Arama:
Kış Sporlarının Vazgeçilmezi “Erciyes”
0 (0)

Türkiye’nin kayak merkezlerinden olan Erciyes Kış Sporları ve Turizm Merkezi’nde dağ sporuna gönül verenler kayak pistlerini doldurdu.

Kayseri’de bulunan Erciyes Kış Sporları ve Turizm Merkezi dağ sporcularının vazgeçilmez adresi oluyor. Kayak, Snowboard, Snowkite gibi kış ve dağ sporuna gönül verenler bütün dünyada tabiat ile iç içe zaman geçiriyor.

Arkadaşların Heyecanına Ortak Olduk

Çevre illerden gelen gençler Erciyes Kayak Merkezi’nde kızak takımlarını kullanarak kaymak yerine poşetle kaymayı tercih etti. Poşet ile kaymayı tercih eden Halil Dönmez, “Aslında çocukluğumuzda bizler bunu yapardık. Kızak fiyatlarının pahalı olmasından dolayı kızak almaktan vazgeçtik. Poşet ile kayan arkadaşlarımızı görünce dayanamadık ve onların heyecanına ortak olduk” dedi.

Erciyes’e Herkes Gelmeli

Erciyes Kayak Merkezi’ne yurt dışından gelen Ali Kula, “Erciyes’in zirvesine yakın bir noktadayız. Uzun bir aradan sonra buraya gelmek çok eğlenceli ve keyifli oldu. Mutlaka herkes gelsin” dedi.

Kış sporlarının vazgeçilmez adresi olan Erciyes Kayak Merkezi yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Dünya Kupasına Gitme Yolundaki Umut Işığımız: Stefan Kuntz
0 (0)

Stefan Kuntz Kimdir?

30 Ekim 1962 yılında Almanya’nın Saarland eyaletinde yer alan Neunkirchen kasabasında dünyaya gelen Kuntz futbola 8 yaşında Borussia Neunkirchen takımının altyapısında başladı. 13 yıl boyunca bu takımda bulunan Kuntz, 1983 yılında bir Bundesliga takımı olan Vfl Bochum’a transfer oldu. Birkaç yıl Bochum forması terleten Kuntz, kariyerinin ilk gol krallığını burada yaşadı. Ardından Uerdingen 05 takımına transfer oldu burada da ilk kez Avrupa sahnesine çıkan Kuntz’un kariyerinde henüz bir kupa yoktu.

Kuntz 1989 yılında Kaiserslautern takımına transfer oldu, bu takımda uzun yıllar geçiren Kunzt, burada ilk kez Almanya kupasını kazanırken, bir sonraki sezon Bundesligada şampiyon oldu. Akabinde kariyerinde yer yer düşüşler olan Kuntz, 1993-94 sezonunda Kaiserslautern ile ikinci kez gol kralı oldu. 1 sezonunu daha Almanya’da geçiren Kuntz, kariyerinde ilk defa Almanya’nın dışına çıkarak Türkiye’ye geldi. 1995 yılında Beşiktaş’a transfer olan Kuntz, 1 sezonluk Türkiye macerasının ardından Almanya’ya geri dönerek DSC Arminia Bielefeld takımına transfer oldu. 1996-1998 yılları arasında futbol hayatını Bielefeld takımı ile sürdüren Kuntz, 1998-99 sezonunda Bochum’a geri döndü. 29 Mayıs 1999 yılında kariyerinin son maçını oynadı. Ve futbol hayatına oyunculuk açısından veda etti.

1999 ve 2015 yılları arasında kariyerine Almanya’nın farklı takımlarında teknik direktörlük ve idari yönetim alanında devam etti.  2016 yılında ise Almanya 21 yaş altı milli futbol takımı teknik direktörlüğü görevine getirildi. 2017 yılında UEFA Avrupa 21 yaş altı futbol Şampiyonasını kazandı. Böylelikle Almanya U21 takımı ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu. 17 Eylül 2021 yılında ise Almanya Futbol Federasyonu ile Türkiye Futbol Federasyonunun anlaşmasının ardından Stefan Kuntz, Türkiye A Milli Futbol takımı teknik direktörlüğü görevine getirildi.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Mental Canavar Olmak
0 (0)

