Arama:
Technology from tomorrow

Outstanding Services ServicesServices

Lorem Ipsum is simply dummy of printing and typesetting and industry. Lorem Ipsum been.

Well Documented

Lorem Ipsum is simply dummy of printing and typesetting and industry. Lorem Ipsum been.

Simple To Use

Lorem Ipsum is simply dummy of printing and typesetting and industry. Lorem Ipsum been.

High Performance

Lorem Ipsum is simply dummy of printing and typesetting and industry. Lorem Ipsum been.

Technology from tomorrow

Outstanding Features FeaturesFeatures

Lorem Ipsum is simply dummy of printing and typesetting and industry. Lorem Ipsum been.

Business Growth

Many variations of at Lorem Ipsum but the majority have suffered. Lorem Ipsum the majority suffered.

Business Sustainability

Many variations of at Lorem Ipsum but the majority have suffered. Lorem Ipsum the majority suffered.

Business Performance

Many variations of at Lorem Ipsum but the majority have suffered. Lorem Ipsum the majority suffered.

Business Organization

Many variations of at Lorem Ipsum but the majority have suffered. Lorem Ipsum the majority suffered.

Dedicated Teams

Many variations of at Lorem Ipsum but the majority have suffered. Lorem Ipsum the majority suffered.

24X7 support

Many variations of at Lorem Ipsum but the majority have suffered. Lorem Ipsum the majority suffered.

Insanlar ne der

Her zaman hayatımızın odak noktasında olan cümle, insanlar ne der? Hayatimizi başkalarına gore idame etmek artık kalıplaşmış durumda. Ama o sınırların dışına bir türlü çıkamıyoruz neden? ayıp olur.

Ben hayatımı istediğim gibi yaşamak istiyorum tamamen özgür olamasam da yaptığım şeylere kendim karar vermek istiyorum. Bizim toplumumuzda insanlar kendi ayıplarını unutup başkasının yaptığı ise burnunu sokmayı çok seviyor. O ne der bu ne der diye diye hic bir zaman hayatimizi yasayamiyoruz. Istediğim yere gidebilmek, gezebilmek, arkadaşlıklar kurmak, evlenmek ne istiyorsak çok fazla şey var. Bunlara bi şart bağlamadan sadece canımız istedi diye yapmak varken neden başkalarının düşüncelerini önemsiyoruz ki . Bunların cevabını bende bulabilmiş değilim. Her ne kadar öyle değiliz önemsemeyiz desek de bu herkeste olan bir sorun bence.

Bir işe başlarsın yapamazsın derler, okursun ne gerek var derler okumazsın okusaydın keşke derler, evlenirsin çocuk yok mu ne zaman yapıcaksın derler ama bunların nasıl olduğunu karşıdaki kisinin ne durumda olduğunu neler yaşadığını hic bilmezler. Bizim toplumumuz bundan ibaret düşüncesizce hareket etmek hayatlarının merkezinde. Olması gereken nerde nasıl mutlu olacağımız ve ona gore hareket etmemiz yolumuzu kendimize göre çizip sınırlarını belirlememiz gerekiyor.

Başkalarının dediğini kafamıza takmaya başladığımız anda büyük bir çıkmazın içinde bulabiliriz kendimizi.saglik sorunlarımız ruhsal sıkıntılarımız baş gösterir. Ama bu yaşanılanlar kimsenin umrunda olmaz bu seferde size gelip diyecekler ki boşver takma bunu mu düşünüyorsun. Ağzı olan konuşuyor sadece…..

Yeni medyada bilginin gercekligi

Gerçeğin ne olduğu, insanlığın varoluş problematiginin temelini oluşturur.felsefi düşünceler,mitolojiler, dinler, sanat dalları, bilimsel keşifler ya da icatlara bakıldığında, bir şekilde gerçeğin ne olduğunun, nasıl yaşandığının veya ne olması gerektiğinin temele alındığı anlaşılır.

Bir şeyin gerçekliği, o şeyin gerçekliğine inananların varlığıyla mümkündür. Başka bir deyişle, gerçekliği düzenleyen şey, inançtır. Gerçek bir mutlak değil, değişken yapıda bir olgudur. Mağaradaki ilkel insanların gözünde gerçek, platonun tam anlamıyla ifade ettiği gibi , ” yapma nesnelerin gölgelerinden başka bir şey değildir.”

Gerçek artık minyatürlermiş hücreler, matrisler, bellekler ya da komutlarla oluşturulabilmektedir. Böylece gerçeğin sonsuz yeniden üretimi mümkün hale gelmiştir. Dolayısıyla rasyonel gerçek, yerini işlemsel gerçeğe bırakmıştır. Artık sentetik şekilde üretilen bir hiper-gerceklik bulunmaktadır ve hipergerceklik , modern insanı bir simülasyon cağına sokmuş durumdadır.

