlar, tabletler, vb. sohbet etmeyi  muhabbet etmeyi unuttur olduk muhabbetin kısa olduğu , birlikte bir şeyler yapmayı bırakalı  yıllar oldu .  Kısa süren sohbetin ardından herkes telefona dalar yalnızlaşan  bireyselleşen bir toplum olduk. Ailemizle geçireceğimiz zamanı belki de başka şeylerde arar olduk . Kendimizi bilgisayar başında, tablet  , telefon elinde düşmeyen insanlar olduk her şey sanal bir ortama dönüştü . hepimiz sosyal medya , meraklısı Yuotuber olma hayalleri popüler olma isteği oluştu. Böylece bizim hayatımız, yaşam tarzımızı , davranışlarımızı, alışkanlıklarımızı , tutumlarımızı değiştirdi. Bir öğrenci ders çalışırken hem ödev yapar , aynı zamanda müzik dinler, aynı zamanda arkadaşlarıyla mesajlaşır. Böyle bir  nesille dönüştü . Oysa eskiden ansiklopedilerde zaman geçirme vardır. Bir kitaba dokunarak araştırmalar yapılırdı. Şimdi ise her yerde bilgi kirliliği  her şeye ulaşabilme isteği acaba en son kütüphaneye ne zaman gittik bir araştırma yapmak için ne zaman bir kitaba dokunduk, mürekkebin kokusunu aldık, kitaba dokunduk …

 

Bazen diyorum keşke posta hizmetlerin olduğu bir postacının kapıyı çaldığı dönemlerin çocuğu olsaydım .O zamanlar belki bazı şeylerin değerini , kıymetini  daha çok anlar olurduk . Bazen de dedelerimizin , nenelerimizin ev telefonların yanında küçük not defterlerinde yazılan telefon numarası rehber listesi vardır. Ama şuan unutulan ve unutkan  bir nesil olduk . Her şey internet oldu, yeni medya oldu . Mahremiyet kalmadı , Özel Yaşam kalmadı, Özel alanlarımız da yatak odasında bile çekilen fotoğraflar  paylaşan bir çift anlayışı , her yaptığını paylaşan bir nesil , yediğini , içtiğini, gezdiğini vb. her şeyi paylaşma anında atma görebilme isteği , bir fotoğraf çekme , gösterme , görünür olma isteği size tavsiyem hayatın tadını çıkarın , anın güzelliklerini yaşayın oradaki tabiatın güzelliğini hissedin, yediğiniz şeylerin tadını çıkarın , inan o zaman hayat daha güzel ve anlamlı oluyor. Evet bir aleti Kullanmak bizim Elimizde Örneğin bir bıçağı elimize alıp onu elma soymak içinde kullanabiliriz ya da bir insanı öldürmek içinde kullanabiliriz demem o ki tüm güzellikleri yaşamak şekillendirmek Senin , Benim, Onun elinde hayatımıza renk katmak , şekillendirmek bizim elimizde…

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Pandeminin İyi Yanları!
0 (0)

İnsan hayatının tamamı iniş ve çıkışlardan meydana gelir. Hiçbir insan yoktur ki, hayatının tamamı mutluluklarla dolu geçsin. Yahut kimse yoktur ki, hayatı boyunca hüzün onunla beraber olsun. Elbette bazı anlarda mutlu olacak ve bazı anlarda çok üzüleceğiz. Bu bizim elimizde olan bir durum değildir, en azından naçizane yaklaşımım kadercilikten yana olduğu için böyle düşünüyorum. Dediğim gibi kadere müdahale edemeyiz lakin, kadere karşı vereceğimiz tepkiler bizim elimizdedir. Yaşadığı dönemin ve kuşkusuz gelmiş geçmiş zamanların en büyük rol sanatçılarından Charlie Chaplin, Bir defasında bir şaka yapar ve seyirciler uzun süre güler. Aynı şakayı tekrar yapar ve bu kez gülen insan sayısı çok azdır. Şakayı bir defa daha tekrar ettiğinde bu kez kimse gülmez ve dahası herkes bu garip davranıştan rahatsız olmuştur. Sonra usta oyuncunun ağzından ders niteliğindeki o sözler dökülür.

