Arama:
Ruhumuza Dinginlik Veren sesler
0 (0)

Ruhumuza Dinginlik Veren Sesler

Deniz, dalga veya yağmur sesi hem yetişkinler hem de çocuklar üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahiptir. Bu tür sesler sakinleştirici etkisinden dolayı birçok meditasyon türünde de kullanılmaktadır. Bu sesler oluşturdukları uğultulardan dolayı anne karnında ki uğultulara benzerlik göstermektedir. Bu tür seste ki gürültülere beyaz gürültü de denmektedir. Bu tür sesler bir çok amaç ile kullanılır. Bebeklerde bu tür sakinleştirici sesler bebeklerin ağlamalarını azaltmak, uyku problemi yaşayan bebeklerin uyku problemlerini çözmek, anne sütünden kesildiği dönemde bebeğin stresini azaltmak amaçları ile kullanılmaktadır. Yetişkinlerde ise bu tür sesler daha çok odaklanma problemi yaşayan bireyler tarafından dinlenir. Odaklanma probleminin yanı sıra yağmur veya deniz sesi yetişkinlerde de uyku problemlerini çözmek, stresli anlarda stresi azaltmak gibi amaçlar için de dinlenmektedir.

Yağmur sesi sakinliğin sesidir.
Okyanusta kayalara çarpan dalga sesi, akan bir nehir veya şelale sesi… Bu sesler her bireyde güzel bir his oluşturur. Bir nöroloğun konuşmasına göre bu güzel hissin karşılığı bilinç altımızın ‘tehdit yok’ algısıdır. Bu sakinliğin sebebi ise bilimde farklı bir açıklama ile bulunur. 2012 yılında Pennsylvania Eyalet Üniversitesinde yapılan bir araştırmada  70 desibeli aşan ve aniden ortaya çıkan veya düzensizlik gösteren herhangi bir işitsel uyaran, beyin yapılarımız tarafından bir tehdit olarak algılanacağı kanısına varmıştır. Fakat yağmur sesi, dalga sesi gibi beyaz gürültü denen gürültüler bu desibelin altında kalmakta ve bu nedenle beynimiz bu tür sesler algıladığı zaman vücudun rahatlamasını sağlar. Bu rahatlama ifade edildiği gibi birçok bireyde huzurlu bir his oluşmasını sağlamaktadır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Tüm Güzel Şarkıların Bir Hikayesi Vardır
0 (0)

Mutluyken, üzgünken, arabada, kutlamada, törenlerde, arabesk, rap, pop… Hangi duyguyla, nerede, ne zaman ve hangi tür olduğu fark etmeden, hayatımızın büyük bölümünü şarkı dinleyerek geçiririz. Herkesin şahsi beğendiği şarkılar olduğu gibi toplumun neredeyse tamamı tarafından beğenilen şarkılar da vardır. Bir şarkının beğenilmesinde melodisinin olduğu kadar sözlerinin de etkisi vardır. Bazı şarkıların öyle sözleri vardır ki, şairinin karşısında saygıyla eğiliriz. Peki bu kadar beğenilen sözlerin nasıl yazıldığını hiç düşündünüz mü? Cevabı bir o kadar zor, bir o kadar da kolay: Yaşayarak! Naçizane fikrim, bir şiir ya da bir şarkı yazmak, sonradan öğrenilen bir durum değil, bir kabiliyettir. Tabii bu kabiliyetin en büyük yardımcısı, yaşamın engebeli yollarıdır. Dertleşmek, neredeyse bütün insanların ihtiyacıdır. Sıkıntılarını anlatmak herkesi rahatlatır. İşte şairler, sıkıntılarını kelimelerle süsleyip şiirlere dökerler. Bunlardan bestesi yapılanlar da şarkıya dönüşür ve bazısı yıllarca dilden düşmeyecek bir efsane olur.  Ben de bugün bir şarkının hikayesinden bahsetmek istedim. Öyle bir hikayesi var ki; hikayenin içerisinde tam da yukarıda bahsettiklerim yatıyor: Yaşamadan yazılmaz! Yıllar önce bir radyoda, Odalarda Işıksızım şarkısının nasıl yazıldığını anlatan bir hikaye dinlemiştim. Bakalım Kayahan o meşhur şarkısını nasıl kaleme almış…