Yeni medyayla gerçeklik sayısal kodlara indirgenmekte ve dünyanın gerçekliği siber mekânda hiper gerçek bir görünümde yeniden oluşturulmaktadır. Özellikle gerçekmiş gibi görünen hiper gerçek imgeler bu noktada kilit röle sahiptir. ekranlar aracılığıyla ulaşılan yeni medya ortamları bireylere istedikleri her türlü bilgiyi paylaşma imkanı vererek simule edilmiş gerçeklik üretimini hızlandırmaktadır. Her gün yüz binlerce insan kendi gündelik gerçeklerini özellikle sosyal medya aracılığıyla yeniden üretmektedir.

 

Yurttasin sesi

Yurttaş gazeteciligi yani halkın sesi konumuna gelen ifade medyadaki ekonomik engelleri aşmak üzere ortaya çıkan bir gazetecilik türüdür. Ilk olarak 1990”li yıllarda ABD’de yaygınlaşmıştır.

Iletişim araçlarının yaygınlaşması ile gelişen yurttas gazeteciligi,profesyonel mesleği gazetecilik olmayan kişilerin dijital araçlar yardımıyla haber üreterek paylasmasidir. Aynı zamanda bloggerler,twitter kullanıcıları ve diğer sosyal paylaşın sitelerini kullanan kişiler yurttaş gazeteci olarak anılıyor.

Özel teknik bir donanım edinmeden,internet üzerinden kendi kişisel medyalarını kuran bireyler aracısız olarak düşüncelerini, fikir ve projelerini geniş kitlelere duyurma ve etkilerini arttırma şansı elde ederler.

Günümüzde bakacak olursak şuan herkesin elinde akıllı telefonları olduğu için herkes bir gazeteci konumunda. Anlık her şey çekilip paylaşılabiliyor. Tv haberlerinin yarısı vatandaşların göndermiş olduğu videolardan oluşuyor veya dijital araçlar sayesinde yani kamera görüntülerinden haberler elde ediliyor.

Yurttaşın Sesinden kastedilen sadece haberlerin ve bilginin aktarımı paylaşımı. Halkin sesi dinlendiginden değil yani kimse kimseyi görmüyor bu devirde. Dijital ortamlarda var olmak sadece.

Temel özellikleri 1. Halkı okurlar, dinleyiciler, izleyiciler, müşteriler ya da kitle olarak degil, katılımcı yurttaşlar olarak görmek. 2. Toplum acısından hangi sorunların önemli olduğuna yurttaşlarla birlikte karar vermek ve bu sorunlarin nasıl çözüleceği konusunda karar verme süreçlerine yurttaşları etkin bir şekilde dahil etmek. 3. Halkin önemli gördüğü konuları siyasetin gündemine taşımak ve karar alıcıları halkın beklentileri doğrultusunda harekete geçirmeye çabalamak.

Her şey okumak mı? Niye okumak. Insanlar sanıyor ki okuyunca her şey bitecek ama öyle olmuyor. Daha kendimize gelmeden okula gitmeye başlıyoruz. Sevmesek bile durumlar bizi zorluyor ortamdaki baskı okumazsan ne yapacaksın iş bulamazsın çalışamazsın okuyoruz yine bulamıyoruz zaten ben hiçbir fark göremiyorum arada.Tek fark birinin elinde diploma var işsiz diğerinin elinde diploma yok ya işsiz ya da kendi işinin patronu olmuş. Her sey okumak degildir. Ama bunu kimseye anlatamıyoruz ya sen oku elinde diploma olsun ne olacak o diploma duvarımıza asmak için mi kullanıcaz. Hayat o kadar anlamsız ki zevk alarak yapabildiğimiz hicbir şey yok. Okulu bitireyim atanmak için yıllarca başka bi sınava çalışayım bu yani hayat ama böyle olmamalı. Sürekli ders çalışmak anlamsız sınavlarla bizi sınamak saçma bi sistemin içinde sürünüyoruz resmen. Ezberliyorum giriyorum sınava yaptim tamam bitti artık unuttum sonra niye çünkü bizden istenilen bu ezberle sınavda dök onları sonra al diplomanı git. Hayat bundan ibaret olmamalı toplum baskısı yüzünden kendi benliğimizi ortaya çıkaramıyoruz ne kadar kötü bir durum . Herkes oku kurtar kendini diyor ancak isler öyle olmuyor. Artık okusan da okumasan da zaten iş bulamıyorsun. Ben okudum bitti veya bitmedi bunun bir önemi yok. Insanın içinde istek yoksa hicbir şeyden zevk almaz. Bende almiyorum çünkü kendimi doğru yerde istedigim alanda olduğumu düşünmüyorum bunun sonucunda da verim alamıyorum. Böyle olmamalıydı içinde bulunduğumuz durum ve şartlar bu olayları kaçınılmaz bir şekilde hayatımıza dahil ediyor. Aslında blog yazmayı bilmiyorum zamanla onu da daha iyi konuma getirebilirim ama şuan en iyisi değilim. Yaptığımız şeylerin farkına varabilmek içimizdeki istekle hareket etmek her şeyden önemlisi. Ve mutlu olacağımız bir ortamda olmak. özgealkan 25 Kasım 2021 Genel düşünmek , Hayat , karmaşıklık , mecburiyet , okumak