“Aynı şakaya defalarca gülemiyorsunuz. O zaman niye aynı şey için tekrar tekrar ağlıyorsunuz?”

 

 

Sadece iki cümleden oluşan bu anı, sayfalarca kişisel gelişim kitaplarına bedel olabilir. Zira hayatın bizim için zor planlar yaptığı zaman zarfları elbette sınırlandırılmıştır. Onları daha uzun süre yaşamayı biz seçeriz.

İnsan hayatının olduğu gibi toplum hayatının da inişli çıkışlı günleri vardır. Bunların en yakın örneği kuşkusuz korona virüs pandemisi.  Öyle ki tek bir toplumu değil dünyanın tamamını etkiledi. Ekonomisiyle, ordusuyla, tarihleriyle övünen dünyanın en büyük ülkeleri bile pandemi karşısında çaresiz kaldı. Elbette pandemi toplumların hayatının çok etkiledi. Eski eğlenceli günler, kutlamalar, okulların yüz yüze olduğu dönemler, maskesiz dışarıda bulunabilme özgürlüğü geride kaldı. Çok sevdiklerimize hasret kaldık ve toplumun bazı kesimleri maddi anlamda büyük sarsıntılar yaşadı. Ancak tüm bu kötü durumların yanında toplum hayatında olumlu giden şeyler de oldu. Hadi gelin bardağa bir de dolu tarafından bakalım. En önemlisi; pandemi nedeniyle bir çok ülkede uygulanan karantinalar nedeniyle sokaklar boş kaldı ve insan hayatının sürekli kirlettiği doğa kendisine geldi. Hava kirliliği büyük düzeyde azaldı. Çevre kirliliği ve gürültü kirliliği eskisine göre daha az seviyelere indi. Öte yandan evde kaldığımız günlerde toplum olarak okuma alışkanlığı kazandık. Önceki senelere kıyasla kitap satışlarında büyük artış meydana geldi. Bununla beraber puzzle ve aile bireyleriyle oynamaya müsait çeşitli oyunların satışında artış yaşandı. Bu durum ailemizle aramızdaki bağları güçlendirdi, dışarıda bir hayat olduğu gibi evde de bir hayat olduğunu hatırladık. Tabii bu süreçte yardımlaşmak ve empati yapabilmek konusunda büyük adımlar attık. Sürekli doyumsuz olan ve daha fazlasını isteyen insan, asla elindekilerin kıymetini bilmez. Pandemi ile beraber elimizdekilerin kıymetini anladık. Nefes almak, arkadaşlarımızla vakit geçirmek, istediğimiz an dışarı çıkabilmek büyük bir nimetti ve biz bunların farkına henüz varabildik.

 

Elbette pandemi kimsenin istemediği ve zorlu bir süreç. Lakin tüm süreçlerin bittiği gibi bu süreçte bitecek ve eskisinden daha iyi olacağız. Bu durumda yapabileceğimiz en önemli şey; süreci sakin ve kurallara uyarak atlatmak ve tabi oturup karalar bağlamamak.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
0 (0)

Direnişin Teslimiyeti ve Teslimiyetin Zilleti

Yaşadığınız evi, şehri ve ülkeyi terk etmek zorunda kalsaydınız ne hissederdiniz?

Gözlerinizi kapatıp bir kaç dakika bunu düşünmeye başlayın…

Düşündükçe içiniz ürpermeye başladı öyle değil mi?

Çaresiz hissetmeye başlıyor insan kendisini…

Hor görülen, itilip kakılan onca insan var şu yalan dünyada.  Bu dünyada insanın en büyük düşmanı insandır. Ve zalim insanın zulmü insanlığa karşı yapılan bir eylemdir. Dünyanın dengesini bozan ve dünyaya ayak uyduramayan insan yozlaşmış ve zalim olmuştur. İnsanın kendi kendine bile zulmettiği bu dünyada başkasına ettiği zulmü görüp susarak sessiz kalanlarda zulmetmiş sayılmaz mı?