Şarkıyı kaleme aldığı esnada bir otelde kalan Kayahan, acil yazması gerektiği halde günlerce tek kelime dahi kaleme alamamış. Ne yaparsa yapsın, kendisini nasıl zorlarsa zorlasın bir türlü yazmayı becerememiş. Tabi zaman böyle anlarda çok hızlıdır ve Kayahan’ın o şarkıya ihtiyacı var. Günler boyu çözüm bulamamasının ardından, bir ara aniden odasının kapısını kilitler. Tüm perdeleri çeker, odaya tek bir yerden dahi ışık kaynağı ulaşmaması için büyük çaba sarfeder. Odasına temizlik ve öğünlerini getirmek için gelen otel görevlisinin, ısrarlı kapı çalışlarına rağmen asla kapıyı açmaz ve yemek dahi yemez. Amacı kendisi için zor şartlar oluşturmaktır. Burası çok önemli çünkü bir paragraf önce anlattığım durum tam olarak burada geçerli. Hiçbir şair yoktur ki, sıkıntılar çekmeden duygusal dizeler yazsın. Şairler belki konuşurken yalan söylerler, ama yazarken asla! Çünkü şiirin doğası buna izin vermez. Her neyse hikayemize dönelim. Kayahan’ın yemek yememe süresi artık hayatı manaya ulaşmıştır ve hiç ışık görmediği halde günlerin çoğunu uykusuz geçirir. Bu duruma çok içerleyen otel görevlisi, en son kapıdan Kayahan’a yalvarır. Uzattığı bir parça çikolatayı bari yemesini rica eder ve ekler “Yoksa öleceksin!” bu sözlerin ardından Kayahan denileni yapar. Günler sonra ilk defa yemek yemiştir. Tabi bu sözlerin ardından o dizeler dökülür kağıda;

Odalarda ışıksızım
katıksızım
viraneyim
seni sensiz duvarlara yazan benim
viraneyim

Bu hikayenin de hatırasıyla, 3 Nisan 2015’de aramızdan ayrılan Kayahan’ı rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. O, Türk müziğine çok şey kazandırdı…

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Arabeskin Babası: Müslüm Baba
5 (1)

Arabesk müziğinin en kaliteli sanatçılarından olan Müslüm Babayı tanıyalım.

Müslüm Gürses kimdir?

Müslüm Gürses (Müslüm Akbaş, 5 Temmuz 1953; Fıstıközü, Halfeti, Şanlıurfa – 3 Mart 2013, İstanbul), arabesk ve Türk halk müziği sanatçısı.

7 Mayıs 1953’de Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde kerpiç bir evde dünyaya geldi. Annesinin adı Emine’dir. Babası Mehmet Akbaş rençberlik yapar, türkü söylemeyi sever, bağlama çalardı.

Akbaş çiftinin Müslüm’den sonra Ahmet ve Zeyno adında bir erkek, bir de kız çocukları oldu. Müslüm Gürses’in çocukluğunun ilk yılları Şanlıurfa’da geçti. Müslüm Gürses üç yaşındayken ekonomik nedenlerden dolayı ailecek Adana’ya göç etmek zorunda kaldılar.

Müslüm Gürses, şarkıcılığa 1965 yılında, küçük yaşta Adana’da bir çay bahçesinde şarkılar söyleyerek başladı. Terzi çıraklığı ve kunduracılık işleri yaptı, o yıllarda bir gazinoda sahneye aldı. İlkokuldan mezun olduktan sonra 14 yaşındayken, 1967 yılında Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen yarışmaya katıldı ve birinci oldu.

Sesiyle küçük yaşlarda dikkat çeken Gürses kendisiyle yapılan bir röportajda o dönemle ilgili olarak şunları söylemiştir: “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu, ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum”. Soyadını da orada çalışırken “Gürses“ olarak değiştirirler.

1967 yılından itibaren TRT-Adana-Çukurova Radyosunda da her hafta Cumartesi günü canlı olarak türküler söyledi. 1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45’likleri çıkarmaya başladı. İlk plağı 1968 tarihli “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” plağıdır ve Ömür Plak , Adana basımıdır. Ömür Plak ile toplam 4 adet 45’lik yaptı.

İstanbul’a gelen Gürses, Selahattin Sarıkaya’nın sahibi olduğu Sarıkaya Plak ile 2 adet 45’lik plak doldurdu: “Giyin Kusan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ile “Gitme Gel Gel/Haram Aşk”.