Her şey okumak mı?

Niye okumak. Insanlar sanıyor ki okuyunca her şey bitecek ama öyle olmuyor. Daha kendimize gelmeden okula gitmeye başlıyoruz. Sevmesek bile durumlar bizi zorluyor ortamdaki baskı okumazsan ne yapacaksın iş bulamazsın çalışamazsın okuyoruz yine bulamıyoruz zaten ben hiçbir fark göremiyorum arada.Tek fark birinin elinde diploma var işsiz diğerinin elinde diploma yok ya işsiz ya da kendi işinin patronu olmuş.

Her sey okumak degildir. Ama bunu kimseye anlatamıyoruz ya sen oku elinde diploma olsun ne olacak o diploma duvarımıza asmak için mi kullanıcaz. Hayat o kadar anlamsız ki zevk alarak yapabildiğimiz hicbir şey yok. Okulu bitireyim atanmak için yıllarca başka bi sınava çalışayım bu yani hayat ama böyle olmamalı.

Sürekli ders çalışmak anlamsız sınavlarla bizi sınamak saçma bi sistemin içinde sürünüyoruz resmen. Ezberliyorum giriyorum sınava yaptim tamam bitti artık unuttum sonra niye çünkü bizden istenilen bu ezberle sınavda dök onları sonra al diplomanı git. Hayat bundan ibaret olmamalı toplum baskısı yüzünden kendi benliğimizi ortaya çıkaramıyoruz ne kadar kötü bir durum .

Herkes oku kurtar kendini diyor ancak isler öyle olmuyor. Artık okusan da okumasan da zaten iş bulamıyorsun. Ben okudum bitti veya bitmedi bunun bir önemi yok. Insanın içinde istek yoksa hicbir şeyden zevk almaz. Bende almiyorum çünkü kendimi doğru yerde istedigim alanda olduğumu düşünmüyorum bunun sonucunda da verim alamıyorum.

Böyle olmamalıydı içinde bulunduğumuz durum ve şartlar bu olayları kaçınılmaz bir şekilde hayatımıza dahil ediyor. Aslında blog yazmayı bilmiyorum zamanla onu da daha iyi konuma getirebilirim ama şuan en iyisi değilim. Yaptığımız şeylerin farkına varabilmek içimizdeki istekle hareket etmek her şeyden önemlisi. Ve mutlu olacağımız bir ortamda olmak.

Internet nasil gelisti

İnternet Nasıl Gelişti ?
Çok uzun olmayan bir geçmişi olan internet, dünya genelinde kullanılan bir iletişim aracı.

Internet ilk olarak 1969 yılında Amerika Savunma Bakanlığı Araştırma Dairesi tarafından bakanlık bilgisayarları arasında bilgi alışverişi sağlamak için kullanılmaya başlanan bir teknolojidir. Daha sonra Savunma Bakanlığı dışında üniversiteler ve araştırma kurumlarını kapsayacak şekilde kullanım alanları genişlemiştir. Ülkemizde ise internet ilk kez 1990 yılında kullanılmaya başlamıştır. Ticaret sektörü,haberleşme sektörü hatta eğlence sektöründe interneti görmek mümkündür. Aslında internet tüm dünya üzerinde birbirlerine bağlı olan milyonlarca bilgisayarın oluşturduğu bir ağdır. Gün geçtikçe bilgiyi kaydetme, yayma ve bilgiye kolayca ulaşabilme imkanı sağlayarak kullanıcı sayısını arttırmaktadır. Yeni iletişim teknolojilerinden biri olan internetin, en önemli özelliklerinden biri alıcı ile verici arasındaki kanalda etkileşime imkan sağlamasıdır. Bu özellik geleneksek iletişim araçlarından hiçbirinde yoktur.