Güzel sözler, davranışlar insanlığa iyi gelirken insanlığa karşı yapılan zulümler niye vardır? Dünya zulmedenler ile dolup taşıyor ve kimse kimsenin umurunda değil.

 

Sanırım şu hayatta en çaresiz ve üzücü şey, bir şeyi yapmak zorunda bırakılmak olsa gerek. Birileri sırf sizin dininiz, diliniz hatta ırkınız yüzünden, yaşadığınız coğrafyayı cehenneme çeviriyor. Veyahut sizi oradan göç etmeye mecbur bırakıyor. Cehenneme çevirdiği coğrafyanın da kendisine ait olduğunu iddia ediyor sonra. Benliğinizi unutturmak için elinden geleni yapıyor.

Benliğinize o kadar düşman ki bu kişiler, evlerinizin içine bir tane hiç tanımadığınız adam koyuyor ve dininizin gerektirdiği şeyleri yapmamanız için sizi izliyor.

Hatta canı isterse evde bulunan kız çocuklarına, kadınlara tecavüz edebiliyor..

Nereden mi bahsediyorum?

Doğu Türkistan.. Kanayan yaramız… Hem din, hem ırk kardeşlerimiz…

Yanı başımızda Suriye…

Akdenizden biraz ilerleyelim, Filistin…

Tüm İslam coğrafyasında aynı vahşet yaşanıyor…

Bizlerse sıcacık yuvalarımızda her şeye gözlerimizi yumuyoruz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın hesabı…

Bu dava ne sadece Filistin’in ne de sadece Doğu Türkistan’ın… Bu dava hepimizin!

Orada insanlar zulüm altında iken, türlü türlü işkencelere maruz kalırken; onların duyuramadığı sesler biz olmalıyız. Efendimizin buyurduğu gibi;

”Zulme sessiz kalan, zulmü yapan gibidir.”

Ne zulme sessiz kalmalıyız ne de yardımımızı esirgememeliyiz. Ortadoğu coğrafyasında vahşet hakimken, son kale Türkiye kalmışken elimizden gelenin fazlasıyla kardeşlerimizin tam olarak yanında bulunmalıyız.

Özetleyecek olursak eğer; Merhametli kimselere ( merhameti sınırsız) Rahman da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhametle davranın ki gökte olan da ( Allah ) size merhamet etsin.

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
5 (1)

Kayıp Aranıyor: Merhamet

Nedir Merhamet?

Merhamet, şu iki adımlık yerküre üzerinde eşref-i mahlukata bahşedilen en güzel duygu olsa gerek.

Hani Resûl-i Kibriya  Efendimiz buyurdular ya;

                              ”Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.”

      Alem-i insanın merhameti yaradan Rabbimizin merhametinin yanında okyanusta bir damla su misali kalsa da, bu iki adımlık yerkürede insanın merhameti olmasaydı eğer yaşanılacak bir yer olmazdı.  Az önce de dediğimiz gibi merhamet tüm canlılara verilen bir histir. Ama günümüzde merhametin kendisini incittiler. Öyle bir incittiler ki; hayvanların canına kadınların haysiyetine dokundular. Hayvanlara türlü işkenceler yapan, kadınları katleden ve çocuklara tecavüz edildiği bir döneme geldik yani ahir zamana…

Rivayet o ki, Hatemü’l Enbiya Efendimiz  Uhud seferinde önlerine yavrusunu emziren siyah-beyaz bir kedi çıkıyor ve Efendimiz askerlerin istikametini değiştiriyor. Daha sonra seferden dönerken kediyi sahiplenip ismini Müezza koyuyor. Ve yine buyurduğu başka bir hadiste;

”Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”

Oysa merhamet özdendir, yaratılıştandır. İnsanoğlu merhameti sonradan öğrenmez. İnsanoğlu merhamet ile dünyaya gelir.