Daha sonra 1969 yılında yine İstanbul’da Palandöken firması ile çıkış parçası olan “Sevda Yüklü Kervanlar”ı içeren “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’lik Plağı çıktı. Bu plak tam 300.000 adet satarak rekor kırmıştır.

Gürses, bu plaktan sonra askerliğini yaptı, tekrar İstanbul’a gelerek aynı firmada plaklarını çıkarmaya devam etti. Palandöken firması ile tam 13, sonra Bestefon firması ile tam 4, daha sonra Hülya Plak ile tam 15 ve nihayet Çın Çın Plak ile tam 2 adet 45’lik plak doldurdu.

Müslüm Gürses`in dinleyici kitlesi birçok araştırmaya konu olmuştur. Doktora tezleri dahi yazılmıştır (Mesela 2002/ Bağlam Yayıncılık : Caner Işık / Nuran Erol , “Arabeskin Anlam Dünyası ve Müslüm Gürses Örneği “).
1999 yılında Müslüm Gürses’in o dönemde 15 yıl boyunca albümlerini çıkardığı Elenor plak firmasıyla yolları ayrıldı.

Ölümü
Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012 Perşembe günü Memorial Hastanesi’nde geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Kendisine solunum cihazı bağlandı.

Gürses, 3 Mart 2013’te, yaklaşık dört aydır tedavi görmekte olduğu İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti. 4 Mart 2013 günü Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Diskografi
1975 Müslüm Gürses 1 Çınçın Plak
1976 Müslüm Gürses 2
1976 Öldürdüğün Yetmedi Mi Uzelli
1977 Müslüm Gürses 3 Çınçın Plak
1978 Müslüm Gürses 4
1979 Gazla Şoför
1979 Bağrıyanık Saner Plak
1980 Umutsuz Hayat Arma Müzik
1980 Esrarlı Gözler Emre Plak
1981 Mutlu Ol Yeter (1) Modern Plak
1982 Müzik Ziyafeti Akdeniz Plak
1982 Tanrı İstemezse Uzay Plak
1983 Anlatamadım Kale Plakçılık
1983 Dertliler Meyhanesi Dünya Müzik
1984 Yaranamadım Elenor Müzik
1985 Güldür Yüzümü
1987 Gitme
1986 Sevda Yolu
1986 Yıkıla Yıkıla

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Twitch TV
0 (0)

Popüler canlı yayın uygulamaları arasında yerini alan Twitch katılımcılarına kazandığı para ile ön plana çıkmaya
devam ediyor. Canlı yayın açan kişinin direkt olarak diğer kullanıcılardan bağış alabildiği Twich uygulaması binlerce
kanalı olan bir televizyon gibi işliyor. Peki, Twitch nasıl kullanılır ve içerisindeki özellikler neler?

Twitch, Instagram, Facebook ve Youtube gibi bir sosyal medya platformu olarak ifade edilirken içerisindeki canlı yayın özelliği
ile adından söz ettiriyor. 10 yıla yakın bir geçmişi bulunan Twitch, dünyanın en iyi oyuncularının ve yayın yapmak isteyen kişilerin
insanlarla iletişim kurduğu bir yer olarak ifade ediliyor. İlk çıktığı zamandan bu yana gün geçtikçe popülaritesi artan bu platform, League of Legends yani oyuncuların genel olarak LOL diye andığı oyun hakkında yapılan yayınlar
sonrası şimdiki halini aldı. LOL yayınlarıyla ününe ün katan Twich, sonralarda diğer başka oyunlara da ev sahipliği yapmaya başladı. Twitch platformu üzerinden yapılan yayınlara öyle rağbet gösteriliyor ki, uygulamanın günlük ziyaretçi
sayısı 30-40 milyonlara kadar çıkabiliyor.

Bu platform üzerinden Windows, Mac, PlayStation 3, PlayStation 4 ve Xbox 360 konsollarına sahip bütün kullanıcılar, istedikleri zaman
yayın yapabilir. Ayrıca, canlı oyun görüntülerini izleyicilerine sunan yayıncılar, kendi ses kayıtlarını da yayınlarına gömebilirler. ABD merkezli olan Twitch, Türkçe dahil olmak üzere birçok dil hizmeti sunuyor ve global anlamda herkes istediği
videoyu izleyebiliyor. Anlayacağınız, Türkiye’den bir izleyici Youtube’da olduğu gibi ABD’den çıkmış bir yayını izleyebiliyor.