Televizyon iletişiminde tek taraflı bir sunum söz konusu iken internet aracılığıyla kurulan iletişimde çift taraflı bir iletişim mevcuttur. Internet kullanıcıları email, chat, video vb. Araçları ile iletişim imkanı veren elektronik tabanlı bir sistemdir.intermet ortamında eszamanli görsel,işitsel iletişim kurmak mümkündür. Ilk kullanımı ise 70”li yıllarda yaşanan bilgi devrimine denk gelmektedir . Bu yeni teknoloji 70’lerdeki petrol krizi ve ekonomik çöküntülerin ardından batı kapitalizmini yeniden canlandırmıştır. Interneti diğer iletişim araçlarından ayırt eden en önemli özellik, etkileşimi sağlayan yapıdır.

Zaman için bilişim ve internet sektörü çok hızlı biçimde gelişmiş günlük ve iş yaşamımızdaki kullanım alanları artmıştır. Teknoloji ve sosyal alandaki gelişim ve değişimlerle birlikte kurumlar ve onların çeşitli hedef kitleleri arasındaki ilişkide değişime uğramaktadır. Kurumlar gün geçtikçe büyümekte ve hedef kitleleriyle arasındaki mesafe artmaktadır. Sosyal medyaya bakacak olursak sosyal medya uygulamalarında içeriği tamamen bireyler belirler ve bireyler birbirleri ile bu uygulamalar üzerinden sürekli etkileşim halindedir. Üstelik sosyal medya kullanıcılarının demografik yapıları da hızma değişmektedir. Bir zamanlar sadece gençlerin kullandığı platformlar olarak görülen sosyal ağlar hızla yaş ve konumdan bağımsız ağlara dönüşmektedir.

Istatistiklere göre facebook’un hızla büyümesinin ardında 35-49 yaş grubunun katılımı ve 18 yaş grubuna oranla 50-64yas grubundaki kullanıcıların oranlarının 2 kat daha hızlı artışıdır. Facebook’un tüm üyeleri 1 günde toplam 5 milyar dakika harcamaktadır. Wikipedia’da yer alan tanımlı konu başlığı sayısı 13 milyondur. Youtube’da 1 günde izlenen video sayısı 100 milyon civarındadır.

Internet, sosyalmedya, ıstatistik,kullanım

Kitle iletişimi nedir? Kitle iletişim araçları nelerdir?

İletişim dünya tarihinin ilk anından itibaren insanların birbirleriyle etkileşim içine girebilmeleri için belirli araçlar kullanarak düşünce, his ve tutumlarınaı karşı tarafa aktardığı bir yoldur. İletişimin amacı kişinin duygu ve düşüncelerini bazen bir şahsa ulaştırılabilmesiyken bazen de kitlelere yani insan topluluklarına ulaştırabilmesidir. Günümüz modern çağında oldukça önemli bir yere sahip olan kitle iletişimi hemen herkesin belirli bir araç ile hedef kitleye ulaşılabilmesi ne imkan sağlar.

İletişimin amacı verilmek istenilen mesajın karşı tarafa kısa sürede ve en net şekilde aktarılmasını. Bu amaç için insanoğlunun geliştirdiği birçok yol Ve yöntem bulunmaktadır. Günümüzde kitle iletişimi ve kitle iletişim araçları insanlık tarihinin belki de en üst seviyede kullandığı haberleşme ağı konumundadır.Kitle iletişim, mesajın tek yönlü olarak iletişim araçları vasıtasıyla büyük bir kitleye yani topluluğa aktarılması olayıdır. Bu sayede aktarılmak istenilen mesaj kısa bir süre içerisinde büyük çaplı kitlelere kolayca ulaştırılabilir. Bu nedenle kitle iletişimi özellikle günümüzde büyük bir önem arz etmektedir. Devletlerden kişilere, kurum ve kuruluşlardan tüm dünyaya şeklinde kitle iletişimini her alanda kullanan toplumlar, hükümetler, kişiler, kurum ve kuruluşlar bulunmaktadır. Yani dünyanın öbür ucundan kitle iletişim araçlarıyla yola çıkan bir mesaj, kitle iletişim sayesinde tüm dünyaya kolayca ve hızlı bir şekilde aktarılabilmektedir. En sade şekli ile kitle iletişimi, bir mesajın iletişim araçlarıyla büyük bir kitleye ulaştırılmasıdır. Günümüzde birçok alanda birçok araç sayesinde kitle iletişimi yapılabilmektedir. Kolayca ve hızlı bir şekilde kitle iletişimine olanak sağlayan bu araçlar, çağan olmazsa olmazıdır. Bu araçlar sayesinde tüm dünya ile bağlantı kurabiliyor ve birçok kitle ile etkileşim halinde olabiliyoruz.

