Arama:
Engel
0 (0)

Engeller her zaman vardır. Hayatımızın her döneminde engellerle karşılaşırız. Bu engeller cinsiyetimiz, dinimiz, dilimiz, ırkımız, düşüncelerimiz veya görünüşümüz yüzünden başımıza gelebilir. Hayat zordur. Bu engeller ise aşmamız için karşımıza çıkar. Sınıf arkadaşımızın saçımızı çekmesi ve bunu öğretmenimize ispat etmeye çalışmak bir engeldir. Küçük yaşlarda engeller bizi bu kadar zorlamaz. Belki etrafımıza belli etmeyiz bu sorunları ve çocuk aklımızla kendimiz çözmeye çalışırız.

Büyüdükçe kafaya taktığımız olaylar da büyür ve bizi hem psikolojik hem de fiziksel olarak yıpratır. Aslında küçük gözüken olaylar üst üste geldiğinde baş dönmesi, mide bulanması, baş ağrısı gibi hastalıklarla da uğraşırız. Engellerin bir tanesini atlattınız mı? Tebrikler. Sırada bir dağ yığını var. Bu engeller çocukluktaki gibi de değildir, daha ağırdır.

Bazen boş bir yorgunluk, bazen gereksiz bir sinir bazen de nedensizce mutlu hissederiz. Bunun nedeninin engelleri arkada bırakma şeklimiz olduğunu düşünüyorum. Unutmak için, yok sayabilmek için duygularımızı yoğun bir şekilde yaşamamız gerekebiliyor. Eğer sakince yaşarsak bunu atlatamayabilirizEn yakın arkadaşını artık o çocuğa aşık olmadığını anlatmak da bir engeldir, evde anne babanla kavga etmek de. Kişiden kişiye göre yoğunluk gösteren ve bazen taşıyamayacağımızı düşündüğümüz yüklerimiz olur.

Bazen vazgeçmek her şeyi atlatmaya yardımcı olur. Her engeli vazgeçerek atlatamayız tabi ki. Çoğunu çözmek zorunda kalırız. Zorunda bırakılırız. Daha fazla sorumluluk, daha fazla sinir stres sahibi bireyler oluruz. Hiç sorun değil. Bir engel daha aştık mı sorunlar bitecekmiş gibi hissetme zevki bunlara değer sanırım. Belki bir gün tüm bu sorunlar artık sorun olmaktan çıkar umarım.

Hiçbir şey kendimizden daha değerli değil. Kendimize bu kötülüğü yapmak beynimizi ve vücudumuzu yormaktan başka bir şey değildir. İnsanların bize koyduğu engeller bir şekilde aşılabilir. Kişi gerçekten istediği takdirde diğer insanları unutabilir. Asıl engel kişinin kendi içindedir. Kendi kendini aşmak çok zordur. İç sesimiz susmadığı takdirde hiçbir şeyi atlatamayız.

İnsan önce kendi içindeki engeli aşmalıdır. Her şey gelip geçer, insan kendini sevmelidir. Kendine değer vermelidir. Kendine değer verince sorunlar çözülür.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Televizyon’un Hayatımıza Etkileri
0 (0)

Televizyonun geçmişine baktığımızda ilk televizyon 1923 yılında İngiltere’nin küçük bir kasabasında John Baird tarafından icat ediliyor. Aslında televizyonun kökeninin 1800’lü yıllara dayandığı söylenir. Türkiye’de ise ilk kez 9 Temmuz 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından başlatılmıştır.

Geçmişten Günümüze Televizyon

Kitle iletişim araçlarının en bilinen örneği televizyondur. Günümüzde artık çok fazla yaygınlaşan kitle iletişim aracı olan televizyon hemen hemen herkesin evinde birden fazla bulunuyor. Günümüz de haber ihtiyacının karşılanmasın da çok büyük rol oynamaktadır. Birçok olumlu etki sunan televizyonun çok büyük olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Bu çocuklar üzerindeki etkisi biraz daha fazla olsa da artık her yaş grubu üzerinde de olumsuz etkiler bırakıyor. mesela televizyon bağımlısı bir çocuk televizyonda daima çizgi film izler ve kumandayı da yanından hiç ayırmaz. Bununla beraber masa başında çalışırken çok fazla dikkat dağınıklığı problemleri oluşuyor veya televizyona öyle bir bağlanıyor ki yemek yerken bile televizyon karşısında olmak istiyor. Bunların yanı sıra bir de izledikleri programlardan etkileniyorlar ve gerçek hayatta da onlar gibi davranıp kendilerini tamamen kaybedebiliyorlar. Bu sadece çocuklar için de geçerli olan bir şey değil yetişkin bireyler de aynı şekilde izledikleri programlardan gördüklerini taklit etmektedir. Özellikle silah, mafyacılık ve kavga-şiddet içeren programlardan esinlenerek gerçek hayatta da aynı şekilde davranış sergiliyorlar, (Kurtlar Vadisi Pusu, Çukur vb.) ve aynı televizyon programlarından gördüklerini uyguluyorlar. Bu durumun en içler acısı olanı da ne yazık ki kadın cinayetleridir. Televizyon programında yaşanan bir şiddet içerikli sahnenin günümüzde de aynı hali ile defalarca karşımıza çıkmıştır. Sonuç olarak şu ki televizyon programlarının haber verme, bilgilendirme gibi olumlu yönlerinin yanı sıra birçok da olumsuz etkisi vardır. Ve bu olumsuz etkiler gün geçtikçe artmaktadır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Nazım Hikmet’in “Küçük Kız” Şiirinin Başrolü
0 (0)

