Tüm Güzel Şarkıların Bir Hikayesi Vardır
0 (0)

Mutluyken, üzgünken, arabada, kutlamada, törenlerde, arabesk, rap, pop… Hangi duyguyla, nerede, ne zaman ve hangi tür olduğu fark etmeden, hayatımızın büyük bölümünü şarkı dinleyerek geçiririz. Herkesin şahsi beğendiği şarkılar olduğu gibi toplumun neredeyse tamamı tarafından beğenilen şarkılar da vardır. Bir şarkının beğenilmesinde melodisinin olduğu kadar sözlerinin de etkisi vardır. Bazı şarkıların öyle sözleri vardır ki, şairinin karşısında saygıyla eğiliriz. Peki bu kadar beğenilen sözlerin nasıl yazıldığını hiç düşündünüz mü? Cevabı bir o kadar zor, bir o kadar da kolay: Yaşayarak! Naçizane fikrim, bir şiir ya da bir şarkı yazmak, sonradan öğrenilen bir durum değil, bir kabiliyettir. Tabii bu kabiliyetin en büyük yardımcısı, yaşamın engebeli yollarıdır. Dertleşmek, neredeyse bütün insanların ihtiyacıdır. Sıkıntılarını anlatmak herkesi rahatlatır. İşte şairler, sıkıntılarını kelimelerle süsleyip şiirlere dökerler. Bunlardan bestesi yapılanlar da şarkıya dönüşür ve bazısı yıllarca dilden düşmeyecek bir efsane olur.  Ben de bugün bir şarkının hikayesinden bahsetmek istedim. Öyle bir hikayesi var ki; hikayenin içerisinde tam da yukarıda bahsettiklerim yatıyor: Yaşamadan yazılmaz! Yıllar önce bir radyoda, Odalarda Işıksızım şarkısının nasıl yazıldığını anlatan bir hikaye dinlemiştim. Bakalım Kayahan o meşhur şarkısını nasıl kaleme almış…

Şarkıyı kaleme aldığı esnada bir otelde kalan Kayahan, acil yazması gerektiği halde günlerce tek kelime dahi kaleme alamamış. Ne yaparsa yapsın, kendisini nasıl zorlarsa zorlasın bir türlü yazmayı becerememiş. Tabi zaman böyle anlarda çok hızlıdır ve Kayahan’ın o şarkıya ihtiyacı var. Günler boyu çözüm bulamamasının ardından, bir ara aniden odasının kapısını kilitler. Tüm perdeleri çeker, odaya tek bir yerden dahi ışık kaynağı ulaşmaması için büyük çaba sarfeder. Odasına temizlik ve öğünlerini getirmek için gelen otel görevlisinin, ısrarlı kapı çalışlarına rağmen asla kapıyı açmaz ve yemek dahi yemez. Amacı kendisi için zor şartlar oluşturmaktır. Burası çok önemli çünkü bir paragraf önce anlattığım durum tam olarak burada geçerli. Hiçbir şair yoktur ki, sıkıntılar çekmeden duygusal dizeler yazsın. Şairler belki konuşurken yalan söylerler, ama yazarken asla! Çünkü şiirin doğası buna izin vermez. Her neyse hikayemize dönelim. Kayahan’ın yemek yememe süresi artık hayatı manaya ulaşmıştır ve hiç ışık görmediği halde günlerin çoğunu uykusuz geçirir. Bu duruma çok içerleyen otel görevlisi, en son kapıdan Kayahan’a yalvarır. Uzattığı bir parça çikolatayı bari yemesini rica eder ve ekler “Yoksa öleceksin!” bu sözlerin ardından Kayahan denileni yapar. Günler sonra ilk defa yemek yemiştir. Tabi bu sözlerin ardından o dizeler dökülür kağıda;

Odalarda ışıksızım
katıksızım
viraneyim
seni sensiz duvarlara yazan benim
viraneyim

Bu hikayenin de hatırasıyla, 3 Nisan 2015’de aramızdan ayrılan Kayahan’ı rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. O, Türk müziğine çok şey kazandırdı…

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]