Kitle iletişim araçlarının şu şekilde sıralayabiliriz; posta – telefon- telgraf – fax- gazete -radyo- televizyon- internet

Kitaplar Sessiz Öğretmenlerdir

Her bir mevsimin kendisine has güzellikleri vardır. Her mevsim başka anılar ile gelir. İnsan her anını doyasıya yaşamalıdır mevsimlerin. Hayatın tadı her mevsim başka güzeldir. Çünkü mevsimler İnsana farklı duygular ve farklı hisler yaşatır. İnsan mevsimleri yaşamayı sevmelidir. Kışı ayrı sevmelidir mesela, Bir kahvenin sıcaklığıdır kış, yağan karların bembeyaz örtüsünde kaybolan şehrin güzelliğidir. İlkbaharı da ayrı sevmelidir insan. Çünkü ilkbahar insana sonsuz güzelliklerde renkler birçok çiçek sunar. Bence insanlar mevsimlere, mevsimlerin değişimine ayak uydurmalıdır. Her bahar geldiğinde mevsiminde çiçek açmalı, her kış geldiğinde zorlanacağını bilmelidir. Hayatımızın da mevsimleri vardır. Çocukluğumuz, gençlik yıllarımız, olgun yaşlarımız ve yaşlılık dönemi… Her dönem mevsimlerin tabiatın çehresini değiştirdi gibi bizi değiştirir. Yaprakların sararması misali, yaş aldıkça çocukluk ve gençlik yıllarına özgü pırıltı da fotoğraflarda kalır. Ruhumuzdaki coşkun’un, yüzümüzdeki ışığın yerini farklı bir sükunet; solgun bir aydınlık alır. Güzel düşünür ve güzel bakarsan her mevsimde bir güzellik saklıdır. Her yeni sayfa, her mevsim yeni umutlarla yeni bir hareketlilikle buluşturur bizi. Mevsimlerde insan ruhundaki değişim gibi farklı bir ruh taşır. Kimi zaman durgun, kimi zaman coşkun, kimi zaman da fırtınalı bir hale bürünür. Takvimlerin kapısını, yeni bir mevsim çalarken sürprizlerle yepyeni tabiat manzaralarına ve günlük yaşamdaki değişikliklere tanıklık ederiz. Her mevsim, farklı renkleriyle ve hareketliliği ile hayatımızda yeni bir sayfa açar. Bütün mevsimler yeni bir yaşam macerasıdır. Yepyeni hikayelerin ilk sayfasıdır mevsimler. Aslında mevsimler insana çok şey anlatır. Hayatın başlangıcını sonunu. İyiliği ve güzelliği mırıldar insana. Hayatı ve ölümü hatırlatır. İnsanlar da değişir mevsimler gibi. Ya da şöyle insanlar mevsimler gibidir, onların da yazı, kişi, bahar ve sonbahar vardır yaşamlarınd Kimi zaman günleri uzunken; kimi zaman da geceleri, soğukları, yalnızlıkları uzundur. Bazen bir yaz rehaveti bazen de bahar dirilişi. Amaç her mevsim yeşil kalabilmektir oysa.

Üniversite bitirip son nokta konsada kişinin kendini eğitmesi, dünyayı ve yaşamını gözlemlemesi, karşısına çıkan değişimlere ayak uydurması, tecrübelerden ders alarak kendini geliştirmede, yaşam okulun adı konmamış sınıflardır. Eğitimin en zoru olan bu “Yaşam Okulu” nda başarı, zorlukları yenme ve engelleri aşma gücü kitap sayfalarında bizlere göz kırpar. Yalnızca başarı ve güç değil kendini tanımanın, doğru yolda yürümenin sırları da kitap sayfalarında gizlidir. Kitap okumak, insanı manen besler, bilgi ile güçlendirir. Hayatın zorluklarına karşı uyarır, eğitir. Okuduğumuz kitapları, edindiğimiz bilgileri hayata uyarlamalıyız. Öğrettikleri kadar, kitap bize yaşamı tanıtır ve sevdirir. Kitaplar hayat hakkında bize çok şey öğretir. Bizim kendimize olan güvenimizi arttırır. Kitaplar en iyi arkadaştır hayatınızda, bizi sorunlarla başa çıkmamız da çok büyük payları vardır. Özellikle insanda empati duygusunu çok geliştiriyor. Kitaplar biz insanlara yol gösteren hatta uygarlığa yol gösteren ışıktır. Bence en önemli özelliği de bizi herkes gibi olmaksan korur. Çünkü kitaplar sessiz öğretmenlerdir.

