Arama:
HEDEFİNİZ İÇİN PLANINIZ VARMI
0 (0)

Kendimize bir hedef belirlediğimizde o hedefle ilgili plan ve program yapmamız gerekir. Hangi tarihte o hedefe ulaşacağımızı çok açık şekilde belirtmemiz lazım. Ara basamakları da çok iyi düzenlememizde fayda vardır. Eğer hedefiniz İstanbul’dan İzmir’e gitmekse, bunu bir anda gerçekleştirmeniz mümkün değil. Bu, normal şartlarda sekiz saatlik bir yolculuk demektir. Yani, arabayla yola çıktığınız andan itibaren sekiz saat sonra İstanbul’da olabilirsiniz. Ama bunun ara basamakları var. Yalova’dan, Bursa’dan, Balıkesir’den, Manisa’dan geçmek zorundasınız. Eğer hangi saatte nerede olacağınızı belirlerseniz, Bursa’ya ya da Balıkesir’e geldiğinizde dört-beş saat sonra “Allah kahretsin! Bir türlü istediğim hedefe ulaşamıyorum.” gibi bir telaşa düşmezsiniz. Bilirsiniz ki o saatte orada olmanız lazım. Ve bir süre sonra hedefinize ulaşmış olacaksınız. Ama sınırları çizilmemiş, tarihleri belirlenmemişse; kısa, orta ve uzun vadedeki hedefler net değilse işiniz çok zor.
Hedeflerinize ulaşmanın en önemli etkenlerinden biri de hedeflerinizin yazılı olması. Lütfen hedeflerinizi yazın. Evinize, duvarlarınıza, defterinize, kitabınıza, çantanıza, hatta kaleminize… Hedefinizi yazdığınız kâğıdı her an görebileceğiniz bir yere asın. Çünkü umutsuzluğa kapıldığınızda, ulaşamayacağınızı hissettiğiniz bir anda o hedefi gördüğünüzde sizi motive edecek, içinizde bir coşku meydana getirecek, sizi tekrar harekete geçirecektir. Eğer içinizdeki coşkuyu kaybederseniz, başarıyı yakalama şansınızı da kaybedersiniz. Bakın bu ülkede birçok insan maalesef yeteneklerinin dışında bir işle meşgul. Çünkü ne istediğimizi bilmiyoruz. Çünkü hedeflerimiz yok. Eğer hedefleriniz yoksa hangi yeteneklere sahip olduğunuzun hiçbir anlamı kalmıyor. Ve yeteneklerimizin aksine, mutsuz ve başarısız oluyoruz. Bunun en büyük suçlusu da biziz.
Yavru deve annesine sormuş: “Anne, bizim niye hörgücümüz var?” “Yavrum!” demiş anne. “Çöl sıcağında susuzluğa dayanalım diye.” “Peki anne…” demiş. “Bizim toynaklarımız niye bu kadar geniş?” “Yavrum!” demiş. “Çölde ayaklarımız kuma batmasın diye.” “Anne, bizim boynumuz niye bu kadar uzun?” “Yavrum!” demiş. “Çölde uzaktan gelen tehlikeleri görebilelim diye.” “Peki anne, Allah aşkına bizim hayvanat bahçesinde ne işimiz var?” “

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Tatil Anım
0 (0)

