Astroloji’ de Gezegenler (Güneş, Ay, Merkür, Venüs ve Mars)
0 (0)

Astroloji insanlık tarihi kadar eski bir sözdebilimdir. Sözdebilim çünkü bilimsel argümanlar kullanılmasına rağmen bilimsel çalışmaların gerektirdiği standartları taşımayan ve yeterli bilimsel araştırma ile desteklenmeyen uygulamalardan biridir.
Her ne kadar bilim olarak kabul edilmese de astroloji tarihte ve günümüzde büyük merak konusu olmuştur. Geleceği tahmin etmek insanlık tarihi boyunca en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar gök yüzüne bakıp gezegenlerin konumlarını ve yaşanan astronomik olayları kullanarak hem geleceği tahmin etmeyi hem de insanların karakterleri üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu anlamaya çalışmışlardır. Bizde bu yazıda gezegenlerin insanların karakterleri üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu inceleyelim.

Güneş burcu, kişisel bir kimliği sembolize eder. Kişinin bağımsız olmayı öğrenmesi, potansiyelini gerçekleştirmesi, kendisini diğerlerinden farklılaştırması ve parlaması gereken alanları gösterir. Güneş’in konumu bize kişinin karakterine en uygun mesleğin hangisi olduğunu da söyleyebilir.

Ay burcu bize kişiye neyin kendini güvende hissettirdiğini ve güven duygusunu nerede bulacağını söyleyen burçtur. Ne kadar hassas olduğumuzu ve çevremizle içgüdüsel olarak nasıl etkileşim kurduğumuzu açıklar. Kısacası ayın konumu bize duygusal dünyamız hakkında bilgi verir. Ay ayrıca bize çocukluğumuzu ve annemizle yaşadıklarımızı anlatır.

Merkür, bize entelektüel olarak öğretme ve öğrenmeye ilgi duymamızı sağlayan gezegendir. Ayrıca, bilgiyi ne kadar derinlemesine incelemek istediğimizi de gösterir. Bize doğal zeka, analiz etme ve yeniden üretme yeteneği verir.

Venüs, güzelliği ve çekiciliği sembolize eden gezegendir. Venüs’ün konumu bize neyi güzel ve çekici bulduğumuzu söyler. Olumsuz tarafı, zayıflığı ve sığlığı temsil etmesidir.

Mars, istediğimizi elde etme ihtiyacını simgeliyor. Bu gezegen inisiyatif aldığımız ve cesaret içeren bizi harekete geçiren gücümüz anlamına gelir. Mars bize arzularımızdan, duygusallığımızdan, cesaretimizden ve irademizden bahseder. Aynı zamanda bize engellerin üstesinden nasıl gelebileceğimizi ve ne kadar aktif olduğumuzu, isteklerimizi elde ederken nasıl hareket ettiğimizi de anlatır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay Alemine Yolculuk
0 (0)

Uzun yıllardır araştırmalar yapılsa da uzay, hala insanlık için en büyük merak konularının başında geliyor. Her geçen gün daha uzak noktalarını gördüğümüz, daha büyük gizemlerini çözdüğümüz uzay hakkında bilmediğimiz belki de ne çok şeyler var. Küçüklükten beridir uzay hep ilgimi çekmiştir. Yıldızlar nasıl hava da asılı durabiliyor, güneş nasıl oluyor da süresi dolduğunda batıyor veya doğuyor. Kimileri buna tesadüf diyor kimileri ise yüce bir gücün varlığından bahsediyor. Ben sizinle bunu tartışmak yerine uzayı birazda benim gözümde nasıl yere sahip olduğunu anlatmak istiyorum. Uzay ya da fezâ, Dünya’nın atmosferi dışında ve diğer gök cisimleri arasında yer alan, gök cisimleri hariç, evrenin geri kalan kısmındaki sonsuz olduğu düşünülen boşluğa verilen isimdir. Ortalama sıcaklığı -270 °C, mutlak sıfır noktası ise -273 santigrat derecedir. Atmosfer ile uzay arasında kesin bir sınır bulunmamaktadır, fakat Dünya’nın atmosferi yukarı doğru çıkıldıkça incelmektedir. Uzayda tahminen milyarlarca galaksi bulunmaktadır. Bu tahmini galaksilerin içinde tahminen milyonlarca sistemler, gezegenler ve astroitler bulunmaktadır.,

Dünya’nın evrendeki bir toz tanesi olduğunu öğrendiğimiz günden bu yana, pek çok şeyin merkezinde olmadığımızı anladık. İnsan egosunun aldığı en ağır derslerden birisi, bir parçası olduğumuz uzayın derinliklerinden gelmişti. . Bu ders, gardımızı düşürmek yerine daha çok meraklanmamızı sağladı. Merak, bilimsel öğeleri harmanlandığında ortaya gerçekten de farklı dersler alabileceğimiz şeyler çıkardı. Uzaya gönderilen ilk canlı, yaygın bilginin aksine maymun ya da köpek değil, meyve sinekleriydi. Meyve sinekleri, 1947 yılında ABD tarafından Alman yapımı V-2 füzelerle, uzayın canlılar üzerindeki etkilerini gözlemlemek için uzaya gönderildiler. Gönderilen canlının meyve sineği seçilmesinin en büyük nedeni, hastalıklar ve gen bakımından insan ile benzerlik göstermeleriydi.

Uzaya yolculuk konusunda ABD ile Rusya arasında hep bir çekişme olmuştur. Ay’a yolculuk konusunda da iki devlet büyük bir yarış içindeydiler. İki ülke de defalarca başarısız deneme yaptı. Ardından Rus yapımı Luna-2 roketi, Ay yüzeyine ulaşan ilk uzay aracı olmayı başardı. Başardı başarmasına ama büyük bir sorunla birlikte. Luna-2 Ay yüzeyine yüksek hızla çarparak infilak etti. Bu yüzden “Apollo 11” ilk başarılı yolculuk olarak ün kazandı.

Anladığımız üzere uzay baya aklımızda merak duygusunu uyandırmaya devam edeceğini görmekteyiz. Bakalım zaman ilerledikçe uzay hakkında vayy be diyeceğimiz başka neler olacak umarım yazımı severek okumuşsunuzdur.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!