Her Mevsim Özeldir

Her bir mevsimin kendisine has güzellikleri vardır. Her mevsim başka anılar ile gelir. İnsan her anını doyasıya yaşamalıdır mevsimlerin. Hayatın tadı her mevsim başka güzeldir. Çünkü mevsimler İnsana farklı duygular ve farklı hisler yaşatır. İnsan mevsimleri yaşamayı sevmelidir. Kışı ayrı sevmelidir mesela, Bir kahvenin sıcaklığıdır kış, yağan karların bembeyaz örtüsünde kaybolan şehrin güzelliğidir. İlkbaharı da ayrı sevmelidir insan. Çünkü ilkbahar insana sonsuz güzelliklerde renkler birçok çiçek sunar. Bence insanlar mevsimlere, mevsimlerin değişimine ayak uydurmalıdır. Her bahar geldiğinde mevsiminde çiçek açmalı, her kış geldiğinde zorlanacağını bilmelidir. Hayatımızın da mevsimleri vardır. Çocukluğumuz, gençlik yıllarımız, olgun yaşlarımız ve yaşlılık dönemi… Her dönem mevsimlerin tabiatın çehresini değiştirdi gibi bizi değiştirir. Yaprakların sararması misali, yaş aldıkça çocukluk ve gençlik yıllarına özgü pırıltı da fotoğraflarda kalır. Ruhumuzdaki coşkun’un, yüzümüzdeki ışığın yerini farklı bir sükunet; solgun bir aydınlık alır. Güzel düşünür ve güzel bakarsan her mevsimde bir güzellik saklıdır. Her yeni sayfa, her mevsim yeni umutlarla yeni bir hareketlilikle buluşturur bizi. Mevsimlerde insan ruhundaki değişim gibi farklı bir ruh taşır. Kimi zaman durgun, kimi zaman coşkun, kimi zaman da fırtınalı bir hale bürünür. Takvimlerin kapısını, yeni bir mevsim çalarken sürprizlerle yepyeni tabiat manzaralarına ve günlük yaşamdaki değişikliklere tanıklık ederiz. Her mevsim, farklı renkleriyle ve hareketliliği ile hayatımızda yeni bir sayfa açar. Bütün mevsimler yeni bir yaşam macerasıdır. Yepyeni hikayelerin ilk sayfasıdır mevsimler. Aslında mevsimler insana çok şey anlatır. Hayatın başlangıcını sonunu. İyiliği ve güzelliği mırıldar insana. Hayatı ve ölümü hatırlatır. İnsanlar da değişir mevsimler gibi. Ya da şöyle insanlar mevsimler gibidir, onların da yazı, kişi, bahar ve sonbahar vardır yaşamlarınd Kimi zaman günleri uzunken; kimi zaman da geceleri, soğukları, yalnızlıkları uzundur. Bazen bir yaz rehaveti bazen de bahar dirilişi. Amaç her mevsim yeşil kalabilmektir oysa.

Kadın İsterse

Kadınlar dünyanın en güzel en güçlü varlıklarından biridir. Bazıları güçlerinin farkında bazıları ise henüz farkında değil. Kadınlara güzel sözler söylemek onun ruhunu okşamayı sağlar. Kadın, naif olmasının yanında, yeri geldiğinde haksızlıklara boyun eğmeyen, cesur ve dirençli bir yapıya da sahiptir. Kadınlar istediği zaman her işin üstesinden gelebilen, muhteşem yetenekleri olan, en önemli değerlerdir. Şu unutulmamalı ki mutlu aileler, mutlu kadınların kurduğu yuvalar sayesinde ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla mutlu çocuklar ortaya çıkmakta ve toplum sağlıklı nesiller yetiştirmektir. İşte bunlar yapan kadınlardır. Yeter ki kadın istesin. Bence bir ülkenin kalkınması ve gelişmesini sağlayacak en önemli değerlerimiz olan kadınlardır, << Bir kadını ortadan ikiye böl… Yarısı annedir, yarısı çocuk, yarısı sevgili yarısı aşk… Duyanlar bunu bilmez, görenler anlamaz bunu! Rivayettir, yarısı gece. >>(Cemal Süreya) tabiattaki en zarif varlıklardır. Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de kadınlara çok önem vermiş ve şu sözü söylemiştir. “Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarında geçeceklerdir.” İşte tüm bunlardan dolayı kadınlara hak ettiği değer verilmeli ki daha çok mutlu olunmalı, ve daha çok gelişmedir. Bir Kadın istediği için bir şey yapmalı, toplum istedi o istedi bu istedi diye değil. Kadın isterse her şeyi yapabilir, güçlü kadınlar herşeye rağmen ayakta dimdik durabilen, tek başına her şey ile mücadele edebilen kadınlardır. Evet belki bileklerimiz güçlü değil, ama yüreklerimiz güçlüdür..