Bir anne düşünelim, 9 ay karnında taşıdığı yavrusunu bin bir sancı ve zorlukla dünyaya getirir. Ama ona bahşedilen o annelik ve merhamet duygusu çektiği tüm sıkıntıları unutturur. Zaten öyle olmasaydı o kadar sancı ve ağrıdan sonra şefkatle yaklaşamazdı çocuğuna.

1400 yıl önce görülen bu merhamet, peki şu anda, teknolojinin en son noktaya geldiği zamanda, ne durumda sizce?

Günümüzde insanlar bencil ve sadece kendi nefislerini düşünür hale gelmiş. Etrafındaki tüm canlılara merhamet nazarı ile bakmayı unutmuşuz ne yazık ki. Bu duyguyu unuttuğumuz için yanı başımızda yapılan tüm kötülüklere sessiz kalıyoruz ya da umursamıyoruz.

Ne oldu da bu hale geldik, dağlara hayvanlar için yem serpen halifeden, kuşlar için evlerin mimari planına bölme ekleten ataların torunları olarak ne oldu ki hayvanlara, insanlara eziyet eder hale geldik, ne oldu da onlardan esirgedik merhameti…

Sonuç olarak toparlamak gerekirse, bizleri yoktan var eden Rabb’imize karşı acizliğimizin farkında olursak, “Kendini bilen, Rabb’ini bilir.” diyerek haddimizi bilirsek, sekülerleşmek yerine özümüze dönersek bu sorunların altından kalkabiliriz belki de, olur ya başaramasak dahi en azından Hz. İbrahim kıssasındaki karınca misali tarafımız belli olur.

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Madde Bağımlılığı
5 (1)

Merhaba bugün ki yazımda madde bağımlılığı nedir, ne gibi etkilere yol açar ve bireysel ve toplumsal açıdan nasıl etkilere yol açar gibi konulara değinmek istiyorum.

Günümüzde çoğunluğu genç hatta çocuk yaşta olan ve orta yaştan insanların sorunlardan, problemlerinden uzaklaşmak ve daha çok eğlendirdiğini düşünerek özellikle arkadaş çevresinden ve gittikleri ortamlardan kötü yola düşebiliyorlar.

Son zamanlarda oldukça yaygın olan madde bağımlılığı nedir peki?

Madde bağımlılığı Yeşilay’ın tanımına göre ‘Vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.’ olarak belirtilmiştir.

Yeşilay’ın tanımında da belirtildiği gibi madde bağımlığı yavaş yavaş oluyor. İlk başlarda ‘bir kereden bir şey olmaz’, ‘ben bağımlı olmam’, ‘ herkes kullanıyor’ gibi düşüncelerle başlanıyor. İnsan kendi bile fark etmeden yavaş yavaş bağımlı olmaya başlıyor, artık eskisi gibi madde kullanımı yetmiyor dozunu arttırma gereksinimi duyuyor. Böylelikle maddeye bağımlı bir birey haline geliniyor.

Madde bağımlılığı deyince insanın ilk önce aklına uyuşturucu, eroin, kokain, morfin, esrar gibi şeyler gelse de kafein ve tiner gibi şeylere de bağımlı olan insanlar vardır.
Maddeler başta tek kullanımlık ve temini kolay olsa da bağımlılık arttıkça bulması zorlaşabiliyor. Bağımlı kişinin istediği dozu bulamaması halinde veya alacak parası olmadığı zaman saldırganlaşa biliyor ailesi ve kendine zarar vermekten asla çekinmiyor. Madde satın alabilmek için toplumun düzenini etkileyecek hırsızlık, soygun gibi suçları da işlenebiliyor.

Tolum olarak yanlış durumlarda olan insanları her zaman kınıyoruz ve hakkında konuşuyoruz. Yanlış durumlarda olan insanları kınamak yerine ona yardımcı olup, destek verip bu yoldan dönmelerini normal hayat yaşamaları için desteklemeliyiz.

Bugün de böyle bir konuya değinmek istedim umarım kimse böyle bir durumla karşı karşıya gelmek durumunda kalmaz. Herkes sağlıklı, mutlu ve sadece medde bağımlısı değil hiçbir şeyin bağımlısı olmadan yaşar.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!