Hiroşimalı küçük bir kız çocuğu olan Sadako Sasaki’ye yazılmıştır bu şiir. Amerika’nın 1945’te attığı atom bombası evlerinin bir mil uzağına düştüğünde 2 yaşındaymış. Yaralanmamış ya da hastalanmamış olan Sadako, 12 yaşında aniden hastalanmış. Hastalığı ise “atom bombası hastalığı” olarak bilinen, kan kanseriymiş. Hastanede kaldığı süreçte umutsuzlukla öleceği günü bekleyen doktorların aksine umut ve hayat doluymuş Sadako. Hastalara yardımcı olur onlar ile vakit geçirirmiş. Kendi gibi kanser olan 80 yaşında bir kadın varmış en çok onu sever, onunla vakit geçirirmiş. Kadın bir gün Sadako’ya: “Benim için çok fakat bizim inanışımıza göre; kim kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, her isteği kabul olur. Ben yapamadım ama sen yap kurtul.” demiş kısa bir süre sonra da hayatını kaybetmiş. Bu efsaneye göre; eğer hasta biri kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa, tanrılar bu kişinin isteğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunu duyan Sadako başlamış kağıttan turna kuşları yapmaya, yaparken de kuşlara: “Kanatlarınıza “huzur” yazacağım. Böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.”.

Bu hüzün dolu öykü önce yerel basına sonrasında ise uluslararası basına konu olmuştur. Sonrasında dünyanın dört bir yanından kağıttan turna kuşları posta aracılığı ile Sadako’ya gönderilir. Sadako 25 Ekim 1955 sabahı 645. turnasını tamamlayamadan, hayata gözlerini kapatır. Postacılar aylarca turna kuşlarını taşımaya devam etmişler, öyle ki turna kuşlarının sayısı milyonlara ulaşmış. Bu turna kuşları şimdi Japonya’da bir müzede sergileniyor. Amerikalı yazar Eleanor Coerr’in 1977 yılında yazdığı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” kitabı ile, zavallı kızın kısacık yaşamı tüm dünya tarafından tanınır. O günden bu yana turna kuşu barış ve nükleer silahsızlanmanın sembolü olur. 1958’de Sadako Sasaki anısına Hiroşima Barış Parkı’nda Sadako’nun anıtı törenle açıldı. O günden bu yana her yıl 6 Ağustos yani Barış Günü olan günde dünyanın her yerinden çocuklar kağıttan turna kuşu yapıp Sadako’nun anıtına gönderirler. Ayrıca Sadako’nun anıtında bir de yalvarış yer alır: “Bu bizim duamız, dünyada barış istiyoruz.”

Nazım Hikmet “Kız Çocuğu”  şiirini Sadako Sasaki anısına yazmıştır. Hiroşima’ya atılan atom bombası yüzünden hayatını kaybeden yedi yaşındaki bir kız çocuğunun barış çağrısı için geri dönmesini konu alır. Savaş karşıtı bir mesaj olduğu için büyük başarılar kazanır. Birçok sanatçı bu şiiri besteler. Sasaki öldüğünde 12 yaşındadır fakat şiirde uyumlu olması için 7 yaşında yazılmıştır.

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Çizgi filmler, diziler çocuklarımızı etkiliyor mu?
0 (0)

Günümüzde teknolojilerin gelişmesiyle birlikte eğlenebileceğimiz ve zaman geçirebileceğimiz araçlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi televizyondur. Hemen hemen herkesin evinde olan bir eğlence aracıdır. Tüm aile bireylerin evde oturup hep beraber oturup izlediği araçtır. İstinasız çocuklarında ilgi odağıdır. Çocuklar içinde vakit geçirebileceği, eğlenebileceği ve öğretici içeriklerde üretilmiş ve gösterilmeye başlanmıştır.

Çizgi filmler ve diziler farklı ve renkli içerikleriyle çocukların dikkatini çekmektedir. 2 yaşından sonra çocuklar etrafında bulunan şeyleri keşfetmeye başlar. Yapılanları taklit etmeye ve duyduğu cümleleri söylemeye başlar. Çevresini tanımaya çalışır. Çizgi filmler çocukları hem iyi hem de kötü yönde etkileyebilir. Bu çizgi filmin içeriğine bağlıdır. Çocuklarımıza çizgi film izletmeden önce o çizgi filmleri ilk önce bizler izleyerek çocukları kötü yönde etkileyecek bir unsur olup olmadığı kontrol etmemiz gerekir.