Renklerin İnsanlara Hissettirdikleri

Renklerin İnsanlarda Yarattığı Hisler

Renklerin biz farkında olmadan duyguları ve bilinçaltını etkilediği kaçınılmaz bir gerçektir. Her rengin bir dili ve anlamı vardır fakat bu anlamlar günden güne, kişiden kişiye değişebilir. Algıladığımız her renk duygularımızı etkileyerek hareket, sakinlik, duygusallık veya kasvet benzeri kontrolümüz dışında gelişen haller oluşmasına sebep olur. Günlük hayatta kıyafetlerimizde, kullandığımız eşyalarda hatta verdiğimiz hediyelerde renk seçimine özen gösteririz bu da renklerin bir anlamı olduğunun bir kanıtıdır. Kişiler sevdiği renklere göre kullandığı eşyaları ve yaşadığı mekanı renkendirir fakat renk algısı ve beğenisi kişiden kişiye farklılık gösterdiği için, birine güzel ve etkileyici gelen renk bir başkasına kötü ve itici gelebilir. Hal bu ise renklerin dili ve etkisinden çok kişinin psikolojik aktiviteleri sonucudur. Renklerin insan üzerinde yarattığı ilk etki, sıcaklık ve soğukluk etkisidir. Sarıya yakın renkler sıcak etkiler uyandırırken, mavi renkler ise soğuk algı yaratır.

Renkler ve İnsanlar Üzerindeki Psikolojik Etkileri
Sarı
Sıcaklığın rengi olarak kabul edilen sarı güneş rengine en yakın renk olmasının yanı sıra parlaklığı ile de pozitifliği, neşeyi, enerjiyi, mutluluğu temsil eder. İlham verir ve zekayı harekete geçirir.
Yeşil
Doğallık, tazelik, denge, ve huzurun rengidir. İnsana huzur ve sakinlik katar. Kırmızı gibi renklerin aksine harekete geçmeyi engelleyici bir etkisi vardır. Durgunluğa ve dinginliğe yol açar. Herkesin içinde bulunmaktan hoşlanacağı bir atmosfer yaratır.
Mor
Asaletin ve zekanın rengi olarak bilinen mor, kullanılan ve tasarlanan eşyalarda kaliteli olduğuna inandığımız bir etki yaratır, yanısıra ruhsal faaliyetlere olumlu etkisi vardır.
Siyah
Gücün, zerafetin, resmiyetin otoritenin rengi olarak bilinmesinin yanısıra kötülüğün sembolü olarak görülür ve karamsarlığı artırır. Yalnızlığı, sıkıntıları, hüznü ve endişeleri çağrıştıran bu renk, aynı zamanda ağırbaşlılığı, soyluluğu, hırsı temsil eder.
Kırmızı
Kızgınlık ve tehlike gibi negatif etkileri olsa da, aşkın, tutkunun ve hazzın temsilcisidir kırmızı. Diğer renkler arasında en çok harekete geçirme özelliğine sahip olan kırmızının iştah açıcı etkisi olduğu da bilinir.
Turuncu
Sıcak renklere yakın olduğu gibi kırmızının da etkilerini taşımasıyla bilinir. Mutluluk, canlılık, sağlık verdiği bilinen turuncu iletişim ve istikrar yönünde olumlu etkiler taşır.