Hayatımız ne kadar güzel olursa olsun, işler ne kadar iyi giderse gitsin bir yerde beynimizi veya kalbimizi tırmalayan birtakım sorunlar ile mutlaka karşılaşmışızdır. Bu durumlarda işlerin ne kadar düzgün gittiğinin bir önemi yok, sonuçta yolda yürürken ayağımız taşa takıldığı zaman yürüdüğümüz yolu değil, ayağımızın takıldığı yeri hatırlarız. İşlerin düzgün ve yolunda ilerlemesi bir yana bazen tepetaklak bir halde buluruz kendimizi. Bu zamanlarda işler düzgün giderken karşılaştığımız sorunlardan kaçmak gibi bir çabanın içine gireriz. Fakat kötü bir durumda iken kaçacak yerimiz kalmaz ve sorunlar ile birebir yüzleşmek zorunda kalırız. Bu bağlamda kaçmayıp karşı koymak elbette bizim mental sağlığımıza pozitif şeyler katacaktır. Bundan sonra kötü giden işlere karşı daha sağlam, daha güçlü bir duruş sergileyeceğiz.

Sürekli futboldan bahsettiğim doğrudur. Her işin ucu nasıl olur da futbola dokunabilir diye sormadan edemediğinizi tahmin edebiliyorum. Bu tür konuların en temeli insan olduğu için diyerek başlamak isterim. Sosyolojik bütün konuların temeli toplumlardan oluştuğu gibi, belirli kavramları açıklayabilmek için insanları temel almalıyız. Şimdi de bir diğer konumuz olan kişisel gelişimin bireysel bağlamını inceleyelim. Özellikle başarılı insanların hikayeleri günümüzde pek çok filme ve kitaba konu olmuştur. “Kişisel gelişim” başlığı altında binlerce farklı insanın türlü türlü sorunların arasından sıyrılarak başarılı olduğu konuları ve bunu nasıl başardıklarını anlatmaktadır. Fakat çerçeveyi ele alıp baktığımız zaman aslında ortak nokta, hepsinin birer mental canavar olmasından kaynaklanıyor.

Bugünün dünyasında başarılı insanlara baktığımızda mutlaka ve mutlaka birtakım zorluklar ile mücadele etmiş ve geldiği noktanın öneminin farkında olan insanlardır. İnsan diyorum sonuçta bizlerden farkı ne? Bizler de birer insan değil miyiz? Başarılı olan insanlardan farkımız ne? Farkındalık oluşturmak için illa bir kıvılcım mı gerekiyor? Hepimiz hayal ettiğimiz noktalara erişebiliriz. Ufak bir hatırlatma, bir zamanlar Fransa sokaklarına çöp toplayıp park de prince’de futbol oynamanın hayalini kuran bir çocuk, 2018 yılında elinde dünya kupası ile stadyumu selamladı.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Gerçek G.O.A.T. kim?
0 (0)

Messi mi? Ronaldo mu? sorusunun cevabını kendime göre yorumluyorum

Bir çoğumuz için küçükken ne izlersek onu kahramanımız olarak kabulleniriz. Özellikle akranlarım anlayacaktır ki ilk izlediğimiz “yıldız futbolcu” kavramı o dönemler Ronaldinho için kullanılıyordu. Hepimiz onun oynadığı futbola hayrandı. Mahallede futbol oynarken en iyimiz kim ise onun ismini kullanırdı ve hak ettiği için kimse buna bir şey diyemezdi. Fakat yıllar geçtikçe ne o çocukluk yıllarımızın futbol sevdası ne de futbolcuların eski formu/yetenekleri kaldı. Son 15 yılda geriye dönüp baktığımız zaman “en iyi futbolcu kim?” sorusuna cevap ararken yollarımızın en son 2 isim ile kesiştiğini söyleyebiliriz. Peki ya sizce Messi mi? Ronaldo mu?

