Bir Eser Bir Hikaye: Yıldızlı Gece
0 (0)

Herkes tarafından bilinen bu meşhur eser 1889 yılının haziran ayında bir akıl hastanesinin odasında resmedilmiştir.  Museum of Modern Art’da sergilenmekte olan eser pek çok kişi tarafından oldukça sevilmekte ve yine pek çok kişiye ilham kaynağı olmaktadır. Yaşadığı süre boyunca çeşitli tarzlarda çokça eser üretmiş olan Hollandalı ressam Van Gogh’un yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar üzerine senatoryuma kaldırılmış olduğu dönemde yaptığı bu eserin bir de hikayesi vardır.

Psikolojik sorunları olan ressam bir gün dönemin ünlü ressamlarından birisi olan Paul Gauguin ile kavga etmesinin ardından geçirdiği sinir krizi sonrası kulağını kesmesi üzerine Saint-Paul de Mausole akıl hastanesinde tedavi görmeye başlar. Burada tedavi gördüğü zaman diliminde kalmış olduğu odada resim yapması yasak olan Van Gogh, yalnızca gündüzleri açık olan resim odasına giderek resim yapmaktadır. Geceleri odasının penceresinden görmüş olduğu manzarayı aklında tutarak gündüzleri resim odasında bu manzarayı resmetmiştir. Ressam resmi yapmasının ardından kardeşi Theo’ya “Gece resmini geceleyin, o anda yapmaktan inanılmaz zevk alıyorum. Genelde gece yapılmış olan kaba karakalemlere dayanarak gece resimleri gündüz çizilir ve boyanır. Ama ben aynı anda resmetmekten daha çok keyif alıyorum.” demiştir. Fakat bu eserini odasında resim yapmasının yasak olması nedeniyle bu yöntemle yapamamıştır. Normalde resimlerini kardeşine mektup yoluyla uzunca anlatmayı seven Van Gogh bu resmi hakkında fazla bilgi vermemiş. Nedendir bilinmez ama belki de yıldızlı gece resmini bu kadar ilginç kılan ve popüler olmasını sağlayan şey ressamın bu tablo hakkında konuşmamış olmasıdır.

“Çalışmak beni her şeyden çok içinde bulunduğum durumdan çekip çıkarıyor, eğer kendimi bütün enerjimle bu işin içine atabilirsem benim için en iyi ilaç resim yapmak olacak.”

” İnanıyorum ki bu resimler kelimelerin söyleyemeyeceğini söyleyecek.”

Ressam hastanede kaldığı süre boyunca çok sayıda resim yapmıştır. Bunların büyük çoğunluğunda bu eserde de olduğu gibi fırça darbeleri dalgalı bir biçimde ilerliyor. Önde görmüş olduğumuz selvi ağaçlarının resme derinlik katması amacı ile sonradan dahil edildiği söyleniyor. Arka planda pek çok ev ve bir adet kilise görüyoruz, hemen bunların ardında ise dağlar var. Bir diğer unsur olan ayın aslında güneşi de anımsattığı görülüyor. Söylenen teorilerden birisi oldukça dindar olan Van Gogh’un ayı resmederken tevrata bir gönderme yaptığıdır. Sanat tarihçilerinin “Bir rüya gördüm. Güneşin, ayın, ve on bir yıldızın bana doğru eğildiklerini gördüm” ayetine gönderme yapıldığını düşünmelerinin sebebi ressamın daha önceden vaizlik yapmış olması ve ayrıca kendini mesih olarak görmüş olmasıdır. Lakin bunlar yalnızca teoriden ibaret, gerçekte böyle bir gönderme var mı bilmiyoruz çünkü dediğim gibi ressam bu eseri hakkında fazla bilgi vermiyor bize.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]