Her Mevsim Özeldir

Her bir mevsimin kendisine has güzellikleri vardır. Her mevsim başka anılar ile gelir. İnsan her anını doyasıya yaşamalıdır mevsimlerin. Hayatın tadı her mevsim başka güzeldir. Çünkü mevsimler İnsana farklı duygular ve farklı hisler yaşatır. İnsan mevsimleri yaşamayı sevmelidir. Kışı ayrı sevmelidir mesela, Bir kahvenin sıcaklığıdır kış, yağan karların bembeyaz örtüsünde kaybolan şehrin güzelliğidir. İlkbaharı da ayrı sevmelidir insan. Çünkü ilkbahar insana sonsuz güzelliklerde renkler birçok çiçek sunar. Bence insanlar mevsimlere, mevsimlerin değişimine ayak uydurmalıdır. Her bahar geldiğinde mevsiminde çiçek açmalı, her kış geldiğinde zorlanacağını bilmelidir. Hayatımızın da mevsimleri vardır. Çocukluğumuz, gençlik yıllarımız, olgun yaşlarımız ve yaşlılık dönemi… Her dönem mevsimlerin tabiatın çehresini değiştirdi gibi bizi değiştirir. Yaprakların sararması misali, yaş aldıkça çocukluk ve gençlik yıllarına özgü pırıltı da fotoğraflarda kalır. Ruhumuzdaki coşkun’un, yüzümüzdeki ışığın yerini farklı bir sükunet; solgun bir aydınlık alır. Güzel düşünür ve güzel bakarsan her mevsimde bir güzellik saklıdır. Her yeni sayfa, her mevsim yeni umutlarla yeni bir hareketlilikle buluşturur bizi. Mevsimlerde insan ruhundaki değişim gibi farklı bir ruh taşır. Kimi zaman durgun, kimi zaman coşkun, kimi zaman da fırtınalı bir hale bürünür. Takvimlerin kapısını, yeni bir mevsim çalarken sürprizlerle yepyeni tabiat manzaralarına ve günlük yaşamdaki değişikliklere tanıklık ederiz. Her mevsim, farklı renkleriyle ve hareketliliği ile hayatımızda yeni bir sayfa açar. Bütün mevsimler yeni bir yaşam macerasıdır. Yepyeni hikayelerin ilk sayfasıdır mevsimler. Aslında mevsimler insana çok şey anlatır. Hayatın başlangıcını sonunu. İyiliği ve güzelliği mırıldar insana. Hayatı ve ölümü hatırlatır. İnsanlar da değişir mevsimler gibi. Ya da şöyle insanlar mevsimler gibidir, onların da yazı, kişi, bahar ve sonbahar vardır yaşamlarınd Kimi zaman günleri uzunken; kimi zaman da geceleri, soğukları, yalnızlıkları uzundur. Bazen bir yaz rehaveti bazen de bahar dirilişi. Amaç her mevsim yeşil kalabilmektir oysa.

Neyi Bekliyorsun

Dünyaya ilk gözümüzü açtığımız andan itibaren birilerinin bize bakması gerçeğiyle atılıyoruz hayata. İlk önce bebekken anne babamız, ailemiz bakıyor. Büyüyoruz, büyüyoruz ve sonra okulda öğretmenler bakıyor. Peki biz kendi kendimize bakmayı, yetinebilmeyi ne zaman öğreniyoruz ya da acaba kendi kendimize yetinebilmeyi öğrenecek miyiz? Hayata hep beklenti ile bakıyor ve bekliyoruz aslında. Biri bize baksın, bizi sevsin, düşünsün, bizimle ilgilensin istiyoruz hep. Peki biz kendimizi tanımak sevmek için neyi bekliyoruz… Hayatın boyunca değerli kalmaya çalış. Hani sürekli bu böyle olsaydı ya da şöyle olsaydı dünya daha güzel bir yer olurdu diyorsun ya, dünyada görmek istediğin değişimlerin bir parçası da sen ol. Hayatını iyi, güzel eğlenceli geçirmek istiyorsan, en başta kendini sevmen, tanıman, keşfetmen ve bunları sevmekten geçer. Sen olayları nasıl değerlendirirsen hayatın öyle geçer. Hayatını daha güzel yaşamak için kendi kendine yetinebilmeyi, sakin kalmayı başarabilmeli misin. Kendinden başka kimseden bir şey bekleme. Çünkü insanlar dediklerini, yaptıklarını, sevinçlerini unuturlar. Bu yüzden senden başka kimse seni çok sevmez, değer veremez, anlayamaz. Kendini çok sev, Daha neyi bekliyorsun. Sen evet sana diyorum, bunları okurken düşünmeni istiyorum. Kendinle ne zaman başbaşa kaldın ya da vakit ayırdın. Ne zaman tek başına yemek yedin alışverişe çıktın. Ya da tek başına oturup, kahve içip kitabını okudun. Kendinle yalnız kalmayı başarabiliyor musun, ya da bundan kaçıyor musun hep. Aslında böyle kendimizi tanımaya başlıyoruz. Yalnız kalarak kendinle başbaşa kaldığında mutlu musun, sevinçli misin yoksa gözün seni mutlu edecek birini mi birilerini mi arıyor, elinden tutup sana yön verecek birilerini mi… Seni sen yapacak şey kendini tanımak, kendinin farkında olmak eğer bunu başarabilirsen hayata karşı hiçbir konuda yalnız hissetmez tam tersine kendi kendine yetinebildiğin, vakit geçirebildiğin için gurur duyarsın. Hayatında ki hiç kimse ömrünün sonuna kadar seninle devam etmeyecek, senin yanında kalmayacak, seninle sonuna kadar kalacak tek insan sensin, Durum böyleyken kendini sevmek, tanımak, keşfetmek için neyi bekliyorsun.

We work in partnership with all the major technology solutions

There are many variations of passages of lorem Ipsum available, but the majority

error: İçerik korumalıdır!!