Evet, birçoğumuza göre futbol bireysel olarak değerlendirilmemeli, futbol bir takım oyunu fakat her spor dalında olduğu gibi futbolun da bir Usain Bolt’a, bir Michael Jordan’a ihtiyacı var. Bu yüzden futbolun En iyisini seçmek için diğer spor dallarının en iyileri toplumlar tarafından nasıl kabul görmüş? İnsanlar onlara neden en iyisi demiş yakından incelemek gerekiyor. Her alanda olduğu gibi burada da çok zıt kutuplaşmaların olduğunu görüyoruz. Fakat her ikisini de aynı dönemde oynamış ve birbirleri ile kıyasıya mücadele ettiklerini gördüğümüz için bir tarafı seçmenin kolay olmayacağını söyleyebilirim. Evet, bu tür sporlar için başarı çok önemlidir ve adınız Cristiano Ronaldo da olsa, Lionel Messi de olsa başarısız olduğunuz sürece adınızın hiçbir önemi yoktur.

Tarih her zaman birincileri kaleme almıştır. Ve bu iki adamın birbirinden bağımsız onlarca birincilikleri var. Sözün sonuna gelecek olursak, her zaman söylemişimdir. Bir işi yorumlamak için o işin içerisinde olmamız gerekiyor. Ve futbolun içerisinde çocukluğumdan beri bulunan birisi için gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu oyunun gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu “Lionel Andrés Messi Cuccittini” dir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
SPOR
0 (0)

Spor hayatımız her yerindedir.

Geçmişi günde bu güne spor hayatımız her yerinde ve anında. Sağlık bir yaşam için her gün spor yapılması uzmanlar tarafından uyarmaktadır. Spor her gün yapıldığında yaşam kalitenizi arttırmanıza ve geliştirmenize  yardımcı olur. Spor yapmak kişiliğimize kararlılık ve özgüveni arttırmada yardımcı olur. Düzenli spor yapmak, yapılan araştırma göre ruh halini iyileştirdiği, depresyon, anksiyete ve stresin azaltılmasını sağladığı görülmüştür.

Ülkemizde ilk yapılan spor okçuluktur. Okçuluk 1453 yılında ülkemizde başlamıştır. Yani Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedip Bizans İmparatorluğu’nu ortadan kaldırdığı zaman. Okçuluk Meydan-ı Kemankeşani’de yapılıyordu. Meydan-ı Kemankeşani’nin kurulması Türk spor tarihinde ilk belgeli olaydır. Okçuluktan sonra yurdumuzda ˝güreş˝ yapılmaya başlandı .Güreş yurdumuzda 1361 yılında başladı.

1870 yılında yurdumuz sporu için önemli bir olay gerçekleşmiştir. Bu olay bir spor şenliği idi. İlk spor şenliği, Galatasaray Lisesi öğrencileri tarafından Kağıthane’de gerçekleştirildi.

Ulu Önder Mustafa Kemal Paşa türk sporcusunda yalnız beden gücü ve yetenek değil, aynı zamanda iyi ahlâk ve zekânın da bulunmasını istemiş ve bu düşüncesini de; “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” Sözleriyle dile getirerek bir sporcunun nasıl bir insan olması gerektiğini anlatmıştır.

Spor yapmak için 10 önemli nedeni söyle sıralayabiliriz;

1- Öncelikle enerjimizin artmasına sebep olur, egzersiz sırasında kalp atışları hızlandığından ötürü vücuda daha fazla kan pompalanır, hücrelere giden oksijen artar.

2- Egzersiz yoluyla vücudun Ph seviyesi dengelenir, romatizma, kanser gibi hastalıkların önüne geçilebilir.

3- Spor yapmak ruh halinin iyileşmesine sebep olur, vücudun endorfin salgılamasına sebep olur.

4- Sağlıklı olarak kilo almayı sağlar,kilo almanın yolu da düzenli beslenme ve düzenli egzersizden geçer.

5- Sağlıklı bir şekilde kilo vermeyi sağlar,düzenli egzersiz metabolizmayı çalıştırır kalori yakmanıza yardımcı olur.

6- Vücut direncinin artmasına sebep olur ilerleyen yaşlarda ki güç kaybının yavaşlamasını sağlar.

7- Vücudun esnekliğini arttırır hareket kabiliyetinin artmasına yardımcı olur.

8- Denge sağlamayı ve konsantrasyonu geliştirir.

9- Toksinlerden arınmamıza sebep olur.

10- Sağlıklı ve daha iyi bir yaşamı mümkün kılar.

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!