Arama:
İyisiyle Kötüsüyle 2020
0 (0)

2020 yılını geri de bıraktığımız bu günlerde geriye dönüp bakacak olursak, 2020 yılı felaketlerle dolu bir yıl oldu dersek sanırım yanlış  olmaz.2020 öyle bir sene oldu ki sadece Türkiye için değil bütün dünya ülkeleri için adeta inişli bir yıl oldu. Ama bu kadar olumsuzluğun içinde bazı şeylerin kıymetine vardığımız bir yıl oldu. Sağlığın ne kadar önemli, dışarıya çıkmak gibi küçük bir eylemin bile ne kadar önemli olduğunu fark ettik. 2020 yılı virüslerin, depremlerin, orman yangınlarının ve daha bir çok olayı içine sığdırabilecek bir yıl oldu. Doğal afetler sadece bizim ülkemizde değil, Avustralya’da da yaşandı ve ve belki de şu ana kadar yaşananlar arasında en vahimiydi. Uçsuz bucaksız ormanların uzun süre yanması içimizi de yaktı. Ormanda yaşayan binlerce hayvanında hayatını kaybetmesi hepimizi büyük acı verdi.   Hatırlayalım İzmir de meydana gelen depremde tek yürek olduk aslında insan olduğumuzun farkına vardık. Öyle unutmuşuz ki kendi benliğimizi. Enkaz altından kurtarılan çocuklarla hala bir umudumuzun olduğunu hatırladık. 2020 bize ne kadar acı şeyler hatırlatsa da bir umut hep içimizde yaşayacak.

2020 yılının bir de Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülmesi ile birlikte sevindik. Ayasofya Camiinde 24 Temmuzda ilk namaz kılındı.  bunun yanında her yıl olduğu gibi kadınların yarası olan kadın cinayetleri yine devam etti. Pınar Gültekin cinayetiyle birlikte 2020 yılında 350’nin üzerinde kadın cinayeti işlendi. Kadın cinayetlerinin dışında 2020 yılında hayatını kaybeden ünlü sanatçılarımızda oldu. Kimi öğrenciler bu sene üniversite kazandılar ama gitmek nasip olmadı kimileri de uzaktan mezun oldular. umarım 2021 yılı daha güzel olayların yaşandığı bir yıl olur.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kıssadan Hisse 2020
5 (2)

2020’nin derbeder ama bir o kadar da güçlü okurları, bu yazımda sizlere 2020 yılında kısaca neler yaşadığımızı,  bu olayların üzerimizde bıraktığı tahribatlardan kendimce bahsetmek istiyorum. Genel olarak felaketler silsilesinin yaşandığı bir yıl olan 2020’nin tek iyi olayı Ayasofya Müzesi’nin camiye çevrilmesiydi diyebilirim. Birçok ülke gibi ülkece bizde depremler, seller ve yangınlarla mücadele etmek zorunda kaldık. Tabi bu yıla felaket yılı tanımlamasını yaptıran asıl olayın Korona virüs olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz diye düşünüyorum. İnsanların zor bir süreçten geçtiği bir yıl olan 2020 yılı kendi iç alemimize yolculuk yapmayı sağlayacak fırsatlar da sundu.  İşlerin, okulun yoğunluğundan bir çoğumuzun kendine vakit ayıramaması karantina ile son buldu.  Kimimiz yeni tarifler denedik kimimiz o hep okumaya vakit bulamadığı kitabı okudu, ilk ayında hepimize iyi geldi.  Fakat karantina süresinin uzaması bir süre sonra büyük problemlere yol açmaya başladı. Hem iş hem ev hayatını aynı an da yürütmek kimisi için hiç kolay olmadı, buna en yakın örnek ise çevrimiçi ders veren iki öğretmen çiftin çocuklarının balkondan aşağı düşerek vefat etmesiyle en acı şekilde gördük. Dedim ya kimimiz home ofis tarzında rahata kavuştu ama kimimiz acı sonuçlara maruz kaldı. Pandemi süreci ile birlikte evlere kapanmamız aile ilişkilerimizin de gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Ekonomik sorunların aile içi ilişkilere zarar verdiğini bu süreçte artan intihar vakalarından da anlamak mümkün. İş yerlerinin kapatılması çoğu gündelik işçinin işsiz kalmasına yol açtı. Pandemiden kaynaklı karantina dönemi insanların hızlı yaşamlarından yavaş tempolu bir yaşama geçmelerine neden oldu bu da ruhsal bunalımlara yol açtı. Evlerinde karantinada olan insanların yanı sıra hastanelerde yatan hastaların psikolojilerini siz düşünün. Biz evlerimizdeyken bile bu kadar bunalıma giriyorsak hem fiziken hem de ruhen çöken hastalar kim bilir nasıldır?