Küçükken tek başına tatil yapabilmeniz mümkün değildir, mecburen ailenize bağlı olarak onların gittiği yere gider, onlarla yüzer, onlarla yemek yersiniz. 15 16 yaşına geldikten sonra aile ile tatil yapmak bir işkence haline dönüşür. Çünkü onların uyuduğu saatte siz uyanık olmak istersiniz onlar sabah erken kalktığında siz öğlene kadar yatmak istersiniz. Ailemle son yaptığım tatilde, ben aileme ayak uyduramadım, onlar da bana ayak uyduramadılar, ipler koptu. Sonunda annemle konuştuk ve bir anlaşma yaptık anneme “sizinle geldiğim tatillerde hiç eğlenemiyorum yalnız kalıyorum” dedim ve arkadaşlarımla tatil planı yapmaya başladım. İlk önce internette uzun bir süre kalacak yer aradık, bir otel ayarladık, otele kapora parası yollayarak yerimizi ayırdık. Çok mutluydum ve çok heyecanlıydım. Üniversitede birinci sınıfı bitirmiş olmama rağmen hiç ailemden ayrı kalmamıştım. Corona tedbirleri kapsamında okullar uzaktan eğitime geçtiği için 1. Sınıfı tamamen evde online eğitim ile biltirmiştim. Bu tatil hem benim hem kuzenim hem arkadaşımız için ailemizden ayrı ve yalnız geçireceğimiz ilk zamandı. Yaz zamanı geldiği vakit kuzenim ve arkadaşımızla konuştuk ve Antalya Konyaaltı bölgesinde bir otel bulduk. Tabi ailemizden uzakta ilk tatilimiz olduğu için ufakta olsa bir heyecan vardı. Ben Uşak’tan, kuzenim ve arkadaşım Aksaray’dan geliyorlardı. Biletilerimizi aldık otelimizi ayarladık ve o gün gelince yola çıktık. Hep beraber Antalya otogarında aynı saatte olucak şekilde biletlerimizi ayarladık. Toplam 7 günlük bir tatilimizin her günü istediğimiz yemeklerle, istediğimiz yerde gezerek ve bol bol eğlenerek geçti. İlk günlerimizde bölgeye alışmaya çalıştık ve Aksaray gibi bir yerden Antalyaya geçince sıcağa alışamadık. İlk günümüzde direk denize geçtik ve o sıcağı üstümüzden attık. Akşam arkadaşım ile beraber R25 motor kiraladık. Motor ehliyeti sadece bende olduğu için keyif alarak istediğim her yeri gezdim. O günümüzü öyle bitirdik. Akşamında yakın bir yerde basketbol sahası bulduk ve hep beraber oraya gittik. Karşımızada 3 kişi denk geldi. 3’e 3 güzel bir maç yaptık. Neredeyse her günüm böyle geçti. Yaşadığım en güzel tatil buydu diyebilirim.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Ruhun Gıdası
0 (0)

2001 temmuzunda otisabinin, artık iyi ki mi diyeyim ‘ne biçim bela sardın başıma kardeşim’ mi diyeyim bilemediğim şekilde kafama taktığı ve yakında motoru yakmama sebebiyet vereceğini düşündüğüm bir konudur müzik. adam aslında gayet sakin ‘müzikten neden zevk alıyoruz’ gibi bir cümle kurmuştu bir tekne sefası sırasında, muhabbet iki dakika sonra kris ve soulflyın ‘eee yeter lan’ nidaları arasında kesilmişti ama neleri trigger etti nelere yol açtı haberi yok olasılıkla.

mesela düşününce ‘bir şeylerden zevk almak’ dediğin, beyninin içinde birtakım kimyasal olaylar olması, beynin bişeylere ‘reaksyon’ göstermesidir. demek ki, müzik bir şekilde (her müzik değil, herkes için değil elbet. herkes için spesifik bir müzik, belki bir melodi, belki bir sound) bir şeyleri tetikliyor ve birtakım kimyasal olaylar oluyor beynin içinde.
fakat ‘nasıl?’.. yani tamam müziği sevdik, melodinin hastası olduk ama niye? ve bu ‘sebep’ bilinirse ‘pure’ bir müzik yapılabilir mi? tetiklenen her neyse onu tetiklemeye yarayacak ve herkesin her şekilde zevk alacağı bir müzik mesela.

tabiri caizse daha low level bir şeyler..

Ha diyeceksiniz ‘manyak mısın kardeşim otur dinle güzel güzel müziğini, kesmiyorsa kendi müziğini yap karışma benim beynime kimyama’, siz de haklısınız demekten başkası gelmeyecek elimden ama böyle de bişeyler var işte.

güzel sanatların en güzeli, en tanrısal olanıdır müzik; bu yüzdendir ki “müzik dinlemek” ve “müzik yapmak” başka hiçbir edimimizde erişemediğimiz bir ayinsellik taşır. eğitim ve birikimle ulaşılabilecek bir kavrayışa ihtiyaç duymaksızın kapılarından girilebilen; herkese göre, herkesten ve herkes için bir yeryüzü cennetidir. millet, din, sınıf ve kültür farkı tanımaksızın kendimizi ifade etme ve paylaşma gücü bulduğumuz yegane ortak dilimizdir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yabancı dil öğrenmenin önemi
0 (0)

Dil öğrenmek yaşadığımız çağda bir seçenek veya hobi olmaktan çıkıp bir gereklilik haline gelmiştir. Dil demek insan demektir. Globalleşen dünyamızda dil bilmek her zaman bir adım önde olmak demektir. Bunların yanında kendini geliştirmek yeni kültür öğrenmek, yeni insanlar tanımak ve onların dünyasına bilmediğin bir dünyaya adım atmak demektir. Bununla birlikte yabancı dil öğrenimi bizlere bir farklılık katacaktır. 