TWİTCH ÜZERİNDEN NASIL PARA KAZANILIR?
Twitch üzerinden yaptığınız yayınlarda bağışlar alarak para kazanabilirsiniz. Daha açıklayıcı bir şekilde anlatmak gerekirse, izleyiciler, sizin yayınladığınız videoları veya yaptığınız başka bir şeyi beğeniyorsa size bağışta bulunabilir. Bu sayede Twitch üzerinden para kazanabilirsiniz. Global anlamda kıyaslama yapıldığında ise Türkiye’de yapılan Twitch yayınlarında izleyicilerin pek bağış yapmadığı görülüyor.

TWİTCH ORTAKLIĞI KURULABİLİR
Eğer isterseniz Twitch ile ortaklık kurabilir ve yine bu platform üzerinden para kazanabilirsiniz. Twitch ile ortaklık kurmanız içinse en az 5000 aboneye ulaşmanız gerekiyor. Sonrasında ise bu abonelerle bir izleyici kitlesi oluşturmalısınız. Tüm bunları başardıktan sonra Twitch’e ortaklık teklifinde bulunmalısınız. Eğer onay gelirse kendi kanalınıza “subscriber” adında bir buton eklenecek. Bu buton eklendikten sonra diğer subscriber’lar, kanalınıza 4 dolar karşılığında abone olacak. Bu kapsamda Twitch, size 1.2 veya 1.5 dolar aralığında, bir miktar para gönderecek. Ardı kalan diğer para ise Twitch’e gidecek. Bu sayede de Twitch üzerinden para kazanabilirsiniz. Twich’in resmi internet adresinden kullanıcı adı oluşturan herkes programda yayıncı olabilir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzun İnce Bir Yoldayım
0 (0)

Kendimi içinde bulduğum bir sözdür “uzun ince bir yoldayım”. Bu sözü duyduğumuzda hepimizin aklına usta halk ozanı Aşık Veysel gelir. Aşık Veysel’in gerçek adı Veysel Şatıroğlu’ dur. Halk ozanımız 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Annesi Gülizar babası ise Ahmet’tir. O dönemlerde Sivas’ta çok yaygın olan çiçek hastalığı nedeniyle iki kız kardeşini kaybetmiştir. Kendisi de bu amansız hastalığa yakalanarak tek gözünü kaybetmiştir. Hepimizin hayatı acılarla doludur fakat halk ozanımız kadar değildir. Aşık Veysel daha sonra geçirdiği bir kaza sonucunda diğer gözünü de kaybetmiştir.

Geçirdiği dramlardan sonra Aşık Veysel kendi yaşıtlarıyla oyun oynamıyordu. Bunu fark eden babası kendisine oyalanması için bir bağlama alır. Aşık küçük yaşta diğer halk ozanlarını türkülerini söylemiştir. 40’lı yaşlara geldiğinde kendi türkülerini söylemiştir. 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla ilan edilen seferlikte Aşık Veysel’in kardeşi ve arkadaşları seferberliğe katılmıştır. Kendisi durumu nedeniyle katılamamıştır. O dönemde yalnız kalan Veysel durumu şu sözlerle dile getirmişti “Eve girerim yüzüm asık, anam babam halimi bilmez. Ben onlara derdimi dokunmasın zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim. Öyle ki sazdan bile farır gibi oldum.” İnsan bir başkasının hayatını ya da derdini dinlediği zaman kendi derdine şükür etmelidir. Bende benim derdim var sanıyordum. Kendisi yalnız kalmasın diye ailesi onu Esma diye bir kız ile evlendirirler. Esma ise bir başkasına kaçmıştır. Aşık Veysel belki Esma’nın kaçtığını görmemiştir ama hissetmiştir. İnsanın başına daha kötü ne gelebilir ki. Ben belki Aşık Veysel’in yaşadıklarını yaşamadım ama bazı konularda kendime yakın görürüm. İşte bu nedenle kendimi “ Uzun ince bir yolda” gibi görüyorum.

Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim?

Gidiyorum gündüz gece

 

Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim?

Gidiyorum gündüz gece

Gündüz gece

Gündüz gece

Gündüz gece

 

Dünyaya geldiğim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece

Gündüz gece

Gündüz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!