Virüsün etkileri büyük bunun hepimiz farkındayız peki peş peşe gelen depremlerin, yangınların ve sellerin etkisinin ve sonrasında olabilecek hasarların ne kadar farkındayız? 1999 depreminde çok hasarlar aldık fakat ders alamadık. Kentsel dönüşümden kaçan bir sürü vatandaş var değer mi gerçekten, canınızdan kıymetli mi mallarınız, yarın ne olacağını bilmediğimiz şu dünyada mallarımızı canımızın önüne koymak niye? Soru çok fakat çözüm yok! Her geçen gün su kaynaklarımız kuruyor, ağaçlarımız yanıyor ya da sel götürüyor, sadece insan değil doğa da büyük bir tahribat içerisinde hunharca bütün kaynakları sömürüyoruz.  2019 yılında başlayıp 240 gün süren Avusturalya yangınları ise 2020 yılının felaketler listesine giren bir başka olay 1,1 milyar hayvanın yandığı yangında birçok ülke olaya sessiz kalarak herhangi bir yardım gerçekleştirmedi. Bu da yetmezmiş gibi Avusturalya 5 bin yabani deveyi kuraklık nedeniyle helikopterlerden tüfeklerle ateş açarak öldürdü. Biz bu kadar canın yanmasına sebep olurken eee haliyle bizlerinde başına musibetlerin gelmesi gayet olağan. İnsanoğlunun gaddarlığı, doyumsuzluğu ve vicdansızlığı bırakmadığı sürece başına daha bir sürü kötü şey geleceği kanaatindeyim. Hani diyorlar ya şu dünya birkaç merhametli insanın hatırına dönüyor diye pek de haksız sayılmazlar sanki. Eğer bir şeylerin düzelmesini istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız. 2021 yılınızın iyilik, merhamet ve bol sağlıklı bir yıl olmasının duacısıyım. İnsanca yaşayabildiğimiz nice yıllara!

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 2 Average: 5]
Bi git 2020
0 (0)

En sevdiğim bölüm başlıyor…

Bu blog biraz zevkli olacak gibi.

Yeni yılın gelmesi vasıtasıyla bu bloğu yazıyorum ve inanıyorum ki keyifli olacaktır. Çünkü bu yazı biraz şikayet, biraz iç dökme. J

Hepimizin de bildiği üzere bir yılı daha geri de bıraktık. Bu tarz konuşmalar yaparken genelde acısıyla tatlısıyla diye başlanan konuşmalar çınladı kulağımda. Keşke aynı konuşmayı bu sene de yapabilseydik. Maalesef bu sene böyle konuşmalar bize uzak kaldı. Malum bu sene felaket bir yıl geçirdik. Bu yüzdendir ki acı tatlı başlayan konuşmalar yapamadık. Bütün konuşmalarımız bi git 2020 oldu. Bunun temel nedeni ise yukarı da belirttiğim gibi 2020 de yaşadığımız felaketler. Her şey 2019’un sonlarına doğru Çin’in Wuhan eyaletinde yayılan virüse de o yılın adını verdikleri Covid-19 ile başladı. Hızla yayılmaya başlayan virüs ilk önce Wuhan da çok sayıda insanın vefat etmesine neden oldu. Sonrasında tüm dünyada hızla yayılmaya başladı. Bütün dünyada ölümler arttı, tehlike arttı, hastalık arttı. Sağlık sektörü önceden insanlar için en önemli sektörken virüsle birlikte en tehlikeli alan haline geldi. sağlıkçıların hayati tehlikesi ortaya çıktı. Bütün bunlar olurken virüsün oluşturduğu tehlike nedeniyle tüm dünya da hayat neredeyse durma noktasına geldi. Okullar kapandı, iş yerleri kapandı, insanlar evlere tıkılıp takıldı. Sokağa çıkamadık, işe okula gidemedik. Bu durum bizi her anlamda çok olumsuz etkiledi. Bir de bu kadar ağır bir süreçten geçerken 2020 yılı sayısız doğal afete ev sahipliği yaptı. Ben gazetecilik öğrencisi olarak uzaktan eğitim sisteminin başladığı dönemlerde ödevler hazırlarken 2020 felaketleri adı altında altın da bir dosya oluşturmuştum. Benim oluşturduğum dosya 2020 yılının bir kısmını kapsıyor. Fakat bu  yazıyı yazarken şöyle bir baktım. Dosya da yok yok. Felaketler korona virüs salgınıyla baş göstermiş, sonrasında ise kış aylarında yani 2020’nin ilk dönemi Elazığ’da meydana gelen deprem, Van’da düşen çığ, Yanardağ patlamaları Çernobil nükleer santraller, toplu şehit haberleri, Avustralya yangınları, ülkemizde Karadeniz, Hatay, Kahramanmaraş orman yangınları, İzmir depremi…

 

Bunlar sadece benim kara kutumda yer alanlar ve hatırladıklarım. ne çok şey yaşadık. Yeni yılın bizi bu felaketlerden kurtarması, sağlık, mutluluk, huzur getirmesi en büyük temennimiz….

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!