Yabancı dil öğrenmenin en önemli noktası kendinizi keşfeder, çok yönlü düşünür ve kendinizi daha iyi ifade etmeye başlarsınız. Aynı zamanda daha hızlı öğrendiğinizi ve daha yaratıcı olmaya başladığınızı görürsünüz. Tüm bunlara sahip olmak da sizi nitelikli biri haline getirecektir. Yabancı dil artık günümüzde her yerde karşımıza çıkmaktadır.Yabancı dil öğrenmek istediğinizde karşınızda bir sürü seçenek olur. Filmler, müzikler, kitaplar, dergiler hatta oyunlar. Bunlardan faydalanarak kendinizi geliştirebilir ve profesyonel eğitiminize katkı sağlayabilirsiniz. Dil öğrenmeye hevesli tabir-i caizse dil öğrenmeye açsanız, kat edebileceğiniz yolları hayal edemezsiniz. Yabancı dil öğrenmek bir bakıma kendinizin neler yapabileceğinizi öğrenmenizdir.

 

Yeni bir dil yeni insanlar tanımak, yeni arkadaşlıklar edinmektir. Yabancı dil öğrenmek, yeni tecrübe ve deneyim demektir çünkü daha önce içinde olmadığınız bir dünyanın dilini bilerek daha önce yaşamadığınız deneyimleri yaşamak ufkunuzu genişletmek demektir. Yabancı dil öğrenmek sanılanın aksine zor bir iş değildir önemli olan istemektir ve gerektiği kadar zaman ve emek harcanması gerektiğini bilmek de önemlidir. 

Öğrenme sürecinde hayatınızda söz konusu dil yer etmeye başladıysa tabir-i caizse rüyalarınızı bile o dilde görüyorsanız ve o dilin edebiyat eserini okuyabilecek seviyeye geldiyseniz o dilin içine girdiniz ve elinizde artık muhteşem bir hazine tutuyorsunuz demektir. Yabancı dil öğrenmek bu yüzden önemlidir. Siz de bir adım atarak bu deneyimleri yaşayabilir ve yeni ufuklara yelken açabilirsiniz.

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Dijital Kültür
0 (0)

Her türlü bilginin 0 ve 1’lerden oluşan bilgisayar diline dönüştürülmesi» şeklinde düşünülebilecek olan dijitalleşme, günümüzdeki pek çok alanı etkilemiştir. İletişim, sağlık, siyaset,devlet, eğitim gibi dikkat çeken alanlar dâhil olmak üzere artık neredeyse her türlü olgu, olay, mekân vs.dijitalleşmiştir. Tüm bunlardan daha kapsayıcı ve daha dikkat çekici olan ise kültürün dijitalleşmesidir.Kültür, bir toplumun kuşaktan kuşağa aktarmak üzere meydana getirdiği maddi ve manevi değerler bütünü olarak düşünülürken; Dijital kültür, bilgisayar teknolojisinin ve dilinin oluşturduğu yaşam tarzı ve alışkanlıkların bütünü şeklinde değerlendirilebilir.Her kuşak, belirli yıllar arasında doğan kişileri ifade etmek için kullanılırken; insanların doğduğu yıllarda meydana gelen önemli sosyo-kültürel ve teknolojik gelişmeler ölçüsünde değerlendirilmesiyle anlam kazanır. Bu yüzden de kuşakların kültürleri de farklılaşabilmektedir.

Konu Bağlamında Öne Çıkan Kuşaklar

• X Kuşağı (1965-1979): Bu dönemde yaşanan önemli toplumsal olaylarla birlikte televizyon 

yayıncılığının da yaygınlaştığı gözlemlenir. Bu yıllar arasında doğanlar sadık, uyumlu, kendine yeten,

sabırlı ve çalışmayı seven kişilerdir.

• Y Kuşağı (1980-1999): Teknolojiye alışkın, onun içine doğan ve onunla büyüyen kişilerdir.

Dijitalleşmenin bu kuşak üzerindeki etkisi büyüktür. Dolayısıyla bu yıllar arasında doğan kişiler dijital

teknolojiye oldukça yatkındır. Video oyunlar, renkli televizyon (ülkemiz için) ve internet gibi teknolojiler

bu kişilerin çocukları ve ilk gençlik yıllarında karşılaştıkları temel teknolojiler olarak düşünülebilir.

Yeniliklere açık, özgürlükçü, duyarlı, sorgulayıcı, kolay vazgeçebilen, yaratıcılık yönü ağır basan kişiler.

• Z Kuşağı (2000 ve sonrası): Dijital teknolojilerin ve yeni medya ortamlarının içine doğan bu kişiler,

dijital kültürün etkisinde en fazla kalan ve bu kültür üzerinde en fazla etkisi bulunan kuşak olarak

düşünülebilir. % 75’e yakını uyandıktan sonraki 1 saat içerisinde herhangi bir dijital cihaza bağlanıyor.          

 

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!