Çocuklarımızı şiddete yönlendirecek, kötü sözler söyletecek ve çocukların bilmemesi gereken şeyleri bilmesini önleyecek çizgi filmler seçilip izletilmeli dir. Bu durumda çizgi filmler kontrol edilip izletilmezse ilerde çocuklarda psikolojik sorunlar yaratabilir. Çizgi filmlerin kötü yönleri olduğu gibi çocukları iyi yönde etkileri de vardır. Bunlar çocuğun eğlenmesini, zaman geçirmesini ve bilmediği şeyleri öğrenmesini sağlayabiliyor. Çocuğun gelecek ile ilgili hayal kurabilmesini ve aklını çalıştırabileceği ögelerin yer alması ve çocuğun çevresine ve aile bireylerine karşı nasıl davranabileceğini öğretmektedir. Çocuklara sevgiyi, saygıyı ve arkadaşlığı öğretmektedir. Çocuklara deprem, sel gibi doğal afetlerde nasıl davranmaları gerektiklerini çizgi filmlerde öğrenmeye başlamışlardır. Bu yönden çizgi filmler çocuklar için kötü bir eğlence aracı değil, bilgileneceği ve hayal kurabileceği ve yeni icatlar yapabileceği bir araç haline gelmektedir.

Örneğin; Pepe çoğu çocuğun sevdiği bir çizgi filmdir. Pepe’de Pepe’nin  kardeşiyle ilgilenmesi, büyükleriyle birlikte beraber vakit geçirmesi, iş bölümlerin yapılması ve herkesin uyması, büyükleriyle saygılı davranması gibi güzel davranışlar gösterilmektedir. Ayrıca çocuklara kendini tanıyabilmesi kendi kapasitelerini göstermesi, spora yönlendirmesi ve düşünme, sorgulama, eleştirme gibi davranışları öğretmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Televizyonun Çocukların Yaşamına Etkisi
0 (0)

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte teknolojiye bağımlılıkta artmaktadır. Bağımlılık arttıkça ise günümüzde yaşayan çocukların düşünme becerileri ve uygulama yetenekleri de bununla birlikte zayıflamaktadır. Özellikle çok fazla televizyon izleyen veya telefonla çok fazla vakit geçiren çocuklarda dikkat sorunları ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun yanında bir de kendilerini iyi ifade edememe ve yaşına uygun beceri hareketlerini gösterememe gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Herkes bu nedenlerden dolayı teknolojinin yarattığı sorunlardan şikayet etmektedir. Fakat bu olumsuzlardan bahsederken de teknoloji olmadan da yaşamak istemediğimiz ortaya çıkıyor. Aslında bu teknoloji kullanım alışkanlığı aile tarafından ne kadar sıklıkla kullanılırsa çocuklarda da kullanma sıklığı o kadar olmaktadır. Yani anne ve babanın kullandığı teknolojiyi tüketme süreleri çocukları da etkilemektedir. Daha çocuk dünyaya gelmeden teknoloji ile tanışmaktadır. Bu nedenle teknolojiden kaçmak imkansız denecek kadar vardır. Teknolojiden kaçmak bu zamanda yanlış bir düşünüştür. Zaten teknolojiyi bu zamanda kullanmadan da bir şey yapmak imkansızdır. Önemli olan teknolojiyi doğru bir şekilde ve doğru zamanda kullanmak önemlidir.

Eğer çocuklar yaşlarına uygun bir şeyler çizemiyorsa gördüklerini kağıda aktarmada güçlük çekmektedir. Bunu sebebi dikkatinin çok çabuk dağılması ve gördüklerini iyi bir şekilde aktaramamasından kaynaklanmaktadır. Böyle sorun yaşayan çocuklar genelde çok fazla televizyon izlemesinden kaynaklanmaktadır. Günde bir saatten az televizyon izleyen çocukların gördüklerini daha doğru şekilde resmettikleri renk bilgisini kağıda aktardıkları gözlemleye bilmekteyiz. Bunun tam tersi olan yani günden üç saatten fazla televizyon izleyen çocuklarda kendilerini ifade etmekte zorlandıkları, yaşına uygun hareket etmedikleri, gördüğü bir şeyi kağıda çizemediklerini görmekteyiz. Bundan dolayı anne ve babaların bu durum karşısında çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Çocukların göz göre göre televizyona esir edilmemelidir. Çocuklarla televizyon konusunda gerçekçi konuşmalar yapmak çok önemlidir. Televizyon da izlediklerinin veya teknolojik araçlarda oynadıkları oyunun insan ürünü olduğu değişik bir şey olmadığını ve çoğu zaman kurgu olduğunu güzel bir şekilde çocuklara anlatılması gerekmektedir. Bu sayede çocuklarımızın daha iyi bir geleceğe sahip olunmasına yani farkındalı bir birey olmasını sağlayabiliriz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!