Çek Kaşığını Benim Önümden!
5 (1)

Evet, başlık biraz korkutucu gelmiş olabilir ya da ne alaka ya kuymak ile bu başlık diyebilirsiniz. Haklısınız 🙂 alakasını birazdan anlayacaksınız çünkü bu cümleyi duyunca benim çok hoşuma gitti ve neden başlık olarak bunu yapmayayım ki dedim 🙂 neyse, bir Trabzonlu olarak tabii ki en sevdiğim şey olan kuymak nasıl yapılır, püf noktaları nedir, mıhlama ve kuymağın farkı nedir ve bu çek kaşığını benim önümden cümlesinin hikâyesi nedir sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunun için komşumuz olan ve yemekleriyle Çerkezköy’e nam salan Sevim teyzemizle hem kuymak yaptık hem de kuymak hakkında mini bir söyleşi gerçekleştirdik. Ben Trabzonluyum evet ama asla kuymağı böyle güzel yapamıyorum, evet bundan utanmalıyım 🙂 şimdi sözü evimizi mis gibi kokutan Sevim teyzemize bırakalım.

Not: Arka fonda bu Karadeniz Şarkısını dinleyebilirsiniz 🙂

https://www.youtube.com/watch?v=Qf4J3Y-JwaQ

“İki sevdaluk olmaz

Birinden geçeceğum

Seni da yerdum ama

Kuymaği seçeceğum”

                                       Turan Şahin

Aslıhan Kılıçaslan: Sevim teyzeciğim kuymağı denemek isteyenler için önce malzemeleri sayabilir misin?

Sevim Balçın: Tabii. Kuymağın güzel olması için öncelikle her şeyin doğal olması gerekir. 2 kaşık beyaz un, 5 kaşık fırınlanmamış mısır unu, 1 kaşık dolu dolu tereyağı, Trabzon telli peynir, su. Malzemelerimiz bu kadar. Şimdi sıra sihirli parmaklarımızda.

Aslıhan Kılıçaslan: Benim en merak ettiğim şey bu kuymak her Karadeniz’in her şehrinde birbirinden farklı yapılıyor. Mesela kuymak diyen de var mıhlama diyen de nedir bunun ayırt ediciliği?

Sevim Balçın: Kızım, Rize yöresi mıhlama yapar Trabzonlular Samsunlular genelde kuymak yapar. Tabii Trabzon ve Samsun’un kuymağı da farklı olur. Her yörenin yaptığı birbirinden çok farklıdır. Samsunlular kavrulmuş undan yaparken Trabzonlular kavrulmamış undan yapar ve beyaz un katar, uzayan peynir katarlar. Rizelilerin mıhlaması ise çoğunlukla peynir katarlar, devamlı çevirirler, kuymak gibi dip tutmaz. Bizim yaptığımızda kuymak dip tutmazsa kimse onu kuymak diye yemez. Farkı budur.

Aslıhan Kılıçaslan: Kuymağa bunu katmazsam asla olmaz, kuymak tadı vermez dediğin bir ürün var mıdır?

Sevim Balçın: Tabii olmaz mı hiç. Uzayan peyniri ve tereyağı olmazsa o kuymak değildir. Ama bunların hepsinin organik olması gerekir. Biz mısır unumuzu, tereyağımızı, peynirimizi köyden gelirken bol bol yanımıza alırız sırf kuymağımız güzel olsun diye. Hele dip tutmazsa kuymağında olmamış demektir.

Aslıhan Kılıçaslan: Herkes aynı lezzeti tutturabilir mi? Ben Trabzonluyum ama dibini pek tutturamam, yağını üstüne çıkaramam. Yoksa sadece ben mi beceremiyorum 🙂

Sevim Balçın: Herkes aynı lezzeti tutturamaz kızım. Teflon tavada güzelce onu pişiriyorsun 40-45 dakika kısık ateşte göz göz olana kadar pişiyor tereyağı çıkıyor üzerine sonra da sofraya getirip sıcak sıcak yiyorsun. Mesela bazısı yapıyor kuymağı ne yağı üzerine çıkmış ne de dip tutmuş kuymak mı bebek maması mı belli değil. Yani herkes tutturamaz aynı lezzeti.

Aslıhan Kılıçaslan: Kuymağımızı yaptık soframıza koyduk peki yanına hangi yiyecekler yakışır. Soframızı nasıl zenginleştiririz?

Sevim Balçın: Genelde sabah kahvaltısında yapılır kuymak o yüzden yanına kahvaltılık koyulur. Bizim yöremizde genelde turşu kavururlar, kuzine sobasında bazlama ekmeği yapılır, yanına da mis gibi bir çay oldu mu o sofra tamamdır. Ama tabii bu bazlama, turşu kavurması geleneği daha çok köydeyken yaptığımız bir şey şehirde yanına kahvaltılık ve çay olur.

Aslıhan Kılıçaslan: Sevim teyzeciğim kuymağın tadı nasıl çıkar?

Sevim Balçın: Kızım kuymağın tadı öyle kaşıkla çatalla çıkmaz. Bir kere ekmeğini alacaksın eline bandıra bandıra yiyeceksin. Yanında çayını sıcak sıcak içeceksin. Dibe sıra geldi mi eyvah başlar kavga.

Aslıhan Kılıçaslan: Benimde sıkça dâhil olduğum bu kuymak dibi kavgası nedir, nasıl çıkmış ortaya?

Sevim Balçın: Eskiden o kuymak dibi için çok birbirimizin ellerine vururduk. Kaşıkla ellerimize vururduk ki benim bölgemdeki dibi yeme diye. Sofradan dip yiyemedik diye çok ağlayıp kalktığımız günler olmuştur. Çünkü eskiden hiç kahvaltılık yok sadece kuymak ve kuymağın dibini yiyeceksin. O da mecbur ister ye ister yeme yoksa aç kalacaksın. Annemiz yapardı sofraya kuymağı koyardı herkes dibini dört gözle beklerdi ki ne zaman dibine sıra gelecek de yiyeceğiz diye. O anda senin kardeşin önüne saldırmışsa kaşığı vururdun eline çek benim önümden diye artık ağlamak mı sızlamak mı o sofrayı siz düşünün.

“Aşk ona bakmaya kıyamamak mı,

Bakıp da doyamamak mı,

Yoksa tereyağli kuymak mi?”

 

İşte dostlar çek kaşığını benim önümden başlığını neden attığımı anlamışsınızdır umarım. Bu kavgaya hep bende dâhilim bu başlığı nasıl atmam 🙂 daha önce denemeyenler umarım bu yazıdan ilham alır ve kuymağı yapmaya çalışır. Eminim benden çok daha güzel yapacaksınızdır. Karadeniz ile alakası olmayan birçok arkadaşlarım annemi arayıp hep kuymak tarifi alırlar, evlerine hiç kullanmadıkları halde mısır unu vs. alırlar, siz düşünün artık. Şimdi gidip ekmeğimi bana bana kuymağımı yiyeyim 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Yeşilin İçindeki Kayıp Siluetler: Tarihi Eserler
4.3 (3)

Şimdi diyeceksiniz yahu bu kız bu başlıkta ne anlatmak istemiş! Hemen ne olduğunu anlatayım. Trabzon gibi yeşili ve oksijeni bol bir şehrin, tarihi eserlerinin göz ardı edilip sadece bu özellikleri ile anılması beni hep üzen bir konu olmuştur. Şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin sadece o meşhur Uzungöl ve Sultan Murat Yaylası gibi yerlere gittiğini görüyoruz. Peki Trabzon’un içinde ki o güzel tarihi eserler ne olacak, bu eserler sahipsiz kalmasın zira kalınca ne hale geldiğini şu fotoğraflarla göstermek istiyorum;

”Milletleri millet yapan tarihleri ve kültürleridir. Tarihsiz bir millet, kişiliğini kaybetmiş bir bireye benzer.”   

– Halil İnalcık                       

görmüş olduğunuz bu fotoğrafları Trabzon Ayasofya Müzesi’nin yanındaki bir kafeye bırakılmış vaziyette gördük. Oysa ki birbirinden değerli bu Osmanlı ve Bizans döneminden kalma mezar taşları bir kafe avlusundan daha iyi bir yerde muhafaza edilebilirdi diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra Ayasofya Müzesi’nde hala restorasyon çalışmaları gerçekleştirildiği için içerisini çok fazla göremiyorsunuz fakat müzenin bulunduğu bahçeyi gezip etraftaki küçük tarihi eserleri keşfe çıkabilirsiniz.

Trabzon’daki bir diğer kıymetli tarihi eser ise Mustafa Kemal Atatürk’ten kalan Trabzon Atatürk Köşkü’dür. Köşkün içerisine girdiğinizde Atatürk’ün o naçizane vücudunun gezdiği odaları tek tek geziyor, ülke için aldığı mühim kararları gözünüzde canlandırıyorsunuz. Köşkün bahçesi her ne kadar yeni evlenecek çiftlerin fotoğraf çekim stüdyosuna dönüşse de sizi bu tarihi ve duygusal yolculuktan alıkoymuyor.

”Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”
                                   – Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk’ün medeniyetin simgesi olarak gördüğü biz gençlerin bu güzel tarihi eserlere sahip çıkması hepimizin temennisi olacaktır. Ulaşım açısından pek fazla sıkıntı çekmiyorsunuz. Köşke giden minibüsler mevcut. Üniversite öğrencileri için bir dipnot; Trabzon şoförleri üniversitelileri öğrenciden saymıyor haberiniz olsun, sivil ücreti ödemeniz gerekiyor. Trabzon merkeze doğru gelecek olursak ben biraz da Trabzon insanın kültürünü öğrenmek istiyorum derseniz, merkezde bulunan Trabzon Şehir Müzesi’ne gitmeyi ihmal etmeyin.  Müze de kuzine soba üzerinde yöresel yemeklerden  tutun da, yöresel kıyafetlerle kına yakan kadınlar bal mumlarına kadar birçok eser mevcut. Müzede medya sektörünün Trabzon’daki gelişim aşamasına da yer verilmiş. Hâlâ çalışır vaziyette olan fotoğraf makineleri, sinema projeksiyon cihazı, gazeteler, daktilolar da mevcut.
O zaman biletleri şimdiden ayırın pandemiden sonra yeni rotamız Trabzon! Gezenti kalın yeni bir seyahat yazısında buluşmak dileğiyle..
Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 4.3]
error: İçerik korumalıdır!!